21 Haziran 2014 Cumartesi 00:32
Her gün 10 kişi bu yüzden ölüyor
Antalya'da daha önce Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde görev yapan, Prof. Dr. Alper Demirbaş, Türkiye'de bu yıl organ nakli sayısının geçen yıllara göre belli oranda düşüş içinde olduğunu, şu anda binlerce kişinin diyaliz merkezlerinde hayatını sürdürmeye çalıştığını söyledi.

HER GÜN 10 KİŞİ ÖLÜYOR

Prof. Dr. Alper Demirbaş, "Bunların sayısı 60 bini geçti. Geçen yıl organ nakli yapılamadığı için 3 bin civarında insanımızı kaybettik. Yani kabaca biz her gün 10 civarında insanımızı, her 3 saatte 1 insanımızı organ nakli yapamadığımız için kaybediyoruz. Bu sorunun ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor" diye konuştu. Türkiye'de uzun süredir organ naklinin gündemini yaşamsal önem arz eden böbrek, karaciğer ve kalp nakillerinin dışında, yüz ya da kol nakli gibi konuların oluşturduğunu dile getiren Prof. Dr. Demirbaş, şöyle devam etti:

"Basında halka verilen mesajlar, belki de biraz sansasyonel olduğu için bu konular üzerinde yoğunlaşıyor. Halbuki yapılan bu nakiller yaşamsal öneme haiz nakiller değil. Başarılı nakiller, ancak Türkiye'de yüz nakli bekleyen 15 kişi var ama organ nakli bekleyen 60 bin kişi var. Yüz nakli bekleyen bu 15 kişi eğer nakil olamazlarsa, evet sosyal hayata karışamıyorlar, büyük zorluk yaşıyorlar ama biz her gün 10 insanımızı organ nakli yapamadığımız için kaybediyoruz."

ÖNYARGILAR HORTLADI

Kadavradan yapılan organ nakillerinde hala bir artış elde edilemediğine işaret eden Prof. Dr. Demirbaş, canlı vericili nakillerde de son dönemde önyargıların yeniden hortladığının altını çizdi. 'Böbreğini bağışlarsan sakat kalırsın' ya da 'ileride çocuk sahibi olamazsın', 'böbreğini bağışlarsan normal işini gücünü yapamazsın' gibi söylemler yüzünden önyargıya kapılan insanların organ bağışı yapmaktan vazgeçtiğine değinen Prof. Dr. Demirbaş, "İnsanları organlarını bağışlamaktan korkutarak, bir yakınlarının belki de ölümüne neden olmalarını sağlamak gibi bir davranışın giderek arttığını, Türkiye'nin en fazla organ nakli yapan cerrahı olarak son 6 aydır gözlüyorum. Örneğin geldiği yerdeki değişik doktorlar, gruplar tarafından korkutulduğu için 3 yaşındaki çocuğuna böbreğini bağışlamaktan vazgeçen bir anne geldi. 3 yaşındaki çocuğun diyalizdeki yaşam süreci belki 3-4 yıl ama böbrek nakli olursa normal yaşamını sürdürebilir. Bunlara çok fazla tanık olmaya başladık" diye konuştu.

'NAKİL GÜNDEMİ SANSASYONEL NAKİLLERDEN GERÇEĞE DÖNMELİ'

Türkiye'deki organ nakli gündeminin artık sansasyonel uzun nakillerden 'her gün nakil yapılamadığı için 10 insanın kaybedildiği' gerçeğine dönmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Alper Demirbaş, "Bu insanlar ölüyor. Geçtiğimiz yıl diyalize başlayan hastaların yüzde 20'sini ilk yıl içinde kaybettik. Yani diyaliz hastaları, aileleri hiçbir zaman diyaliz tedavisini hastanın normal hayat süresini sürdürebileceği bir yöntem olarak görmemeli. Bu böyle değildir, bilimsel olarak böyle olmadığı kanıtlanmıştır. Böbrek nakli yapılan hastalar, diyalize giren hastalara göre 4 kat daha uzun yaşar. Bizim burada bahsettiğimiz insan hayatıdır. 3 yaşındaki bir çocuğun annesi hayatını kurtarabilecekken, biz o çocuğu bilerek diyaliz makinesine mahkum ediyoruz" dedi.

KAYBETTİĞİMİZ HER İNSAN BİZİM AYIBIMIZ

Organ nakli sayılarının yılın ikinci yarısında daha da azalacağı endişesi içinde olduğunu aktaran Prof. Dr. Demirbaş, sözlerini şöyle tamamladı:

"Organ nakli sayılarındaki azalma insanların ölümü demektir, kurtarabileceğimiz insanların ölümü demektir. Bu kabul edilebilir bir durum değildir. Biz her gün ölen 10 kişiden birini kurtarabilmek için yoğun uğraş veriyoruz. Bizim kurtarabilecekken kaybettiğimiz her bir insan toplumumuzun da, bizim de, ailelerinin de bir ayıbıdır. Çünkü normal yaşamlarına devam edebilirlerdi. Şimdi tekrar başa dönme tehlikesi içindeyiz. Türkiye'de ciddi bir dezenformasyon, yanlış bilgilendirme yeniden hortladı. Biz insanlarımızı kaybediyoruz, insanlarımız ölüyor."
Son Güncelleme: 18.02.2015 23:00
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.