16 Şubat 2015 Pazartesi 13:38
özgecan'ı katleden canilerin şok eden ifadeleri...

Üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'a tecavüz etmek isteyen, Aslan direnince bıçaklayarak ve kafasına levye ile vurup öldürdükten sonra babası ve arkadaşıyla yakan Suphi Altındöken'in arkadaşı Fatih Gökçe, jandarmada verdiği ifadede, kendisini azmettiricikle suçlayan arkadaşının Özgecan'ı öldürdüğünü anlattı. Gökçe, "Bana, 'geminin oradan bir cono aldım, beni soymaya çalıştı, yüzüme biber gazı sıktı. Ben de bıçağı salladım. Biraz boğuştuk. Arkada yatıyor, ölük' dedi" diyen Gökçe, avukatının uyarısıyla ifadesini yarıda kesti.

Gökçe, jandarmada şu ifadeyi verdi:

Olay günü 20.30 sıralarında 6-7 yıllık arkadaşım Ahmet Suphi telefonla aradı, 'başım belada' dedi. 'Ne oldu hayırdır' dedim ama cevap vermedi. Bana Yenimahalle'de Dörtyol'un oradayım. Boş bir şişeye 5 TL'lik benzin getir dedi. Sonra aradı, Dörtyol'a geçtiğini söyledi. Arkadaşım Osman Taş'ı aradım. Acil arabasıyla beni almasını söyledim. Osman'la Ahmet Suphi birbirlerini isim olarak bilmezler. Ancak belki birbirlerini görmüş olabilirler. Osman, beni aldı ve Dörtyol'a gittim. Suphi'nin istediği benzini almadım. Oraya gittiğimde Suphi aracın içinde oturuyordu. Ben Suphi'nin aracı olan TOK otobüsüne geçtim. Ön koltuğa oturdum. Osman ayrıldı. Osman'a yolda Suphi'nin kavga ettiğini söylemiştim. Suphi ile yolda giderken elinin yüzünün yaralı olduğunu gördüm. 'Hayırdır birader' dedim.




CONO ALDIM
O da bana 'geminin oradan bir cono aldım. Beni soymaya çalıştı, yüzüme biber gazı sıktı. Ben de konsüldeki bıçağı salladım. Biraz da boğuştuk. Arkada yatıyor, ölük' dedi. Ancak kesin ölü olup olmadığını bilmiyorum. Hatta 'götür hastaneye bırak kaç' dedim. Arkaya baktım ama göremedim. Arabada yoğun kan kokusu vardı. Yolda bana, 'birini ara da benzin iste' dedi. Ben de Osman'ı arayıp istedim. Bu sırada alkollüydüm. 18 civarında 3 tane bira içmiştim. Osman, 5 dk sonra 5 TL'lik benzin getirdi. Biz üniversitenin orada arabada oturuyorduk. Araçtan inip benzini aldım ve Suphi'ye verdim. 'Eve gidiyorum, seni ararım' dedim. Osman'ın arabasına bindim, eve bırakmasını söyledim. Suphi arkamızdan geldi, eve geldiğim esnada benim evime geldi. O arabadan hiç inmedi. Ben yanına gittim. Bıçak istedi. Ben de bıçak yok, sen git dedim. Eve gittim ve telefonu kapattım. Yarım saat oturdum evde, sonra yine açtım. Suphi, babasının telefonundan beni aradı, evlerine gelmemi söyledi. Kendi otomobilimle gittim. TOK otobüsü kapılarının önünde duruyordu. Aracımı yanına çektim. Otobüsün başında kimse yoktu. Ben kapıya doğru giderken Suphi ve babası çıktı, Suphi üstünü değiştirmişti. Rahat ve bol bir kıyafet giymişti. Babası da pantolon, gömlek ve yelek giymişti. Babası, Suphi'yi kast ederek, keşke yanından geçerken dursaydın dedi. Burada arabadaki kıza ne yapalım diye konuştular. Suphi, 'halı gibi bir şeye saralım, bir yerde bekleyelim' dedi.

AVUKATTAN İTİRAZ
Avukatın itirazı üzerine, jandarmadaki ifade alınması işlemi kesildi. Geri kalan ifadenin, savcı huzurunda verileceği kayıt altına alındı.




İşte vahşetin tutanakları

Üniversite öğrencisi Özgecan Aslan'a tecavüz etmek isteyen, genç kız direnice de vahşice öldüren Suphi Altındöken, tutuklandığı mahkemede, ifadesini değiştirerek, "tahrik" hükümlerinden yararlanmanın altyapısını oluşturmaya çalıştı.


Buna rağmen vahşeti gizleyemeyen Altındöken, polis ifadesinin aksine, tecavüze yeltenmediğini, levye ile Özgecan'a vurmadığını, kısa yoldan gitmek isteyince önce Özgecan'ın kendisine vurduğunu ve biber gazı sıktığını söyledi. Altındöken, bunun üzerine vurduğunu, yerdeyken defalarca tekmelediğini söylediği Özgecan Aslan'ı, arkadaşı Fatih'in "işini bitir" demesi üzerine boynundan defalarca bıçakladığını, ellerini ise yine arkadaşının verdiği akılla henüz hırıltılar çıkartıp öksürürken kestiğini ifade etti. "Cinsel ilişki" amacı olmadığını, cinayeti planlamadığını kaydeden Altındöken, babasını Özgecan'ı yaktıkları aşama dahil her aşamada korumaya çalışırken, arkadaşının ise babasının "hastaneye götürelim" teklifine rağmen cinayetin işlenmesini istediğini anlattı. Ancak ifadelerdeki çelişkiler hem işbirliğini, hem gözaltına alındıktan sonra ifadesini yeniden kurguladığı anlaşılan Altındöken'in tüm eylemlerini ortaya koydu.





SEFERİ ASLINDA BİTMİŞ

Mahkeme ifadesinde, 1989 doğumlu, evli ve bir çocuk babası olduğunu söyleyen Altındöken, 900 TL karşılığında TOK kooperatifinde şoförlük yaptığını, belirterek, 11 Şubat'ta yaptığı seferleri anlattı. 20.00 sıralarında Tarsus'a gelerek son seferini yaptığını kaydeden Altındöken bir arkadaşının kendisini evine bırakmasını istediğini, bunun üzerine onu eve bırakıp, kendi evine doğru yola çıktığını söyledi.


NÖBETÇİ ARACA TESLİM EDECEKMİŞ!

Altındöken, daha sonra şunları anlattı:
"Saat 20.05 sıralarında alışveriş merkezinin önünde bir erkek, bir bayan bekliyordu. Erkek el kaldırdı, ben de durdum. Bayan, yanındaki erkeğe iyi akşamlar diyerek bindi. Şoför koltuğumun arkasındaki koltuğa oturdu. İkimizden başka kimse yoktu. Araca başka binen yoktu. Bayanı araca almamdaki amaç, nöbetçi araca teslim etmekti. Nöbetçi arabasına doğru gidiyorduk. 'Mersin'e direk mi gideceksiniz, aktarma mı yapacaksınız' diye sordu. Aktarma yapacağımı söyledim. Aracın ne zaman kalkacağını sordu, 20.30'da kalkacağını söyledim. 'Benim acelem var' dedi. Ben de '20.30'u bekleyeceksin ya da sizi E-5'e çıkartayım, Adana'dan Mersin'e direk giden arabalara götürürüm' dedim. Daha da aceleniz varsa 100 TL verin 20-25 dakikada Mersin7e götürürüm dedim. 100 TL verdi. Bu sırada gecikeceğimi, işimin çıktığını eşime mesajla bildirdim. Bu sırada Demirkapı ışıklarına geldik. Ben ışıklardan sol tarafa dönerek D-400 karayoluna çıktım. Mersin'in neresine gideceğini sordum. İstasyon tarafına gideceğini söyledi. Ben de otoban bağlantı yoluna girdim.

TERSLİK Mİ VAR?

Bayan yol güzergahını değiştirdiğimi görünce 'ne oldu terslik mi var' dedi. Ben de daha erken ve hızlı gideriz, aşağı yoldan gitmemiz yasak, görün olursa şikayet eder, o yüzden otobanı kullanacağım dedim. Otobanı değiştirme amacım budur.

ÖZGECAN VURMUŞ!

Bağlantı yoluna ilerlerken, 'senin niyetin ne, neden bu yola girdin' dedi. Ben de 'size otobana gireceğimi söyledim. Az ileride gişeler var' dedim. Daha sonra bağırarak konuşmaya başladı. Arkadan eliyle başıma vurdu. İlk vurduğunda ona karşılık vermedim. Tartışmalarımız Kaleburcu köprüsüne kadar devam etti. Hatta gişeler de görünüyordu ve kendisine gişeleri de gösterdim. Bağırmaya devam edince, 'tamam, sus' diyerek köprü üzerindeki kavşaktan geldiğim yola geri döndüm. D-400 karayoluna giderken, yüksek sesle hala 'neden buradan gidiyoruz' dedi. Ben de 'gıcıklandın sen, normal D-400 yoluna iniyoruz' dedim. Daha sonra bana ikinci defa vurdu ve boynumu tırnaklarıyla çırmaladı. Dikiz aynasından biber gazı çıkarttığını ve sıktığını gördüm.

BİBER GAZI DENK GELMEMİŞ

Eğildim ve bana denk gelmedi. Eğilerek frene bastım ve aracı yolun kenarında durdurdum. Kapıdan inerek yan kapıdan arka tarafa geçtim. Araç otomatik kapı olduğundan yolcular tarafından açılması imkansızdır. Kapıyı açtım ve içeri girer girmez yüzümü çırmaladı.

AYAĞIMIN TABANI İLE VURDUM

Buna çok sinirlendim ve iki elimle saçından tutarak itekledim. İkinci ve üçüncü koltuk arasına düştü. Bana saldırmak için geri kalkarken, ayağımın tabanı ile karın ve göğüs bölgesine iki üç defa vurdum. Belki bir tanesi de yüzüne gelmiş olabilir. Tekrar yerden kalkmak isterken, boyun bölgesinde kan gördüm. Bunun üzerine tekrar bir tekme daha vurdum. Bu defa orta koridora düştü. Muhtemelen düşerken kafasını bir yere çarpmış olabilir. Orasını bilmiyorum. Koridorda hareketsiz baygın yatıyordu. Ben de şoför koltuğuna binerek hareket ettim. D-400 karayoluna indiğimde hala yerde yatıyor, hiçbir tepki vermiyordu.




KONUŞMAK AMACIYLA

Şoför mahalinden arkaya geçmemdeki amacım bana vurduğundan dolayı ya arabadan indirecektim ya da konuşmak amacıyla arka tarafa geçtim. Bayan ile cinsel ilişki amacım yoktu. Otopsi raporunda da bu durum ortaya çıkacaktır. D-400'e indiğimde bayanı yolda indirecektim. Ancak panik yaptım ve aklıma gelen arkadaşım Fatih Gökçe'yi aradım. 'Başım belada, neredesin, görüşelim' dedim. O da bana nerede olduğumu sordu. Biz konuşurken bayan ayağa kalktı, aynadan gördüm ve bir anda görünce refleklse elimin tersi ile itekledim, düştü. Bu sırada telefon açıktı ve konuşmaya devam ettik. Ben de kendisine dörtyol ağzına gel dedim. Ne oldu diye sorunca gelince konuşuruz dedim. 5-6 dakika sonra Doğan marka araçla, ismini bilmediğim bir arkadaşıyla geldi. O araç Fatih'i bıraktıktan sonra bir süre orada kaldı ama yanımıza gelmedi. Fatih gelince, 'kavga ettik koridora düştü, kalkmayınca panik yaptım, aklıma sen geldin' dedim.

O zamana kadar öldürmeye de niyetim yoktu ve ölü olup olmadığını bilmiyordum. Kapıyı hafif açıp, yerde yatan şahsı Fatih'e gösterdim. Fatih, arkadaşının yanına gitti ve onu gönderdi. Sonra benim arabaya bindik. Fatih, 'sessiz sakin bir yere gidelim, üniversitenin oraya gidelim' dedi. Yolda giderken konuşuyorduk. Fatih 'ne yapalım' dedi. Ben de ona sordum. O da 'ya bir yere atacağız ya da iz kalmasın diye yakalım' dedi. Yolda, az önceki arkadaşını aradı ve 'Üstünde 5 milyon var mı, 1 litre benzin al, üniversitenen oraya gel' dedi. 5 dakika sonra şahıs geldi. 20.45 sıralarıydı. Arabadan inmedim, Fatih benzini alıp getirdi. Bana, 'ben de evimden arabamı alayım' dedi. Doğan marka araca bindi, onlar önde ben arkada Tarsus ilçe merkezine hareket ettik. Fatih'in evinin önüne geldik. Ben, 'Eve gideceğim, yengen merak etmesin, sen de eve gelirsin' dedim. Evimin yakınına gittim. Seyir halindeyken babamı telefonla aradım. Dışarı çıkmasını söyledim. 'Önemli değilse pijamalıyım, çıkmayayım' dedi. Ben de önemli iki dakika çık dedim.

BABASINI KORUDU

İki dakika sonra yanıma eşofmanlı olarak geldi. 'Kavga ettim, öldü mü kaldı mı bilmiyorum' dedim. Babam şaşırdı kaldı. Babam, 'Hastaneye götürelim, baktıralım' dedi. Ben de 'Fatih gelsin, ona göre konuşuruz' dedim. Panik halindeydim. Babam, 'sokağın başında durma, evin oraya gel' dedi. Babam, ben ve halamın evi yanyanadır. Saat 21.30 sıralarıydı. Eve girdim. Babam arabanın önünde bekledi. Pantalonumu çıkardım, eşofman giydim. Elimi yüzümü yıkadım. Eşim yüzüme ne olduğunu sordu. Kavga ettiğimi söyledim. 1-2 dk oyalandıktan sonra Fatih'e gideceğim diye evden çıktım. Birkaç dakika sonra Fatih Mazda aracı ile geldi. Ben babam ve Fatih'e 'ne diyorsunuz, ne yapalım' dedim. Babam, 'fazla geç olmadan hastaneye götürelim' dedi. Fatih, 'ölmüşse veya hastaneye giderken ölürse başımıza bela olur, git bak yaşıyor mu, yaşıyorsa ortadan kaldıralım' dedi. Babam da yanımızdaydı. Arabaya bindim, hızlı bir şekilde nefes aldığını gördüm. Dışarı çıkıp, 'Fatih yaşıyor ama boğazında kesik ve kan var' dedim. Babam yanımızda değildi.

(Kaynak:Gökçer TAHİNCİOĞLU/Ankara/Milliyet)




Son Güncelleme: 16.02.2015 16:11
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.