29 Temmuz 2015 Çarşamba 12:36
Demirtaş itiraf etti neden PKK'ya çağrı yapamıyor?

 PKK kaynaklı terör saldırılarının artması sonrası hedef haline gelin HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, BBC Türkçe Servisi'ne röportaj verdi.

IŞİD tehdidi, HDP'nin kapatılması, çözüm süreci, PKK, erken seçim, dokunulmazlıkların kaldırılması ve seçim barajı konusunda detaylı açıklamalarda bulunan Demirtaş'ı BBC'nin soruları terletti.

PKK ÜZERİNDE YETKİM YOK

"PKK'ya neden silahsızlanma çağrısı yapmıyorsunuz?" sorusuyla karşılaşan Demirtaş, PKK üzerinde yaptırım gücünün olmadığını itiraf etti. Demirtaş, "Ben PKK’nin lideri değilim. PKK’nin üzerinde bir talimat yetkim de yok" diye konuştu.

PKK'DAN KORKUYOR MUSUNUZ?

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun HDP'nin PKK'dan korktuğu yönündeki açıklamalarının da sorulduğu Demirtaş, "Hayır biz PKK’den veya başka bir örgütten, hiç kimseden korkmadık. Ama Başbakan’ın bu siyasi hamlesi partimizi zan altında bırakmak için yapılmış bir girişimdir" savunmasında bulundu.

ERKEN SEÇİM OLURSA...

Demirtaş, olası bir erken seçimde HDP'nin baraj altında kalacağı yönündeki seçim sonucu tahminlerine ise katılmadığı açıkladı.

Demirtaş'ın BBC Türkçe Servisi'ne verdiği röportajın detayları şöyle:

NATO TOPLANTISI

Suriye’nin kuzeyi ve oradaki Rojava bölgesinde Suriye’nin genelinde olduğu gibi istikrara ihtiyaç var. Mutlaka ki güvenliğe ihtiyaç var. Fakat temel soru şudur: Kime karşı güvenli bölge oluşturuyorsunuz? Ve kimler bu güvenli bölgeyi oluşturuyor? Bu soruların doğru cevaplanması lazım. Bize göre oradaki yerel halkı, Kürtleri, orada yaşayan özellikle direniş içerisinde bulunan, IŞİD’e karşı direnen güçleri hedefe koyarak bir güvenlikli bölge oluşturulması düşünülüyorsa bu çok yanlış olur.

HEDEF SURİYE'DEKİ KÜRTLER Mİ?

Türkiye’de hükümetin Suriye’de güvenlikli bir bölge oluşturma girişimindeki asıl hedefin ve amacın Kürtlere karşı bir tedbir olduğu inancındayım. Bunu söylemekten de çekinmiyor aslında hükümet. Dolayısıyla koalisyon güçleri veya NATO bu konuda karar alırken bütün bunları hesap ederek hareket etmeli. Bizlerin Suriye’nin iç işlerine, oradaki halkların iç işlerine bu kadar doğrudan müdahale edip onları iç savaşa sürükleyecek girişimlerden kaçınılması gerektiği inancındayız. Çünkü güvenlikli bölge adı altında orada yeni bir işgale, yeni bir karadan ilhaka durum gitmemelidir. Bu tür kaygılarımız var. Çünkü Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan orada bir Kürt oluşumuna ne pahasına olursa olsun izin vermeyeceğini söylüyor. Oysa Türkiye’nin orada bir hakkı yok. Türkiye’nin orada bir hak iddiası da olamaz. Orada Kürtler yaşıyorlar. Başka halklar da var elbette ve kendi yönetimlerini inşa etme hakları var. Kendi demokrasilerini kurma hakları var. Türkiye’nin buna müdahale etmesi doğru değil. Uluslararası koalisyon güçlerinin de müdahale etmesi mümkün değil.



Türkiye bunu hedefleyecektir bize göre. AKP hükümeti özellikle Cerablus bölgesinde güvenlikli bölge oluşturulursa, Türkiye’deki bazı mültecilerin de orada barındırılmasına öncelikle sağlayacaktır. Bu da anlamlıdır. Bu da olabilir tabii ki. Fakat oranın askeri güvenliğinin sağlanması için, eğer ordu Türkiye’den oraya girecek ve orada güvenlik sağlama adı altında konuşlanacaksa bu bir sıkıntıya yol açabilir diye kaygı duyuyoruz. Şöyle olmalı bizce: Oradaki Kürt güçleriyle ortaklaşa yapılmalı bu. PYD ile Türkiye ortak hareket etmeli. IŞİD’e karşı da, güvenlikli bölge oluşturulması konusunda da…

PYD İLE TÜRKİYE'NİN ORTAK HAREKET ETMESİ MÜMKÜN MÜ?


Bu elbette ki mümkün. Niye mümkün olmasın?

PYD’nin Türkiye’yle bir düşmanlığı olmadığını PYD’li yetkililer açıklıyor. Türkiye de PYD’yle zaman zaman görüşmeler yaptı. Ankara’da temaslar kurdu. Şimdi Türkiye IŞİD’e karşı da mücadele ettiğini söylüyor. IŞİD’e karşı en büyük mücadeleyi de PYD, Kürt güçleri veriyor. O halde Türkiye ile PYD’nin ortak hareket etmesi en akıllıca olanıdır, en doğru olanıdır bize göre.

Ama PYD PKK’nın uzantısı olarak görülüyor Türkiye tarafından. Dolayısıyla kamuoyuna nasıl anlatılabilir böyle bir işbirliği söz konusu olsa?

Ne PYD ne PKK bunu, aralarında bir bağ olduğunu kabul etmiyor tabii ki. Ama böyle bir risk görülüyorsa, bunun da yolu PKK’yle barış anlaşması yapmaktır. Türkiye içerisinde acilen PKK’yle bir barış yapılmalı. Ve PKK Türkiye açısından bir tehdit olmaktan çıkmalıdır. Çıkarılmalıdır. IŞİD’e karşı birlikte mücadele edebilmelidir. Türkiye bu cesareti gösterebilmelidir.

ERDOĞAN'IN AÇIKLAMALARI: BARIŞ MÜMKÜN MÜ?

Barış her zaman mümkündür. Barış ihtimali bitti artık (diye düşünüp) karamsar bir havaya bürünmemize gerek yok. En kötü durumlarda bile barış seçeneği masada olmalıdır. Biz buna inanıyoruz. Bunun güçlü bir seçenek olarak savunulması gerektiğini de düşünüyoruz. Her ne kadar taraflar şu anda karşılıklı sert bir pozisyon almış olsalar da, karşılıklı eylemler, askeri operasyonlar, öldürmeler, şiddet olayları, çatışmalar yaşanıyor olsa da bu durum her an yeni bir karşılıklı ateşkes ve çatışmasızlığa da dönüşebilir. Yeter ki iki taraf üzerinde de demokratik bir basınç oluşsun. Çünkü Türkiye toplumu savaş istemiyor. Çocuklarının ölmesini istemiyor insanlar. Kürtler de Türkler de… Askerlerin, polislerin, PKK gerillalarının… Bunların hepsi bu toplumun evlatlarıdır. Hepsi bizim kardeşlerimiz, insanlarımızdır. Dolayısıyla bu ölümleri durdurmak için biz toplum olarak sesimizi daha fazla yükseltmeliyiz ve iki tarafa da silahları susturun çağrısını daha cesurca, daha güçlü bir şekilde söylemeliyiz. Bunu başarırsak ben yeniden çözüm ve müzakere sürecine dönülebileceğini düşünüyorum.

ÇÖZÜM SÜRECİ BİTTİ Mİ?

Çözüm süreci bitmiştir kavramını kullanmadım tabii ki. Kendisi PKK’nin silahsızlanmasını durdurmuştur. Çünkü Dolmabahçe’de varılan, 28 Şubat’ta varılan mutabakatı kabul etmediğini ilan etmiştir. Biz tekrar o pozisyona hükümetin dönmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu zor bir durum değil. Çünkü barış savaşanlar arasında yapılır. Barış zaten dostlar arasında yapılmaz. Barış çatışanlar arasında gerçekleşir. Müzakereler gerilim ortamlarından çıkar zaten. Dünya deneyimleri de bize göstermiştir ki müzakere süreçleri zaman zaman kesilebilir, kopabilir, çatışmaya dönüşebilir. Ama barış isteyen kesimler asla vazgeçmemelidir. Eğer umudumuzu yitirir vazgeçersek, bir daha barış olamaz artık, bu mümkün değil diye düşünürsek bu sadece savaş politikalarına güç vermek olur. O nedenle biz barış konusunda ısrarcı olmaya devam etmeliyiz.

PKK'YA NEDEN SİLAHSIZLANMA ÇAĞRISI YAPMIYORSUNUZ?

Partimiz ve şahsım üzerinde kurulan bu baskı bilinçli bir psikolojik savaş baskısıdır. Eğer gerçekten bizim veya benim yapacağım çağrının etkili olduğu, olacağı düşünülüyorsa neden yıllardır PKK’yle görüşme yapılıyor? Neden Sayın Öcalan’la İmralı’da görüşmeler yapıldı? Neden Oslo’da yıllarca PKK’yle müzakere ve diyalog sürdürüldü? Çünkü biliniyor ki böyle bir örgüte silah bıraktırmanın yolu onun yöneticileri ve liderleriyle müzakere yapmaktır. Ben PKK’nin lideri değilim. PKK’nin üzerinde bir talimat yetkim de yok. Ama sivil bir siyasetçi olarak her zaman taraflara, kesinlikle birbirinize silah doğrultmayın, kesinlikle silahları karşılıklı bırakın çağrısını her zaman yaptım. Bunu bir niyet olarak her zaman söyledim. Ama bu hükümet tarafından hep kötüye kullanıldı. Sanki PKK’ye silah bıraktırma gücü ve yetkisi bizdeymiş ve biz bu gücümüzü veya yetkimizi kullanmıyormuşuz, o nedenle savaştan biz sorumluymuşuz gibi bir algı yaratıyor. Bilinçli yapıyor bunu. Seçmenlere karşı özellikle HDP’yi zor durumda bırakmak için bir algı yönetimi yapmaya çalışıyor. Yoksa biz asla şiddeti desteklemedik. Asla PKK’nin silah kullanmasını desteklemedik. Hep çağrılarımızı da yaptık. Ama yöntem olarak silah bıraktırma yöntemi müzakeredir. O da İmralı’da 2,5 yıldır sürüyordu. Ama İmralı’yla görüşmeleri hükümetin kendisi bıraktı.

HDP İŞLEVSİZ Mİ?


Çözüm süreci açısından partimiz her zaman muhataptır. Hükümetin işlevsizleştirme girişimi bizi muhatap olmaktan çıkarmıyor. Yani hükümet kiminle görüşecek çözmek için? Muhataplardan biri biziz. Parlamentoda demokratik, legal siyasetin temsilcisiyiz. Dolayısıyla hükümetin HDP’yi muhatap almıyoruz demesi bizi muhatap olmaktan çıkarmıyor aslında. Görüşmeler başlayacaksa ve görüşmeler olacaksa partimiz bunun içinde olmak durumundadır. Bunun dışında hiçbir seçenek yok aslında. Biz her zaman hazırız, müzakereleri yeniden yürütmeye, aracılık yapmaya ve durumu yeniden normale döndürmeye dair görevlerimizi yapmaya hazırız.

PKK'DAN KORKUYOR MUSUNUZ?

Hayır biz PKK’den veya başka bir örgütten, hiç kimseden korkmadık. Ama Başbakan’ın bu siyasi hamlesi partimizi zan altında bırakmak için yapılmış bir girişimdir. Biz şiddeti durduracak, siyasi çözüm sağlayacak bir deklarasyon hazırladık aslında. Dolmabahçe’de bunu hükümetle birlikte ilan ettik. O deklarasyondan vazgeçen bir başbakanın bugün çıkıp bize başka bir deklarasyon dayatmasının siyasi olarak hiçbir inandırıcılığı yoktur. Başbakanın kendi hazırladığı deklarasyona imza atmak zorunda değiliz. Ortada karşılıklı imzalanmış bir deklarasyon var. Bu da ortak iradeyle, birlikte hazırladığımız bir deklarasyondu. Başbakan bu deklarasyona sahip çıkmadan, bu deklarasyonla ilgili fikrini beyan etmeden yeni bir deklarasyonu tartışmamız mümkün değil.

NEDEN HDP HEDEF ALINDI?

Çünkü biz aldığımız oyla AKP’yi iktidardan düşürdük. Cumhurbaşkanı’nın başkan olma, tek başına ülkeyi yönetme hayallerini suya düşürdük. Dolayısıyla bir erken seçimde HDP’yi yüzde 10 barajının altında bırakacak bir operasyon yapılıyor şu anda. Asıl hedef HDP’dir. Bütün bu yapılan kirli işlerin asıl hedefi HDP’yi zor durumda, zan altında bırakmak, sorumlu haline getirmek ve kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırarak oyları düşürmektir. Bunun etkili olduğunu düşünmüyoruz. Son kamuoyu araştırmaları gösterdi ki bütün bu son bir aylık süreçte bizim oylarımız yaklaşık iki puan arttı. Son anketlerde oylarımız yüzde 15 oranında çıktı.

HDP BARAJ ALTINDA KALABİLİR Mİ?

Hayır. Biz tam tersine çok daha güçlü bir şekilde çıkacağımızı düşünüyoruz.

ERKEN SEÇİM Mİ KOALİSYON MU?


CHP’yle henüz koalisyon görüşmeleri neticelenmiş değil. Tabii ki CHP’yle veya diğer seçeneklerle koalisyon kurulabilir. Ama erken seçim de yarı yarıya ihtimal dahilinde görünüyor şu anda.

BAHÇELİ'NİN 'HDP KAPATILSIN' ÇAĞRISI

Kimse HDP’yi siyaset sahnesinden silemez. Daha önce dokuz partimiz kapatıldı. Hepsi hatalı kararlardı. Hukuka aykırıydı. AİHM’den döndü bu kararlar. Buna rağmen bir defa daha parti kapatma davası açmak Türkiye’deki hukuk sistemine de demokrasi işleyişine de yakışmaz. Partileri halk açmalı ve halk kapatmalı diye düşünüyoruz. Tabii ki partiler şiddet, terör ve ırkçılıkla iç içe geçerlerse, ilişkili olurlarsa mutlaka tedbir alınmalı. Ama bizim partimiz bunlarla asla suçlanamaz. Asla biz terörle, şiddetle, ırkçılıkla işbirliği içerisinde olmadık. Teşvik etmedik. Desteklemedik. Buna dair tek bir iddiada bulunamaz hiçbiri. Bu kadar şiddet uygulayan bir devlet örgütü, AKP hükümeti partimizi şiddet uygulamakla suçlayamaz. Sadece kendi iktidarları dönemindeki gösterilerde 164 kişinin ölüm emrini verdiler. Gezi direnişinde 9 kişi, Kobani direnişinde 50’den fazla insan... Gösteriler boyunca çok ağır şiddet kullanan hükümetin kendisiydi. Orantısız şiddet kullanan, ölümlere yol açan ve bunu gururla söyleyen onlardı. Talimatı ben verdim polise, polisle gurur duyuyorum diyen bir partinin genel başkanı bizi şiddetle içli dışlı gösteremez.

DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASI

Biz dokunulmazlık zırhına sığınıp saklanmıyoruz. Çünkü korktuğumuz hiçbir şey yok. Bir suçumuz yok. Yargı önünde verilemeyecek hiçbir hesabımız yok. Bizi bununla tehdit edenlere karşı, buyrun gelin hep birlikte, hepimizin dokunulmazlığını kaldırılalım diyoruz. Kendi dilekçelerimizi kendimiz vermeye hazır olduğumuzu ifade ediyoruz.

MECLİS'TEKİ OLAĞANÜSTÜ TOPLANTIDAN NE KARARLAR ÇIKAR?


Biz parlamentonun Türkiye’de içeride ve dışarıda barışı sağlayacak bir irade ortaya koymasını çok arzularız. Kürt sorununda tekrar müzakereye dönülmesi, Suriye’de IŞİD’e karşı etkili mücadele kararı alınması... Suriye’deki sadece Sünni gruplarla değil, oradaki Kürtlerle, Türkmenlerle, Hristiyanlarla, Şiilerle, herkesle Türkiye’nin çok iyi ilişkiler geliştirmesinin parlamento iradesi olarak ortaya çıkmasını çok arzu ederiz. Eğer bunları başarabilirsek parlamento Türkiye’de ve Suriye’de özellikle barış için çok iyi bir iş yapmış olacak. Ama bu artık güçlü bir ihtimal değil. Çünkü AKP ve MHP özellikle bu barış politikalarına çok uzak duruyorlar.

Son Güncelleme: 29.07.2015 14:40
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.