09 Mayıs 2016 Pazartesi 15:31
AIDS DEĞİL, ÖNYARGILAR ÖLDÜRÜYOR
Yiğit O.’nun hayatı, henüz 30 günlük bebekken verilen kanla alt üst oldu. Bugün 19 yaşında olan Yiğit bu yaşına kadar yaşadığı zorlukları, insanların hastalığına ve Yiğit’e karşı olan önyargılarını anlattı. En büyük hayalinin hastalığını ve yaşadıklarını bir kitap yazarak anlatmak olduğunu söyleyen Yiğit, insanların artık bu konuda bilinçlenmeleri gerektiğini sık sık vurguladı.

İlk olarak ilkokula başladığında, arkadaşlarının velilerinin Yiğit’in hastalığının temasla bulaşacağını düşünmeleri nedeniyle Yiğit’ten rahatsız olduklarını dile getirmeleri ve idarenin de bu konu hakkında onları bilgilendirmek yerine velilere destek vermesiyle Yiğit, insanlardan uzaklaşmaya başladığını söyledi. Liseye geçtiğinde de eskisi kadar çok olmasa da aynı durumları yaşamaya devam ettiğini ve üniversiteye geçince de aynı şeyleri tekrar yaşamaktan çekindiğini dile getirdi. Yiğit, ailesinin hem hukuk hem sosyal hayatta çok mücadele verdiğini, ailesinin dışında da Yaşam Koçu Kemal Uçar’ın da desteğiyle yeniden hayata tutunduğunu belirtti.

“İnsanlardan uzaklaştıktan sonra bir kitap yazıp yaşadıklarımı anlatmaya karar verdim.”
Yiğit O, “hastalığımı öğrendikten sonra bu hastalığı merak ettim ve araştırmaya başladım. Sürekli bu hastalık hakkında kitaplar okudum ve bir süre sonra fark ettim ki ülkemizde AIDS hakkında insanları bilgilendirmek için eğitim sistemi de kitaplar da yeterli değil. Ben de bir kitap yazarak yaşadıklarımı anlatmaya ve insanların önyargılarından sıyrılmalarını sağlamaya karar verdim” dedi. 2 yıl öncesine kadar okula gitmek dışında sosyal hayattan tamamen uzaklaşan Yiğit, ailesi ve Kemal Uçar’ın da desteğiyle kendini geliştirmek adına İngilizce öğrenmeye, tiyatro kursuna gitmeye ve üniversite sınavına hazırlanmaya başlamış. Gazetecilik Bölümü’ne çok büyük ilgisi olduğunu söyleyen Yiğit, “bir gün büyük bir gazeteci olmak ve insanları bilgilendirmek istiyorum. Benim en büyük dostum okumak ve yazmak” şeklinde konuştu.

AIDS Hastalığı Hakkında Ne Kadar Bilinçliyiz?

AIDS hastalığı, HIV virüsünün (insan bağışıklık yetmezliği virüsü) bulaşmasıyla, insan bağışıklık sisteminin çökmesine neden olan bir hastalıktır. Bu hastalığın yalnızca üç bulaşma yolu olmasına karşın, ülkemizde ve dünyada bu hastalığa sahip insanlara yaklaşımda, önyargılar çok yüksek seviyede.

HIV, bağışıklık sistemine yavaş yavaş nüfuz ederek vücudun enfeksiyonlara karşı direncini yok ediyor ve bireyi çeşitli rahatsızlıklara karşı korunmasız hale getiriyor. AIDS hastalığı, HIV enfeksiyonunun son aşaması ve bu süreçte ölümcül enfeksiyonlara ve kansere sıklıkla rastlanıyor.Kanında bu virüsü taşıyan insanlara HIV+ (HIV pozitif) adı veriliyor. İlk ortaya çıktığı zamanlardan bugüne kadar olan süreçte, tedavi konusunda gelişme kaydedildiği ve ölüm riskinin oldukça azaldığı, alanında uzman doktorlar tarafından sık sık dile getiriliyor. HIV virüsünün belirgin şekilde belirtisi olmamakla birlikte şüpheli cinsel ilişki veya kan bağışında yeterli testlerin yapılmadığı endişesini taşıyan insanların yaptıracakları testle belirlenebiliyor. Bilinenin aksine bu virüs sosyal temasla, ortak eşya kullanımıyla değil; cinsel ilişki, kan yolu ve doğum esnasında bulaşıyor.

HIV+ insanların sosyal yaşamdan dışlanması, önyargı mağduru olması toplumumuzda ve diğer toplumlarda çok sık yaşanan bir durum. AIDS hastası bireylere karşı olan bu tabular, HIV+ kişilerde hayattan kopma, tedavi sürecini bırakma, ‘ne de olsa öleceğim’ düşüncesiyle karamsarlığa sürüklenmeye neden oluyor. Konuyla ilgili Ege Üniversitesi HIV/AIDS Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Deniz Gökengin, 10-15 yıl öncesine göre insanların daha bilinçli olduğunu fakat yine de hala önyargısını sürdüren ve hastalığın bulaşma yollarından habersiz birçok insanın olduğunu söylüyor.
“AIDS, zamanında müdahaleyle kontrol altına alınabilen bir hastalık.”
C:UsersnursimaDesktopALAN MUHABİRLİĞİ VE BASIN HABERCİLİĞİIMG_2326.JPG

Prof. Dr. Gökengin, “hastalar için moralin önemi çok büyük. HIV+ bireylerin, sosyal yaşamdan ve sağlık sisteminden kopmamaları gerekiyor çünkü artık AIDS zamanında müdahaleyle kontrol altına alınabilen bir hastalık. Bu açıdan daima onların yanında olduğumuzu, onlarla yaşamaktan kaçınmadığımızı, onların da diğer insanlardan hiçbir farkının olmadığını hissettirmemiz gerekiyor” şeklinde konuştu. Gökengin, “insanların bu hastalık hakkında bilinçli olduğunu düşünüyor musunuz?” sorumuza, “insanların geçmişe göre daha bilinçli olduğunu düşünüyorum ama yine de istediğimiz noktada değil. Hastaları benimsemeyen, dışlayanlar hala çok sayıda ve buna sağlık çalışanları da dahil” dedi. İnsanların kendilerinde de bu hastalığın olabileceği düşüncesine sahip olmadığını, bunun nedenin de bulaşma yollarını bilmemeleri ve AIDS hastalığının sadece para karşılığı cinsel ilişkiye girenlerde olacağını düşünmeleri olduğunu belirtti.

Hangi önlemler alınmalı?
Prof. Dr. Gökengin, hastalıktan korunmak için cinsel ilişkide kondom kullanmanın, test edilmeden verilen kanı almamanın ve mesleki müdahalelerde gerekli koruyucu giysileri giymenin gerektiğini söyledi. Gökengin, HIV+ kişilerin gerekli önlemlerin alındığı takdirde cinsel hayatlarının olabileceğini ve çocuk sahibi dahi olabileceklerini dile getirdi.

Nursima Balı - EgeHaber.com
Son Güncelleme: 11.05.2016 16:53
Anahtar Kelimeler:
YiğitAids
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.