20 Mayıs 2015 Çarşamba 09:46
Bahçeli; "Herkes Ayağını Denk Alsın"
 İşte o röportaj:

KADIN ELİ DEĞDİ:
3 Mayıs 2015’te seçim beyannamemizi açıkladık. 6 Mayıs’tan itibaren Anadolu yollarına düştük. Şu ana kadar 20’yi geçen il ziyaretimiz oldu. Bu seçimlerde geçmiştekilerle mukayese edildiğinde bir farklılık görülüyor. Birincisi miting alanlarımız oldukça kalabalık oluyor. Kalabalığın yanında iyi bir dinamizm ve heyecan var. Fakat bizim açımızdan değerlendirmeye alınması gereken husus iki noktada toplanıyor. Bunlardan bir tanesi mitinge kadın katılımının yüksek olması. İkincisi de kızlı erkekli genç bir nüfus miting alanlarını dolduruyor. Ve bunlarda büyük bir heyecan var. Bu seçmenlerden MHP’ye teveccüh artacak. 18-25 yaş gurubu 10 milyonu biraz aşıyor. Kadınların ilgisini kısa bir süre içinde yorumlamak mümkün değil. Kadınlar mitinglere katılıyorlar ve bir yerde öbek halinde duruyorlardı. Şimdi alanlarda tamamen yaygın bir haldeler ve siyasi söyleme katılıyorlar. İşin ilgi çeken tarafı bu. Konuşmaları çok dikkatli dinliyorlar, yeri geldiği zaman alkış tutuyorlar, yeri geldiğinde bağırıyorlar, slogan atıyorlar. Bu yönüyle söylüyorum. Bu işe de kadın eli değmiş oluyor ve bu iyi bir şey oluyor.

- İNKÂR EDENİN TÜRKİYE İLE KOPUKLUĞU VARDIR: (Başbakan’ın MHP’yi de içine katarak muhalefete ETP (Eski Türkiye Partisi) ismini koyması konusunda...) Sayın Başbakan’ın konuşmalarını hiç ciddiye almadığımı ifade etmek istiyorum. Bir şeyler söylemek için Türkiye Cumhuriyeti’nin kazanımlarına, 92 yılı bulmuş olan cumhuriyet dönemi siyasal ve ekonomik hayatına bu kadar yabancılaşmış ve inkâr edici bir üslup takınan bir siyasetçi olarak toplumda iki kişi dikkat çekiyor. Bunlardan birisi Recep Tayyip Erdoğan, diğeri de kopyası Ahmet Davutoğlu. ETP lafının hiçbir yakışık tarafı yok. Kendi siyasi hayatta olmadığı dönemlerde Türk siyasetinde büyük hizmetlerde bulunan siyasal kurumlardır söyledikleri. Yani Mustafa Kemal Atatürk’ü inkâr edemez. İnönü’yü inkâr edemez. Celal Bayar’ı, Adnan Menderes’i inkâr edemez. Turgut Özal’ı, Süleyman Demirel’i inkâr edemez. Necmettin Erbakan olsun, diğerleri olsun, bunları inkâr edemez. Bunları inkâr edenin zaten Türkiye’den kopukluğu vardır.

- GÜNÜ GELDİĞİNDE HESABI SORULUR:
(Ancak Başbakan sizi de katarak dörtlü çete ifadesini kullanıyor sorusu üzerine) Başbakan aritmetiği, geometriyi karıştırmış. Paralelin içine ne girer bunları bilmiyor. İftira ile tahrik ediyor. Cumhurbaşkanı da benzer şeyler söylüyor. Esas paralelci kendisidir. 10 yıl birlikte olup birçok kararların, kurumların oluşmasında katkı sağlayan bir siyasi lider olarak, ‘17-25 Aralık’ta ayrıldı’ diye herkesi düşman ilan etmesi, bu düşmanlığa da herkesi katması doğru bir şey değil. Günü geldiğinde bunların hepsinin hesabı sorulacak.

- SANDIKLARA KURT BAKIŞI: Sandık güvenliğiyle ilgili iddialar eskiden beri var. Özellikle 30 Mart mahalli idareler seçimlerinde de çok yönlü olarak Anadolu’da gezilerim oldu il ve ilçe olarak. O zaman sandıklara sahip çıkma konusunda çok hassasiyetle durdum. Çok basit örneklerle de anlattım. Diyelim ki A partisi 11 oy aldı bunu birisi kayda geçirirken önüne veya arkasına 1 koymuş olsa 111 olur. Bu seçimde de bize gelen çok ihbar var, olmaz olur mu? Türkiye’de her şeyi tahrip eden seçimi tahrip etmez mi? Bu nedenle biz kendi örgüt yapımızı uyarıyoruz. Eğitimlerimizi veriyoruz, sandıklara bir kurt bakışı veriyoruz. Bu kurt bakışı çok önemli. Geleni, uçanı, kaçanı takip edecek.

- HER ÜLKÜCÜ 24 OY ALSIN: Bu seçimde medya iktidar partisi tarafından çok sistemli bir şekilde kullanılıyor. Demokratik rekabet yerine haksız rekabet egemen olmuş durumda. Her ülkücü 24 oy alsın. Neden 24 derseniz 24 boydan hareket ediyoruz. Ben ülkücüyüm diyen herkese bu kritik süreçte görev düşüyor. Her ülkücünün en az 24 oy getirmesi asli görevi olsun. Bunu sağlarlarsa çok önemli bir rakam ortaya çıkar. Ayrıca her siyasi parti içinde ülkücüler olduğunu dikkate alırsak 24 oy getirilmesi çok büyük bir oy demek.

- BARAJI AŞAMAZLARSA KALKIŞMAYI DENEYECEKLER: AKP ile HDP birbirlerine karşı sanki bir gerilim stratejisi izleyerek Oslo sürecinden bu yana bir rol paylaşımı içerisindeler. Barajı aşamazlarsa kalkışmayı deneyecekler. 1984 yılında silahlı propaganda dönemine geçtiler, bilinen bütün terörist eylemlerin hepsini denediler. Şimdi de neyi denerlerse denesinler pişman olacaklar.

Herkes ayağını denk alsın
(HDP’ye yönelik saldırılarda MHP’yi işaret eden iddialar gündemde sorusu üzerine) Milliyetçi Hareket Partisi’nin herhangi bir siyasi partiye yönelik saldırılarla hiçbir alakası yoktur. Olmasına da gerek yoktur. Bu HDP olur, başka bir parti olur. Bizim için fark etmez. Ama Türkiye’de siyaseti karmaşaya, kavgaya sürüklemek isteyen odaklar çok basit simgelerle birçok unsuru kullanabiliyor. Mesela bir eylemden dönerken biri kurt işareti yapıyorsa bunu da televizyonlar veriyorsa ve ‘karşıt gruplar’ gibi belirsiz bir ifade içinde herkesi boşlukta bırakıyor ve sadece gözle görülür bir işarete takılıyorsa bunlar ülkücüler diyor. Aslında alakası yok. Ülkücüler herhangi bir eylemi çok hafife almazlar. Basit eylemler peşinde de koşmazlar. İnandıkları bir konu varsa onu sonuna kadar götürebilecek kararlılıkta olurlar. Onun için herkes dikkatli olsun, ayağını denk alsın. Tahrikler yapmasın, kışkırtmasın. Barış, huzur içerisinde bir seçim atlatalım. Bu demokratik yarış Türkiye için lazımdır.

Sakıncalı olan, cemaatin siyaset belirleyici olması
(Başbakan’ın ‘MHP ile paralel yapı irtibat halinde’ sözleri konusunda) Türkiye’de inanç sistemimiz içerisinde üç önemli cemaat, bir bilimsel araştırmaya göre de 34 ana damar tarikat var. Bir de bunların yan kolları var.

Biz bunları esas aldığımızda bunların hepsi bu milletin aziz evlatlarının inançları doğrultusunda ortaya koymuş olduğu tavırlardır, inançlardır. Türkiye’yi kucaklayan bir kurum olarak MHP, bunların içinden herhangi birini tercih edemez.

Özellikle MHP’nin genel başkanlık makamı bütün cemaat ve tarikatlara karşı eşit mesafede olmak mecburiyetindedir. Bu mezhep yönüyle de aynıdır. Hal böyle olunca biz herkese eşit davranmak durumundayız. Burada dikkat edilecek olan konu bu cemaat ve tarikatlardan birinin parti yönetiminde siyaset belirleyici bir konuma gelmiş olması halidir.

Sakıncalı olan budur. Bu sizi bir yere sürükler. MHP dinsiz bir parti değildir, genel tabiriyle dinsiz bir hareket değildir. Dinci hareket de değildir. Ama dinli harekettir. İşte bu bahsettiğim konu dinli olma vasfımızı kaybettirir bize. Buraya dikkat etmek lazım. Bu sebeple Fethullah Gülen Cemaati ile biz her zaman mesafeli olmuşuzdur.

Onlar da bizi fazla sevemediler. İçimizde cemaate ilgi duyan birkaç kişi var. Diğer cemaatler için de var, tarikatlar için de var. Hepsine saygı duyuyoruz. Ama Fethullah Gülen Hoca ile ben hiç karşılaşmadım. Birbirimize karşı hiçbir cümle sarf etmedik.
Son Güncelleme: 20.05.2015 09:52
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.