24 Nisan 2015 Cuma 15:43
Soma Faciasının Mağdurlarından Dayanışma Çağrısı
Soma davasının sekizinci oturumunda verilen öğle arasında maden şehidi aileleri ve müşteki avukatları ortak bir basın açıklaması düzenledi. Aileler tahriklere gelmeyeceklerini ve suçluların cezasını çekmesi gerektiğini söylerken, müşteki avukatları da tutuklu sayısının artırılması talebinde bulundu.

Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden Soma davasının ara karar öncesinde şehit madenci aileleri ile avukatları basın toplantısı düzenledi.

Aileler ve avukatlar adına ilk açıklamayı yapan Can Atalay, “İki haftalık ilk duruşma bloğu bugün itibariyle sonuçlanacak. Mahkeme, tutuklama ile ilgili karar verecek, yeni tutuklanmasına ilişkin talepte bulunduğumuz dört sanıkla ilgili karar verecek. Biz, ailelerden önce şu gerekçeyle söz aldık. Sadece burada yargılanan sanıklar için değil, burada yargılanan sanıkları denetleyen onlara kefil olan tüm kamu görevlilerinin yargılanması, dayıbaşların yargılanması, burada henüz sanık olmayan herkesin yargılanması için elimizden gelen her şeyi yapacağız."

Atalay, Soma’da, Bergama ve Savaştepe’de, bütün bu havzada işçinin örgütlenmesine engel olmak için işçilerin haklarına engel olmak, işçileri gerçeğe uygun tanıklık yapmalarına engel olmak için çaba gösteren herkesin karşısına dikilmeye devam edeceklerini belirterek şunları söyledi: "Ancak şunun sözünü buradan verelim. Bundan sonra bu duruşma salonunda yaşananlardan sonra bu çabanın karşısına dikilmek bu ifade tanzim etmek, ifadelerin işveren ve devlet görevlilerin lehine tanzim edilmesi çabalarına destek veren herkesin karşısına dikileceğiz. Bu salonda yargılanmayan ne Taner Yıldız’ın ismini ne de Alp Gürkan’ın ismini unutmadık unutmayacağız. Kimsenin unutmasına ve unutturmasına izin vermeyeceğiz. Burada ailelerimize maden işçisi kardeşlerimize, hala yer altında emek eden evlerinin geçimini sağlayan tüm insanlara teşekkürü borç biliriz. İlk gün duruşma salonundan sanıkların kaçırılmasına tepki gösterdiler. Kamu görevlileri ile ilgili soruşturmanın akıbetinin dosyaya gelmemesine tepki gösterdiler. Tepkilerinde haklıydılar. Sonra duruşmanın buradan kaçırılmasına karşı tüm çabalara karşı, kendi örgütlü güçleriyle, kendi örgütlü iradeleriyle kendilerini tuttular, dudaklarını kanatırcasına ısırdılar fakat bütün bu provokasyonlara gelmediler.”

DÖRT SANIK İÇİN TUTUKLAMA İSTEDİK
Çağdaş Hukukçular Derneği Başkanı ve Müşteki avukatı Selçuk Kozağaçlı da şunları söyledi:
“Celse arası öncesinde 3 konuda tespit yapmak istiyorum. Bunlardan birincisi mahkemenin performansı üzerinedir. Bu salon küçük ve yetersiz olmasına rağmen bölgedeki bu işin yapılabileceği en iyi salondu. Doğru bir seçim yapılmıştır. Celse boyunca iyi işledi. Mahkeme heyeti maksimum özen göstermeye çalıştı gayret etti. Zor bir yargılamayla karşı karşıyayız. Şuana kadar dikkat çekici ve yargılamanın devamını etkileyici bir hata yapılmadığı kanaatindeyiz. Ama bir ara karar öncesindeyiz. Eğer delil karartmaya çalıştıkları, ellerindeki paranın, sermayenin, siyasal ilişkilerin gücüyle bu dosyayı çürütmeye çalıştıkları bilinen tutuklu ve tutuksuz sanıkların elini rahatlatacak bir ara karar verirse mahkeme için ilk büyük hata olur. Tutuklular tutuklu kalmaya devam etmelidir. Tutuksuzlar içerisinde bugün itibariyle adlarını mahkemeye telaffuz ettiğimiz dört sanık muhakkak tutuklanmalı. Bu sanıkların delil karartılması faaliyetine müştekilerin, mağdurların, tanıkların beyanlarına etki etmeye çalışmasına bir organize suç örgütü gibi çalışarak dosyanın ifadelerini, delillerini belirlemeye çalışmasına dair tüm açık tanıkların mahkemeye sunduk. Doğru olan, hukuksal olan, ahlaki olan bu 4 sanığın da tutuklanmasıdır. Diğer tutuksuz sanıkları değil de bu 4 sanığın tutuklanmasını talep etmiş olmamızın gerekçeleri çok açıktır. Toplu bir tutuklama talep etmiyoruz. İhtiyaç düzeyinde istiyoruz.”

Kozağaçlı, konuşmasının devamında şunları söyledi:
“İkincisi avukat meslektaşlarımla ilgilidir. Şuana kadar davayı eksiksiz takip ettik biz kendimizi bu salondaki herkesin avukatı kabul ediyoruz. ‘Siz bizim avukatımızsınız’ diyen herkesin avukatıyız. Bu bir vekalet ilişkisi değil, bu bir ücret ilişkisi değil, halkın avukatlığını yapmaya çalışıyoruz. Bizi okutan, yetiştiren avukat yapan halka olan borcumuzu ödemeye çalışıyoruz. Avukat katılımı az ve artmalıdır. Avukat çalışma grupları artmalıdır. Avukat meslektaşlarıma hepinizin huzurunda sitem ediyorum. Bu dosyaya ilgi göstermeliler. Meslek odalarına sitem ediyorum bu dosyaya ilgiyi artırmalılar. Sendikalara sitem ediyorum bu ağır sorumlulukta bunun temizlenmesinde ortadan kalkmasında katkıları ve destekleri gerekiyor. Çocuklarını bu salona sokamadan, ceplerinde yol parası olmadan, yeni girdikleri işleri, çalışmak zorunda oldukları işleri bırakarak, izin alarak, buraya gelen insanlara minnettarız. Onlar ölenlerine sahip çıktığı sürece biz de onlara sahip çıkmaya devam edeceğiz. Asla adaletsiz bırakılmayacaklar. Biz yeraltındakilerin avukatıyız. Bu dava buna mecburdur. Son derece hata yaptı sanıklar, savunma stratejileri açısından. Her yanı dökülen bir kurguyla karşımıza çıkmışlar. Bu dava ne parayla üstünü örtebilecekleri, ne tehditle üstünü örtebilecekleri, ne de siyasi ilişkileriyle üstünü örtebilecekleri bir davadır. Bu davayı kapatmaya hükümetin gücü yetmez. Bu davayı kapatmaya paranın gücü yetmez. Bu davayı kapatmaya baskının, tehdidin gücü yetmez. Biz buradayız. Kim sorumluysa bunun hesabını verene kadar da burada olacağız. Onlar olmasa biz olmazdık. Hepimiz onlara minnettarız. Çocuklarına, eşlerine, sevgililerine, kardeşlerine, annelerine, babalarına sahip çıktıkları için teşekkür ederiz.”

DAVAMIZIN TAKİPÇİSİYİZ
Maden faciasında iki çocuk babası 26 yaşındaki oğlu Uğur Çolak’ı kaybeden İsmail Çolak da, “26 yaşındaki bir evladını kaybetmiş baba olarak bunların düpedüz bunların yalanlarını 9 gündür dinliyoruz. Sıra bize geldi. Biz şuan taleplerimizi avukatlarımız aracılığıyla dile getiriyoruz. Bizim ilk yola çıktığımızda bir örgütlenme içerisindeydik. Örgütlendiğimize de inanıyorum. Müthiş bir güce ulaştık. Bu gücümüzün farkına varmaları lazım. Farkına varmışlardır. Biz bu yola çıktığımızda suçun tamamının 8’i tutuklu 45 sanığın olmadığını gerçek suçlunun şuan ki siyasi iktidar olduğunu söyledik. Bunu iddia ediyoruz. Biz bunların korumuş olduğu bürokratların burada gelip hesap vermelerini adil bir şekilde yargılanmalarını istiyoruz. Biz bu davamızın sonuna kadar buradan Fizan’a da götürseler de biz Fizan’a kadar gideceğiz. Davamızın takipçisiyiz.”

DAVAMIZIN SONUNA KADAR PEŞİNDEYİZ
Madende eşi Mustafa Kocabaş’ı şehit veren Nursel Kocabaş da, buraya adalet aramaya geldiklerini belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Adaletin yerini bulmasını istiyoruz. 9 gündür yalanlarla dolanlarla dolu bir mahkeme geçirdik. Hiç kimse buna inanmıyor. Toplu olmak istiyoruz, kalabalık olmak istiyoruz. Ne kadar çok toplu olursak o kadar güçlü oluruz. Bu davanın sonuna kadar peşindeyiz. Çünkü bu dava bizim davamız. Biz burada olursak herkes bizimle olur. Sonuna kadar da göreceksiniz. Dünyanın öbür ucuna gitse de nereye giderse gitsin biz hep buradayız. Bu davanın peşindeyiz. Eşlerimizin, evlatlarımızın, kayıplarımızın peşindeyiz. Bir daha 301’leri kaybetmemek için, bu acıları yaşamamak için, hiçbir şekilde anneler babalar ağlamasın, eşler geride kalmasın, 432 çocuk daha yetim kalmasın diye bu davanın sonuna kadar peşindeyiz. Ben şunu söylüyorum. Bütün herkesi bu dava için dayanışmaya bekliyorum. Bizim için çok önemli. Eğer biz çok kalabalık olursak, güçlü olursak ayakta durabiliriz yoksa başka türlü ayakta duramayız. Davamızın sonuna kadar peşindeyiz.”

BEN SİYASETÇİ DEĞİLİM SADECE İÇİ YANAN BİR ANNEYİM
Maden faciasında oğlu Kader Yıldırım’ı kaybeden acılı anne Elmas Kaya da, şunları söyledi: “Burada önce bize destek olan avukatlarımıza Allah razı olsun diyorum. Ben bir siyasetçi, bilgili herhangi bir insan değilim. Ben sadece içi yanan bir anneyim ve içerideki durumlara karşı tepkilerimiz biraz tehditlerle karşılanıyor ‘mahkeme başka yere gider, sus’ diyorlar. Ben sussam kalbim susmuyor işte. Bir sigara içince dumanı çıkıyor ama benim kalbimin dumanı çıkmıyor ama yanıyor. Ben bu içerideki tüm suçluların annelerine de sesleniyorum. Onlar ana değiller mi gurur duyuyorlar mı evlatlarıyla. Bizim evlatlarımızı toprağa koydular. Kendilerinin ki burada gurur duyuyorlar mı acaba, seviniyorlar mı? Ben dua ettim oğluma dün bütün millet benim oğluma. Dün bütün millet benim oğlumun, şehitlerin başındaydı. Dün gece Cenab-ı Hakkın hesap gecesiydi. Bizde bunların bugün burada hesap versinler diye peşindeyiz. Bizi durmadan tehdit ediyorlar. Ana yüreğinin daha ilerisi daha cevabı olur mu? Ölüm, ölüm deniyor geçiliyor. İzlenen bir filme bile insan duygulanıyor ama içeridekiler ve dışarıdakiler duygulanmadı. Merdivenin birinci basamağı biz olduk. Bizim çocuklarımız oldu bastılar geçtiler. Esas yukarıdakiler de hala bir şey yok. Hepimiz insanız ve bizi bir tek Allah yarattı.”

O LEKE SİLİNMEYECEK
Maden şehidi Ergün Sidal’ın babası Durmuş Sidal ise, “29 yaşında oğlumu kaybettim şimdi burada sabırla bekliyoruz. Tahrik etmeye çalışıyorlar bizi, ama tahrik olmayacağız. Zalimin zulmüne boyun eğmeyeceğiz. Orada cüppe giyen o sanık avukatları bizim çocuklarımıza basiretsiz demiş. Onun cübbesine bir leke sürüldü. O leke silinmeyecektir. Onu kınıyorum. Onları da lanetliyorum” diye konuştu.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.