Günün Videosu
05 Ekim 2015 Pazartesi 17:42
Hasan Topal; “Barışı Yüksek Sesle Haykırmalıyız.”
Dünyanın ulusal hükümetlerinin katılımı ile bu yılsonunda gerçekleşecek Uluslararası İklim Anlaşması Müzakereleri COP 21 yaklaşırken, UIA ulusal ve bölgesel mimarlık örgütleri ile mimarlık, tasarım ve şehir planlamada sera gazı emisyonlarının azaltılmasında mimarinin temel rolünü vurgulayacaklardır.

UIA üyeleri, çalışma organları ve ortakları çağımızın en büyük sorunlarından biri olan küresel iklim değişikliğinin üstesinden gelmek, mimarlık ve kentsel tasarımın muazzam gücünü uygulamak, eylemleri ve çözümleri tanıtmak için 5 Ekim'de harekete geçecek.
UIA, COP 21 toplantılarında tasarım, planlama ve inşaat alanlarında dünya çapında mimarların katkılarını vurgulamış olacaktır. (Paris - 30 Kasım - 11 Aralık 2015). UIA Başkanı Malezyalı mimar Esa Mohamed başkanlığındaki bir heyet, mesleği temsil edecek.

Mimarlar odası İzmir şubesi Dünya Mimarlar Haftasını bu kapsamda çeşitli etkinliklerle kutlayacak. Haftanın ilk günü Meslekte 30. ve 50. yıl plaket töreni, Erkut Şahinbaş Mimarlığı Sergisi, Nur Esin Resim Sergisi Mimarlık Haftası açılış kokteyli ile başlayacak. Hafta boyunca söyleşiler, atölye çalışmaları, geziler gerçekleşecek.

Mimarlık Günü Teması; “Mimarlık, Yapı ve İklim”
Mimarlar Odası İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Topal; Uluslararası Mimarlar birliği bu yıl Mimarlık gününün temasını “Mimarlık, Yapı ve İklim” olarak belirledi.

Bilindiği gibi Birleşmiş Milletler İklim Değişiklikleri Konferansı (COP21) bu yıl Kasım ayında Paris’te yapılacaktır. Bilindiği gibi Birleşmiş Milletler İklim Değişiklikleri Konferansı (COP21) bu yıl Kasım ayında Paris’te yapılacak.

Konferansın önemli gündemi üye devletlerin ve hükümetlerin küresel iklim değişikliklerine doğrudan olumsuz etki yapan karbon salınımının ve sera gazı emisyonlarının azaltılması konusunda sorumluluklarını ve taahhütlerini irdelemek, tartışmak olacak.
UIA mimarinin ve mimarlığın, tasarımın ve kent planlamasının bu alandaki etkin rolünü vurgulamak için ulusal mimarlık örgütlerine bu tema kapsamında çalışmalar önermekte.

Çağımızın iki büyük problemi insanlığı tehdit eder boyutlara varmıştır ve bunlara karşı duyarlılıkla etkili önlemler geliştirilmesi evrensel bir sorumluluk olarak gündemimiz olmak zorunda.

Birincisi; küresel iklim değişikliği, ikincisi ise küreselleşme adı altında dayatılan neoliberal (vahşi kapitalist) ekonomi politikalarıdır ve İkisi bir biriyle doğrudan ilişkilidir. Uluslararası Mimarlar Birliği; üye ülkelerin mimarlarına, çağın en büyük tehdidi olan iklim değişikliğinin insan yerleşmelerine olumsuz etkilerini en aza indirmek üzere mimarlığın, kent planlamasının ve kentsel tasarımın muazzam gücünü yaşama katabilmeyi ve bu konuda çözümler aramayı, etkinlikler yapmayı önermekte, ve tavsiye etmektedir” dedi.
Emperyalist ekonomi politikaları insanlığın bir başka tehdididir.

Hasan Topal konuşmasının devamında; iklim değişikliği sorununu yaratan uygulamaları, sera gazı salınımlarını bir yandan en aza indirmeyi hedeflerken, yapısal ve mekânsal ölçekte bu büyük soruna karşı duyarlılıkları gündeme taşımayı önemli bir sorumluluk olarak tanımlamaktadır. Diğer yandan dünyayı ve özellikle ülkemizi ve çevremizi savaşlara, yıkımlara mahkum eden küreselleşme adı altındaki neo liberal, acımasız, vahşi kapitalist, emperyalist ekonomi politikaları insanlığın bir başka tehdididir.

Enerji kaynaklarını ve doğal zenginlikleri paylaşabilmek adına Asya’da, Afrika’da, Ortadoğu’da ülkeleri kana bulayan, kentleri harabelere dönüştüren acımasız sömürü politikaları, sosyal kültürel bütün değerleri tahrip ederek, etnik ve inanç farlılıklarını öne çıkararak ülkeleri iç savaşlara, parçalanmalara ve kardeş kavgasına düşürerek kendi çıkarlarını sürdürmektedir. Topal, konuşmasını ürettikleri, ortaçağdan daha karanlık örgütler Mezopotamya’da ve Suriye’de, dünya uygarlık mirası anıtları Palmira gibi antik kentleri havaya uçurarak insanlık suçu işlemektedirler diyerek tepkisini dile getirdi.

Milyonlarca insan yaşadıkları toprakları terk ederek yersiz yurtsuz her türlü tehlikeye açık yollara düşmekte, ve binlercesi yollarda denizlerde yaşamını kaybetmekte, sağ kalanlar mülteci olarak, kendilerine yaşanabilecek güvenli ülkeler aramakta.

“Bunalımlı Günler Yaşarken Parlamentomuzun 4 aydır tatilde olması çok ilginç.”
Hasan Topal, konuşmasına TBMM’nin çalışmamasına tepkisini koyarken, “Bu sorunlu durumların yanı sıra, ülkemiz ekonomik, siyasal, terör vb. nedenlerle en bunalımlı günlerini yaşarken parlamentonun çalışmıyor olması, 4 aydır tatilde olması, çok ilginç ve şaşırtıcı ve bir o kadar da kaygı verici bir durumdur” dedi.

Bütün sorunların çözüm yeri demokratik siyaset alanı olan meclistir, meclis olmalıdır. Sakarya Savaşı anında, Kurutuluş savaşı anında açık olan ve çalışan meclis, Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarını tatilde geçirmiş, toplumun umudu olmaktan uzak kalmıştır.
İnsan yaşamını hedef alan terör ve ölümlerin olduğu ortamlarda demokrasi ve özgürlükler yara almaktadır. Bu nedenle terör örgütleri koşulsuz olarak silahlarını terk etmelidir. Barış ve demokrasi bütün sorunların çözümü için olmazsa olmaz tek gerçektir.

“Barışı Yüksek Sesle Haykırmalıyız.”

Dikkatle bakıldığında ne Asya’da ne Kuzey Afrika’da ne de Orta Doğu’da petrol kuyuları ve yakınında hiçbir karmaşa yok, bu bölgelerdeki ulusların kaynakları kesintisiz güven içinde emperyalist ülkelere akıtılıyor ama bu kaynakların bulunduğu ülkeler ve çevreleri ateş çemberinde bırakılarak sömürülerini kamufle ediyorlar.

Ülkemizde de bu politikalar her türlü terörü destekleyerek, toplumsal barışımıza, haklar ve özgürlüklerimize ve demokrasi beklentilerimize en büyük tehdidi oluşturuyor. Bu nedenle amacı ne olursa olsun teröre ve yaşama kasteden eyleme karşı demokrasi ve barış talebimizi yüksek sesle haykırmak zorundayız. Küresel sistemin dayatması olarak, üreten, üretirken istihdam yaratan ve hakça bölüşen ekonomi politikaları yerine borsa, faiz, döviz ve kent rantlarına yönelik politikalar, sürdürülebilir değildir. Krize saplanması kaçınılmazdır bu politikaların.

Topal konuşmasının sonunda; özetlemeye çalıştığım bu kaygı verici gelişmelere karşın, sahip olduğumuz tarihsel kültürel çevre ve mimarlık mirası ile bu mirasa eklemlenecek nitelikli tasarım ve mimarlıklar kente ve insan yaşamına kalite ve zenginlik katacak ayrıcalıklarımızdır.

Anadolu’da, insanlık tarihinde ortaya çıkan ilk kent olan neolitik yerleşme Çatal Hüyük’le başlayan, takip eden binyıllarda Hitit, İyon, Helenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı ve Modern Türkiye’nin katkılarıyla oluşan çok katmanlı kültürel peyzajı ve zenginliği dünyada başka bir coğrafya sunamıyor.

Sahip olunan zenginlik ve çeşitlilik mimarlığımızın yenilikçi ve yaratıcı gücü ile buluştuğunda insanlarımız daha mutlu, kentlerimizin yaşam kalitesi daha güçlü olacak.

Daha iyi bir çevrede daha iyi bir insan yaşamı için, daha iyi bir mimari çevre yaratma, yeni ve özgün olanı arama ideali, tasarımın sınırsız özgürlüğü ile düşünce özgürlüğünün buluşma alanıdır. Diyerek sözlerini tamamladı.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.