26 Ocak 2017 Perşembe 17:09
Kurtulmuş: Çok ağrıma gidiyor

Kurtulmuş, TGRT'de katıldığı bir programda TBMM'de kabul edilen Anayasa değişikliğiyle gündeme ilişkin soruları yanıtladı.

Değişiklikle ilgili eleştiriler hatırlatılarak, içeriğinin sorulması üzerine Kurtulmuş, halkın referandum sürecinde değişiklikle ilgili bilgilendirilmesine ihtiyaç olduğunu belirterek, "Ana muhalefetin ve diğer muhalefet unsurlarının temel yanlışları ya da bilerek yaptıkları temel bir hata şu, 'Efendim bir rejim değişikliği... Türkiye bir rejim değişikliğine gidiyor.' Bu hiçbir şekilde doğru değildir. Türkiye Cumhuriyeti devletimizin egemenliği nasıl kullanacağı açıktır. Egemenliğin kaynağı bizatihi milletin oylarıdır, milli iradedir. Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Buradan baktığınız zaman Türkiye'deki devletin rejimiyle ilgili tartışma, 1923'te sona ermiştir." diye konuştu.

"Değişiklik paketinin içinde açıkça ya da zımnen, gizli olarak egemenliğin kaynağını değiştirecek en ufak bir tartışmanın söz konusu olmadığının" altını çizen Kurtulmuş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Böyle bir şey mevzu bahis değildir. Şimdi olmayan şeyin üzerinden bir tartışma... 'Eyvah rejim elden gidiyor.' Bu CHP'nin eski kafasıdır. İşte 'Laiklik elden gidiyor, rejim elden gidiyor, Mustafa Kemal elden gidiyor' gibi geçmiş dönemlerde de çok tartışmalar yaptılar. Bırakın, bunlar milletin ortak değerleridir, bunlar üzerinden bir tartışma yapmayalım. Olan şey şudur, uzun yıllardır, hatta 1946'dan beri tartışılan, Türkiye'de yönetimin tek elde toplanması, yani yürütmenin çift başlı olmaktan çıkarılmasıyla ilgili bir tekliftir.

Biz istiyoruz ki bu yürütmedeki çift başlılık ortadan kalksın, bütün yürütme yetkilerini bir elde toplayalım. Cumhurbaşkanı seçildiği zaman layüsel olmasın, sorumsuz olmasın, hesap verebilsin. Parlamento bu hesabı sorabilsin. Bu bir yönetim, sistem modeli değişikliğidir. Asla rejim değişikliği değildir. Öteden beri devam eden tartışmaları da sonlandıracak olan bir husustur."

"Diktatörlük tartışmaları"na da değinen Kurtulmuş, "Hangi diktatörlüklerde, diktatörden hesap sorulabilir?" dedi.

Şu anda cumhurbaşkanlarının sadece vatana ihanetten yargılanabildiğini, Yüce Divan'a gidebildiğini belirten Kurtulmuş, "Değişiklikle biz bunu, herhangi bir konuda eğer muhalefet, parlamentoda gerekli çoğunluğu bulursa cumhurbaşkanını Yüce Divan'a götürebilir haline dönüştürdük. Bu hesap verebilir, yetkilerinin karşılığı olarak da sorumluluğu ağır olan bir Cumhurbaşkanlığı makamıdır." dedi.

 "Türkiye için daha hayırlı olacağı kanaatindeyiz"

Muhalefetin değişikliğe karşı çıkmasındaki temel argümanın "15 yılda ne yapmak istediler de Meclis çoğunluğu olmadan yapamadılar ki böyle bir teklife ihtiyaç duydular" olduğunun ifade edilmesi üzerine Kurtulmuş, Türkiye'nin her zaman böyle güçlü bir iktidar tarafından yönetilmeyebileceğini söyledi.

Türkiye'nin 93 yılda 65 hükümet değiştirdiğine dikkati çeken Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Bizim istikrar arayışı altındaki söylediklerimiz sadece bugünkü parlamentonun sayısal durumu, sadece bugünkü Ak Parti iktidarının halk nezdindeki kuvvetli varlığıyla mukayyetli bir düşünce değildir. Türkiye'de bundan sonraki dönemlerde siyasi tablo değişebilir. Türkiye uzun yıllar devam eden koalisyon arayışları içerisinde olmasın. Şu anda getirdiğimiz anayasa paketi, Türkiye için doğru, Türkiye'nin önünü açacak bir değişiklik. Millet neye karar verecekse o olacak. Dolayısıyla öyle kapalı kapılar ardından birileri artık 'cumhurbaşkanı kim olacak' kararı veremeyecek. O, eski Türkiye'de kaldı. Şimdi yeni Türkiye'de cumhurbaşkanını milletimiz kendisi seçecek. Kimi istiyorsa başımızın üzerinde. Ama seçtiği adama da bütün sorumluluğu verecek, bütün yetkiyi verecek. Hesabı da ondan soracak. Halkın hesap sorabildiği, o 5 yıl içerisinde de eğer gerekir ve şartlar oluşursa parlamentonun hesap sorabildiği yetkili bir cumhurbaşkanlığı sisteminin Türkiye için daha hayırlı olacağı kanaatindeyiz."

 "Kolay bir kampanya olacağını düşünüyorum"

Anayasa değişikliği referandumuna ilişkin kampanyanın nasıl olacağı yönündeki soru üzerine Kurtulmuş, referandum sonucunda büyük oranda "evet'in çıkacağını düşündüğünü belirterek, yeterince bilgilendirilmediği için bazı seçmenlerin kararsız göründüğünü, kampanyada da bu seçmen kitlesini bilgilendirmeyi amaçladıklarını anlattı. Referanduma kısa bir süre olduğunu dile getiren Kurtulmuş, "Bu kampanyada bizim esas olarak üzerinde duracağımız nokta ekonomik ve siyasi istikrar olacaktır. Terörün bitirilmesi olacaktır. Bazıları bunu yanlış anlamakta ısrar ediyorlar ama terörün bitirilmesi olacaktır. Güçlü bir yürütmenin ortaya çıkması, hızlı karar alan bir Türkiye'nin ortaya çıkması olacaktır." diye konuştu.

Bu temel argümanlar çerçevesinde bir seçim kampanyasının oluşturulacağını belirten Kurtulmuş, "Bu seçim kampanyasında birileri halkı kamplaştırmaya çalışabilir. Biz tam tersini, bu 'evet'in, Türkiye'nin bütün kesimlerini, AK Parti'ye, CHP'ye, MHP'ye, diğer partilere oy vermiş olan, farklı hayat tarzlarını benimsemiş olan bütün seçmenimizi olumlu etkileyeceğini anlatacağız. Bu anayasaya 'evet' denmesi sonucunda darbelerin de önleneceği bir siyasi zeminin tahkim edileceğini anlatacağız." dedi.

"Kampanya, anlatım bakımından bizim açımızdan son derece kolay bir kampanya olacağını düşünüyorum." ifadesini kullanan Kurtulmuş, sürenin azlığını da dezavantaj olarak görmediklerini, bu süre içerisinde etkin bir kampanyayla halkı kamplaştırmadan 'evet'in Türkiye'ye ne kazandıracağını anlatarak yollarına devam edeceklerini söyledi.

"Herkes özgürce kampanyasını yapacak"

"Referandumun OHAL şartlarında olmasının anti demokratik bir uygulama" olduğu eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Kurtulmuş, "OHAL'i Hükümet efendim böyle bir fantazi olsun diye ilan etmedi." ifadesini kullandı. OHAL'i eleştirenlerin 15 Temmuz gecesini hatırlamaları gerektiğini belirten Kurtulmuş, OHAL'in seçimden ayrı bir mesele olduğunu kaydetti.

Kurtulmuş, "Devlet olarak, devletin içerisine sızmış olan bu FETÖ'cü unsurları ortadan kaldırmak, teröre karşı mücadelede çok etkin kararlar alabilmek için olağanüstü hale ihtiyacımız vardı. Sokaktaki vatandaşımızı etkilemiyor. İşinde, gücünde, vatanına, milletine bağlı olan insanların OHAL'den hiçbir şikayeti yok. Günlük hayatlarını etkileyen bir durum yok. Bu mücadele devam edecek. Hiçbir hükümet, OHAL'in çok uzun süre devam etmesini istemez. Bu mücadelemizi bitirip, sonuç aldığımız noktada da OHAL'e zaten ihtiyaç yok." diye konuştu.

"OHAL sürecinde muhalefetin, eşit koşullarda kampanya yürütemeyeceği" yönündeki eleştirilerin de anımsatılmasına karşılık Kurtulmuş, "Asla, öyle bir şey olmayacak. Eşit, özgür şartlarda herkesin kampanya yapması noktasında garanti veririz. Nasıl 'evet' demek meşruysa 'hayır' demek de meşrudur. Hayır kampanyasını yapanlarla ilgili herhangi bir kısıtlama söz konusu olmaz, olamaz. Onun karşısında biz oluruz. Herkes kalkacak, sözünü söyleyecek, özgürce kampanyasını yapacak. Kimseye bir tahdit, kısıtlama mevzu bahis değildir. Dolayısıyla kararı da millet verecek." dedi.

Kampanya sırasında haksızlıkların, maksadını aşan tavır ve davranışların ortaya konulmaması gerektiğini de vurgulayarak, "Güçlü bir Türkiye için Evet" kampanyasına destek verdiğini, kampanyanın çığ gibi büyüdüğünü ifade etti.

 "Terör tehdidine dikkat çekmek için bunu söyledim"

"Terör konusunda yaptığınız açıklama çok tartışma yarattı. Cümleleriniz, sandıktan 'evet' oylarının çıkması, terörün ortadan kalkması için tek koşuldur gibi algılandı ve öyle yorumlandı. Bu konudaki değerlendirmeniz nedir?" sorusu üzerine Kurtulmuş, şunları söyledi:

"Yanlış yorumlandı. Laf tersinden ele alındı. Zannediyorum Sayın Kılıçdaroğlu, muhabir sorduğu zaman yüz ifadelerinden ve tepkilerinden 'eğer öyleyse' diye başladı. Yani sözümü dinlememiş ve okumamış olduğu anlaşılıyor. Ayrıca 'Numan Kurtulmuş gibi birisi' derken de benim bunu kastetmeyeceğimi kendi zihin dünyasında bilerek bunu söylüyor. Söylediğim son derece açıktır. Anadolu Ajansının katıldığım programında sorulan soru, 'Referandum sürecinde terör, artar mı, böyle bir endişeniz var mı? sorusuydu. 'Evet, böyle bir endişemiz var' dedim. Türkiye uzunca süredir, üç temel terör örgütü tarafından tehdit altındadır. Bu örgütler, FETÖ'sü, PKK'sı, DEAŞ'ı stratejik iş birliği içerisindedirler. Türkiye'ye diz çöktürmek isteyenler, terörü bir şekilde enstrüman olarak kullanıyorlar, bu süreçte de ilave bir motivasyon ortaya çıkabilir ve terör örgütleri de Türkiye'ye daha fazla zarar verip halkı canından bezdirecek bir noktaya getirmek isterler. Söylediğim cümle budur. Kampanyayı da etkilemek için bunu yapabilirler. Yani terör tehdidine dikkat çekmek için bunu söyledim.

Ama Allah'ın izniyle sandıktan 'evet' çıktıktan sonra terör örgütleri diz çökerler. Çünkü daha güçlü, istikrarlı, terörün üstüne çok daha güçlü şekilde giden iktidar ortaya çıkar. Bu lafın neresinden 'Hükümet terörü destekliyor, bunu itiraf etti' görüşü çıkabilir. Bu son derece maksatlı, yanlış yapılmış bir yorumdur. Açık söylüyorum, vicdan ile ahlak ölçülerinin dışına çıkmış olan bir yorumdur."

Hiçbir hükümetin terörü istemeyeceğini, bu yorumların çok haksız, ağır bir itham ve iftira olduğunu dile getiren Kurtulmuş, "Bunu, Kılıçdaroğlu yanlış anlamış olabilir. Ama birilerinin bu iftira ve yanlış anlama üzerinden bunu devam ettirmeleri son derece talihsizdir, haksızdır, yersizdir." diye konuştu.

Bu konuyu konuşurken üzüldüğünü belirten Kurtulmuş, "Terörü bir maşa olarak kullanıp evet çıkartalım demenin de namussuzluk olduğunun altını çizeyim. Kimse böyle düşünmez. Tam tersine biz teröre dikkat çekiyoruz. Aman bunun üzerinden kampanyada milleti köşeye sıkıştırıp hükümeti zor durumda bırakmak isteyebilirler diyoruz. Bu tehdide karşı çıkıyoruz. Hangi akıldır, insaftır, vicdandır? Ne diyeyim yani el insaf, el vicdan diyeyim." dedi.

 "Çok ağırıma gidiyor"

"Türkiye'ye ekonomik saldırıların olduğuna" ilişkin bir soru üzerine Kurtulmuş, sadece döviz üzerinden değil başka ekonomik kararlar üzerinden de Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak isteyenlerin olabileceğini, bunu aşmanın yollarından birisinin de reel ekonomiyi güçlendirmek olduğunu vurguladı.

Diğer taraftan terör alanında Türkiye'nin üzerine gelindiğini belirten Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Şunu da artık söylemekte hiçbir beis görmüyorum. Bu terör saldırılarında sadece terör örgütleriyle değil bunların arkasındaki birtakım istihbarat birimleriyle de mücadele ediyoruz. Reina saldırısı, bunlardan bir tanesidir. Belli ki sadece birkaç kişi değil o işin içerisinde olan, arkasında bir istihbarat desteği var. Dolmabahçe saldırısında görüldü ki, kullanılan patlayıcı el yapımı bir patlayıcı değil, fabrikasyon bir patlayıcı. Yani bunun Türkçesi şu, herhangi bir ülkenin ordusunun envanterinden alınmış bir patlayıcıdır. Bu kadar ağır bir ulusal kurtuluş mücadelesi verdiğimiz bir yerde, onun için çok ağırıma gidiyor. Söylediğimiz bu sözü tam tersinden okuyarak, buna hizmet eder şekilde kullanmayı yadırgıyorum."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.