Yeşil yol mu, kara yol mu?
Uzaktan tulum sesini duyduğumuzda birbirimizin yüzüne bakıp gözlerimizle anlaştık ve müziğin geldiği yöne doğru ilerlemeye başladık.
Levo “Bak senin hemşerilerinin müziği” dedi. Müzik beni çağırıyordu. Karadeniz beni çağırıyordu.
Gündoğdu meydanında gençler, yaşlılar, çocuklar halaya durmuşlar, ortada tulumla Hemşin çalıyor, onlar oynuyorlar, mendil sallıyorlardı.
Arada bir çığlık atar gibi gırtlağı yararcasına haykırışları yok mu, sanki Şavşat dağlarında bir yakadan bir yakaya sesleniyorlardı.
                 *   *   *
Yol yakınken geri dönün!
                          *   *   *
Rahmetli annem birine kızdığında, daha doğrusu biri onu gerçekten çok kızdırdığı ve kargışı hak ettiğinde ona “kara yola gelesin” derdi.
Ben bunu anlamazdım, annem niye böyle diyor derdim. Ne demek kara yola gelesin. Karayolu nasıl gelir?
*   *   *
Anlamadığım ne çok şey varmış. Mesela bir şeyi tersinden söyleyip, yine tersini yapmayı ben anlayamadım. Mesela “yeşil yol” deyip “kara yolu” yapımını anlamadığım gibi.
Geçmişte de benzeri olmuştu; “hayata dönüş operasyonu” demişlerdi, onlarca tutuklu katledilmişti. Ben bunu da anlamamıştım, “hayata son veren” operasyon nasıl olurdu da “hayata dönüş” olurdu?!
“Barış için savaş” diyenleri de anlamıyorum. Neden “barış için barış” denmiyor. Hep tersinden söyleyip tersini yapıyorlar ve benim kafamı her defasında karıştırıyorlar.
Emekliler için koalisyon hükümeti diyorlar, hatta “büyük koalisyon” diyorlar, iktidar partisi ile ana muhalefet partisini birleştirmek istiyorlar, sonra da teyakkuza geçip savaş hükümeti kurma hazırlıkları yapıyorlar. Ben bunu da anlamıyorum! Açıkça “Suriye için savaş hükümeti” diye neden demiyorlar.
*   *   *
Anlaşılan ben böyle anlamadıkça, ben anlayana kadar çapraz atış ile beni her defasınada avlayacaklar.
*   *   *

Tam bu sırada kulağıma gelen Hemşin tulum müziği beni kendine çekiyor. Sevgili Girit göçmeni arkadaşım Levent, gurbeti en iyi bilen, hasreti en iyi bilen, Girit’ten Libya’ya gönderilen atalarının çektiklerini en iyi bilen Levent, beni de iyi biliyordu ve “bak seninkiler tulum ezgileriyle ne güzel halaya duruyorlar” diye beni Gündoğdu meydanına götürüyordu. Daha yeni Çaldağından gelmişti ve her hayfa sonu yaptığı yayla ve dağ gezileriyle tam bir doğa tutkunuydu Levent. Gündoğdu meydanında “İzmir Yeşil Yola Dur Diyor” diye haykıran gençlere sordu, bana lütfen anlatın, nedir bu diye. Gençler anlattı: Samsun’dan Şavşat’a kadar bütün Karadeniz yaylalarından geçecek ve doğayı yerle bir talan edecek karayolu yapımına karşı çıkmak gerektiğini ayrıntılarıyla ortaya koydular.
                    *   *   *   
Annem yine haklı çıktı. Kara yola gelesiceler beni yine kandırıp kara yolu ile talana güya “yeşil yol” adını vermişler. Annemin kargışını duyar gibiyim; Kara yola gidesin; Kara yere giresin; Kapılara gitmeyesin; ... Seni kara yere gelesin; Seni onmayasın!
                       *   *   *
Lütfen yol yakınken geri dönün. Yeşil yaylalar karayolu olmasın. İzmir’de bulunan bütün Karadeniz derneklerini, vakıflarını, sivil toplum örgütlerini göreve çağırıyorum. Bu sefer lütfen inisiyatif alın ve yeşil yaylalarınızı kurtarın.

C:\Users\BİLCOM\Desktop\izmir yeşil yola hayır diyor.jpg

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.