11 Aralık 2014 Perşembe 13:33
 Kılıçdaroğlu : İnsan Hakları İhlalleri O Kadar Büyük Boyutlara Ulaştı Ki İsyan Etmemek Mümkün Değil

CHP Genel Başkan Kılıçdaroğlu, "İnsan hakları ihlalleri o kadar büyük boyutlara ulaştı ki isyan etmemek mümkün değil. Demokrasiyi geliştirmemiz gerekirken demokrasiyi, insan haklarını geliştirmeye çalışırken insan haklarını yok ediyoruz" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu İnsan Hakları Haftası etkinlikleri çerçevesinde katıldığı 'Geleceği birlikte kuralım' insan hakları buluşmasında görüşlerini açıkladı. Kılıçdaroğlu, "Aslında arkadaşlar bir konuşma metni hazırlamışlardı ve ben o metni okuyacaktım. Fakat izlediğimiz küçük film beni derinden etkiledi. Dolayısıyla o metnin hiçbir anlamı kalmadı. Erdal Eren’i görünce küçücük bir çocuğu alıyorsunuz, yaşını büyütüyorsunuz ve idam ediyorsunuz. Bir ülkeyi yöneten Başbakanı alıyorsunuz bugün asla ceza yasalarında suçu bile tanımlanmayacak bir alandan çıkarıyorsunuz ve idam ediyorsunuz bir ülkenin Başbakanını. Bunların hiçbirisi doğru değil. Cumartesi annelerini gördük gene orada. Bu anneler, bir anne için evladın ne kadar önemli olduğunu biz değil annelerimiz bilirler. Kocaman adamdım başımı annemin dizine dayardım bazen ve orada huzur bulurdum. İnsan hakları ihlalleri o kadar büyük boyutlara ulaştı ki isyan etmemek mümkün değil. Ve şu soruyu sormaktan kendimi alamıyorum. 1946 – 2014, demokrasiyi geliştirmemiz gerekirken demokrasiyi yok etmeye çalışıyoruz. İnsan haklarını geliştirmeye çalışırken insan haklarını yok ediyoruz" dedi.

"KENDİ ÜLKEMİZİN SİLAHLI KUVVETLERİYLE 34 ÇOCUĞUMUZU LİNÇ EDİYORUZ"

Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü; "Düşünebiliyor musunuz halkın oylarıyla gelmiş bir Başbakan çıkıp rahatlıkla milletin önüne şunu söyleyebiliyor. Ölen insanlar var, kentine sahip çıkmak isteyen insan var. Kitapla, gazeteyle, bir buket çiçekle sahip çıkmak istiyorlar ve insanlar öldürülüyor ve o sıkılmadan çıkıp şunu rahatlıkla söylüyor. Ben talimat verdim öldürsünler diye ve aynı kişi daha sonra çıkıp şunu rahatlıkla söyleyebiliyor. Bu ülkede polis kurşunuyla kimse öldürülmedi diye. 456 yurttaş güvenlik güçlerinin silahlarıyla öldürüldü. Nasıl bir ülkede yaşıyoruz? Kendi ülkemizin silahlı kuvvetleriyle 34 çocuğumuzu linç ediyoruz, katlediyoruz. Sorumlusu? Sorumlusu yok. Aykırı düşünen insana tahammül edemiyoruz. Oysa düşünmek kadar güzel bir şey yok. Neden tahammül edemiyoruz? İnsan hakları toplantının adı. Aslında insan doğanın bir parçası. Doğanın haklarını hep beraber savunmak zorundayız insan haklarıyla beraber. Çocuğunda hakkı var, yaşlının da hakkı var, ağacında hakkı var, taşın, toprağında hakkı var. Madem ben doğanın bir parçasıyım ve madem ben o doğada güzel ve rahat yaşamak istiyorum düşüncelerimle yaşamak isterim ben, özgürlüğümle yaşamak isterim ben."

"SADECE TÜRKİYE'DE DEĞİL, BÜTÜN DÜNYADAKİ İNSAN HAKKI İHLALLERİYLE İLGİLENMEK DURUMUNDAYIZ"

Kılıçdaroğlu, "Geldiğimiz noktaya bakabilir misiniz? İnsan haklarından söz ediyoruz medya üzerindeki baskılara bakın. İnsan haklarından söz ediyoruz egzoz dumanında ısınmaya çalışan Suriyeli kızın dramına bakın. O da insan. Ben rahatsız oluyorum. Savaştan kaçtılar yaşamak için Türkiye’de. 5 çocuk zehirlendi ve hayatını kaybetti Antalya’da. Neden? İnsan hakları evrenselse ki, öyle olmak zorundadır. Biz sadece Türkiye’de değil, bütün dünyadaki insan hakkı ihlalleriyle ilgilenmek durumundayız. Fakat geldiğimiz nokta kendi ülkemizin sorununu önce çözelim. İnsan hakkı ihlallerini önce burada kaldıralım dedik. Faili meçhuller. Nasıl olur faili meçhuller? Bizim bir cezaevi komisyonumuz var. Hasta mahkumlar var değerli arkadaşlarım. İlacını kendisi alamayacak, ancak koğuş arkadaşının ilacını verip suyunu içirdiği bir hastayı düşünebiliyor musunuz? Mahkum. Dışarı bırakılmıyor. Neden? Kaçacak. Koğuşta yürüyemiyor zaten bu. Sadece biz mi gözlüyoruz bu olumsuzlukları? Hayır bütün dünya gözlüyor, bütün dünya. Uluslararası kuruluşların raporları var. Türkiye’deki insan hakkı ihlalleri bütün ayrıntılarıyla anlatılıyor. Belki bizim bildiğimizden çok daha fazlasını onlar biliyorlar" dedi.

"FARKLI GÖRÜŞLERİ DİNLEMEYİ BİR ANLAMDA GÖREV SAYACAĞIZ"

Kılıçdaroğlu, "Bu toplantı küçük bir salonda yapılıyor. Ama hepimizin yüreğinde derin bir sızı var. Bu sızı sadece bu toplantıya özgü değil, bu salona özgüde değil. Hakkari’den Edirne’ye, Kars’tan İzmir’e kadar, Samsun’dan Adana’ya kadar toplumun yüreğinde bir ateş var. Bizim sorumluluğumuz var. Buraya oturacaklar bize insan hakkı ihlallerini uzun uzun belki anlatacaklar bilmiyorum. Ama konu insan hakları. Ama bu ülkede yaşayan her bireyi görüşü ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun, yaşam tarzı ne olursa olsun, etnik kimliği ne olursa olsun hiçbir ayrım yapmadan bu toplumu kucaklamadığımız sürece insan hakkı ihlallerini önleyemeyiz. Biz bütün toplumu kucaklamak zorundayız. İnsansa kimliğiyle insandır, düşüncesiyle insandır, düşüncesini açıklamasıyla insandır. Ona saygı duyacağız. Farklı görüşleri dinlemeyi bir anlamda görev sayacağız. Bırakın tahammül etmeyi görev sayacağız farklı görüşleri dinlemeyi. Eğer bunu yapabilirsek çok önemli bir aşamayı kat etmiş oluruz" diye konuştu.

"HER ALAN İKTİDARIN MERCEĞİ ALTINDAYSA ORADA DEMOKRASİ YOKTUR"

"Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak nerede bir insan hakkı ihlali varsa onun üzerine gitmeye çalıştık" diyen Kılıçdaroğlu, "Hapishanedeyse hapishanede, meydandaysa meydanda, evdeyse evde, kırdaysa kırda. İnsanları kucaklamak istiyoruz. Biz 1946’dan buyana gerçek anlamda demokrasiyi yaşamamış bir toplumuz. Demokrasiyi sadece seçimlerde sandığa gidip oy kullanmak zannediyoruz. Bu demokrasi değildir arkadaşlar. Demokrasi nedir biliyor musunuz? Birde şöyle düşünün, sıcak siyasetin doğrudan müdahale etmediği alanlar ne kadar fazla olursa demokrasi o kadar güçlü olur. Tanımı şudur bunun arkadaşlar, eğer bir sivil toplum örgütü varsa, insan hakkı ihlalleriyle ilgileniyorsa, oraya sıcak siyaset müdahale etmediği sürece demokrasi güçlenir. Eğer medyaya özgürce haber yapmaması için sıcak siyaset, yani iktidar müdahale ediyorsa orada demokrasi yoktur. Müdahale edemiyorsa orada demokrasi güçlenir. O nedenle bizim bu alanları genişletmemiz gerekiyor ve büyütmemiz gerekiyor. Her alan iktidarın merceği altındaysa orada demokrasi yoktur. 46’dan beri geldik demokrasi yok. O nedenle şunu söyledik; biz cumhuriyeti kurduk mu? Kurduk. Birinci devrimimizdir bu bizim. Çok partili yaşamı getirdik mi? Getirdik. İkinci devrimimizdir bu bizim. Sosyal demokrasiyi bu ülkeye getirdik. Yani insanın siyasetin odağında olduğu bir rejim. Sosyal demokrasiyi getirdik üçüncü devrimdir bu devrim. Bir dördüncü devrime bu toplumun hazırlanması lazım. Nedir o? Özgürlük ve demokrasi devrimi. Birinci sınıf standartları olan bir demokrasi. Birinci sınıf standartları olan bir özgürlük. 17 maddelik özgürlük ve demokrasi manifestosu yayınladık. 17 maddelik. 17 madde gerçekleşebilirse ki, bunu gerek konuşmacılar, gerek bu ülkenin aydınları dile getirebilirler, genişletebilirler hiçbir sorunumuz yok bizim. O zaman bu ülkeye gerçek anlamda demokrasiyi getiririz" dedi.

İNSAN HAKKI İHLALLERİ KONUSUNDA BÜYÜK DRAMLAR YAŞAMIŞ AİLELERE PLAKET

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı; "Bu sadece Cumhuriyet Halk Partisinin sorunu olmak zorunda mıdır? Hayır. Bu ülkenin bütün aydınları görüşü ne olursa olsun demokrasi konusunda ortak ses çıkarmak zorundadırlar. İnsan hakkı ihlalleri konusunda ortak ses çıkarmak zorundadırlar. Geçmişe baktığımızda bu yönde karnemiz kırık. Benden olanları savundum, benden olmayanların karşısına çıktım. Oysa insan hakkı ihlali benden olmayan diye bir ayrımı asla kabul etmez. İnsansa biz ona her türlü ama her türlü ayrıcalığı tanımak zorundayız. Onun düşüncesini açıklıkla ifade etmesinin yollarını yaratmak zorundayız. Bu bizim temel görevimiz olmak zorundadır. Şimdi konuklar gelecekler buraya çıkacaklar konuşacaklar, hep beraber dinleyeceğiz ve sonra insan hakkı ihlalleri konusunda büyük dramlar yaşamış ailelere plaket vereceğiz. O plaketler sadece bu ailelerin değil, mazlum olan bütün ailelerin plaketleridir onlar. Onlar temsilen bu plaketleri alacaklar. Kabul buyururlarsa bir anlamda hoşgörü tohumları da ekeceklerdir bu topraklara. Zengin bir kültürümüz var, Yunus’umuz var, Mevlana’mız var baktığımız zaman. Dönüp o zaman kendimize sormamız gerekiyor Yunus’umuz, Mevlana’mız varsa neden bu insan hakkı ihlalleri var? İnsan hakkı ihlallerinin olmadığı bir Türkiye umuduyla hepinizi saygıyla selamlıyorum. Sağ olun var olun diyorum."

 

Son Güncelleme: 18.02.2015 22:59
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.