11 Şubat 2017 Cumartesi 11:42
Yoksul Ülkelere yapılan yardımlar faydasız mı

Amerika merkezli Global Finance Industry (GFI) ve the Centre for Applied Research at the Norvegian School of Economics geçtiğimiz günlerde ilginç veriler yayınladı. Her yıl müreffeh ve yoksul ülkeler arasında gerçekleşen mali kaynak akışı, bununla birlikte yalnızca yardım, dış yatırım ve ticaret değil; ilaveten borç silme, çalışanların hesabına yatırılan havale gibi karşılıksız para transferleri ve kayıt dışı sermaye kaçışı gibi kaynaklar da bu verilerin içinde yer aldı.

Bu verilerle birlikte kuruluşlar, zengin ülkelerden yoksul ülkelere olan para akışının, tersi yöndeki trafiğin yanında sönük kaldığını ortaya koydular.

Sözü geçen verilerin kaydedildiği son yıl olan 2012’de gelişmekte olan ülkelerin dışarıdan 1.3 trilyon dolarlık yardım, yatırım ve gelir hasılası olmuş. Ama yine aynı yıl bu ülkelerden 3.3 trilyon dolarlık da çıkış olmuş. Başka bir ifadeyle, aldığının 2 trilyon dolar fazlasını dünyanın geri kalanına göndermiş.

1980’den itibaren tüm yılları ele alırsak net para çıkışının toplamı 16.3 trilyon doları buluyor. Bu, son çeyrek asırda gelişmekte olan ülkelerden elde edilen kazancın boyutunu gösteriyor. Rakamın boyutunun anlaşılması için, ABD‘nin gayrisafi yurt içi hasılasının kabaca 16.3 trilyon dolar olduğunu belirtelim.

Yani o bildik gelişme hikayesi pek de öyle anlatıldığı gibi değil. Yardım aksi istikamete doğru akıyor. Zengin ülkeler fakir ülkeleri değil, fakir ülkeler zengin ülkeleri geliştiriyor.

Peki bu büyük para çıkışı nereden geliyor? Bir kısmı borç ödemesi. Gelişmekte olan ülkeler sadece 1980 sonrası 4.2 trilyon dolar faiz ödedi. Doğrudan New York ve Londra‘daki büyük bankalara giden bu transfer bu ülkelerin aldığı yardımı gölgeliyor.

Bir diğer husus ise yabancıların gelişmekte olan ülkelerdeki yatırımlarından elde ettikleri hasılatı kendi ülkelerine aktarmaları. Mesela BP‘nin Nijerya‘nın petrol yataklarından veya Anglo-American şirketinin Güney Afrika‘nın altın madenlerinden sağladığı kârı bir düşünün.

GFI’ın hesabına göre gelişmekte olan ülkeler kayıt dışı sermaye kaçırılması sebebiyle 1980’den itibaren 13.4 trilyon dolar kaybetti.

Çok uluslu şirketler, faturalarında “aynı fatura sahteciliği” (same-invoice faking) yapıp karlarını ortakları arasında kaydırmak gerekçesiyle de gelişmekte olan ülkelerden para araklıyorlar. Yani karşılıklı olarak iki taraf da fatura fiyatlarıyla oynuyor.

GFI “aynı fatura sahteciliğine” hesaplarında yer vermiyor, zira saptaması çok zor. Ancak bunun da yılda ilave 700 milyar dolarlık bir kayba tekabül ettiğini tahmin ediyorlar.

Bu rakam, yardım bütçesinin 24 kat fazlası oluyor. Diğer bir ifadeyle, gelişmekte olan ülkeler aldıkları her 1 dolarlık yardımın karşılığında 24 dolar net para çıkışı yaşıyor. Bu para çıkışları gelişmekte olan ülkeleri ciddi bir hasıladan mahrum bırakıyor. GFI raporlarına göre giderek artan net para çıkışları, gelişmekte olan ülkelerin iktisadi büyüme oranlarının gerilemesine sebep olurken hayat standardındaki düşüşün de doğrudan suçlusu.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.