Şu Susam’ın işine akıl erdiremedim, müfettişler, tetikçi, emniyet in ilgili birimleri tetikçi SPK tetikçi C. Savcıları tetikçi bizim vekilimiz ( 7 Haziran akşamına kadar) Susam masum; oh ne ala mağdurum da mağdurum…

Anadolu da sıkça kullanılan bir söz vardır yavuz hırsız ev sahibini bastırır yani sustururmuş diye. Rahmetli dedem öyle derdi, mekanı cennet olsun. Bu sözü aklıma geldi, hatta bir şey daha anlatırdı.

Namı değer iki hırsız birbirlerinin adlarını duyar ama ayrı memlekette yaşadıkları için tanışmıyorlarmış, her ikisi de tanışmak için yola koyulmuşlar, günümüzdeki gibi teknoloji araç gereç yok, yaya olarak yola çıkmışlar.

Eskiden yol güzergâhlarında kervan saraylar mı dersiniz, hanlar mı; insanların dinlendiği, mola verdikleri mekânlarda birbirileriyle sohbet ederlermiş, bizim namı değer hırsızlar da böyle bir yerde, acaba bizim ki de var mı diye herkese hayırdır hemşerim nereye yolculuk diye soruyorlar.

Bir tanesi falan şehirde namlı bir adam varmış, onunla tanışmaya gidiyorum demiş. Diğeri de hayırdır sen nereye gidiyorsun deyince oda bende filan şehirde namlı bir kişiyle tanışmaya gidiyorum deyince boşa yorulma o benim demiş, anlayacağınız yolda karşılaşmışlar.

Karşılaşmışlar da ama tereddüt içindeler ve birbirlerini tanımak, kanaat getirmeleri için haydi bakalım o sensen bir sanatını göster demiş. Birisi ağacın dalındaki kuluçkada yatan kuşun altındaki yumurtayı kuşun haberi olmadan almış.

Sıra diğerine gelince oda sanatını gösterecek, yumurtayı çaktırmadan alan namlı arkadaşına, bak karşıda iki öküzle tarlayı süren vatandaşa selam verip kolay gelsin diyerek ilerleyeceksin üç beş yüz metre gittikten sonra şaştım şaştım diye bağıracaksın demiş.

O vatandaş bağırmaya başlayınca bizim temiz, reçber köylü hemen koşuyor ulan hemşerim ne oldu daha yeni selam verdin geçtin diyor, bizimki şaştım şaştıma devam ediyor, bu mahalde diğeri öküzün birini çalıp gidiyor, köylü kızıyor: “Ya kardeşim niye şaştın ne oldu deyince, kardeşim tek öküzle çift sürene şaştım diyor, bizim garip köylü dönüp bakıyor ki tek öküz, bu defa köylüde çırpınmaya başlıyor ben de şaştım diye.

Son bir ay için de üç basın toplantısı yapıp kendinden gayrı, maharetlerini (!) ortaya çıkartanları suçlayan, devlet görevlilerini tetikçi yapıp sütten çıkmış kaşıkmış gibi beyanatlar veren “Organik” Susam’ın bu tavırlarına şaşmamak elde değil.

Ya kardeşim, BESAŞ neden iflas etti? Sen esnafın yılmaz savunucusu vekilisin, senin bu şirketle alakan yoksa mağdur olan yüz binlerce garip esnafın hakkını ne diye aramıyorsun?

Esnaf teşkilatının, ahilik geleneğinin gereklerini yapan milletvekili olmaya özen gösteren sen,

Meclis’te esnaf adına birçok yasal düzenleme gerçekleştirdiğini söyleyen sen,

Bunları yaparken de esnaf teşkilatının görüşü, önerisi, desteğini aldığını söyleyen sen,

Esnafın güçlü ve kararlı sesi olduğunu iddia eden sen,

Neden Besaş mağdurlarının sesi olamadın? Neden onların gönlünde değil de ceplerinde oldun, bir güzel boşalttın?

Hele bizim “şıracı” Mutlu’ya ne demeli? Teşkilat adına Susam’a teşekkürlerini ileten İESOB Başkanı Zekeriya Mutlu, hiç utanmadan ve sıkılmadan 2007’den bu yana esnaf adına mecliste görev yapan Mehmet Ali Susam’ın destek için yaptığı toplantıyı “Esnaf’a hesap verdiği gün” olarak nitelendirmişti… Güya Kılıçdaroğlu’nu kandıracaklardı.

Asıl hesap verme günü şimdi başlıyor, bozacının şahidi şıracı Mutlu! Bozacı Susam’la birlikte sende hesap vereceksin inşallah.

Yaptığınız şu bütün basın toplantılarında söyledikleriniz var ya, aynen: "Ali gel" , "okul açıldı" , "Cemil bayrak as" , "Ayşe topu tut" ilkokul okuma fişleri gibi geliyor bana… Biz neredeyiz, siz neredesiniz a şıracıyla a bozacı?
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.