20 Mart 2014 Perşembe 12:11
Ak Parti harekete geçti
TBMM Başkanı Cemil Çiçek, dün Meclis'te 4 eski bakan Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar hakkındaki fezlekelerin neden okunmadığını açıkladı. Çiçek, "Bu benim keyfi düşüncelerim değil. Usul hukuku hocalarının görüşleridir. Meclis Başkanı olarak hukuka uymak zorundayım. Kimsenin suçu varsa örtbas etmek gibi bir görevim, niyetim yok." dedi.

AK PARTİ'DEN ÖNERGE

Aynı zamanda AK Parti de 4 eski bakan hakkında soruşturma komisyonu kurulması için Meclis Başkanlığı'na önerge verdi. Çiçek konuyla ilgili yaptığı açıklamada, milletvekillerinin bakanlarla ilgili bu durumdan rahatsız olduğunu ve bu yolla araştırılacağını söyledi.

Cemil Çiçek'in açıklamalarından satır başları:

Soruşturmanın metni 8 cümleden ibaret. Bir de deniliyor ki özel hayatın ihlali yaşanıyor diyor. Sayın milletvekilleri soruşturma istiyor, Meclis soruşturmasıyla yapılmasını istiyor. Meclis platformunda 105 soruşturma önergesinin 95'i iddiaları soruşturmak istiyor.4'ü Danıştay'dan 39'u da Sayıştay'dan olmak üzere yazılar geliyor. Meclis'e geliyor Genel Kurul'a sunuluyor. Meclis soruşturması nasıl bir işlem bunun iyi bilinmesi lazım. Meclis soruşturmasının da siyasi bir yöntem olduğu algısı var. Yazılmış yazıları okudum, arkadaşlarımızı dinledik.

"KARAR VERECEK HUKUKTUR"

Meclis soruşturması siyasi değil Meclisin yürüttüğü adli bir faaliyettir. İşlem yapmak noktasında olanlar hukuki işlem yapılacak. Bana gelen bir talep söz konusu olduğunda hukuken değerlendirmek mecburiyetindeyiz. Kimilerinin hoşuna gider kimilerinin hoşuna gitmez. Karar verecek hukuktur.

"YADIRGANACAK BİR DURUM YOK"

Biz Meclis soruşturmasını değerlendirirken hukuken değerlendirmeye, adli işleme olduğunu göz ardı etmeden değerlendirmek zorundayız. Bir hukuk faaliyeti olduğuna göre elbette bize gelen talepleri ceza muhakamesi kurallarına göre değerlendirme zorunluluğumuz var. Hukukun önemli kısmını TBMM oluşturuyor bunda yadırganacak bir durum yok. Genel bir söylem olarak konuşuruz ama gözardı ettiğimiz durumlar var.

"İLK DEFA TBMM ÖNÜNE GELİYOR"

Meclis soruşturması yasamanın yargı faaliyettir. Ortada bir tereddüt varsa ilk defa karşılaştığımı bir durum ise kendi yorumumuzla birlikte diğer hukukçularla birlikte sormaya çalışırız. Böyle bir konu ilk defa TBMM önüne böyle bir şekilde geliyor. Savcılıktan Meclis'e ilk kez böyle yazı geldi. Yazılanlardan bakıyorum bir konu daha karışıyor. Bu yazı 4 bakanın dokunulmazlığının kaldırılması yazısı değildir. Bu yazılar 4 eski bakanla ilgili. Dokunulmazlığın kaldırılması değil.

"ORTALIK ZATEN KARIŞIK"

Yazının özü 4 eski bakan hakkındaki yazı bilgilendirmedir. Bu ilk defa geliyor dedik. Önceki yazılar açıklıkla geliyor. Ama bu gelen yazının bir özelliği var. Burada da bir hukuk tartışması yapılabilir ama bu tartışmayı bugün burada açmak istemiyorum. Topu oraya attı falan ortalık zaten karışık bir kapı da aralamak istemiyorum.

"SİZİN İSTEĞİNİZE GÖRE YÖNLENECEK DEĞİL"

Bu ülkede gerginliklerin azaltılması, siyasi ortamın bir şekilde sonlanması isteniyorsa kim ne diyorsa, ne karar veriyorsa hukuku baz almak zorundadır. Kuralı koyan da kurala uymuyor, böyle  bir tablo çıkıyor karşımıza işte. Bu kanundan doğan bir gizliliktir. Savcılıktan ortadan kaldırılamaz. Hazırlık soruşturması devam ediyor.Bu sizin isteğinize göre yönlenecek değildir. Hazırlık soruşturmasında gizlilik esastır.

"KURALI KOYUYORSANIZ UYACAKSINIZ"

Bir Meclis Başkanı dese ki ben başkanım, halkı temsil ediyorum, halkımda öğrense dese, kalksa yayınlamak istese yayınlayamaz.. Bunu diyemez hukuk izin vermez. Değiştirmek isterseniz 71. maddeyi değiştireceksiniz. Kuralı koyuyorsanız uyacaksınız.
Bir savcı soruşturmasıyla ilgili bu zamanda gizlilik mi olur, anlamı yok, soruşturmayı ortalıkta yapacağım diyemez 157. madde buna izin vermez.

"HUKUK O ZAMAN CİNAYETE DÖNÜŞÜR"

Gizliliğin 2 nedeni var. Biri insanları haklı haksız karalanmasını önlemek diğeri de delillerin karartılmasını önlemektir. Bu insanların itibarlarını hesaba kattığınızda, lekeleyeceksiniz 2 sene sonra kusura bakmayın mı diyeceksiniz. Hukuk o zaman cinayete dönüşür. Bu dosyalarda 2 dosya geldi. İstanbul'da dosyanın gizliliği devam ediyor. Ankara'da aleni olacaksa nasıl devam ettireceğiz.

"ÖRTBAS ETMEK GİBİ BİR NİYETİM YOK"

Bu benim keyfi düşüncelerim değil. Usul hukuku hocalarının görüşleridir. Meclis Başkanı olarak hukuka uymak zorundayım. Kimsenin suçu varsa örtbas etmek gibi bir görevim, niyetim yok. Hukuku kullanmak için ne bir niyetim, ne bir amacım olur. Ama kuralı koyanlar uymazlarsa sızlanmaları bugünlerde sıkça yaşıyoruz.

"ÜMİT EDERİZ İÇ TÜZÜĞE UYGUN KOMİSYON KURULUR"

Yani fezlekelerin bilgiye sunulup sunulmaması şart değildir buna gerek yoktur, bu benim fikrim değildir. 5 tane soruşturma önergesi verildi dün. Madem verdiniz okumadığınız halde nasıl verdiniz diye sorarlar. Ümit ederiz iç tüzüğüne uygun olarak komisyon kurulur. 5 tane soruşturma önergesi var. Dosyayı bilmiyoruz nasıl yazdık bu bir. Bizim yaptığımız işlemler bugüne kadar ki uygulamalar ve yazılar… Kaldı ki zaten bu işin bu mecrada sürdürülecek olması bu tartışmalara engel değil. Bu tartışmalar sürecektir.

Hukuk ne diyor, parlamento ne diyor bunları açıklamaya çalıştım. Bu gizlilik Meclis Başkanı'nın tasarrufuyla ortadan kaldırılacak bir gizlilik değildir. Gelin o zaman beraber bir çözüm bulalım. 157. Maddenin değişmesi lazımdır. Kuralı burada koy ama onun dışında Türkiye’de moda haline geldi. Hukuku göz ardı ettik, makalelerle sorun çözmeye çalıştır.

Tutuklu vekillerle ilgili verilmeyen demeç kalmadı. Bunu konuşanlar siyasetçiyse bu durumu neden çözemedik o zaman 3 senedir.  83., 84., 76. Madde orada duruyoruz. Biz sizlere gazetecilere demeç vererek  sorunu çözmeye çalıyoruz. Tutuklu vekil kalmadı. Bir vekilin hükmü kesinleştiği için içeride.

"ENGİN ALAN İSYANINDA HAKLIDIR"

Engin Alan isyan ediyor, haklıdır. Aynı durumda olan diğer vekil dışarıdadır. Biri içeride biri dışarıda. Buna çözüm bulmak lazım. Ben hiçbir şeye kilit vurulması taraftarı değilim.Ama her şey ortaya çıkartırken hukuk içinde çözelim.  Soruşturmayı yürüten savcıdan değil ama diğer savcılardan saklanır.  Bu benim fikrim değil, hukuk söylüyor.  Meclis soruşturması sadece Meclis Komisyonu tarafından yapılır vekillerden gizlenir hukuk söylüyor bunu. Uygulama böyle ben bunu anlatmaya çalışıyorum. Kuralları mantık olarak doğru bulmayabilirsiniz o zaman değiştirmek için çaba gösterirsiniz.

"BEN NİYET OKUYAMAM"

Ceza muhakemesi hukuku çerçevesinde işlem yapacağım. Bu dosyalar burada duruyor geri verilmesi gibi bir şey söz konuş değil. Hukukçuların önemli kısmı bu dosyaların bize bu safhada gönderilmemesi gerekiyordu.  Ben niyet okuyamam. Türkiye’nin en büyük sorunu zaten bu. Savcıların niyeti buydu, şuydu ben bilemem. Suçlamalarda deniliyor ki oraya geldi oradan gönderildi. Bu dosyalar Başbakanlık üzerinden geliyordu bize. 2012 genelgesiyle doğrudan Meclis Başkanı'na gönderilsin denilmiş. Dün gece 5 tane önerge verilmiş oldu. Dün verildiği gibi 1 ay önce de verilebilirdi. Daha önce verilmiş olsaydı belli bir yol almış olurduk.

Kim ne ile suçlanıyor?

BAYRAKTAR İLE İLGİLİ ÖNERGE

Eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar ile ilgili önergede, "Yapılan tüm işlemlerin Recep Tayyip Erdoğan'ın bilgisi dahilinde yapıldığını ve milleti rahatlatmak için Recep Tayyip Erdoğan'ın istifa etmesi gerektiğini açıkladıktan sonra Bakanlık'tan istifa ettiğini açıklayan Çevre ve Şehircilik eski Bakanı Erdoğan Bayraktar'ın ismi, özellikle 25 Aralık soruşturmasıyla ilgili iddialarda sıklıkla geçmektedir. Çeşitli iş adamlarının özellikle arazi işlerinde kolaylık sağladığı, kültür ve tabiat varlıklarının statülerinde değişiklik yaparak inşaatlar için özel düzenleme yapılması için uğraştığı, imara ilişkin çok sayıda yenileme ile kendisine yakın iş adamlarına sağladığı rant ile doğrudan ve dolaylı yoldan çıkar elde ettiği, defalarca kez rüşvet aldığı ileri sürülen Bayraktar'ın oğlu da aynı soruşturma içinde anılmaktadır" denildi.

BAĞIŞ İLE İLGİLİ ÖNERGE

Eski Ab Bakanı Egemen Bağış ile ilgili önergede, şunlar kaydedildi: "Ülkemizin siyasi hedeflerinin en başında yer alan AB üyeliğiyle ilgili hem teknik hem siyasi hem de hukuki işlerin eş güdümünden sorumlu bir Bakan olan Egemen Bağış, isminin yolsuzluk ve rüşvet iddiaları ile birlikte anılması üzerine, kamuoyunun büyük baskısı karşısında Recep Tayyip Erdoğan tarafından korunamayarak, operasyondan ancak 10 gün sonra görevinden istifa etmek zorunda kalmıştır. AB eski Bakanı Egemen Bağış hakkında kamuoyunun da bilgisi dahilinde olan ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanıp TBMM Başkanlığı'na gönderilen fezlekede, 17 Aralık 2013 tarihli soruşturmanın odak noktasında bulunan ve birçok suçtan şüpheli Rıza Sarraf isimli kişiden 3 seferde toplam 1,5 milyon dolar rüşvet aldığı iddia edilmektedir.

Söz konusu rüşvetlerin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2012/120653 sayılı soruşturma dosyasında şüpheli olan Rıza Sarraf'ın bürokratik işlerini takip etmek, babasına İtalyan vizesi ve oturma izni alınması konusunda aracı olmak, yine Sarraf hakkında ulusal bir gazetede yayınlanması planlanan yolsuzluklarla ilgili bir haberin yayını durdurmak için tavassutta bulunmak ve Sarraf'ın yürüttüğü otel projesi ile ilgili yardımcı olmak amacıyla alındığı ileri sürülmektedir."

ÇAĞLAYAN İLE İLGİLİ ÖNERGE

Eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan ile ilgili önergede şu ifadelere yer verildi: "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2012/120653 sayılı soruşturma dosyasında şüpheli olan Rıza Sarraf'ın sahte belgelerle ihracat karşılığı Halk Bankası'ndan çektiği paralarla altın alıp İran'a ihracat işlemlerinde kolaylık sağlamak, Gana'dan Dubai'ye transit ihracat gibi gösterilen, ancak, İstanbul Atatürk Havalimanı'na inen bir uçakta bulunan 1,5 ton altınla ilgili kaçakçılık eyleminin adli ve idari soruşturulmasını engellemek, ithalat ve ihracat işlemlerine aracılık eden Halk Bankası'nın bu işlerden alınan komisyon oranının düşürülmesine böylelikle Halk Bankası'nın zararına yol açmak amacıyla toplamda 28 seferde 52 milyon dolara varan miktarda rüşvet aldığına ilişkin iddialar, 17 Aralık 2013 tarihinden bugüne kadar kamuoyunun gündemini meşgul etmektedir.

Adı geçen eski Bakan'ın defalarca kez kendisine ve İçişleri eski Bakanı Muammer Güler ile Ab eski Bakanı Egemen Bağış'a rüşvet verdiği ileri sürülen kişinin özel uçağıyla Umre ziyareti yaptığına ilişkin iddia yüce dinimiz İslam'ın kutsallarının rüşvet ve yolsuzlukla birlikte anılmasına ve kamuoyunda büyük tepki doğmasına neden olmuştur."

GÜLER İLE İLGİLİ ÖNERGE

Eski İçişleri Bakanı Muammer Güler ile ilgili önergede ise şunlar kaydedildi: "17 Aralık operasyonunun başlamasından sonra Hükümet sözcüsünün; 'oğlunun evine yapılan baskını televizyondan izlemesi bir baba için ne acı' denilerek, yolsuzluk ve rüşvetin neredeyse mağduriyete dönüştürüleceği durumun da kendisini kurtaramadığının anlaşılması üzerine İçişleri Bakanlığı yapan Muammer Güler, rüşvet ve yolsuzluk soruşturması başladıktan yaklaşık 10 gün sonra istifa etmek zorunda kalarak, iddiaların gerçekliği konusunda kamuoyunda oluşan kanaati güçlendirmiştir.

Hakkında defalarca kez rüşvet vermek, kaçakçılık, sahtecilik gibi suçlardan şüpheli olan Rıza Sarraf'ın trafikte durdurulmaması için araçlarına trafikte geçiş üstünlüğü kartı ve koruma polisi verilmesi, Sarraf'ın yakınlarının Türk vatandaşlığına geçirilmesinin sağlanması, bu kişinin Çin'deki paravan firmalarının bankalarla sıkıntıların giderilmesi için İçişleri Bakanı sıfatıyla referans mektubu yazılması, Rıza Sarraf'ı MASAK'ın takip etmesine yol açan ihbarı yapan Emniyet Müdürü'nün İstanbul'dan tayininin çıkarılması, Rıza Sarraf'ın usulsüzlükleri hakkında basında çıkacak haberlerin engellenmesi karşılığında her bir iş için ayrı ayrı olmak üzere toplamda 10 milyon dolar civarında rüşvet aldığına ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanarak TBMM Başkanlığı'na gönderilen fezlekeye konu iddialarla ilgili tartışılmalar halen devam etmektedir."
Son Güncelleme: 18.02.2015 23:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.