Yaygın bir kişilik bozukluğu olan narsisizme yakalanmış olanlar, ‘"yoğun hırs, debdebeli fanteziler, aşağılık duygusu, dış görünüş hayranlığına aşırı bağımlılık” duygularının çeşitli bileşimlerinden oluşurlar.

Narsisizm gündelik dilde yaygın olarak kullanılan kendini beğenmişlikle asla karıştırılmamalı.
İnsanların kendi imgeleriyle aşırı ilgilenmeleri, kültürümüzün narsistlik eğiliminin bir ifadesidir.
Tüm narsistlerin en karakteristik özelliği olan duygunun inkarı ise, en çok diğer insanlara yönelik davranışlarında belli olur.
Başkalarına karşı merhametsiz, istismarcı, sadist ya da yıkıcı olabilirler. Çünkü diğer insanların fedakarlıklarına ya da duygularına karşı duyarsızlardır ve onların susangillerden olmasını isterler.

SADECE NESNEDİR
Çalışanlarına ve yönettiklerine karşı anlayışsız olan, ne hissettiklerini önemsemeden onlar üzerinde terör estiren böyleleri için, diğerleri onların gözünde yalnızca kullanılacak bir nesnedir.
Bu tipler ünlü Psikiyatrist Masterson’a göre mükemmel biri olmaya ve başkalarının onları mükemmel biri olarak görmelerine ihtiyaç duyarlar. Narsistler, zihinlerinde kendilerini diğerlerinden daha zeki ve akıllı görürler. Yalnız kalmakta zorlanırlar ve ilişkinin daima kendi ellerinde olmasını ister, samimiyetten korkarlar, çünkü böyle bir ilişki benliğin açıkça ortaya çıkmasına sebeptir.
Dolayısıyla bir insan hem samimi olup hem de sahte bir maskenin arkasına sığınamaz.
Kuvvetli duyguların etkin gücünden yoksun olan narsist, bu eksikliğini giderebilmek için güç ihtiyacı ve arayışı içindedir.
Bu bozukluk Batı kültürünün bir ürünü olarak düşünülse bile aynı zamanda, narsist bireyin çocuklukta mutsuz bir aile ortamının ürünü olduğu da açıkça görülmektedir.

ÇOCUKLUKTAN KALMA
Tek bir hayat tecrübesi insan karakterini şekillendirmez, fakat bir çocuk devamlı olarak aşağılanmayla karşılaşıyorsa bu korku beden ve zihinde yer eder.
Bu tür bir duyguyla büyümüş çocuk, ‘‘Büyüdüğümde güç sahibi olacağım, ne sen, ne de bir başkası bunu bana asla bir daha yapamayacak’’ der. Sizce beni böyle bir psikiyatrist edasına sokan ve böyle bir bilimsel yazı yazmama sebep olan unsur nedir diye merak ettiniz değil mi?
Hemen söyleyeyim geçen gün çok sevdiğim saygıdeğer STK yöneticisi bir arkadaşım, yukarıda yazdığım tüm özelliklerle örtüşen üst düzey yöneticisinden yakınınca araştırdım ve      bu bulgulara eriştim.
Kendi kendime de Allah’ım sen bizi böyleleriyle muhatap etme diye de dua ettim, ama sanırım sadece dua ile olmaz..
Acaba geçenlerde gerçekleştirdiğimiz Esnaf Şurası’nda böyle yöneticilerden korunma adına bir kanun çıkması için teklif mi verseydik?
Sevgiyle kalın, ağız tadıyla kalın...

 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.