05 Mayıs 2014 Pazartesi 11:26
Yaşar Üniversitesinden Önemli Tesbit

Türkiye’de yaşayan 8,5 milyon engelli birey için en büyük sorun işsizlik olarak ifade ediliyor. Toplam istihdam içinde yüzde 2’lik bir yer bulabilen engelli vatandaşlar niteliksiz işlerde çalışmaya mahkum ediliyor.
Türkiye'de son yıllarda engelli bireyleri toplumla kaynaştırmayı hedefleyen pek çok projeye imza atılsa da işverenlerin yüzde 70’e yakınının engelli istihdamını yalnızca yasal zorunluluk olarak gördüğünü ifade eden Yaşar Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç. Dr. Serpil Kahraman, “Dünyanın pek çok gelişmiş ülkesinde olduğu gibi ne pozitif ne de negatif ayrımcılığın hiçbir türüne gereksinim duymadan engelli bireyleri eşit hak ve koşullarda hem iş hem de toplumsal hayata katmak mümkün” dedi.
HEM MEMNUNLAR HEM İŞE ALMIYORLAR
Yrd.Doç. Dr. Serpil Kahraman, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yaptığı araştırmaya göre, yaklaşık 24 milyonu bulan toplam istihdam içinde engelli payının ancak yüzde 2.1 düzeyinde olduğuna dikkat çekti.
Türkiye’de işverenin engelli istihdamına yönelik bakış açısını değerlendiren Kahraman, şunları söyledi: “Türkiye’de, firmaların engelli bireyleri istihdam etme nedenlerine baktığımızda; yüzde 66’sının yasal bir zorunluluk, yüzde 24’ünün sosyal sorumluluk ve ancak yüzde 10’unun işe uygunluk olarak nitelendirdiklerini görüyoruz. Engellilerin istihdam edilmeme sebeplerine baktığımızda firmaların, yüzde 48’i kota altında çalışan sayısını, 31’i sektörün uygun olmaması ve yüzde 11’i engelli başvurusu olmadığını gerekçe göstermektedir. Ama engelli bireylere istihdam fırsatı sağlayan işverenler engelli bireylerin çalışma azmi ve özverileriyle firmada performans artışına katkı sağladıklarını da belirtiyor. Engelli bireylerin sağlık, sosyal hizmetler ve imalat sanayi başta olmak üzere daha ziyade niteliksiz işlerde istihdam edildikleri görülmektedir. Ne var ki, işgücüne katılan engellilerin çok az bir bölümü eğitim aldıkları alanda çalışmaktadır.”
EĞİTİM DE ÇARE OLMUYOR
Türkiye’de engelli bireylerin mesleki eğitim dahil eğitim düzeylerinin artırılmasının da işsizliğe çare olmadığının altını çizen Yrd.Doç.Dr. Serpil Kahraman, dünyada ve Türkiye’deki engellilerin istihdam payını artırmak üzere uygulanan yöntemler için şunları söyledi:
“Engellilerin istihdam payını artırmak üzere uygulanan yöntemleri; kota rejimi, ayrımcılık yasa çalışmaları, engellilere uygun olduğu düşünülen diğer bir ifadeyle, ayrılmış iş, mesleki rehabilitasyon ve korumalı işyeri ve özürlü istihdamını özendirmeye yönelik devlet teşvikleri olarak sıralamak mümkündür. Devlet teşviklerini en iyi uygulayan ülke kota sistemini tamamen kaldırmış olan Hollanda’dır. Ülkemizde firmaların, engelli bireylerin istihdam payını artırmak üzere özellikle vergi indirimi kolaylığı ve enerji maliyetlerinde indirim gibi daha çok maliyet düşürücü teşvikleri beklediklerini görmekteyiz. Ancak sonuç olarak yalnızca engelli bireylerin istihdama katılım payının artırılması için değil, toplumda engellilere yönelik tutum ve davranışların da daha olumlu olabilmesi için ‘farkındalık’ yaratan etkinliklerin artırılması en etkili yol. Örneğin istihdama katılımda işyerine erişimin sağlanması, işyeri koşullarının engelli bireye uygun hale getirilmesi önemli bir adım olabilir. Önemli olan ne pozitif ne de negatif ayrımcılığın hiç bir türüne gereksinim duyulmadan engelli bireylerin eşit hak ve koşullarda toplumsal hayata katılımlarını sağlamak.”
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın yaptığı araştırmaya göre engellilerin iş ve meslek sınıflandırma oranları şöyle:
-Satış ve Hizmetlerde Niteliksiz İşlerde Çalışanlar: yüzde 29,8
-Büro Elemanları: yüzde 24,5
-Müşteri Hizmetleri: yüzde 6,9
-Şirket Müdürleri: yüzde 0,8
-Eğitimle İlgili Profesyoneller: yüzde 0,3
-Yaşam ve Sağlıkla İlgili Profesyoneller: yüzde 0,3
-Doğa Bilimleri ile İlgili Profesyoneller: yüzde 1,7

Son Güncelleme: 18.02.2015 23:00
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.