12.11.2019, 16:13

1 dakika 8 saniye içerisinde 1 milyar dolar ciro!

Çin nasıl bir ekonomi, neden bu kadar büyük bir güç ve neden bu kadar önemseniyor sorularının cevabını vermek için 1 dakika 08 saniye yeterli oluyor.

Alibaba'nın her 11 Kasım'da gelenekselleştirdiği Bekarlar Günü (Singles Day), bu sene geçen seneki rekoru ikiye katladı.

Özel indirimli alışveriş başladıktan sadece 1 dakika 8 saniye içerisinde 1 milyar dolar, 12 dakika 49 saniye sonra, yapılan alışverişin cirosu 7 milyar dolar ve 1 saat sonunda ise tam 14 milyar dolara çıktı.


Saatler öğlen vaktini gösterdiğinde, 2018'deki 30 milyar dolar rekorunun kırıldığı ilan edildi. Resmi rakamlar bugün yarın açıklanır muhtemelen. Saat gece yarısını gösterdiğinde kapanış rakamının 38,4 milyar dolar olduğu söyleniyor.


Alibaba'nın bu rakamlarla birlikte Amerika'nın e-ticaret devi Amazon.com'un son çeyrekte yaptığı cironun yüzde 80'ini geçtiği belirtildi. Bekarlar Günü kapsamında Alibaba'nın Çin'deki en büyük rakibi olan Pekin merkezli e-ticaret devi JD.com ise 1 Kasım'da başladığı kampanyada 25 milyar dolarlık satış rakamına ulaştı. Güney Kore merkezli 11thStreet ve Singapur'daki Qoo10 siteleri de yüksek satış rakamlarıyla Uzak Doğu'da dikkat çeken diğer e-ticaret siteleri oldu.


Bu arada toplam teslimat siparişlerinde de yeni bir seviyeye ulaştı Alibaba. Geçen yıl 1.042 milyar dolar olan rakam, % 24 artışla 1.292 milyar dolar oldu. Apple, Nike, Estee Lauder ve Giorgio Armani de dahil olmak üzere, 100 milyon adetlik satışa ulaşan 299 marka vardı. Alibaba’nın sınır ötesi platformlarıyla Çin’e en çok satış yapan 10 ülke ise Japonya, ABD, Kore, Avustralya, Almanya, Fransa, İngiltere, Yeni Zelanda, İtalya ve Kanada’ydı. Türkiye ise bu sıralamada yok!
Alibaba, satışların artmasına yardımcı olmak için, bu yılki etkinlikte mevcut indirimli ürün sayısını artırdı ve kendi platformları üzerinden canlı yayınlara büyük önem verdi. Canlı yayın, Çin'de bulunan e-ticaret sitelerinde, alışveriş deneyiminin büyük bir parçası haline geldi.


Düşük bütçeli satınalma yapan tüketiciler için Alibaba tam bir cennet oldu. Alibaba'nın büyüme stratejisinde olduğu kadar, şirketin yeni ürünlere odaklanması da coğrafyaya bağlı olmadan yaptığı en büyük stratejilerden birisi. Aslında, bu yılki 11.11 sadece Alibaba e-ticaret platformunda 1 milyon yeni ürün içermesi, kampanya öncesi ne kadar ciddi bir hazırlık ve planlama gerektiği konusunda örnek teşkil etmekte. 

Yeni şifre "yeni ürün"... Bu başka bir yazı konusu benim için. İlerleyen zamanlarda şirketler grubumuzun sürprizlerinden birisi de bu sloganla açmayı planladığımız e-ticaret sitesi. Şimdiden duyurmuş olalım.


Tekrar konumuza dönecek olursak, satışlardaki etkinin bu kadar büyük olmasının sebebi, Çin'deki rakiplerinin Alibaba taklidi olması.


Alibaba'da çalışan, daha önce tekstil piyasasında oldukça etkili bir isim olan arkadaşımı aradım bu sabah. Son 5 yıldır Çin'de yaşıyor. Diğer alışveriş siteleriyle, Alibaba arasındaki fark neden bu kadar fazla diye sorduğumda, "Dünyada taklit konusunda Çinlilerin üstüne yok. Alibaba'da en çok taklit edilen sitelerden birisi. Ama yıllardır bu taklitler aslının daha çok yaşamasına sebep oldu ve Alibaba'yı büyüttü. Verilen hizmet kalitesi Alibaba'da çok yüksek ve arada inanılmaz bir uçurum var. Ürün kalitesi, mağaza denetimi, satış sonrası hizmet konusunda, özellikle hız konusunda çok büyük fark var diğer sitelerle arasında. Bu farkın kapanması da mümkün görünmüyor. Çin'deki diğer alışveriş sitelerinin Alibaba'ya yaklaşması mümkün değil" dedi.


Gelelim Türkiye'deki duruma. Türkiye'nin 2018 yılındaki toplam e-ticaret yani "internetten alışveriş" geliri yalnızca 60 milyar TL. Yani Alibaba'da 11 Kasım'da yapılan alışverişin beşte biri ülkemizde bir senede ancak yapılıyor. Rakam ise bugünkü dolar kuruyla 12 milyar dolar seviyesinde.


Alibaba taklidi 11.11 alışveriş gününde ise çok üzülerek şahit olduk ki, en büyük pazar paylarına sahip Trendyol ve n11 gibi sitelere saatlerce erişilemedi. Yani her zaman yakın çevreme de söylediğim gibi, "bir şeyin doğru olması yetmiyor, aynı zamanda "şık" olması da gerekiyor." Bu anlamda Türkiye'de güzel işler de oluyor elbette ama sanki bir şeyler de ters gidiyor.


Ters giden şeyler neler mi?

Milleti "enayi" yerine koymakla başlayan sitelerin, şikayet sitelerinde ve ekşi sözlüğün gediklisi olmalarından da belli değil mi? "11.11 kampanyası" diyerek isim koyanlar, 2 hafta önce 200 TL'ye sattıkları ayakkabıyı, 11.11 fırsatı ile 350 TL etiketle satıyor olması örneğin.

Arkadaşlar yanlış anlamışlar sanırım. Tüketici tarafında fırsat olacak, sizin tarafınızda değil!

Bahse konu olan ayakkabının faturası ve ekran görüntüleri halen bilgisayarımda. Dileyen herkesle paylaşabilirim. Üstelik bu sitenin yaptığı "terbiyesizlik" ilk değil ve sanırım son da olmayacak. Yıllar önce İstoç ve Merter'deki depolarda birikmiş milyonlarca adetlik ürünleri 3-5 yıl içinde inanılmaz hızla erittiler. Şimdi o kadar büyük stoklar ve ürünü kimsede bulamayınca, anadolu esnafına yöneldiler. Onlarda tatsız deneyimler yaşadıkları için, e-ticaret olayına sıcak bakmıyor ve uzak duruyorlar.


Anlayacağınız, depo boşaltıyoruz diye almışlar sazı ellerine ve başlamışlar sazın tellerine vurmaya. Çıkan melodinin hiçbir anlamı yok. Olmasına gerek de yok! Karşılarında rakipleri olmayınca, yürüyebildikleri kadar yürümüşler. Havalarının sönmelerine de az kaldı bana kalırsa. "Amazon Türkiye" alttan, derinden ve çok sessiz bir şekilde geliyor. Geleneksel işlerin bittiği ve "yeni nesil" herşeyin yerini almaya başladığı bu dönemde, herkes yeni stratejiler yapmaya mecbur.

Türkiye'de alışveriş sitesi üzerinden iş yapılacaksa eğer, bu konuda profesyonel olmak ve gerekli yatırımları yapmak gerekiyor. Aksi halde balon çabuk sönüyor. Markafoni, Limango, Rocket Grubu ve onlarcası. Uluslararası birçok marka geldi ve gittiler. Şimdi kalanlar, hem yurtdışı taklitlerle bir yere gelmeye çalışıyor hem de Türkiye'de müşteriyi enayi yerine koyuyorlar.

İşini dürüstçe ve layıkıyla yerine getiren Gittigidiyor, Ebay grubu ile oldukça başarılı bulduğum ve başında değerli dostum Öget Kantarcı ile oldukça göz dolduruyor. Bir diğer alışveriş sitesi, mobilya konusunda uzmanlaşmış, onlarca iç mimarla çalışan, vivense.com, hem mağacılıkta, hem online satış tarafında çok tercih edilen ve yatırımları doğru kullanan bir site ve onun da başında çok değerli kardeşim Kemal Erol var. İş gören ve her konuda rehber bir site olan Grupanya'yı da unutmamak lazım.

En sona bıraktığım n11 için de birkaç sözüm olacak. Panelindeki rahatlık, tedarikçiler açısından inanılmaz kullanışlı bir yazılım. Ödeme sözünde durması bakımından, fark yarattığı da kesin. Anadolu'da yaptıkları geniş katılımlı toplantılarla, tedarikçi eğitimleri sayesinde çok güçlü bir yapıya ulaştıklarını düşünüyorum. Ancak denetleyemedikleri satıcılar yüzünden sık sık başlarının ağrıdığını ve gelecekte ürün kirliliği ve merdiven altı imalatçıların ürünlerini sattıkları için, başları daha da ağrıyacağa benziyor. Çünkü n11'de sorgulama yok. Çakma bir ürünü, barkodsuz, markasız olarak yayına almak gerçekten cesaret işi. Üstelik lisanslı ürün konusunda yeterli denetim yaptıkları da söylenemez.

Türkiye'de durum çok iç açıcı görünmese de, gelecek yılların neler getireceğini hep birlikte göreceğiz. Online platformlarda ürün satmak isteyen Anadolu'nun değerli markaları, kendi departmanlarını kurup, gözlerini çoktan yurtdışındaki sitelere diktiler bile. Bu yapıyı kuran, erken yol alacak. Özellikle Avrupa ve Amerika pazarında ürün satışını direkt yapan firmalar, Türkiye'nin de bu pazarda varlığını ve farkını tüketiciye göstermeye başladılar bile.

"Türk pamuğu" olmazsa olmaz algısını Amerika pazarında "peştemal" ve "havlu" ile duyurmayı başardıklarına, gözlerimle şahit oldum. Denizli'de onlarca firma, Amerika pazarında "Turkish towel" ibareli ürün satarak büyük bir iş başardı. Denizli İhracatçılar Birliği eski başkanı Süleyman Kocasert ve ekibinin bu başarıda büyük rol aldığını biliyoruz.

Yeni Başkan değerli dostum Hüseyin Memişoğlu ve ekibi de bayrağı daha yükseğe taşımak için çok çalışıyorlar. Denizli Ticaret Odası Başkanı Uğur Erdoğan ve Denizli İhracatçılar Birliği ikinci başkanı İbrahim Uzunoğlu'nun Denizli'de marka konularında yaptıkları girişimler ve "Turkish Towel" ibaresinin yaygınlaştırılmasındaki emekleri asla hiçe sayılamaz elbette. Darısı başka markaların başına diyelim.

Yorumlar (0)