24 Temmuz 2016 Pazar 20:29
Vatandaşlar Taksim'e akın etti

CHP'nin çağrısıyla çok sayıda parti, sivil toplum kuruluşu ve sendikanın katılımıylaTaksim Meydanı'nda düzenlenen "Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi" sona erdi.
Taksim Meydanı'nda gerçekleştirilen miting için vatandaşlar öğleden sonra gruplar halinde toplanmaya başladı. Saat 16.00'dan sonra gruplar Şişli, Beşiktaş, Tünel ve Tepebaşı'ndan yürüyüşe geçerek, meydana geldi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Taksim Meydanı'na gelmesinin ardından şehitler için saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla miting başladı.
Kılıçdaroğlu, konuşmasında 10 maddeden oluşan "Taksim Manifestosu'nu okudu. Yaklaşık yarım saat kürsüde kalan Kılıçdaroğlu, eşi Selvi Kılıçdaroğlu ve torunu Duru Nadir ile vatandaşları selamlayarak, meydandan ayrıldı.

18:24 - CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu konuşma yaptı.
Hepinize en içten saygılarımı sunuyorum. Gün birleşme günüdür. Gün dikta yönetimlerine karşı direnme günüdür. Gün, halkın sesini dinleme günüdür. BugünTaksim'deyiz, birlikteyiz. Bizim için hepimizin tarih yazdığı bir gündür bugün. Biz Taksim'e niçin geldik? Taksim'de ne yapacağız? Hedefimiz ne? Bütün bunlara yanıt vermek için, cevap vermek için bir Taksim manifestosu hazırladım. Şimdi sizlere okuyacağım. 10 maddelik Taksim bildirgesi.



24 Temmuz 2016 Taksim Bildirisi
1- 15 Temmuz darbe girişimi parlamenter demokrasimize karşı yapılmıştır. TBMM bombalanmış, ama bombalar altında parlemento görevini yapmış ve darbeyi püskürtmüştür. Bu darbe girişiminin sorumlularını, varsa iç ve dış destekçilerini kınıyor ve lanetliyoruz.

2- Bütün siyasal partiler darbe girişimine karşı çıkmış, demokrasi konusundaTürkiye'de tartışmasız ortak payda oluşmuştur. Siyasette uzlaşma kültürünün güçlenmesine katkı vermek zorundadır.

3- Her türlü darbeye ve parlamenter sistemin üzerindeki her türlü vesayete karşı çıkmak, demokrasiden yana olanların, bu ülkeye namus borcudur. Hep birlikte ve herzaman ne darbe ne dikta yaşasın tam demokrasi demeliyiz. 



4- Darbe girişimi halkın direnme hakkını kullanmasıyla ayrı bir anlam kazanmıştır. Direnme hakkı demokrasiyi korumanın meşru bir yolu olarak ortaya çıkmıştır.

5- Demokrasimizin teminatı olan demokratik laik ve sosyal hukuk delveti ilkesinin Türkiye için ne kadar yaşamsal olduğu bir kez daha kanıtlanmıştır.

6- Bu darbe girişimi anayasada yasama yürütme ve yargı olarak yer alan güçler ayrılığı ilkesinin demokraside denge ve denetlem işlerinin güvencesi olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.

7- Balyoz, Ergenekon ve casusluk gibi davalarda mağdur edilen insanların itibar ve haklarının iadesi bütün siyasal partilerin gündeminde olmak zorundadır.

8- Bu darbe girişimini devlet yönetiminin liyakata dayanması gerektiğini ortaya koymuştur. Siyasal yandaşlık, cemaatçilik değil bilgi, birikim ve deneyim gibi ilkeler esas alınmalıdır. Devleti ele geçirme anlayışını tarihe gömmeliyiz. Devletin yeniden inşaası zorunludur.

9- İnancı kimliği yaşam tarzı ne olursa olsun, bu ülkenin güzel insanları bu ülkenin caddelerinde sokaklarında meydanlarında parklarında özgürce gezebilmelidir. Hiç kimse unutmasın 15 Temmuz darbe girişimi 3'ncü sınıf demokrasinin ortaya çıkardığı bir tablodur. Bu ülkenin insanları üçüncü sınıf demokrasiye değil özgürlükçü demokrasiye layıktır. Türkiye tümüyle darbe hukukundan alınmalıdır. 

10- Devlet, kinle öfkeyle ön yargıyla yönetilmez. Darbe girişiminde bulunanlar hukuk içinde yargılanmalıdır. Devletin vakarı bunu zorunlu kılmaktadır. İşkence, kötü muamele, tehdit devleti darbecilerle aynı duruma düşürür. Buna izin verilmemelidir. 



Bunu sizlerin oyunuza sunuyorum. Bayraklarınızı değil, ellerinizi kaldırın. Ben bütün basın mensuplarından bu görüntüyü çekmelerini istiyorum. Hepinize en içten şükranlarımı saygılarımı sunuyorum.
Hep birlikte bir tarih yazdık. Demokrasiye sahip çıktık. Hep birlikte cumhuriyetimize sahip çıktık. Taksim manifestosu Türkiye Cumhuriyeti’nin demokrasi tarihinde yerini alacaktır. Dünyada ilk kez kabul ediliyor, destek veren, gönül veren, bütün yurttaşlarıma hepinize gerçekten de yürekten şükranlarımı sunuyorum. Sağ olun, var olun diyorum demokrasi adına.

"TARİHİ BİR MEYDANDAYIZ"
Tarihi bir meydandayız ve tarihi bir gündeyiz. Taksim meydanı, bizim demokrasi tarihimizde yer alan bir meydandır. Ecevit’e suikast düzenleneceği söylendiğinde, Ecevit şu açıklamayı yaptı “Yarın tek başıma Taksim’e gideceğim” dedi. Ve geldi, arkasında bugün olduğu gibi yüzbinler vardı. 1 Mayıs 1977 kanlı bir mayıs olarak tarihe geçen bir gün. Ve o gün çok sayıda vatandaşımız, taksim meydanında hayatını verdi. Kanlı 1 Mayıs olarak bizim tarihimizde yer alan ve henüz aydınlığa kavuşmamış olan bu meydanda geldi.



"BU ÜLKENİN GENÇLERİ HEP BERABER AYAĞA KALKTI"
Ve Taksim meydanı... Ağaçların kesilmemesi için gençlerin doğaya sahip çıktığı bir meydan. Bu meydanlarda Gezi olayları yaşandı ve o olayda ellerinde karanfiller kitaplarla gençlerimiz, bu ülkenin gençleri, umudumuz, hep beraber ayağa kalktı. Ülkemizi seviyoruz, insanlarımızı seviyoruz.

"BİRLİK VE BERABERLİK VARDI"
Cumhuriyeti emekle, alın teriyle kurduk. Binlerce şehidimizin kanı var. Bizim ayakkabımız yoktu, çarıklarımızı giydik. Yiyeceklerimiz yoktu kara ekmeği bölüştük. Silah yoktu, para yoktu. Ama bir şey vardı, birlik ve beraberlik vardı. İnşallah yine birlik ve beraberlik içinde Türkiye'yi hep birlikte çağdaş uygarlığa ulaştıracağız. Ne demişti Gazi Mustafa Kemal "Geldikleri gibi gidecekler" demişti. Evet yedi düveli Lozan'da geldikleri gibi gönderdik.




"DEMOKRASİYİ TAÇLANDIRMAK GÖREVİMİZDİR"
Babalarımız ve dedelerimiz bize cumhuriyeti kurdular ama o cumhuriyeti özgürlükçü demokrasiyle taçlandırmak bizim görevimizdir. Her bir vatandaşımız, kimliği, inancı, yaşam tarzı ne olursa olsun özgürlükçü demokrasiyi getirmek ve cumhuriyeti taçlandırmakla görevlidir. Bu görevi ben dahil 79 milyon her yurttaşın yerine getirmesi gerekir ve bizim namus borcumuzdur.

"ANA UNSURLARDAN BİRİSİ MEDYA ÖZGÜRLÜĞÜDÜR"
Bugün medyanın, basın bayramı. Tam 108 yıl önce medyaya vurulan zincirleri kırdık ve Basın Bayramı bu ülkede 108 yıldır kutlanmaya çalışılıyor. Ali Paşa diyor ki, basın özgürlüğü hatalarını düzeltmeyenler için tehdittir. Medya özgürlüğünü sağlamak hepimizin ortak görevidir. Bakın 15 temmuz darbe girişiminin yenilgiye uğramasının ana unsurlarından birisi medya özgürlüğüdür. Medyanın açık ve net darbeye karşı olmasıdır. Eğer 108 yıl önce basın bayramını kutluyorsak, demek ki medya özgürlüğü bizim kültürümüzde, tarihimizde var. Medya özgürlüğü bağlamında geleneğimizi yozlaştırmalıyız. Dün medya özgürlüğüne karşı çıkanlar, bugün yaptıkları hataların inşallah farkına varırlar. Buradan basın mensuplarının bayramını kutluyoruz.

"DARBELERDE EN AĞIR BEDELİ ÖDEYEN CHP'DİR"

Darbeye karşı çıkan bütün siyasi partilerin genel başkanlarını, parlamentoda olsun olmasın, genel başkanları, bütün vatandaşlarımı yürekten kutluyorum. Ve onlara buradan şükranlarımı sunuyorum. Darbe üzerinde neden bu kadar duruyoruz? Türkiye Cumhuriyeti'nin darbeler tarihine baktığınızda, en ağır bedeli ödeyen CHP'dir. Her darbeden sonra mal varlıklarımıza el konuldu, arşivlerimize el konuldu, genel başkanlarımız hapse atıldı, il ve ilçe başkanlarımız ciddi bedeller ödedi. Biz, kanla dişle tırnakla kazandığımız demokrasinin kıymetini de darbecilerin ne mal olduğunu da en iyi bilen partiyiz. Bombalar altında Meclis dik durdu, demokrasi kazandı. 

"ERLERİ LİNÇ EDENLER YARGILANSIN"

Bir şeyin daha altını çizmek isterim. Darbe sonrasında, emre uyan er ve erbaşların linç edilmesini asla ve asla kabul etmiyoruz, linç edenlerin yargılanmasını istiyoruz. Askerlik yapan herkes çok iyi bilir ki, komutanın verdiği emre bütün erler uyarlar. Emre uydu diye siz eğer o askeri linç ederseniz, peygamber ocağına ihanet etmiş olursunuz. Her asker bizim başımızın tacıdır. Bu meydana söz veriyorum bunların takipçisi olacağız.

"DARBECİLER ADALETİ SAVUNMADILAR"
Demokrasi aynı zamanda bağımsız ve tarafsız yargı demektir. Yani adalet demektir demokrasi aynı zamanda. Darbeciler adaleti hiçbir zaman savunmadılar. Darbeciler bağımsız mahkemeleri asla savunmadılar. Darbeciler kendi mahkemelerini kurdular. DGM dediler, sıkı yönetim dediler, özel yetkili mahkeme dediler. Yargıyı vatandaşın ensesinde bir sopa olarak kullandılar. Onun için darbeye de darbecilere de diktaya da karşıyız.

"MEDYAYI ANAYASA'MIZA YASALIM"
Demokrasi aynı zamanda güçler ayrılığı demektir. Yasama, yürütme ve yargı. Çağdaş demokrasilerde dördüncü güç medyadır. Buradan açık ve net çağrı yapıyorum. Eğer demokrasi tarihini yazacak olanlar bizi iyi dinlesinler. Gelin dördüncü güç olarak medyayı da anayasamıza açıkça yazalım.

Demokrasi aynı zamanda düşünce özgürlüğü demektir. Düşüncesine katılmasak bile insanların düşüncelerini özgürce dile getirdiği rejimin adıdır demokrasi. Darbe rejiminde, dikta yönetimlerinde düşünce özgürlüğü kavramı yoktur. Bir kişi konuşacak, herkes ona uyacak. O nedenle herkesin düşüncesini özgürce açıkladığı meydanlarında herkesin özgürce gezdiği bir Türkiye'den yanayız.
Demorkasi aynı zamanda yurtta barış, dünyada barış demektir. Darbecilerin barışla ilgisi yoktur. İnsan hakkını bilmeyen, işkenceleri olan, bağımsız yargısı olmayan bir düzende elbette ki barış asla olmaz. 

Demokrasi aynı zamanda devlet yönetiminde liyakat demektir. Devlet yönetimini ele geçirmek darbecilerin işidir. Umarım ve dilerim geçmişteki hatalarından Türk siyaseti gerekli dersi çıkarır. Bir kişi sınava girer ve birinci olursa onun kimliğine, yaşam tarzına, inancına bakarak senin devlette işin yoktur demek demokrasiye ihanettir. Sözüm söz hiçbir ayrım yapmayacağız. Bütün vatandaşlarımızı kucaklayacağız.
Demokrasilerde toplanma özgürlüğü vardır. Taksim meydanı kapatıldı. Kapatılmamalı Taksim meydanı. Türkiye'nin hiçbir meydanı kapatılmamalı. Meydanlar halkın enerjisini boşaltacağı yerler olmalı. Meydanlarında gezmeliyiz, hep birlikte kol kola ve omuz omuza olmalıyız. Kadını kızı yaşlısı genci hep beraber olmalıyız. Demokrasinin erdemidir bu. Hep birlikte bir arada meydanlarda parklarda caddelerde sokaklarda gezmeli, özgürlük türküleri söylemeliyiz.

"ONLARA YAPILAN HAKSIZLIĞI HEPİMİZ BİLİYORUZ"

Demokrasi aynı zamanda haklıyı savunmak demektir. Yapılan yanlışlıkları düzeltmek demektir. Az önce Taksim manifestosunda açıkladık. Balyoz, Ergenekon, casusluk davası... Pek çok subay asker gereksiz yere hapse tıkıldı. Silivri zindanlarında geçirdiler hayatlarının büyük bir kısmını orada yaşadılar. Şimdi onlara yapılan haksızlığı hepimiz biliyoruz. Siyasal iktidarlar demokrasiden yana tavır alacaklarsa, iadeyi itibar yapmak zorundadırlar.
Fransa'daki bir dava. 1894'ten söz ediyorum. Dreyfus adlı bir asker, casusluk suçlamasıyla tutuklandı. Ama yanlıştı, hatalı bir karar alınmıştı. 1906 yılında dava yeniden açıldı. Dreyfus beraat etti, üstün hizmet madalyası verildi ona. Şimdi eğer demokrasiyi savunuyorsak, samimiysek, bütün siyasal partilerin genel başkanlarına sesleniyorum. Hükümete sesleniyorum. Gelin Silivri zindanlarında, hayatı mahvedilen o insanların itibarlarını iade edelim. 

Demokrasilerde herkesin görevi, herkesin işi vardır. Yeni kalkınmanın tanımı yapılırken, küçük ayrıntılarda iş bölümüne gidenler kalkınmış ülkeler demektir. Her şeyi ben yaparım, her şeyi ben bilirim darbecilerin işidir. Demokratların işi, işi eğline teslim etmektir.
Demokrasinin özünde uzlaşma kültürü vardır. Umarım 15 Temmuz darbesi uzlaşma kültürünü harekete geçiriri. Darbecilerde ise dayatma kültürü vardır. Nazım Hikmet'in Kurtuluş Savaşı destanı var. 

"Dörtnala gelip Uzak Asya'dan, Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim.
Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu dâvet bizim....
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim..."

Sizden beni tekrar etmenizi istiyorum. "İstanbul Taksim'den Hakkari'ye Edirne'ye Muş'a İzmir'e Yozgat'a Balıkesir'e Antalya'ya Karadeniz'e Zonguldak'a Trabzon'a selam olsun. Demokrasi için selam olsun. Özgürlük için selam olsun. Biz Taksim'de olanlar, bütün Türkiye'ye gönlümüzü açıyoruz. Ne darbe, ne dikta, yaşasın özgürlükçü demokrasi."

Hepinizi en içten saygıyla, selamlıyorum. Sağ olun var olun diyorum.
18:21 – Taksim Meydanı’ndaki mitingde, 15 Temmuz’daki darbe girişiminde hayatını kaybeden şehitler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Ardından İstiklal Marşı okundu. 

18:20 - CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve eşi Selvi Kılıçdaroğlu, Taksim'deki mitinge geldi.

18:10 - ATAOL BEHRAMOĞLU:

“Sevgili yurttaşlarım, özgürlük alanı taksim alanında sizleri sevgiyle selamlıyorum. Taksim özgürlük alanı kimliğine kavuşmuştur. Bu alanı elimizden alamaz, alamayacak. Bugün aynı zamanda Lozan Antlaşması’nın yıl dönümüdür. Lozan kutlu olsun. Darbe girişiminin yenilgiye uğratmasının bize gösterdiği en önemli gerçek, parlamenter demokrasinin çoğulculuğun zafer kazanmasıdır. Her türlü tek adam heveslilerine karşı çıkmalıyız. Çünkü darbeler darbeleri, tek adam diktatörleri kışkırtır. Her zaman çoğulcu demokrasiden yana olmalıyız.Bu karanlık darbe girişimine halk engel oldu. Ama burada bir gerçeği teslim etmemiz lazım, CHP Başkanı daha iner inmez uçağından, darbenin niteliğini bilmeden demiştir ki “Biz her türlü darbeye karşıyız. Sivil darbeye de askeri darbeye de” kendisini kutluyorum. Sağlık sorunları nedeniyle gelemeyenTarık Akan sizlere selamlarını gönderiyor. Öteki arkadaşım Edip Akbayram’dır. Bana dediler ki orada bizim adımıza da konuş de ki demokrasi ve özgürlük sözleri yetmez, laiklik olmadan hiçbir anlamı olmaz bunun. Laiklikten yanayız aynı zamanda.”


18:05 - MENDERES SAMANCILAR: 

“Onlara yanıldıklarını gösterdik. Sizin kim olduğunuzu bilmiyorlar henüz.  Arkadaşlar, böyle omuz omuza birlikte yan yana kardeşçe durmak için darbe teşebbüslerini beklememiz gerekmiyor. Bu hepimize ders ve örnek olsun. Artık bu ülkenin geleceği için sonuna kadar, sonsuza kadar beraberiz.Size Yeşilçam’dan selamlar, özgürlükler getirdik. Hoş geldiniz, dost geldiniz arkadaşlar. “

HÜRRİYET YAZARI MURAT YETKİN YAZDI
Taksim meydanında CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu tarafından çağrısı yapılan darbe girişimine karşı 'Demokrasi ve Cumhuriyete' sahip çıkma mitingi için Taksim meydanına yüz binlerce kişi toplanmış durumda.
Ağırlığını CHP'lilerin oluşturduğu mitingte başka partiler ve gruplardan da katılım olduğu görülüyor.
Örneğin AK Partili Beyoğlu Belediye Başkanı Misbah Demircan, adeta ev sahibi gibi çalışıyor.
Meydanda en çok Türk bayrağı ve Atatürk posterleri var.
Sık sık parti bayrağı, başka bayrak taşınmaması uyarısı yapılıyor.Kılıçdaroğlu konuşmasını yapmak üzere bekleniyor.

TAKSİM MEYDANI'NDA ÖNLEM
Taksim Meydanı’nın etrafı çelik bariyerlerle kapatıldı, saat 14.00’de meydanda araç trafiği durduruldu. Özel harekat polislerinin de görev yaptığı meydanda geniş güvenlik önlemleri alındı. Polis, Tepebaşı, İstiklal Caddesi, Elmadağ ve Gümüşsuyu'ndaki noktalarda tek tek vatandaşları aramadan geçirerek, meydana alıyor.
Miting öncesi toplananlar meydanda yapılan anonslarla çıkartıldı, ardından polis köpeklerle meydanda arama yaptı. Meydanda kurulan 5 ayrı standa hazırlanan 20 bindöviz mitinge katılacaklara dağıtılmaya başlandı.

Kurulan bir standa da su dağıtıldı. Miting için meydana gelenler ellerinde Türk bayrakları taşırken, bazı vatandaşlarda başlarına ’Türkiye’ yazılı bantlar bağladığı görüldü.

ÇEVRE İLLERDEN YOĞUN KATILIM
"Cumhuriyet ve Demokrasi Mitingi"ne Çanakkale, Balıkesir, Edirne, Kırklareli gibi çevre illerden gelen çok sayıda kişinin katıldığı görüldü. 

İstiklal Caddesi'nden yürüyerek meydana çıkan gruplar, meydan girişindeki Fransız Konsolosluğunun önündeki arama noktasında yoğunluk oluştururken, bazı gruplar Dolmabahçe'de bir araya gelerek Gümüşsuyu Caddesi'nden Taksim Meydanı'na çıktı.
Türk bayrağı ve Atatürk posterleri taşıyan vatandaşlar, "Darbeye karşı omuz omuza", "Yağma yok, Cumhuriyet var", "Mustafa Kemal'in askerleriyiz", "Türkiye laiktir laik kalacak", "Darbeye geçit yok" şeklinde sloganlar atıyor.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.