31 Ağustos 2015 Pazartesi 11:51
Öğrenme güçlüğü okuldan soğutuyor

Dünya genelinde öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin yüzde 8 olduğu, erken yaşta konulan tanıların çocukların akademik yaşamında başarı getirdiği belirtildi. Araştırmaların genişletilmesi gerektiğini bildiren uzmanlar, okuma güçlüğü (disleksi), yazılı anlatım güçlüğü (disgrafi), sayısal (matematik) güçlüğü (diskalkuli) olarak tanımlanan öğrenme güçlüklerinin belirlenememesi durumunda çocukların okuldan uzaklaştığını kaydediyor. İzmir Ekonomi Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çocuk Gelişimi Programı Öğretim Görevlisi Ezgi Oral, öğrenme ile ilgili sıkıntılar yaşayanların okul başarısının olumsuz etkilendiğini vurgulayarak, "Ülkemizde zaman zaman eğitimcilerin ve doktorların yanlış yönlendirmeleri veya ailelerin çocuğun farklılığını gözden kaçırmaları ya da göz ardı etmeleri nedeniyle tanı gecikmektedir. Bu durum çocuğun okul başarısını etkilemektedir. Kendisini yetersiz hisseden birey okuldan soğumaktadır. Ayrıca bireyin yeteneği ve ilgisi olan alanlar da keşfedilemediğinden körelmektedir" dedi.

Çocuğun okula hazır oluşunun ve akademik olgunluğunun başarıyı etkilediğine dikkat çeken Oral, erken dönemde çocukların iyi tanınması ve onlara gerekli desteğin sağlaması gerektiğini ifade etti. Akademik başarısızlığın kişinin bütün hayatını etkilediğini aktaran Oral, şunları söyledi:

“Özel öğrenme güçlüğü bireyin zekâsının normal ya da normalin üzerinde olmasına karşın, konuşma, dinleme, okuma, yazma, matematik ve akıl yürütme yeteneklerinin kazanılmasında, kullanılmasında güçlüklerle kendini gösteren bir problemdir. Son derece yetenekli ve zeki oldukları halde, bireylerin neden sınıfın gerisinde kaldığı, okuma ya da yazmayı öğrenemediği, ödev yapmak istemediğini anlamlandırmak aileyi ve eğitimciyi zorlayabilmektedir. Akademik hayatta zorlanan, kendini yaşıtlarından farklı hisseden, anne baba ve öğretmenleri ile ilişkileri bozulan çocuklar davranış problemleri göstermeye başlamaya, kaygı ve depresyon yaşamaya başlayabilirler. Özgüvenleri sarsılan çocuklar kendini ifade edemeyen ve sürekli başarısızlık duygusu yaşayan çocuklar haline gelirler. Bu sorunları yaşayan çocuklar zaman içerisinde okuldan soğumakta ve okula gitmek istememektedir. Ailelerin, okulda bu tür problemler yaşayan çocuklarını hemen Çocuk Psikiyatristine ya da Çocuk Psikoloğuna götürmelerini öneririm."

TANI İÇİN AYRINTILI DEĞERLENDİRME GEREKİYOR

Çocuklara tanı konulması için ayrıntılı ve uzun süren değerlendirmeler yapılması gerektiğini bildiren Oral, “Özel öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin zekâ düzeyleri normal ya da normalin üzerindedir. Hiperaktif de olabilirler. Günlük işleri başlatma ve sürdürmede güçlükler çekerler. Dikkatleri kısa sürelidir, kolayca dağılır. Motor koordinasyonları zayıftır. Sakarlık beceriksizlik görülür. Görsel ayrımlaştırma yetenekleri zayıftır. İşitsel ayrımlaştırmada güçlük çekerler, bazı harfleri karıştırırlar. Yönergeleri unuturlar, dinlemiyor gibi görünürler. Dil gelişimi bir kısmında gecikmiştir. Kendilerini ifadeleri yetersizdir. Dağınıktırlar ve zamanı iyi kullanamazlar. Mesafe ve ölçümlerde zorlanırlar. Zamanı karıştırırlar. Düşünmeden davranırlar, acelecidirler. Okumayı sökememe, yavaş, hatalı okuma, yazı bozuklukları, ters ayna hayali yazma gibi her biri farklı sayıda, farklı yoğunluktaki bu belirtileri gösterebilirler" diye konuştu.

Türkiye'de öğrenme bozukluklarına yönelik gerçekleştirilen araştırmalarda yalnızca yüzde 6.6 oranında doğru tanı konulduğunu, araştırmaların kısıtlı kaldığını ifade eden Oral, okul öncesi dönemde çocuğun iyi izlenmesi, gelişiminin takip edilmesi gerektiğine işaret etti. 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.