29.10.2019, 13:52

96 yılında Cumhuriyetimiz..

96. yıldönümünde Cumhuriyetimiz, aynı çizgide ve ruhta acaba bir 96 yıl daha yaşayabilecek mi?..
Cumhuriyetin 96. yılında “Neden Cumhuriyeti kurduk, cumhuriyetimizin anlamı nedir?” gibisinden analizler yapmakta epey fayda var.. Geriye dönelim.. 1923’lere..


TARİH DOĞRU OKUNMALI
Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi kuruluşundan beri hem askeri hem de siyasi alanda birçok başarılara imza atmıştı. Yeni Türk Devletinin kurulması, 1921 Anayasası’nın kabulü, Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanması, Birinci Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin olağanüstü çabalarıyla gerçekleşti. Aynı Meclis, Ankara’yı Yeni Türk Devleti’nin başkenti olarak kabul etti. Böylece, cumhuriyetin ilanı yolunda olumlu bir ortam hazırlanmış oldu.
24 Ağustos 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması Anadolu toprakları üzerinde yükselen Türk milli kurtuluş savaşının sonucunda Türklerin topraklarını geriye alarak yeni bir sürece doğru adım atmaları gerektiğini dünyaya ilan ediyordu. Bu süreç, Osmanlı İmparatorluğu’nun sonu, ama yeni Türk egemenliğinin yeni bir formülle yaşama devam etmesi demekti. Böylece yeni bir devlet gerçeği ufukta parladı.
Bu amaçla 9 Eylül 1923’te Halk Fırkası kuruldu, 2 Ekim 1923’te işgal kuvvetleri İstanbul’dan ayrıldı, 13 Ekim 1923’te Ankara’yı başkent yapan yasa kabul edildi, bütün bunlar Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin özgür iradesiyle gerçekleşiyordu, ancak sivil politikacılar arasındaki geleneksel ayrımlar nedeniyle 24 Ekim günü hükümet krizi çıktı; üstelik Meclis’in seçtiği bakanlar üzerinde milletvekillerinin büyük baskısı vardı, yeni bir Anayasa, yeni bir yönetim şekli, bir devlet başkanının seçilmesi, onun atayacağı başbakanın görevlendireceği ekip anlayışı içindeki güçlü bakanlara olan gereksinme her an için hissediliyordu.
Üstelik, evrensel koşullar “Cumhuriyet” denizine doğru akmaktaydı; İngiltere gibi katı geleneksel ülkeler dışında kraliyetler ve monarşiler artık gözden düşmüştü. Hele düşmanla işbirliği yapmış bir Padişah da yurt dışına kaçmış ise, Padişahlığı ve hanedanı sonsuza kadar sona erdirmek için tüm şartlar uygundu.

CUMHURİYETİN İLANI
Hükümet krizi bir türlü aşılamıyordu. Hükümet sorunu ile ilgili yoğun çalışmalar yapılırken, bir Devlet Başkanı olması gereği de gündeme geldi, zaman hızla Cumhuriyet’e doğru akıyordu.
Bütün bu gelişmeleri yüreğinin en derininden izleyen ve tüm yaşamı boyunca bir devrimci olarak düşünüp tartışan Mustafa Kemal tarihi zamanın geldiğini hissetmişti, Çankaya Köşkü’ne bir gece çağırdığı İsmet Paşa, Kazım Özalp Paşa ve Fethi Okyar Bey ile bir toplantı yaparak “Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz” dedi. Konu üzerinde fikir birliğine varılınca Mustafa Kemal Paşa ile İsmet Paşa anayasada değişiklik öngören bir kanun teklifi hazırlamışlardı. Hazırlanan kanun teklifinde ilk anda şu iki önemli ibare göze çarpmaktaydı:

-Türkiye Devleti’nin hükümet şekli cumhuriyettir.
-Türkiye Devleti, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yönetilir.

29 Ekim 1923 tarihinde saat 20.45’te Atatürk ve çalışma arkadaşlarının, Anayasanın bazı maddelerini değiştiren bu teklifi, TBMM’de 158 milletvekilinden 157’sinin oyu ile alkışlarla ve oybirliği ile kabul edilmiştir. Böylelikle Anayasanın birinci maddesinde, "Türkiye Devletinin hükümet biçimi, Cumhuriyettir" ibaresine yer verildi. Bununla birlikte de aynı günün gecesi, Mustafa Kemal Paşa (Atatürk), Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk olarak Cumhurbaşkanlığına seçildi. İsmet Paşa Başbakan, Fethi Bey TBMM Başkanı oldu.
Tarih, cumhuriyete doğru koşuyordu.
Geriye dönüş yoktu, gerideki tüm kötü birikim terk edilmişti..
Saltanatın kaldırılması ve cumhuriyetin ilanından sonra da sistem içinde varlığını sürdüren "Halifelik" de artık mevcut yeni rejim içerisinde gereksiz ve işlevsiz bir duruma düşmüştü. Bu sebeple 3 Mart 1924′de Urfa Milletvekili Şeyh Saffet Efendi ve arkadaşlarının verdikleri bir kanun teklifi TBMM’de kabul edilmiş ve hilafet kaldırılmıştır.


ATATÜRK’ÜN CUMHURİYET GÖRÜŞLERİ
Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ni yaratan demokrasi, özgürlük ve insan erdemi bileşkesinde buluşan “ana fikri” öğrenmek için Atatürk’ün çeşitli zamanlarda “Cumhuriyeti” anlamlandıran sayısız konuşmalardan bir bölümünü incelememiz gerekmektedir.
“- Cumhuriyet yönetimi demek, demokrasi şartı ile devlet biçimi demektir. Biz cumhuriyeti kurduk, o 10 yaşını doldururken demokrasinin bütün gereklerini sırası geldikçe uygulamaya koymalıdır. Kadın haklarını da tanımak bunun gereği olacaktır. Demokrasi ilkesinin en çağdaş ve mantıklı uygulamasını yapan hükümet biçimi, cumhuriyettir.” (Prof.Dr. Afet İnan: M.Kemal Atatürk’ten Yazdıklarım, 1971, S:379
“- Cumhuriyet geleneksel ve çağdaş erdemlere dayanan bir yönetimdir. Cumhuriyet erdemdir. Sultanlık, korku ve korkutmaya dayalı bir yönetimdir. Cumhuriyet yönetimi erdemli ve namuslu insanlar yetiştirir. Sultanlık, korkutmaya, korkuya dayalı olduğu için korkak, aşağılanmış, düşkün, alçak insanlar yetiştirir. Aradaki ayrım bunlardır.” (Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, 1952, S: 234)
“- Türk ulusunun doğasına ve ayırıcı niteliğine en uygun olan yönetim: Cumhuriyet yönetimidir. Bir yıllık yaşam, bu gerçeği bütün açıklığı ile kanıtlamıştır. Türk ulusu egemenliğini en yaygın biçimde belirten yeni yönetime kavuşuncaya değin hep eldeki siyasal kurumlara yabancı kalmıştır. Bunda ne denli haklı olduğunu anlamamış kimse yoktur, sanırım. Çünkü, geçmişin kurumları başından sonuna kadar ulusun başında yumruk tutan bir sürü zorbalar kadrosundan başka bir şey değildir.” (31.10.1924 günü Vakit Gazetesine verdiği demecinden)
“- Yurttaşlarım! Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk yiğitliği ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti’dir. Türk ulusu, sonsuzluğa akıp giden her on yılda, bu büyük ulus bayramını daha büyük onurlarla, mutluluklarla dirlik ve gönenç içinde kutlamanı gönülden dilerim. Ne mutlu Türk’üm diyene!...” (Cumhuriyetin 10.Yıl Konuşması’ndan, Atatürk’ün Söylev ve Demeçleri, Cilt 2, 1952, S:271)
Atatürk’ün de belirttiği gibi, Bağımsız Türkiye Cumhuriyeti, Türk milletinin temel varlık nedenidir.


CUMHURİYETTE “ULUSUN” ÜÇ ŞARTI
Demek ki Türkiye Cumhuriyeti, Türk halkı için “Ulus” olmanın temel şartıdır. Bir ulus olmak istiyorsanız üç vazgeçilmez varlığınız olması gerekir:
1- Önce “insanınız” olacak.. Yani bir millete sahip olacaksınız..
2- “Toprağınız” olacak.. Yani üzerinde yaşamak için bir vatana sahip olacaksınız..
3- “Devletiniz” olacak.. Yani varlığınızı devam ettirmek için bir üst kuruma sahip olacaksınız.


29 EKİM’İN TAM ANLAMI
Türkiye, Atatürk önderliğinde 29 Ekim 1923’te işte bunu yaptı. Emperyalizme karşı Ulusal Kurtuluş Savaşını gerçekleştirdi. Ulus devletini kurdu. Cumhuriyet’i ilan etti. Hanedanı kapı dışarı etti.
Saray, yerine halkını koydu.
Vatanını, “vatan” yaptı..
Milletinin kimliğini “Türk” olarak tarif etti.
Ay yıldızlı Bayrağını dalgalandırdı.
İstiklal Marşını haykırdı..
Geri kalmışlığını yıkmak için devrim yaptı..
Ardından “Haydi kalkınalım, insanlık aleminde kendimize saygın bir yer bulalım” dedi.

Ya, başka ne yapacaktı?..

CUMHURİYETE SAHİP ÇIKALIM

96. Yılını kutladığımız Cumhuriyet, biricik varlık nedenimizdir. Onun altı temel değeri vardır:

1- Ülkemizin ismi “Türkiye Cumhuriyeti”dir, federasyona, özerk bölgelere ve başka bir devlete dönüştürülemez.
2- Halkımızın ismi, “Türk Milleti”dir. Anayasadan silinemez.
3- Devrimimizin ismi, “Türk Devrimi”dir. Laik kimliğinden vazgeçilemez.
4- Önderimizin ismi “Atatürk”tür, kalbimizden silinemez.
5- Dilimiz “Türkçe”dir, resmi ortak asla kabul edilmez.
6- Anayasa’mızın ilk 3 maddesi değiştirilemez.

Bunlardan vazgeçtik mi, Cumhuriyet aşkı biter.
96. yılda bunu unutmayalım. Asla…

Yorumlar (2)
Neval Kafesçioğlu 2 hafta önce
Yalın bir dille ,Her yaşın anlayacağı bir ifade ile anlatılmış..Kutluyorum . Teşekkürler EGE Haber veYaşar Aksoy
Meral Güler 7 gün önce
Cumhuriyetimize sahip çıkan nesiller yetiştirmenin gururuyla yaşıyoruz. Teşekkürler hocam❤️