11 Eylül 2016 Pazar 15:06
İşkence gördü, defalarca üniversiteden atıldı ama yılmadı
12 Eylül darbesinde işkencelere tabi tutulan AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, “15 Temmuz’da darbe girişiminde bulunanlar 12 Eylül’ün darbeci generalleri Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın idamla yargılanıp, müebbet hapisle cezalandırılmalarından ders alsalardı bu girişimde bulunmaya cesaret edemezlerdi. Bunun için öncelikle darbe ikliminin kültürünü kurutmamız gerekiyor” dedi.
12 Eylül 1980 darbesinde 38 gün işkencehanede, bir yıl hücrede, 7 yıl cezaevlerinde kalan AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, 12 Eylül’ün mağdurlarından biri olduğunu ifade ederek, “12 Eylül’ün darbecileri yok, aramızda yaşamıyorlar artık ama 12 Eylül mağdurlarından biri olan Selçuk Özdağ ve arkadaşları demokrasi mücadelesine devam ediyor” dedi.
“Haksızlıklara, işkencelere direndim ve zafer çıkardım”
12 Eylül darbesinin üzerinden 36 yıl geçmesine karşın o yıllarda insanlık dışı işkence ve uygulamalara tabi tutulan darbe mağdurlarının birçoğunun yaşadıklarının etkisinden kurtulamadığını ve ağır travmalar geçirdiğini kaydeden Özdağ, “Ben ve arkadaşlarım 12 Eylül’ün karanlık zindanlarında her gününü işkencelerle geçirdi. Sadece darbe gecesi, işkencehanede veya hücrede değil cezaevlerinde de işkence gördük. Cezaevinden çıktıktan sonra 28 Şubat’ta darbeyi önleyen ekibin içerisinde görev aldım. 28 Şubat sürecini yaşayarak o süreçte üç sefer üniversite hocalığından atıldım. Tüm işkencelere, haksızlıklara rağmen direndim ve demokrasiye, insan haklarına inandım. İnancımın karşılığında da her mücadelemin sonunda kazandım. Sarıkız, Balyoz, Ayışığı, Ergenekon darbe girişimlerine şahit oldum. Bu davalarda yargılananlar her ne kadar beraat etmiş olsalar da içlerinde darbe zihniyetli insanlar vardı. Ardından da hain bir darbe girişimi olan 15 Temmuz’u yaşadık. 15 Temmuz darbe girişimine karşı bir başat (baskın) rol oynadığıma inanıyorum. 2009’dan özellikle de 2011’de milletvekili olduğum süreçten bu yana Fetullahçı Terör Örgütü’ne karşı sürekli mücadele vermiştim. Bu yapının görünen ön kısımdaki güzelliklerini alkışlamış ama aynı zamanda endişelerimi dile getirerek 2011 yılının Aralık ayından itibaren bu yapıyı uyarmıştım. Toplumu ve siyasetçileri bu yapıya karşı yine dikkatli olmaları konusunda, ‘Dikkat edin ihtirasları hizmetlerinin önüne geçiyor. Siyasetçiyi terbiye etmek istiyorlar’ diye uyararak bunların aleyhine çok konuşmuş ve bu konuda da bir siyasetçi, bir vatandaş, bir Müslüman olarak samimi bir şekilde bunu dile getirmiş vatan evladıyım” diye konuştu.
“12 Eylül’ü yapanlar yok ama 12 Eylül mağdurları var”
12 Eylül 2010 Referandumu olduğu tarihte karşı çıkarak referanduma ‘Hayır’ diyenlerin “Bu darbecileri, cuntacı askerleri kim yargılamış ki, kimin sözü geçmiş ki bunlara” dediklerini hatırlatmada bulunan Özdağ sözlerini şöyle sürdürdü:
“Biz Bağımsız Ülkücüler olarak ’Evet’ kampanyası yürütmüştük. Yürüttüğümüz kampanya demokrasi ve insan haklarının kazanımı açısından çok önemli bir kilometre taşı özelliği taşıyordu. Referandumun evetle sonuçlanmasının ardından 12 Eylül darbesinin darbeci generalleri Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya idamla yargılandılar. Müebbet hapis alarak öldüler. Yaşasalardı Yargıtay’da cezalarını onamış olacaktı. O nedenle 15 Temmuz darbe girişimine kalkışanlar Kenan Evren’in ve Tahsin Şahinkaya’nın idamla cezalandırılmalarından, müebbet hapse çarptırılmalarından ders almış olsalardı darbe girişiminde bulunmazlardı. Darbe ikliminin kültürünü kurutmamız gerekiyor. Bunun için gayret sarf edeceğiz. Bütün darbelere karşıyız. 12 Eylül’ü yapanlar yok ama 12 Eylül mağdurları var. Millet iradesi hakim oldukça ve vesayetçi rejimler tarih oldukça Türkiye daha da zenginleşecek. Kavgalar ve suç oranları azalarak, sosyal mesafeleri yakınlaştırarak hepimizin kardeş olduğunu göstereceğiz.”
“O dönemin kavgalarına karşıyım ama ideallerini özlüyorum”
“Darbenin iyisi kötüsü olmaz. Kim yaparsa yapsın karşısında olmalıyız. En kötü demokrasi, en iyi darbeden iyidir” diyen AK Parti Manisa Milletvekili Doç. Dr. Selçuk Özdağ, “Ben o dönemin kavgalarına karşıyım ama ideallerini özlüyorum. O zaman ülkeyi yönetenler, ne yazık ki samimi ve ufuklu değildi. Aynı zamanda kavgalardan rant beklemekteydiler. Sağcılar-solcular ve devrimciler-ülkücüler diye ülkeyi ikiye bölmüşlerdi. İnsanları birbirine düşürerek, emellerine ulaşmaya çalıştılar. Materyalist bir düşünceyle, ’Gayeye ulaşmak için her şey mubahtır’ felsefesiyle hareket ettiler. Şayet o dönemde gençlerimiz kendi tarihimizle, şuurumuzla, kültürümüzle, inancımızla hareket etseydi dövüşmeyecekti. Konuşacaklardı. Fikirlerini paylaşacak ve tartışacaklardı. Fikirlerin buluşmasıyla hakikat şimşeği doğacaktı. Maalesef üzerimize deli gömlekleri giydirdiler. İnsanları dövüştürüp ardından darbe yaptılar. Tüm bu darbeler maalesef apolitik bir gençliğin yetişmesine vesile oldu. Halbuki Türkiye’nin, Türk ve İslam dünyasının daha çok okuyan, araştıran, soran, sorgulayan, teknolojiyle, ilim, bilim ve fenle buluşan gençliğe ihtiyacı var. Bu nedenle gençlerimizi, okumaya, araştırmaya, inanç şuuruna sahip çıkmaya davet ediyorum” dedi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.