ATATÜRK VE ÖĞRETMENLER
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK,
eğitimin, öğretmenin, Türk Milletinin geleceği,
“Her şeye rağmen muhakkak bir nura doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki payansız (sonsuz) muhabbetim değil; bu günün karanlıkları, ahlâksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ziya (ışık) serpmeye ve aramağa çalışan bir gençlik gör düğümdendir.”


“Zaten her şey unutulur. Fakat biz, her şeyi gençliğe bırakacağız. O gençlik ki, hiç bir şeyi unutmayacaktır, geleceğin ümidi, ışık saçan çiçekleri onlardır. Bütün ümidim gençliktedir.” diye anlattığı gençliğin yetiştirilmesi, eğitilmesinde ki önemini en iyi anlamış ve anlatmış devlet adamı, devlet kurucusudur.
Sakarya Savaşından az önce, 1927 yılının 16 Temmuzunda, cepheden Ankara’ya gelerek, öğretmenlerden oluşan Maarif Kongresini açmış ve orada yaptığı konuşmada:
“… Gerçi bugün maddî, manevî ve menâbi-i kuvvamızı (kuvvet kaynaklarımız), hudud-ı milliyemiz dahilindeki memleketlerimizde müstevli (istilacı) bulunan düşmanlara karşı isti’mal etmek (kullanmak) mecburiyetindeyiz, İrfan-i memleket için tahsis edilebilen şey müstakbel maarifimize mâbihilistinad (dayanmaya vesile) olacak bir temel kurmaya kâfi değildir. Ancak vâsi ve kâfi şerait ve vesâite mâlik oluncaya kadar geçecek eyyâm-ı cidalde (mücadele günlerinde) dahi kemâl-i dikkat ve itina ile işlenip çizilmiş bir millî terbiye programı vücude getirmeye ve mevcut maarif teşkilâtımızı bugünden müsmir (sonuç veren) bir faaliyetle çalıştıracak esasları ihzar etmeye hasr-ı mesaî eylemeliyiz…”
“… Milletimizi yetiştirmek gibi mukaddes bir vazifeyi deruhde eden heyet-i mübeccelenizin (yüce heyetinizin) bugünün vaziyetini nazar-ı itibara alacağından ve her müşkülü iktihâm (göğüs germe) ile bu yolda gayet metinâne yürüyeceğinden şüphem yoktur. Vazifeniz pek mühim ve hayatîdir. Bunda muvaffak olmanızı Cenab-ı Haktan temenni ederim.” eğitim, öğretim ve öğretmenler ile ilgili fikir ve ne yapılması gerektiğini dile getirmiş idi.


Hâkimiyet-i Milliye gazetesi bu toplantı üzerine şunları yazmıştır:
“Mustafa Kemal Paşa, üçüncü Yunan taarruzunun en ateşli zamanında muallim ordusunun müstakbel (gelecekteki) vazifesiyle meşgul bulunuyor. Bu necip ve ulvî misal (asil ve yüce örnek) Türk tarihinin misli ender bulunan kıymetli hatıralarından biri olacaktır.” Kuşkusuz, bu dünya tarihinde de benzeri bulunmayan bir örnektir.
1922 Eylül ayında Bursa’da İstanbullu ve Bursalı öğretmenlere hitap ederken, “Ordularımızın kazandığı zafer sizin ve sizin ordularınızın zaferi için yalnız zemin hazırladı. Hakikî zaferi siz kazanacak ve sürdüreceksiniz ve behemehal muvaffak olacaksınız. Ben ve sarsılmaz imanla bütün arkadaşlarım sizi takip edeceğiz ve sizin karşılaşacağınız engelleri kıracağız”
“Okul, genç dimağlara, insanlığa saygıyı, millet ve memleket sevgisini, bağımsızlık şerefini öğretir. Bağımsızlık tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmanın doğru yolunu öğretir” demişti.
Atatürk 1936’larda Florya köşkündeki toplantılardan birinde, Behçet Kemal Çağlar’a dönerek, “sen çabuk şiir yazarsın, şu içerideki odaya çekil, bende hangi nitelikleri görüyorsan hepsini anlatan bir şiir yaz” demesi üzerine, şair, istenileni yapar, yarım saat sonra yazdığı şiirle gelir ve Atatürk, “oku bakalım” demesi üzerine, Atatürk’ün yiğitliği, zaferleri, devrimleri dile getirdiği şiiri heyecanla okur.
Şiiri dinleyen Atatürk, “olmamış, benim asıl bir niteliğim var ki onu hiç yazmamışsın, benim asıl kişiliğim öğretmenliğimdir, ben milletimin öğretmeniyim, bunu yazmamışsın”. der.
Atatürk Kayseri Lisesinde, Abdullah Efendi adında bir Fizik öğretmeninin dersine girer. Öğretmen, sanki sınıfta Atatürk ve arkadaşları yokmuş gibi, son derece tabiî şekilde dersine devam eder. Bir ara Atatürk, kara tahtanın önünde durunca, öğretmen, “Paşam biraz çekilin, çocuklar tahtayı göremiyorlar” der. Atatürk büyük bir hayranlık, arkadaşları büyük bir şaşkınlık içindedirler… Zil çalıncaya kadar Abdullah Efendi dersine devam eder. Demek ki, o, dersinde dersten başka hiçbir şeyle ilgilenmeyen bir öğretmendi. Dershaneyi bir mabet, dersi bir ibadet gibi gören öğretmen! İşte Atatürk, öğretmen Abdullah Efendiye bu sebeple hayran kalır.
Ne dersiniz Atatürk'ün öğretmenler ile ilgili anılarını ve deyişlerini toplayarak yazalım ve anlatalım mı?
Selam ve Dua İle !....

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.