21 Ocak 2014 Salı 22:56
Erdoğan: Ananas devleti kurdurmayız
Brüksel'de bugün yaptığı temaslara değinen Erdoğan, "Gün boyunca Brüksel'de iki önemli vurguyu muhataplarımıza ilettim. Birincisi Türkiye, Avrupa Birliği hedefinde samimiyetini ve kararlılığını ilk günkü gibi sürdürüyor. Bu konuda hiçbir geri adım atmıyoruz. Avrupa Birliği'ne üyelik için, reformlarımızı kararlılıkla yaptık, yapıyoruz. Şu andaki 28 üyenin büyük bir kısmından AB müktesebatı noktasında Türkiye olarak daha ileri olduğumuzu iddia ediyorum" diye konuştu.



AB sürecinde bir yavaşlama olmadığını ve bundan sonra da olmayacağını belirten Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin AB Bakanı bulunduğuna dikkati çekti. Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:



"Maalesef AB içerisindeki bazı üyeler, Türkiye'nin üyelik süreci önüne bazı siyasi engeller çıkarıyor ve bu sayede süreci yavaşlatıyorlar. Bu engellere, bu yavaşlatma çabalarına rağmen biz kararlılığımızı muhafaza ediyoruz. Başta demokratikleşme olmak üzere, gerekli tüm adımları atıyoruz. 5 yıl aradan sonra Brüksel ziyaretimizin, AB ile olan ilişkilerimizin yeni bir döneme kapı açmasını gönülden arzu ediyorum. AB sürecimiz bundan sonra da devam edecektir, bunu da özellikle hatırlatmak istiyorum."



Başbakan Erdoğan en son 22. faslın müzakereye açıldığını, ardından ise vize muafiyeti noktasında önemli bir adım atıldığını anımsattı. İleriki süreçte yoğun temaslar olacağını, Fransa Cumhurbaşkanının gelecek hafta Türkiye'ye geleceğini belirten Erdoğan, ardından 3-4 Şubat'ta kendisinin Almanya'ya gideceğini, ayrıca Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün İtalya'ya gideceğini kaydetti. Erdoğan, "İnanıyorum ki 2014, Türkiye-AB ilişkileri açısından yeni bir dönüm noktası olacaktır" dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Biz paralel bir devlet yapılanmasına Türkiye Cumhuriyeti Devleti içinde müsaade etmeyeceğiz. Kim ne derse desin. Bu konuda kararlıyız. Türkiye'de, Türkiye Cumhuriyeti Devleti vardır. İkinci bir devlet, yani biz bir ananas devleti kurdurmayız" dedi.



Erdoğan, Brüksel'deki temasları çerçevesinde Belçika'ya İşgücü Göçünün 50. Yıldönümü Sempozyumu'nun kapanış oturumunda konuştu.



Yasama organının reformları belirlemekle ve yasaları sürekli olarak güncellemekle mükellef olduğunu belirten Erdoğan, "İnanıyorum ki yarınlar çok daha güçlü olacak. Türkiye, ekonomisiyle, dış politikasıyla, uluslararası imajıyla çok açık bir şekilde yıpratma gayretlerine karşı dik durarak yoluna devam edecektir. Biz paralel bir devlet yapılanmasına Türkiye Cumhuriyeti devleti içerisinde müsaade etmeyeceğiz. Kim ne derse desin. Bu konuda kararlıyız. Türkiye'de, Türkiye Cumhuriyeti Devleti vardır, ikinci bir devlet yani bir ananas devleti kurdurmayız" diye konuştu.



Avrupa'da Türkiye ile ilgili haber ve değerlendirmelerin belli bazı kanallar üzerinden değerlendirildiğini gördüğünü belirten Başbakan Erdoğan, "Bugün bunu hissettim. Bunu doğru bulmuyoruz. Son derece yanıltıcı sonuçlar doğurduğunu görüyoruz. Bugün Brüksel'de görüştüğümüz muhataplarımıza bu meseleyi özellikle vurguladım; 'Bu haberleri kaynağından alırsanız siz de yanılmazsınız biz de sizinle olan münasebetlerimize farklı gözle bakmayız'" ifadelerini kullandı.



Erdoğan, 17 Aralık tarihinde hükümete yönelik yargı yoluyla çok sinsice bir müdahale yapılmak istendiğini ifade ederek, bu müdahaleyi tasarlayanların algı belirleme ve yönetme konusuna özellikle ağırlık verdiklerini vurguladı.



17 Aralık operasyonunun hem Türkiye içinde hem dünyada görüntüde bir yolsuzluk ve rüşvet operasyonu olarak yansıtıldığına dikkati çeken Erdoğan, şunları kaydetti:



"Oysa görüntüde, yani ambalajda yolsuzluk ve rüşvet iftiraları varken alttan alta başka hesaplar görülmek istendi. 14 ay süren ve usülde pek çok sorunlu noktanın olduğu bir soruşturma seçimlere sadece 2,5 ay kala gündeme getirildi. Bununla seçmen algısı değiştirilmek isteniyor. Sandığa müdahale edilmek isteniyordu. Paketin içinde bazı başka gayeler de vardı. Kardeşlerim soruyorum, yolsuzluğun olduğu bir iktidar bu ülkede 10 yılda milli geliri 1'e 3 artırabilir mi? 230 milyar dolardan 820 milyar dolara çıkarabilir mi?"



-"Yükselen, güçlenen bir Türkiye var, bu birilerini rahatsız ediyor"-



Gezi Parkı odaklı gelişmelerin yaşandığı mayıs ayı içinde yılda 100 milyon insan kapasiteli bir havalimanı ihalesi yaptıklarını dile getiren Erdoğan, "Bu ihaleye 5 konsorsiyum girdi ve ihaleyi kazananlar buraya 42 milyar dolar yatırım yapmak üzere ihaleyi kazandı. Bu süreçte bu ihaleyi kazanan firmalara yargı kalkıp gözaltı yapmak istiyor. Bu, bir defa girişimcinin girişimci ruhunu katletmek, aynı zamanda da o insanların kredibilitesini zaafa uğratmaktır. Bir yargı mensubu bunu yaparken gizlilik kaydı olmasına rağmen basına bunu servis etmek suretiyle yaparsa burada art niyet aramayacaksın da nerede art niyet arayacaksın?" değerlendirmesinde bulundu.



Konuşmasında İstanbul Boğazı'na yapılan 3. köprü ve Marmaray'a değinen Başbakan Erdoğan, "Bunlar rahatsız ediyor. Yükselen, güçlenen bir Türkiye var, bu birilerini rahatsız ediyor. İşte bu oyunu bozduğumuz için bu adımlar atıldı. Kardeşlerim güneş balçıkla sıvanmaz. Bunlar istedikleri kadar rüşvet desinler, istedikleri kadar yolsuzluk desinler, siz Avrupalı dostlarımıza şunu anlatmalısınız; yasama organı yargıya müdahale etmez ama yargının nasıl çalışacağını yasama organı belirler" diye konuştu.



-"1 yıldır hamdolsun artık şehitler gelmiyor"-



Demokrasiyi, özellikle de başarıyla devam eden özgürlükler noktasındaki, çözüm süreci noktasındaki gayretleri engellemeye kimsenin gücünün yetmeyeceğini ifade eden Erdoğan, 76 milyonun bir ve beraber olduğu, dayanışma içerisinde olduğu bir Türkiye'nin özlemi içerisinde yollarına devam edeceklerini söyledi.



Erdoğan, 30 yıldır devam eden terör meselesini çözme noktasına geldiklerini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:



"1 yıldır hamdolsun artık şehitler gelmiyor. Ama şunu da söyleyeyim, bunu da hazmedemeyenler var, şehitler gelsin diye bekleyenler var, çünkü oradan rant devşirenler var. İnşallah onların o beklentileri de Allah'ın izniyle sona erdi. Çünkü siyaset, Türkiye'de yegane çözüm yöntemi olarak görülüyor. Her mesele siyaset zemininde konuşuluyor. Bu yeni ortama bağlı olarak da Türkiye'de demokratikleşme alanında çok önemli şeyler yapılıyor, yapılmaya devam edecek. Atacağımız yeni adımlar, açıklayacağımız yeni paketlerle insanımız bu demokratikleşme paketinden de nasibini alacaktır, bundan kimsenin endişesi, kuşkusu olmasın. En son biliyorsunuz 30 Eylül'de devrim niteliğinde bir paket açıkladık ve her kesimi memnun eden reformları idari noktada hayata geçirdik, şimdi de yasal noktadaki düzenlemeleri inşallah hayata geçirmenin gayreti içerisinde olacağız ve bunu bozmak isteyenlere de fırsat vermeyeceğiz." Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Hükümetimiz Türkiye'nin yaşadığı kronik sorunların üzerine cesaretle gitti ve on yıllardır arzulanan reformları çok büyük bir kararlılıkla gerçekleştirdi" dedi.



Erdoğan Brüksel'deki temasları çerçevesinde Belçika'ya İşgücü Göçünün 50. Yıldönümü Sempozyumunun kapanış oturumunda konuştu. Başbakan Erdoğan, 1964 yılında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Belçika'daki işgücü ihtiyacını karşılamak için bu ülkeye geldiğini belirterek, "50 yıl boyunca Belçika'nın kalkınmasına, ilerlemesine, refahına çok önemli katkılar sundular" dedi.



1960'lı yıllarda Türkiye'den Belçika'ya gelen birçok kişinin, illerinden ya da ilçelerinden değil köylerinden ilk kez dışarı çıktıklarını ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:



"Yaşanan zorluklara, kimi zaman trajedilere rağmen ilk gelenler Belçika'da büyük bir misafirperverlikle karşılandılar. Burada tutundular. 50 yıl içinde ilk gelenlerle birlikte onların çocukları, torunları hatta şimdilerde torunlarının çocukları, yani dördüncü nesil bile Belçika'da, Belçika toplumuna entegre olmuş halde yaşamlarını idame ettiriyorlar. Aslında şu salonda oluşan manzara 50 yılın özetini, 50 yılın gerçek bir fotoğrafını önümüze koyuyor."



-"Teşekkür ediyorum"-



Belçika'da Türk vatandaşlarının elde ettiği başarılara ve Türkiye-Belçika ilişkilerine katkılarına dikkati çeken Erdoğan, sözlerini şöye sürdürdü:



"Şu anda Türkiye ile Belçika'nın dış ticaret hacmi 7 milyar avro civarındadır. Belçika'nın Türkiye'deki doğrudan yatırımları 11 milyar dolara ulaştı. Bunun yanında gerek Türkiye'den iş adamlarının gerek buradaki kardeşlerimizin Belçika'da çok ciddi yatırımları bulunuyor. 50 yıl önce göçmen işçi olarak gelen vatandaşlarımız şu anda Belçika'da girişimci olarak, sanayici, tüccar olarak önemli yatırımlar yapıyor. Önemli ölçüde, istihdam sağlıyorlar. Buradaki kardeşlerimizin de yapıcı katkıları sayesinde, Belçika Türkiye'nin AB üyeliğine destek veren ülkelerin başında yer aldı. Bu vesileyle de gerek Belçika devletine, gerek tüm Belçika vatandaşlarına AB üyeliğine verdikleri destekten dolayı teşekkür ediyorum.



Hele hele dün akşam geç saatte Brüksel'e ulaştık ve Brüksel'deki o muhteşem karşılama töreninde Brüksel yönetiminin, kardeşlerimizin izin talebine göstermiş olduğu olgunluk, verdikleri destek sebebiyle şahsım, ülkem, devletim adına ayrıca teşekkür ediyorum."



Son dönemde terörle mücadelede Türkiye ile Belçika arasındaki işbirliğinde önemli mesafelerin katedildiğini dile getiren Erdoğan, bu işbirliğinin sürdürülmesini gönülden arzu ettiğini dile getirdi. Hem kronik, hem de yeni ortaya çıkan birtakım sorunlarla karşı karşıya olunduğunu belirten Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:



"Irkçılık, ayrımcılık, fırsat eşitliğine aykırı uygulamalar, antisemitizm ve İslamofobi gibi insana ve insanlığa yönelik suçlar dünyamızda maalesef ciddi bir tehdit haline dönüştü. Bu vesileyle bu kürsüden her türlü ayrımcılığı, ırkçılığı, fırsat eşitliğine aykırı uygulamayı, antisemitizm kadar İslamofobiyi de reddettiğimizi bir kez daha vurgulamak istiyorum. Belçika makamlarının da bizlerle aynı hassasiyeti paylaştığını biliyorum. Irkçılık ve ayrımcılık kadar asimilasyonun da insanlık suçu olduğu konusunda Belçika ile hemfikiriz. Esasen farklılıkların nasıl bir zenginlik teşkil ettiğini, farklı renklerin uyum içerisinde bir arada yaşadığı nasıl bir güçlü gelecek inşa ettiğini göstermesi açısından Belçika'yı çok yakından ve takdirle izliyoruz. Biz kültürler arası kaynaşmış bir toplumun, her türlü bozgunculuğa daha etkin mücadele vereceğine, çok daha aydınlık bir gelecek inşa edebileceğine yürekten inanıyoruz. Bu çerçevede yurttaşlarını eşit vatandaşlar olarak süreçlere dahil edebilen bir entegrasyon modelinin kayıtsız şartsız destekleyicisi ve teşvikçisiyiz."



-"Toplum çok ciddi buhran altındaydı"-



Son 50 yılın Türkiye açısından zaman zaman sarsıntılı geçtiğini, zaman zaman istikrarlı ve umut verici süreçlere şahit olunduğunu kaydeden Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:



"1960'lı yıllar Türkiye'de demokrasiye ağır bir müdahalenin yapıldığı, Başbakan ve iki bakanın idam edildiği, demokrasiyle birlikte ekonominin de adeta çöktüğü yıllardı. Toplum, hem büyük bir umutsuzluk, hem de çok ciddi bir buhran altındaydı. Belçika ve diğer Avrupa ülkelerine göçmen işçi olarak gelen vatandaşlarımız, burada demokrasinin seviyesini, ekonomik kalkınmayı, refahı görüyor ve yaşıyor, tabi olarak bunu kendi ülkeleri için de arzu ediyorlardı. 1980'li yıllarda yine bir müdahalenin ardından merhum Turgut Özal'ın istikrarlı ve vizyoner idaresi altında Türkiye, çok önemli açılımları gerçekleştirdi."



1990'lı yıllar ile 2000'li yılların başının yine "kayıp yıllar" olarak yaşandığını ifade eden Başbakan, 28 Şubat'ta demokrasiye bir kez daha müdahale edilmesi ve ardından gelen 2000 ve 2001 krizlerinin Türkiye'nin kazanımlarını bir kez daha heba ettiğini dile getirdi. "2002 Kasım ayında görevi biz devraldık" diyen Erdoğan, şunları ifade etti:



"Hükümetimiz Türkiye'nin yaşadığı kronik sorunların üzerine cesaretle gitti ve on yıllardır arzulanan reformları çok büyük bir kararlılıkla gerçekleştirdi. Fakat biz olaya farklı yaklaştık. Sadece demokrasi demedik, sadece ekonomi de demedik, demokrasi ve ekonomi at başı gitmelidir dedik ve bu adımları birlikte attık. Milletimizin beklediği reformları yaptık.



-Başbakan Yardımcısı İşler: "Kimliğiniz, hazinenizdir"-



Sempozyumun açılışında konuşan Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler de, Belçika ile 16 Temmuz 1964 yılında imzalanan işgücü anlaşması ile Türkiye'den göçün başladığını hatırlatarak, geride kalan 50 yıl içerisinde Türklerin Belçika'nın çokkültürlü ortamını daha da zenginleştirdiğini söyledi.



Konuşmasında entegrasyona vurgu yapan İşler, göç edenlerin yaşadıkları ülkenin yasalarına ve kurallarına uymakla yükümlü olduklarını ancak ev sahibi ülkenin de göç edenlerin değerleri ve kimlikleri ile toplumsal hayatın her alanında ayrımcılığa uğramadan fırsat eşitliğine sahip olmalarını sağlaması gerektiğini kaydetti.



Başbakan Yardımcısı İşler, kavramların anlamının birbirine karıştırılmaması gerektiğini, sadece göçmenleri hedef alan, göçmenlerin ev sahibi toplumun değerlerini benimsemesini isteyen tek taraflı politikaların adının uyum değil asimilasyon olduğunu belirtti. İşler, "Ev sahibi toplumun hareketlerini çoğu zaman bilgiye dayanmayan ön yargılar şekillendiriyor. Günümüzde göçmenleri hedef alan pek çok tartışma aslında bu önyargıların sonucudur. Bilhassa üzülerek şahit olduğumuz İslamofobi ve İslam karşıtlığı özellikle Müslüman göçmenleri hedef alıyor" şeklinde konuştu.



Başbakan Yardımcısı İşler konuşmasında Belçikalı Türklere seslenerek, "Her iki dili de öğrenin (Flamanca ve Fransızca), ama Türkçeyi ana dilinizi de en iyi şekilde öğrenmeniz lazım. Türkçeyi ana diliniz olarak nesillere aktarmanızı ümit ediyorum. Kimliğiniz, hazinenizdir. Kimliğinizi koruyarak toplumsal ve siyasal hayata katılın."



Son Güncelleme: 18.02.2015 23:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.