31 Mayıs 2016 Salı 14:50
Kılıçdaroğlu 'Yargıtay'ı İzmir'e davet etti!
 CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

"Anayasa dediler, onu da değiştirdiler. Terörün bitmesini bekliyoruz. Terör biterse emin olun, ülkemize huzur gelecek.

Ama hiçkimsenin şunları unutmaması lazım; 2002’de sıfır terörle devraldılar. Bugün Türkiye kan gölüne döndü. Kim yaptı bunu, kim terör örgütüne göz yumdu? Kim Güneydoğu’yu silah deposuna çevirdi? Kim göz yumdu, kim valilere talimat verdi bunlara sakın dokunmayın diye?

Bunun hesabını hepimiz sormak zorundayız. Kim terör örgütlerine yardım ve yataklık yapıyorsa vicdanı olan herkesin sorması lazım. Şehidin kanı onların elindedir. Terör örgütüne yardım ve yataklık yapanlar için suç duyurusunda bulunduk. Vicdanlı, ahlaklı, hukuk bilen bir savcı bekliyoruz.

Yardım ve yataklık diyorsanız... Erdoğan’ın kendi itirafı; ‘Ne istediniz de vermedik’ dediler, paralel yapı için. Hakimlerden bekliyorum, bunu çağıracaklar tek tek soracaklar. Biz de o zaman Türkiye’nin yanında taraf olacağız.

Türkiye’nin bütün sorunlarını dinliyoruz. Seçim yok ama sanki seçimdeymişiz gibi çalışıyoruz. Çay ve fındık üreticileriyle görüştük ve raporlar hazırladık. Onlara bu sorunların nasıl çözüleceğini anlattık. Cumhuriyet çözmek istemiş Fiskobirlik’i kurmuş. Bunlar 14 yılda Fiskobirlik’i batırdılar.

Fındık, çay gibi bölgenin stratejik ürünüdür. Dünya fındığının yüzde 70’ini sadece Türkiye üretiyor. Peki nasıl oluyor da fiyatta dengeyi sağlayamıyoruz. Çünkü üreticinin alın terini kimse düşünmüyor, bütün kar aracıların cebine gidiyor. Biz emeğe değer veren bir partiyiz, üreticiye değer veren bir partiyiz. Kimse kazanmasa bile üretici kazanmalıdır. Fındık bahçelerinin yenilenmesi lazım, üreticinin yenileme esnasında yaşağıdığı kaybı devletin yerine getirmesi lazım. Onlar bunu yerine getirmez, bunu üreticiyi düşünen Cumhuriyet Halk Partisi yerine getirir. Fiskobirlik’i güçlendirip bölgenin en güçlü kuruluşu haline getirmemiz lazım.
İstanbul’da yerel yönetimler fuarımız vardı, Kadıköy’de miting yapacaktık. Taksim’e çıkan binlerce çocuk dediler ki; Taksim’i bize açın. Hiçbir CHP bayrağı almadan Taksim’e gittik ve bunu yaptık. Gençlerimiz Taksim’i şenlik alanına çevirdiler.

Ben o gençlere şükran borçluyum. Onlar tüm dünyaya Türkiye’de gençlerin özgürlük diye haykırdığını gösterdiler. Onlar bir diktatöre ders verdiler ve ona diz çöktürdüler. Olay iki ağaç değildi, olay binlerce ağaçtı. Onlar bize müdahale etmeyin, yaşam tarzımıza, özgürlüğümüze müdahale etmeyin, size ne diyorlardı. Onlar Gezi mücadelesini dünya tarihine altın harflerle yazdı.
Gezi olaylarını kırmak için iki büyük yalanla toplumu gençlerin üstüne salmak istediler. Biri dönemin diktatörü tarafından söylenen ‘Cami’de içki içtiler( yalanıydı. Cuma günü görüntü göstereceğiz dediler, görüntü çıkmadı ortaya. Gittiler imamı yakaladılar, imam yalan söylemeyi reddetti. Yalan söylemediği için imamı sürdüler. Gençlerin eylemini bitirmek için toplumun en hassas noktasına saldırdılar.

İkincisi, ‘Benim başörtülü bacıma saldırdılar’dı. Havuz medyası koca koca başlıklar attı. Sonunda bunun da koca bir yalan olduğu ortaya çıktı. Vicdanı olan herkese sormak istiyorum. Ne yaptı o çocuklar? Ellerine silah alıp sokağa mı çıktılar? Neden farklı değerleri var diye engellenmek istendiler? Sonuçta Türkiye farklı bir sürecin içerisine sokuldu. Onların eylemi ‘Bir orman gibi kardeşçesine’ dizesinde ortaya çıktı. Birbirlerini tanımıyorlardı ama değerleri ortaktı.

Bunlar kalkıp İstanbul’un Fethi kutlamaları yaptı. O zamanki Fatih’le şimdiki İstanbul arasında dağlar kadar fark var. Fatih bir ağaç bile kestirmezdi, bunlar İstanbul’u talan ettiler. Fatih dünyanın en büyük liderlerinden birisidir. Sormak istiyorum; Fatih onu yaptı da İstanbul düşman işgali altındayken kim ‘Geldikleri gibi giderler’ dedi. Onun adını ağzına almıyorlar, almalarını da istemiyorum. Sahtekarlar Mustafa Kemal’in adını anamazlar. Namuslu insanların konusudur Mustafa Kemal Atatürk.

Şunu da kimse unutmasın; gemileri karadan yürütenlerle, gemilerle malı edinenler aynı insanlar değillerdir.

(Yüksek Yargı mensuplarının Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gezilerine katılması) Niye gidiyorsunuz? Devlet protokülüymüş... Sizin devlet protokolünden haberiniz bile yok. Orada devlet toplantısı mı yapılıyor, orada siyasi bir partinin progandası yapılıyor. Sizin ne işiniz var orada? Yargıya saygı duymayan bir adama hangi gerekçeyle saygı duyuyorsun. Tarafsız olmayan birisinin gezilerine hangi gerekçeyle gidip övgüler düzeceksiniz? Sıkılmadan 'Bizi davet ettiler, biz de gittik' diyorlar. Ben de sizi İzmir’deki toplantımıza davet ediyorum. Siz onun çantası oluyorsunuz. Kırşehir’deki toplantıda terini siliyor. Ne işin var senin orada? 'Bizi eleştirenleri mahkemeye vereceğim' diyor. Vermezsen namertsin kardeşim, vermezsen namertsin.

(ntv)
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.