31 Mart 2014 Pazartesi 18:03
Kanser Riskini Yüzde 40 Azaltmak Mümkün

Memorial Ankara Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “Genlerde oluşan kalıtımsal değişiklikler, beslenme düzeni, çeşitli virüs ve bakteriler, asbest ve benzen gibi kimyasal ajanlar, radyoaktif maddelerden ve güneş ışığından gelen radyasyon, hormonlar ve bağışıklık sistemi kanser gelişiminde önemlidir” dedi.
Sağlıksız beslenme, sigara ve alkol kullanımı, kimyasal maddelere maruziyet, kanser vakalarında son yıllarda yaşanan artışın en önemli nedenleri olarak biliniyor. Ancak bu etkenlerden uzak durarak ve yaşam tarzı değişiklikleri yaparak kanser riskini azaltmak mümkün. Memorial Ankara Hastanesi Tıbbi Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “1-7 Nisan Kanser Haftası” öncesinde kanserden korunma yolları hakkında bilgi verdi. Genetik yapıdan çevresel faktörlere kadar birçok etkenin kanser gelişiminde rolü olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Şeref Kömürcü, “Genlerde oluşan kalıtımsal değişiklikler, beslenme düzeni, çeşitli virüs ve bakteriler, asbest ve benzen gibi kimyasal ajanlar, radyoaktif maddelerden ve güneş ışığından gelen radyasyon, hormonlar ve bağışıklık sistemi kanser gelişiminde önemlidir. Bunlardan en önemli ve önlenebilir olanları çevresel faktörlerdir. Bu etkenler vücuttaki normal hücre programını bozarak kanser gelişimine yol açabilirler” dedi.
GENETİK ÖZELLİKLER DE ÇOK ÖNEMLİ
Genlerin bazı kanserlere karşı yatkınlığa neden olup olmadıkları konusundaki araştırmaların hala devam ettiğini belirten Kömürcü, “Kalıtımsal geçiş gösteren kanserler, tüm kanserlerin sadece yüzde 5-10’unu oluşturmaktadır. Tümör gelişimini önleyen tümör baskılayıcı genlerdeki bir bozukluğun kalıtımsal olarak aktarılması ve sigaranın katkısı ile bireyler kansere yatkın bir hale gelebilmektedirler. Meme ve yumurtalık kanserinin kalıtımsal geçişine ait bazı genler tespit edilmiştir. Kalın bağırsakta polip gelişimine genetik bir yatkınlık, kalın bağırsak kanseri gelişim riskini artırmaktadır” diye konuştu.
Genetik veya çevresel faktörlerin etkisiyle normal hücreyi anormal hücreye, anormal hücreyi de kanser hücresine dönüştüren zincirleme olayların başlayacağını ifade eden Kömürcü, şöyle devam etti:
“Hücredeki değişiklikleri vücudun bağışıklık sisteminin tanımaması ile de anormal hücrenin bölünmesi ve çoğalması ile kanser gelişir. Birçok kanser hücresi oluşumunda sigara içimi ve sağlıksız diyet gibi yaşam tarzı faktörlerinin rolü olduğuna dair kanıtlar mevcuttur. Karsinojenik etkiler her hücrenin genetik bilgilerini içeren DNA yapısına zarar verir. Bozulmuş genetik yapısı ile vücudun denetiminden çıkan hücre, kontrolsüz olarak bölünmeye başlar. Çoğalan hücreler anormal bir kitle veya şişlik olarak karşımıza çıkar. Gelişim, çevredeki sağlıklı dokulara doğru devam eder, bundan kopan hücreler kan ve lenf sistemi yoluyla vücudun diğer yerlerine yayılarak kanser tablosu geliştirir.”
KANSER RİSKİNİZİ AZALTIN
Prof. Dr. Kömürcü, “Araştırmalar kanserle olan savaşta en büyük umudun yaşam tarzı değişikliğine yönelik olduğu sonucunu ortaya koymaktadır. Kanserin önlenmesindeki en önemli iki konu, sağlıklı besinlerin seçimi ve sigara gibi kanserojenlerden uzak durmaktır. Son çalışmalar sebze ve meyveden zengin bir diyet, sigarasız yaşam, düzenli fiziksel aktivite ve sağlıklı vücut ağırlığının korunması ile kanser gelişiminde yüzde 40’lara varan bir azalma sağlanabileceğini göstermektedir. Bu da her yıl dünyadaki 3-4 milyon yeni kanser vakasının önlenmesi anlamına gelmektedir. Besinler iyi ve sağlıklı bir yaşam için gerekli olan vitamin, mineral ve lifleri, aynı zamanda koruyucu etkileri olan ve antioksidanlar olarak bilinen biyoaktif molekülleri içerirler. Bunlar vücudu kanser de dahil bir çok ciddi hastalığa karşı korurlar” diye konuştu.
Türkiye'de en sık görülen kanserlerin önemli bölümünün etkin ve kolay uygulanabilen halk sağlığı tarama yaklaşımları ile erken fark edilebildiğini kaydeden Kömürcü, “Örneğin, meme kanseri için memede kitle, rahim ağzı kanseri için cinsel ilişki sonrası kanama, kalın bağırsak kanseri için dışkıda kan, cilt kanseri için deride şekil veya renk değiştiren cilt lekeleri, gırtlak kanseri için iki haftayı geçen ses kısıklığı erken uyarıcı belirtilerdir. Toplumun bu bulgular için duyarlı olması durumunda ilgili kanserlerin erken tanınması ve tam olarak şifa edilmesi mümkün olabilmektedir” dedi.

Son Güncelleme: 18.02.2015 23:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.