14 Ağustos 2015 Cuma 17:03
“ALAÇATI  ÇİPRİKA” MUHTEŞEM

Çeşme Altın Yunus Yiyecek İçecek Müdürlüğünü 21 yıl gerçekleştiren, ayrılığın ardından Alaçatı’da kendi otelini açan Mehmet Hilmi Güner, ünlü tatil beldesinin sempatik ve aranılan mekanını kurdu.Alaçatı Yenimecidiye Mahallesi’nde sahip olduğu şirin ortamıyla Türkiye’nin dört bir yanından konuklarını ağırlayan “Çiprika” otel pansiyon da özellikle sabah kahvaltısı Alaçatılılar’ın vazgeçilmezi oldu.

Alaçatılı çoğu aile gibi Güner ailesi de göçmen. Bulgaristan Kavala’dan göçmüş bir ailenin oğlu olan Mehmet Hilmi Güner, Alaçatı’da doğup büyüdükten ve yıllarca büyük otellerin üst düzey kademesinde çalıştıktan sonra babadan kalma taş evini dönüştürdü.

Göçmen Çiprika

Eşi Esma Güner ve oğlu Rahmi Güner ile birlikte 8 odalı Çiprika’da Alaçatı gibi samimi ve doğal bir aile ortamında misafirlerini ağırladıklarını dile getiren Güner, Çiprika isminin hikayesini de şu şekilde anlattı; “Bulgaristan’dan gelip buraya yerleşen dedemin, kahvaltıda zeytinlerin üzerine serptiği, çorbalara ve et yemeklerine koyduğu kekik familyasından bir bitkiye çiprika diyorlardı. Çiprika ismi kulağımıza çok hoş geliyordu; çocukluk anısı olarak butik otelimize Çiprika adını verdik.

Alaçatı’nın kültürünü bildiğimiz için, Alaçatı’da yaşadığımız için bizim işletmemiz Alaçatı’nın tarzına uygun bir aile işletmesi. Bizim burada resepsiyon yok. Müşterilerimize otel atmosferi yaşatmıyoruz” şeklinde konuşan Güner, misafirlerinin her ihtiyaçlarıyla birebir ilgilendiklerini aynı zamanda dostane ilişkiler geliştirdiklerini; her gelen misafirin bir dostlarını da Çiprika’ya gönderdiğine değindi. “Şu anda müşterilerimizin yüzde 80 ya da yüzde 90’ı eski müşteriler. Bir önceki müşterilerimiz arkadaşlarını gönderiyor. Tavsiyeler üzerine gelinen bir yer Çiprika” dedi.

“Alaçatı’nın dokusunu korumaya dikkat ediyoruz”


Çiprika’da kahvaltı dışında öğün hizmeti verilmiyor. Amaçlarının Alaçatı’nın dokusunu korumak ve paylaşıma katkı sağlamak olduğunun altını çizen Güner; “Biz müşteriyi otele hapsetmiyoruz. Müşteri çarşıya gidiyor. Oradaki restoranlarda yemek yiyor. Dönüşünde alışverişini yapıyor. Alaçatı’nın sokaklarını geziyor. Mutluluk budur. Mekanı büyütmek için önerilerde bulunanlarda var. Bana diyorlar ki bahçe duvarını yıkalım; binayı buraya kadar çekelim, oda sayısını arttıralım. Ben kabul etmiyorum. Çünkü bu duvar ben çocukluğumda da vardı. Şimdi de olsun istiyorum. Bu asmalar çocukluğumda da vardı. Şimdi de olsun istiyorum. Bahçedeki çam ağacını annemle ikimiz beraber diktik. Ben fazla oda yapacağım diye onu kesemem. Anılarımızı yok edemem.”

Turizm sezonu uzatılabilir

Çeşme’de sezonun sadece 2 aya sıkışması konusunda da görüşlerini belirten Güner, doğal güzelliklerin ve kaynakların iyi pazarlanamadığını belirterek “Ilıca Yıldızburnu mevkiinde denizden çıkan bir sıcak su kaynağı var mesela. Doğal Talassoterapi yeri. Kış aylarında sadece burada denize girebilmek için Almanya’dan misafirlerim geliyor. Orada direkt sıcak suyla soğuk suyun karışımı olan bir yerde denize giriyorlar. Bu pazarlanabilir; ve direkt olarak sezonu uzatacak etkiye sahip bir güzellik” şeklinde konuşmasını tamamladı.


Son Güncelleme: 14.08.2015 17:10
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.