06 Ağustos 2014 Çarşamba 14:48
Gölcük’te Altın Arama Çalışmalarına Karşı Tepki

Ödemiş’in Gölcük Yaylası’nda özel bir firmanın altın arama faaliyeti için yaptığı ÇED başvurusunun onaylanmasına tepkiler sürüyor. Konuyla ilgili çeşitli kişi ve kurumların katıldığı küçük çaplı toplantılar devam ederken, Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından yöredeki çevreci ve sivil toplum kuruluşlarının altın konusunu gündeme alacakları öğrenildi.

Tonlarca toprağın Gölcük'ün güneyinden alınarak Bergama'da işlenecek olmasının bir çevre felaketine yol açacağını öne süren Ödemişliler, sosyal medya üzerinde yine Küçük Menderes havzasında Tarih ve Doğa Katliamına Hayır Platformu (Havza-Plat) çevresinde örgütlenirken, olası bir altın madenin yaratacağı tahribatın sadece Ödemiş'i değil tüm Küçük Menderes havzasını etkileyeceğini savunuyorlar.

“Küçük Menderes ovasının binlerce yılda oluşmuş alüvyonlu topraklarındaki en verimlisi ve mikro klima özelliği gösteren özel bir bölgesidir Ödemiş” diyen Belediye Meclis Üyesi ve Ziraat Mühendisi Özkan Akgün, “Başka hiçbir yerde bu toprakların yarattığı birim alan verimliliğini bulamazsınız” dedi. 2011 yılında Bozdağlar'daki altın arama ruhsatına karşı Havza-Plat dönem sözcüsü olarak çıkışlarıyla hatırlanan Akgün, “Küçük Menderes Havzası, verimlilik açısından ülkemizin önemli bir bölgesi. Ödemiş’in 30 bin hektar - 300 bin dekar büyüklüğünde tarım alanı vardır. Bu alanın yüzde 50’sinde 400 bin ton/yıl patates üretilir. Bu da İzmir patatesinin yüzde 95’inin Ödemiş’te üretildiği anlamına gelir. Ödemiş, İzmir tarım cirosunun yüzde 15’ini karşılar ancak tarımsal yatırımlardan aldığı pay binde 1 civarındadır. 25 bin civarında çiftçi ailesi var. Toplam alanı aile başına böldüğünüzde aile başına 12 dekar arazi düşüyor. Yani ayrıntıda büyük parsellere sahip aileler olsa da genelde parçalanmış araziler karşımıza çıkıyor. Polikültürün görüldüğü Ödemiş’te ana tarımsal ürünler; patates ve hayvancılığın artması ile beraber silajlık mısır. Silajlık mısır ekim alanı ise yaklaşık 100 bin dekar. 150 bin büyükbaş hayvan var ve günlük 1000 ton süt üretimi” diye konuştu.

Özkan Akgün şöyle devam etti: “Küçük Menderes havzasında en büyük tarım alanına sahip olan da, en fazla ürün üreten yer de Ödemiş’tir. Özellikle altın aranacak bölge tüm havzanın ana su kaynaklarının yakınında. Ödemiş ve tüm havzayı etkileyecek kirlenme riski mevcut. Yaşadığımız alanı, toprağını ve suyunu savunmak bizden sonra gelecek kuşaklara kullanılabilir olarak bırakmak zorundayız. Küçük Menderes havzasını ve bu havzanın az bulunun toprağını, suyunu ve havasını savunmak zorundayız"

PLATFORM SİYASET ÜSTÜ
Platform ile altın arama çalışmasının sonucunda bölgede yaşanacakları bulabildikleri herkese anlatma çabasında olduklarını kaydeden Akgün, “Fakir-zengin, güzel-çirkin aramadan, A partisi-B partisi gözetmeden ulaşabildiğimiz her noktaya ulaşmaya, derdimizi anlatmaya çalışıyoruz. O yüzdende platformumuzu da farklı siyasi görüşten insanları bir araya getirerek oluşturduk. Haklılığımızı platformumuzun bilim kurulunun hazırladığı bilimsel verilerle ortaya koyup, bunları açık yüreklilikle paylaşıyoruz. Havza tarımının ve tarımcısının sürdürülebilirliği adına, iki ana koldan ilerliyoruz: 1-Bilimsel veriler, 2-Bilim ışığındaki halkın örgütlenmesi. Ocak ayında Kıbrıs’ta bir tarım toplantına gittiğimde, Lefke-Gemi Konağı’ndaki altın madenini görme imkânı buldum. O bölgedeki altın madeni 1926’da işlemeye başlamış 1974 Kıbrıs harekatı ile kapanmış. Aradan 37 yıl geçmiş, 37 yıl sonra bile oradaki tarım arazilerindeki vahşeti çıplak gözle görünce, ülkemdeki kırk bin noktadaki maden arama ruhsatlarını düşündüm. 37 yıldır birçok üniversitenin katıldığı çalışmalarla toprağı rehabilite etmeye çalışmışlar, ama ne yazık ölüyü diriltmek mümkün olmamış" ifadelerini kullandı.
"ÖDEMİŞ SOMA'YA DÖNÜŞMESİN"
Açılacak olası bir altın madeninin bölge halkına bir iş kapısı olamayacağının altını çizen Akgün, Ödemiş’te 130 bin insanın yaşadığını belirterek şunlar söyledi: “Bir madende kaç kişiyi istihdam edebilirler ki? Kaç aileye gelecek olabilirler? Bu havza yılda 2.85 milyar dolarlık tarımsal ve hayvansal ürün üretiyor. Ülke tarımsal hasılasının yirmide birini karşılayıp, yüz binlerce insana yüzyıllardır ekmek veriyor, verecek. Buna karşın 8 yıl sonunda en iyi ihtimalle toplam altın rezervinin 1 milyar dolar olduğu tahmin edilirse, kaç kişiye ekmek kapısı olurlar, ne kadar süreyle? Oysa Küçük Menderes havzası tarımsal üretimini 500 bin insanla paylaşırken, altın madeninden elde edilecek gelirin katbekat üstünde gelir ve yaşam elde ediliyor. Siz de biliyorsunuz ki bu tür madenlerden devlete kalan sadece yüzde 2’dir. Yani elde edilenlerin yanında devlete, ülkeye kalan da oldukça düşüktür. Bu anlamda halkı da bilimsel verilerle donattık. Önce onlardan da buradan daha mı çok kazanırız diyenler vardı ama bu rakamlar ortaya çıkınca gördüler ki bizim ürettiğimiz, kestanemiz, incirimiz, patatesimiz, sütümüz, altından daha değerli. Bu havzayı özel kılan tarımsal üretim devamlılığı, aynı zamanda içinde yaşayan insanların yaşamı, geleceği olduğu, tüm atanmış ve seçilmişlerin, hassasiyet göstermesi gerektiği özelliktedir.”
Soma'da da üreticin tarımdan koparılarak maden işçisi haline getirildiğini hatırlatan Akgün, bu konuda Ödemiş'te yaşayan herkese önemli görevlerin düştüğünü sözlerine ekledi.

"BÖLGENİN YAPISI ALTIN ARAMAYA UYGUN DEĞİL"
Bölgede yaptığı çok sayıda araştırmayla tanınan Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Öğretim Görevlisi Dr. Serdar Vardar ise 2011 yılında da bölgenin altın aramaya uygun bir yapıda olmadığını açıkladıklarını hatırlattı. Vardar şöyle konuştu: "Küçük Menderes havzasının orta ve doğu kesimi büyük ölçüde metamorfik (başkalaşım) kayaçlar üzerinde, Batı Anadolu tektonik sisteminin dinamikleri ile şekillenmiştir. Havza bu sistemin içinde bir graben (çöküntü alanı) olarak şekillenmiştir. Şekillenme genç olduğu için yamaçlarda eğim değerleri genel olarak çok yüksektir. Dik ve sarp yamaçlar Ödemiş kuzeyinde; Bebekler-Birgi arasındaki (Bozdağlar’ın güney yamaçları) yamaçlar gnays ve şist karmaşığı üzerinde şekillenmiştir. Bu kayaçların izlenebilen tabakalanma özellikleri bulunmakta ve dik eğimli tabakalar Ödemiş ovasına doğru uzanmaktadır. Bu nedenle yamaçlarda kütle hareketlerini kolaylaştıran koşullar ortaya çıkmaktadır. Eğimin yüzeyde kolayca parçalanan ve dağılan kütlelerin yamaç hareketlerini kolaylaştıran etkisi birçok kez ortaya çıkmıştır. Ödemiş-Zeytinlik-Gölcük yolunda avcılar çeşmesinden Gölcük’e doğru devam eden yamaçlarda bu heyelanların büyücek örnekleri birçok kez yaşanmıştır. Yörenin litolojik ve yapısal özellikleri ile genç tektonizma ve eğim koşulları birleştiğinde Bozdağlar’ın Ödemiş’e bakan (güneye) yamaçlarında küçük bir etkinin büyük yamaç hareketlerine yol açabildiği görülmektedir. Bunun yanında litolojik birimlerin (kayaçların) bol çatlaklı olması yamaç yüzeyinden sızmayı hızlandıran bir etki yapmakta ve kütle hareketlerini tetikleyen diğer bir etki olarak ortaya çıkmaktadır. Birgi ve Bozdağlar’ın güney yamaçlarında işletilecek bir altın madeni yamaçlarda zaten kendi içinde zor dengelenen kütle hareketlerini ciddi ölçüde etkileyecektir.
Alanın litolojisi gereği altın işletmesinin etkisi sadece Gölcük'ü ve Zeytinlik'i değil, tüm Küçük Menderes havzasını kolayca etkileyecektir. Yamaçlarda meydana gelebilecek bu değişim, tarım alanlarını tümüyle olumsuz etkileyecektir. Nihayetinde Ödemiş'e ulaşan derenin havzası tümüyle etkilenmiş olacaktır. Gölcük ve Zeytinlik yaşanamaz hale gelecek ve bölgede hastalık vakalarında artış önemli oranda artışlar ve sıçramalar gözlemlenecektir. Gölcük ve yakın çevresi bu durumda tamamen terk edilmekle karşı karşıya gelecektir"
Altın madeninin doğal güzellikleriyle ünlü Gölcük’te tahribata sebep olacağını öne süren vatandaşlar da madene izin vermeyeceklerini dile getirdiler.Gölcük sakinlerinden Erdal İçelli, “Altın arama sahasının Gölcük girişinde olduğu söyleniyor. O bölge avlanmaya bile kapalı bir bölgedir. Hayvanların çoğalabilmesi için avlanmanın bile yapılmadığı bir yerde altın arama için böyle bir izin nasıl verilebiliyor. ÇED için izin verilmesi bile bizi üzdü. Gölcük’ün bu şekilde altının oyulması gölümüze, su kaynaklarımıza zarar verecektir. Buna kesinlikle izin vermeyeceğiz. Ödemiş’in Gölcük’ün toprağı altından daha değerlidir. Tüm halkımızı bu konuda duyarlı olmaya davet ediyoruz” dedi. Ünal Başak isimli vatandaş ise, “Topraklarımız bizim çocuklarımıza mirasımızdır. Yetkililerimiz gelip görsünler. Bu doğal cennette altın madeni mi olur? Gölcük’ün turizme kazandırılmasını beklerken bugün altın madeni tehlikesi ile karşı karşıyayız. Altın madenlerinin yarattığı tahribat ortada. Yetkililerimizden sesimizi duymalarını ve böyle bir yanlış yola girilmemesini istiyoruz. Bizler Gölcük’ün Asteriksi olmaya hazırız. Yeter ki bu cennet korunsun” diyerek tepkisini ifade etti.

"CENNET CEHENNEME DÖNÜŞMESİN"
Gölcük Mahallesi Muhtarı Ferit Aynalı, konuyla ilgili change.org üzerinden bir imza kampanyası başlattıklarını bildirdi. Aynalı şunları söyledi: “Büyüklerimiz bize bir cennet bırakmış, biz çocuklarımıza cehennem bırakamayız. Bu cennet, cehenneme dönüşmesin. Altın madeni ile topraklarımız için geri dönüşü olmayan bir süreç başlar. Bugün tarlasında üretici olan yarın madende işçi olmak zorunda kalır. Gölcük’ün kalkınması bilinçli tarımsal üretim ve turizmle olabilir. Futbol turizminin merkezi olabilecek şartlara sahip Gölcük’te kabusu yaşamak istemiyoruz. Biz altın madeni değil Gölcük’ün turizm açısından gelişmesi için yatırım bekliyoruz. Geçmiş yıllarda iyi tarım uygulamalarının yapıldığı yaylamızda neredeyse yetişmeyen ürün yok. Gölüyle, verimli toprağıyla, havasıyla bambaşka bir özellikte olan yaylamızın yok olup gitmesini istemiyoruz. Yetkililerimizin de böyle bir duruma izin vermeyeceklerine inanıyoruz. Altın madeni belki bugünü kurtarabilir, geleceği ise yok eder” ifadelerini kullandı.

TOPRAKLARI ALTINDAN DAHA DEĞERLİ
Küçük Menderes havzasında 500 bin insan yaşıyor. Havza Türkiye tarım alanlarının binde 4’üne sahip olmasına karşın her yıl sağladığı 2,85 milyar dolar tarımsal hasıla ile Türkiye’nin toplam tarımsal hasılasının yüzde 5’ini karşılıyor. Havzada Türkiye kestane ağacı varlığının yüzde 6’sı ile Türkiye üretiminin yüzde 7’si oranında kestane üretiliyor. Dünya incir üretiminin yüzde 8’i, Türkiye üretiminin yüzde 20’si Küçük Menderes havzasında üretilirken, dünyada ağaç başına en yüksek verim, en yüksek besin değeri ve ince kabuklu “sarı lop” incir çeşidi, altın arama bölgesi altındaki ”İrimağzı” yöresinde yetiştiriliyor. Havzanın tarımsal zenginliği bununla da sınırlı değil. Küçük Menderes havzasından Türkiye aşılı meyve fidan üretiminin yarısı karşılanıyor. İzmir patates üretiminin yüzde 98’i, Türkiye patates üretiminin de yüzde 10’u Küçük Menderes havzasında üretiliyor. Türkiye’deki büyük baş sığırın yüzde 4’üne sahip bulunan havza, Türkiye süt üretiminin yüzde 10’unu karşılıyor.
Küçük Menderes havzası İzmir için de hayati bir görev üstleniyor. Havza İzmir tarım alanlarının yüzde 51’i ile İzmir tarımsal hâsılasına yüzde 70 oranında katkı koyuyor.

Son Güncelleme: 18.02.2015 23:00
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.