08 Ağustos 2015 Cumartesi 14:07
Alzheimer hastası yapabildiği her işi kendisi yapsın

Alzheimer hastalığının ilerleyici, kesin bir tedavisi olmayan hastalık olduğunu belirten Dr. Akyürekli, “Bu hastalık hem hastayı, hem de yakınlarını etkiliyor. Diğer hastalıklarda olduğu gibi kesin tedavi edilemez ancak erken tanı ile kontrol altına alınabilir. Sadece hastanın hayat konforu arttırılarak yaşam standartları yükseltilir. Genelde Alzheimer hastaları izole oluyor. hastaların bir bölümü doktorla karşılaşmıyor. Hastalar, çevrenin olumsuz sözlerini duymamak için kendini izole ediyor ve kimse, kendisine yada çevresine Alzheimer tanısını yakıştıramıyor. Tanı alan hastaların ise yaklaşık yüzde 50'si bir süre sonra tedaviyi bırakıyor" dedi.

Alzheimer hastalığına karşı toplumda farkındalık yaratılmasının önemli olduğunu belirten Dr. Akyürekli, “Bu yıl Oscar alan filmlerden birinde Alzheimer hastalığına yakalanmış bir edebiyat profesörünün hayatı anlatılıyor. Bu film ve ödülle farkındalık adına önemli bir adımın atıldığı kanaatindeyim. Alzheimer 40-60 yaş arasında başlayabiliyor. Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artıyor. 60 yaş civarında görülme sıklığı yüzde 1 iken 85'e vardığında yüzde 20 oluyor. Bu hastalık sinsi seyirlidir ve ilerleyicidir. Aslında bu hastalıkta tanı evde başlar. Aile fertlerinin iyi bir gözlemci olması gerekir. çünkü hastalar hasta olduklarını kabul etmezler. Genelde başkaları fark eder. Mesela her yıl küçük bir test yapılarak hastalık basitçe taranabilir. Burada üç sorunun cevabı aranmalıdır. Hastanın önceki seneki durumu ile bugün arasındaki fark nedir? Hastanın geçtiğimiz yıl yapıp bu yıl yapamadığı bir becerisi var mı? Varsa bunun geçerli bir nedeni var mı? Eğer verdiğiniz cevaplar sizi şüphelendiriyorsa doktora başvurulmalıdır" diye konuştu.

ALZHEİMER'DA TEDAVİ NASILDIR?

Alzheimer'ın şu anda kanıtlanmış, kesin bir tedavisinin olmadığını belirten Dr. Ozan Akyürekli, “Hastalar medikal tedavi ile takip edilir. Ancak hastalığın tedavisinde bence en önemli kısım yaşam standartlarının değişmesi, hayatın renklenmesidir. Bizim toplumuzda büyüğümüzdür diye yaşlılara hizmet edilir. Ancak hasta zarar görmeden yapabildiği her işi yapması kardır. Hasta elini deyim yerindeyse sıcak sudan soğuk suya sokmalı. Bu onun beyin fonksiyonlarının çalışmasına katkıda bulunur. Örneğin bazı hastalar lego yapıyor. Bazıları örgü örüyor. Yemek hazırlamada yardımcı oluyor. En basitinden amaçsız da olsa eşyaların yerini değiştiriyor. Yapabildiği en ufak bir iş bile olsa hasta onu yapmalıdır. Bu hastalar aktif olarak hayatın içinde olmalılar. Bakıcı ve hastanın hayatı genelde dört duvar içinde geçiyor. Biz bunu istemiyoruz. Hastaların sosyalleşmelerini tercih ediyoruz. Artık bu hastalara yönelik merkezler var. Buralarda aktif hayatın içinde yer alıyorlar. Kişilerin aktif bir yaşam sürmesi Alzheimer riskini azaltmaktadır. Hasta ne kadar yapabiliyorsa, ne kadarına gücü yetiyorsa o kadar egzersiz yapmalıdır. Ayrıca D vitaminin de Alzheimer hastalığı riskini azalttığına dair yeni veriler elde edilmiştir" dedi. 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.