Türkiye’nin belki de yeni bir kimlik kazanacağı seçimler yaklaşıyor.

Bu nedenle her seçim dönemindeki ardı arkası kesilmeyen tartışmalar yani partilerin aday belirleme çalışmaları çok daha fazla önem kazanıyor.

Bu kez adayların diğer seçimlerde olduğundan daha fazla seçicilikle belirleneceği kesin.

Özellikle AK Parti kanadında seçilecek adayların nitelikleri büyük önem kazanacak.

İktidar Partisi İzmir'deki vekil adayları bir sonraki yazı konusu olsun,

CHP’nin İzmir’de ‘ön seçim’ açıklaması sonrası durumuna bakalım.

Yıllar sonra ön seçim kararı alınması, doğrusunu isterseniz partililere, partiye büyük bir ivme kazandırdığı kesin.

Nihayet parti içi demokrasi yolunda bir adım atıldı diyerek herkes heyecanla çalışmaya başladı.

Beklenen, özlenen gerçekleşti ama 28 kişilik kontenjan ve bu kontenjanın üç büyük kentte kullanılacak olmasının moralleri bozmadığını söylemek de güç.

Nitekim eski il başkanlarından, partide sözü geçen birçok eski, yeni yöneticiye dek hatırı sayılır bir kesim bu kararı eleştirdi.

Kimisi kararı “Saray entrikası” diye yorumlarken kimisi “Bu durumda aday olmam” kimisi  “Bu oran yüzde elli” kimisi de “İzmir için doğru karar olmadı” diyerek kontenjan kararını olumsuz karşıladılar.

Kaldı ki herkes ön seçim özlemi içinde görünmüş olsa da bunu canı gönülden isteyenlerin ezici bir çoğunluk olmadığını söylemek de mümkün.

Elbet birçok gerekçe sayılabilinir. Partinin üye yapısı, mahalle ve semtlere göre oy dağılımı, akrabalık, hemşerilik ilişkileri bu konuda çeşitli ikircimlere, soru işaretlerine neden oluyor.

Geçenlerde karşılaştığım bir dostum da daha ciddi bir noktaya parmak bastı.

“Kontenjan adaylarının tamamı İzmir dışından olursa CHP İzmir’de hezimete uğrar” diyordu.

Ve eski dost “O zaman beş- beş iyi sonuç olur” diyerek de sözlerini tamamladı.

CHP Genel Merkezi bu tepkileri herhalde göz önüne alacaktır.

Çünkü söylenenler hiç de yabana atılacak şeyler değil.

CHP için tehlike çanları bu kadarla da kalmıyor.

Bugüne değin CHP İzmir’de her alanda sözünü dinleten ekip seçimlerde kendini dışlanmış hissederse neler yapabilecekleri de önemli.

Bu ciddi ayırım Baykal’ın ziyaretinde ve geçenlerde Fuar Atlas Pavyonunda yapılan toplantıda çok iyi görüldü.

CHP birlik çağrıları içerisinde parçalanmaya devam ediyor.

Bu tavır almaların çocukça küskünlükler olmadıkları kesin.

Tehlike çanları bu kadar mı?

Hiç sanmıyorum.

Altı Ok’un sahibi biziz diyen bir Vatan Partisi var.

Doğu Perinçek, Genel Kurul’da ‘Milli Birlik’ ten bahsetti ve Emine Ülker Tarhan’ı partisine katılmaya çağırdı.

Önümüzdeki günlerde olası gelişmeler CHP’ye büyük darbeler vurabilir.

Birgül Ayman Güler ve Süheyl Batum CHP içerisinde pek tanınan isimler olmasa da CHP Milletvekilliği dönemindeki tavırları ile CHP tabanında büyük bir kesimin istemlerini dillendirdiler.

Üstelik sandığa gitmeyen veya kararsız seçmenlerin büyük çoğunluğunun benzer görüşleri savundukları kesin.

Çanlar çalıyor,

Mart ayında daha da hızlanacak gibi.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.