Koalisyon için gösterilen çabalar boşa çıktı ve erken seçim yoluna girildi.

Bahçeli'nin herşeye karşı olan tutumunu saymazsak; AKP-CHP arasında geçen görüşmelerde stresin bir parça azaldığını, tarafların birbirlerine çok daha yapıcı yaklaştıklarını, ülkenin geleceği açısından bu tutumun da çok çok önemli olduğunu söyleyebiliriz.

Görüşmeler sırasında her iki parti de oldukça sorumluluk sahibi davrandı. Ön şart olarak öne sürülen birçok madde görüşmeler sonrası ya geri çekildi ya da yumuşatıldı.

Taraflar anlaşma zemini bulabilmek için her türlü çabayı gösterdi.

Elbette iki parti arasında ideoloji farkı var ve bu fark çok farklı tavır almalara neden olabiliyor.

Ama unutulmaması gereken koalisyonların bu farkları göz önüne alarak yapıldığı.

Doğrusunu söylemek gerekirse bu anlamda AK Parti CHP'yi fazla zorlamadı.

Ama ne zaman ki konu Cumhurbaşkanı'nın nasıl seçileceğine geldi, orada ipler koptu.

CHP'nin restorasyon isteği burada devreye giriyordu.

Cumhurbaşkanının halk tarafından seçimine karşı çıkmak AK Parti için ideolojik olarak kazanılmış bir haktan geri adım atmaktı ve bu haktan geri adım atılamazdı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'da ideolojik farkın koalisyona engel olabileceği söylemlerini de ”Dünyanın sonu değil” diye yanıtlamıştı.
Elbette buradan, Erdoğan zaten koalisyon istemiyordu neticesi çıkarılabilir. Ama koalisyonlarda önemli olan farklılıkların değil ortak çıkarların öne çıkarılarak birlikte yönetme pratiği edinebilmektir.

Erdoğan'ın söylediği de buydu.

Hepsi bitti.

Görüşmelerden geriye tek kalan şey; istenirse aynı masada oturabilineceğinin görülmesi ve her şeye rağmen geleceğe yönelik bir diyalog ortamının oluşmasıdır.

Peki bugünden sonra ne olur?

Erken seçime nasıl bir hükümet ile gidilecek?

Bu konuda her partide farklı söylemler ortaya çıktı ve kısa sürede yine kendi içerisinde yalanlandı.

Davutoğlu görevi iade ettikten sonra top yeniden Cumhurbaşkanına geldi.

Doğrusunu isterseniz Erdoğan'ın kafasındaki çözümü bilmek zor.

Ama yeni tartışmalara yol açacağı kesin.

Kılıçdaroğlu “Saray'a gitmem” diyerek zaten az da olsa kendisine görev verilme yolunu kapatmıştı.

Bu saatten sonra geriye dönüşün bir yararı olmayacağı kesin.

AK Parti 7 Haziran’da seçmenin kendisine verdiği mesajı almış olacak ki Genel Kurulunu topluyor, üç dönem kuralını esnetmeye, yenilenmeye çalışıyor.

Genel Kurul'dan çıkacak kararlar oldukça önemli.

Vatandaşın; “AK Parti ile yola devam” ya da “koalisyon yapın” kararının belirleyicisi olacak kadar.

AK Parti yeniden tek başına iktidar istiyorsa değişmek zorunda.

Yani her kesimden insanların kendisini desteklediği, destekleyebileceği ortamı yaratmak zorunda.

Yoksa değişen fazla bir şey olmayacaktır.

Elbette parti içerisindeki ağır topların konumu da önemli.

Sanırım Genel Kurul birçok sorunun yanıtını verecek.

Diğer partileri irdelemek için de epey zamanımız olacak.

Bu arada en önemli konu.

Türkiye üzerinde oynanan oyunları boşa çıkaracak bir iktidar ve muhalefetin varlığı bence.

Özellikle ülkemizi terör belasından koruyacak bir birliktelik.

Bu tüm partilerin düşünmesi ve ortak çözüm bulunulması gereken bir sorun.

Çünkü molotof kokteyllerinin, bombaların, kurşunların hedefindeki bir seçim yine kimseyi memnun etmeyecektir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
SEVİNÇ MAKBULE ÜNVERİCİ*** 1 yıl önce

Yazınıza aynen katılıyorum***Seçimden değişik bir sonuç görünmüyor***Vakit kaybının kime ne yararı var???