29 Mart 2014 Cumartesi 02:37
Devlet Bahçeli: ’’Artık Bu Ülkede...’’’

MHP Genel Başkanı Bahçeli, düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin yakın tarihinin en önemli imtihanına iki gün sonra sahne olacağını söyleyerek, Türkiye’nin ağır bir gündeme hapsolduğunu söyledi. Bahçeli, “Türkiye dört bir koldan saldırıya uğrarken, hazin, haşin ve hasis bir suikasta maruz kalmaktadır. Türk milleti içte ve dışta düşmanca emellerin taciz ve operasyonu altındadır. Türk Devleti yolsuzluk ve yozlaşmaya çivilenmiş, iktidarın elinde felç olmuş, linç olmuş, pert olmuş durumdadır. Ülkemizin içinde bulunduğu siyasi ve sosyal ortam inanılamayacak, düşünülemeyecek, tahammül edilemeyecek kadar kötüleşmiştir. Durum vahamet ötesidir. Manzara korkunçtur. Gelişmeler kaygı vericidir” ifadelerini kullandı.

Bahçeli, Başbakan Erdoğan’ı eleştirerek, “17 Aralık 2013’den şu güne kadar geçen 102 günde yaşanmadık ve şahit olunmadık hiçbir şey kalmamıştır. Rüşvet ve yolsuzluk girdabı genişledikçe hükümet komplolara sığınmış, iftiralardan medet ummuş, karalama kampanyalarına bel bağlamış, karşı saldırı ve algı yönetimiyle iddiaları püskürtmeye çabalamıştır. Başbakan Erdoğan’ın gözünü kan ve hırs bürümüştür. Yolsuzluğu örtmek için her yalandan, her dedikodudan, her tezvirattan istifade etmenin peşine ve derdine düşmüştür. Başbakan sağduyusunu kaybetmiş, akıl yolundan çıkmıştır. Malumunuz olacağı üzere, 17 Aralık’tan sonraki 102 günlük sürede Türkiye’de konuşulmadık bir şey bırakılmamıştır” şeklinde konuştu.

“30 MART RÜŞVETİN AKLANACAĞI TARİH DEĞİLDİR”
784 hakim ve savcının görev yerlerinin değiştirildiğini söyleyen Bahçeli, “Sayıları 8 bini aşan polis ya görevden alınmış ya da tayin edilmiştir. Rüşvetçiler dışarıda ve rahattır, adalet ise hüküm giymiştir. Yolsuzluğa adı karışan kim varsa korumaya alınmış, güvenceye kavuşturulmuştur. Başbakan rüşveti komplo, tuzak sözleriyle örtmeye teşebbüs etmiştir. Başbakan hırsızlığı iktidar gücüyle kapatma telaşındadır. Soyguna milli irade kılıfı geçirmenin ve bu yolla kendisine zırh oluşturmanın arayışındadır. Bilinmelidir ki, ayakkabı kutusu sandıkla saklanamaz. Hazine yağmacıları, devletin kasasına, milletin kesesine göz koyanlar sandığa gizlenemez. 30 Mart rüşvetin aklanacağı tarih değildir. 30 Mart hortumcuların temize çıkacağı tarih değildir. 30 Mart, 17 ve 25 Aralık’ın rövanşı değildir. İnanıyorum ki sandık, haram yiyenleri milli vicdanlarda mahkûm edecektir. Demokrasi; otoriter eğilimleri, diktatör hevesleri, bana kimse dokunamaz diyen yeni yetme iktidar zümresini alt edecektir. 30 Mart yenilenmedir, ama Yeni Türkiye isimli karanlık mecraya sapma hali değildir. 30 Mart istiklalimize değerli bir katkıdır, fakat istiklal mücadelesi veriyoruz diyenlerin de bozgunu olacaktır” diye konuştu.
AK Parti’ye oy veren vatandaşlara da seslenen Bahçeli, “AKP’ye oy veren kardeşlerim Allah için biraz muhasebe yapmalıdır; yüce dinimizin hangi buyruğunda, yüce kitabımızın hangi ayetinde, Efendimizin hangi sözünde hırsızlık, rüşvet ve haram meşru görülmüştür?” ifadelerini kullandı.

“MEDYANIN TARAFSIZLIĞI ZEDELENMİŞTİR”
Türkiye’nin saygınlığının satıldığını iddia eden Bahçeli, “Ülkemiz gerçekte hayal dahi edilemeyecek kötü ve içler acısı bir duruma savrulmuştur. Alo Fatih diyaloglarıyla medyanın tarafsızlığı zedelenmiştir. Alo Mustafa, Alo Nermin hattıyla basın ve yayın ahlakı yerin dibine geçmiştir. Gazetelere sansür uygulanmış, televizyonlar baskı altına alınmış, internet hedef yapılmıştır. Medya çalışanları işinden edilmiştir. Bir yanda Kabataş’ta sözüm ona başörtülü bir kardeşimize saldırıldığını aylarca dillendiren Başbakan, diğer yanda yazılarından rahatsız olduğundan başörtülü bir hanım gazeteciyi işten attırmıştır. Bu nasıl bir çifte standarttır? Bu nasıl bir kepazeliktir?” dedi.

Hukukun çalışamaz hale geldiğini söyleyen Bahçeli, “Başbakan madem bu eski bakanları masum görmektedir, madem bunların suçu olmadığına inanmaktadır, o halde hesap vermelerinin de önünü açmalı ve temize çıkmalarını acil olarak temin etmelidir. Suçsuzluğuna inanılan bakanların Yüce Divan’a gitmelerinden çekinecek ve korkacak bir şey yoktur. Ve Başbakan Erdoğan’da kendisi hakkındaki iddialardan arınmak için görevinden derhal ayrılmalı, arkasından da bağımsız yargının huzuruna çıkmalıdır. Yoksa bu kadar isnat ve olağanüstü suçlamalarla Başbakanlık görevini yürütemeyecektir. Zira aldığı kararlar, attığı imzalar, yaptığı idari tasarruflar gayri meşru ve gayri ahlaki olacaktır. Başbakan için seçenekler ikiye düşmüştür. Ya paşa paşa hesap verecektir, ya da tarihi nitelikli yolsuzluklarından dolayı gün gelecek ülkeden kaçmak zorunda kalacaktır. Karar kendisinindir.
Türkiye Tunus’a, Mısır’a, Libya’ya, Ukrayna’ya ve Suriye’ye dönmeden Başbakan istikrar ve normalleşme için lazım gelen adımları atmalı, üzerine düşeni yapmalıdır” şeklinde konuştu.

ORTAM DİNLEMELERİ
Bahçeli, devletin güvenliği ile ilgili yapılan toplantıların ortam dinlemesiyle ele geçirilip sanal medya kanalıyla servis edilmesini eleştirerek, “Türkiye Cumhuriyeti’nin içine düşürüldüğü içler acısı halin yalnızca bir özetidir. Dışişleri Bakanlığı’nda; Dışişleri Bakanı’nın, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı’nın, MİT Müsteşarı’nın, Genelkurmay İkinci Başkanı’nın 13 Mart tarihinde katıldıkları iddia edilen bir toplantının dinlenmesiyle elde edilen ses kayıtları 27 Mart günü, yani dün, internet sayfalarına düşmüştür. Düşünebiliyor musunuz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti baştan ayağa dinlenmekte, plan, hedef ve niyetleri ülke ve dünya kamuoyuna servis edilmektedir. Bu ne hayasızlıktır? Bu ne edepsizliktir? Türkiye ne hale gelmiş ve getirilmiştir? Bu ajanlar kimdir, nerelere saklanmıştır, arkalarındaki güç kimlerdir? Böyle bir devlet, böylesi bir belirsizlik içinde, böylesi zorlu bir coğrafyada, bu kadar hainin, düşmanın ve her tarafa sızmış ajan-provokatörün saldırısına ne kadar dayanabilecektir? Tüm güvenlik duvarları yıkılmış, tüm mahremi çökmüş, kozmik şifreleri çözülmüş bir devletin yaşama ve var olma şansı şimdiye kadar görülmemiştir. Devletin perişan hali Başbakan Erdoğan’ın eseridir. Dışişleri Bakanlığı’ndaki Suriye odaklı toplantının dinlenmesi ve kayıt altına alınması bize göre şu anlama gelmektedir: Artık bu ülkede hiç kimsenin güvenliği teminat altında değildir ve devlet fiilen yoğun bakımdadır. Türk milleti her türlü tehdit ve baskıya karşı korumasızdır” dedi.

Bahçeli, Dışişleri Bakanlığı’ndaki toplantının dinlenmesinin ve orada konuşulanların muhteviyatının daha ağır bir başka sorunun varlığına işaret olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:

“Anlaşıldığı kadarıyla, Suriye içinde yer alan Süleyman Şah Saygı Karakolu’na yönelik terör örgütü IŞİD’in artan tehditlerini görüşmek üzere söz konusu toplantı tertip edilmiştir. Dışişleri Bakanlığı’ndaki bu toplantı taraflarca inkar edilmemiş, yeni bir montaj faslı ve dublaj sayfası açılmamıştır. Fakat bu toplantı Türkiye’nin güvenliğini konuşmak yerine Başbakan ve hükümetinin siyasi güvenliğini sağlama almak için bir beyin fırtınası şeklinde geçmiştir. Karşılıklı beyan ve açıklamalardan çıkan sonuç budur. Başbakan Erdoğan’ın Süleyman Şah Türbesi’ni bahane ederek Suriye’yle savaşı ciddi ciddi aklından geçirdiği ortaya çıkmıştır. Şu işe bakınız ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin istihbarat teşkilatının başındaki bir şahıs, ülkesine, vatanına, milletine başka bir ülkeden füze atmaktan bahsetmektedir. Başbakan’ın sır küpü olan MİT Müsteşarı’nın bu denli pervasız, bu kadar kontrolsüz ve bu derece kendi ülkesini yok sayması yaptığı görevle kesinlikle bağdaşmamaktadır. Camileri bombalayacaklar diyerek yıllarca TSK zan altında bırakılmış, değerli komutanlar haksız yere cezaevinde tutulmuştur. Ancak şimdi kendi ülkesine füze attırıp Türkiye’yi savaşa sokmayı amaçlamış birisi karşımızdadır” ifadelerini kullandı.

Bahçeli şöyle konuştu:
“Bu kadar yıpranan, tartışılan, zihniyeti hakkında çok ciddi eleştiri ve iddiaların olduğu bir kişinin MİT’in başında kalması Türkiye’nin milli güvenliğini daha da aşındıracaktır. Şunu da merak ediyorum ki, Türkiye tele kulak çetelerinin eline geçerken MİT ne iş yapmıştır? Devletimiz açık yada örtülü operasyona uğrarken MİT Kandil’de midir, İmralı’da mıdır, yoksa yeni bir Oslo masasında ter mi dökmektedir? Başbakan Erdoğan’ın geleceği zifiri karanlıktır. Başbakan Erdoğan siyasi menfaatleri uyarınca her kötülüğü yapacak kadar insanlıktan ve Allah korkusundan uzaklaşmıştır. Twitter’i kapatması, YouTube’i karartması, siyasi partilere kaset tezgahına bulaşması Başbakan’ın ipliğini pazara çıkarmış, maskesini tümden düşürmüştür. Gelişmeler bize bunu göstermektedir.”

Son Güncelleme: 18.02.2015 23:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.