14 Ekim 2015 Çarşamba 09:37
‘İki farklı örgüte ilişkin bulgular var’

 Başbakan Ahmet Davutoğlu, dün gazetecilerle bir araya gelerek Ankara saldırısıyla ilgili bilgiler verdi ve eleştirileri yanıtladı. Davutoğlu şunları söyledi:“İki iz üzerinde yürüyor arkadaşlar. İkinci saldırganın irtibatları konusunda da araştırmalar yürüyor. Bu meselenin önceden planlanması konusunda da mesafe kat ediliyor. Bunlarda iki farklı örgüte ilişkin bulgular içeriyor. Örgütler arası işbirliği var mı onu çıkarmaya çalışıyoruz. İki iz üzerinde yürüdüğümüzü söyleyebiliriz, bu izlerin detaylarına girmeyelim.”

‘Gereği yapılacak’


“İki bombacının olay yerine nasıl geldiğini çıkardı arkadaşlar, birinin çantayla, diğerinin yelekle. O eylemin nasıl yapıldığına dair bilgilere ceset parçalarından ulaşılmış durumda. Faili meçhul bırakmayacağız bunu. Sonuna kadar gidilecek. Kim bu katliamı yaptıysa tespit edilecek, bağlantıları varsa tespit edilecek. Karşılık anlamında gereği yapılacak.”

Görevden alma olur mu?

“İki gün önce nerede bu Cizre raporu dedim, efendim bugün geliyor dediler. Rapor geldi, hemen görevden alınması talimatı verdim. Bu konuda da bürokraside de bir ihmal varsa onun da gereği yapılır ama sırf o anki psikolojiyi yönetmek için daha soruşturma yapmadan bir bürokratı görevden almak doğru değil. Rapor geldiğinde kimsenin gereğini yapacağımızdan şüphesi olmasın. Ne Cizre olayında yaptık, ne de burada. Üstü örtülmeyecek, gereği yapılacak.”

Mitinglere yeni düzen


“Arkadaşları çağırdım, sorduğum ilk soru şu oldu, patlamanın yaşandığı yer miting yeri içi mi dışı mı. Denildi ki miting meydanının dışı. Peki arama nerede başlıyor. Sıhhiye’de. Bunun ciddi bir zaaf olduğunu, değişmesi gereken bir uygulama olduğunu söyledim. Bir rutin uygulama varsa, terör örgütleri biliyor, o rutinin dışında saldırı yapmayı tercih edebiliyor. Bu konuda hem idari soruşturma yürüyor, hem Bakanlar Kurulu’nda talimat verdim. Bu yerleşik uygulama, rutinlerin tümünü gözden geçireceksiniz ama hiçbir yerde tahmin edilebilir rutin uygulama olmayacak. Teröristin şaşırtabilecek uygulamalar yapma ihtimali var. Yeni bir güvenlik konsepti ile ilgili çalışmalar yürüyor. Avrupa’da miting güvenliği için hayatı durdurabilirsiniz ve bunun uygulamaları var. Türkiye’de uygulamaya kalkarsanız polis gösteri hakkını engelledi diye çıkıyor. Bizim gösteriye katılanların da güvenlik birimlerinin de bilinçlenmesi gerekiyor.



Hedef 1 Kasım’da sandığın korunması

“Bu saldırı, Türkiye’ye yönelmiş bir saldırı. Mezhep ve etnik fay hatlarıyla ilgili sonuçlar doğurabilecek, halkın bütününe yönelik. Bir saldırı birkaç sonucu birden doğurur burada böyle bir tablo var. Onun için daha da soğukkanlı, dikkatle, teenniyle karşılamamız gereken bir tabloyla karşı karşıyayız. 19 gün sonra seçime gidiyoruz. Türkiye’nin geleceği itibariyle, seçime gölge düşürmek, belli mayınları seçim sathı mahalline yerleştirmek, o nedenle zamanlaması son derece manidar. Hepimiz için hedef 1 Kasım’da sandığın korunmasıdır. Bu acıdan bir kaos üretmek isteyenlere başta ailelerimiz olmak üzere milletimiz fırsat vermedi. Toplum olarak bu sınavdan yara almadan, psikolojik ortamdan çıktığımızı düşünüyorum. Birilerinin Türkiye’yi kaosa ye’se düşürme amacına fırsat verilmemiş oldu. İkinci aşama, Türkiye’yi suhuletle seçime götürmemiz. Herhangi bir şekilde bu olayların demokrasimizi akamete uğratmasına izin vermememiz lazım. Ne olursa olsun Türkiye 1 Kasım’da sandığa gidecek, seçim sandığından kaçınmak, çekinmek, ya da bu sandığa gölge düşürecek tavra girmemiz doğru değil.”

Demirtaş’a sert tepki

“Provokatif şeylerle olayın müsebbipleriyle devlet ile halk arasında bir problem haline getirmeye çalışanlar var. O konuda olumlu çaba gösterenlere teşekkür ediyorum. Bazı siyasilerin sorumsuz yorumları bu anlamda havada kaldı. Daha suçlularla ilgili çalışma devam ederken (HDP lideri Demirtaş) ‘Bu cinayeti devlet işlemiştir’ diyerek toplumu açık bir provokasyona yöneltti. Sanki o bombayı koyanlar bizlermişiz, sanki bu alçakça saldırıyı yapanlar bizlermişiz gibi bir hava oluşturarak halkı 6-8 Ekim olaylarına benzer bir tabloya yöneltmek istedi.”

‘Gözaltına alsanız bile...

“Dünkü televizyon yayınında ‘Agresif bir şekilde bunların üzerine gidemez miyiz’ denildi. Ben de hukuk devletinin kuralları içerisinde mücadele ettiğimizi, bunun da etkin mücadeleyi bazen sınırlayabildiğini söyledim. Hukuk devletinde bu eylemi yapacak kişi harekete geçmedikçe bir şey yapamayabilirsiniz, gözaltına alsanız bile 3 gün sonra serbest kalabiliyor. Bugün bazı gazetelerimizde konuşmanın bütününü bir kenara koyup şu manşet atılmış, eyleme geçmedikçe tutuklayamayız. Sanki ancak bomba patladıktan sonra tutuklanabilir demişim gibi. Başka türlü konuşsam, önyargılı bir şekilde hareket ettiğimiz anlamı çıkardı. Sanki başbakan olarak bombacı fiilen kendisini gidip patlatmadıkça bir şey yapamayız demişim gibi yansıtıldı. Diğer yanda da DHKP-C bombacısı baskın sonucu etkisiz hale getirildiğinde sanki insan haklarına aykırı bir şey yapmışız gibi de eleştirildik.”

Çocuklar kan vermek istemiş

“Ben olayla ilgili bir taraftan telefonlarla konuşuyorum, bana kim haber etti, oğlum kızım geldi biz mi gidip versek dedi. Baktım olur mu öyle şey, kana ihtiyaç olur mu, aradım sağlık bakanını Bursa’dan Ankara’ya geliyordu, kan da var açıklama da yaptık dedi.”

Gerekirse Suriye’de hava harekatı!

Başbakan Davutoğlu, PKK’nın PYD aracılığıyla Stinger füzesi talep ettiğine ilişkin haber sorulunca şunları söyledi:

‘Anlamı kalmadı’


“Durum 5-6 ay öncesi gibi değil. 5-6 ay öncesi ya da 1 sene önce DEAŞ’a karşı PYD’yi kullanmayı düşünen müttefik ülkeler PKK’nın Türkiye’ye bir saldırısı olmadığı dönemlerde bunu bir çerçeveye oturtabilirlerdi, yine doğru değildi ama PKK’ya, Türkiye’ye saldırdıktan sonra yardım yaptılar. Kim olursa olsun, PKK ve PYD’ye herhangi bir silah mühimmat yardımı yapılırsa Kuzey Irak’ta aldığımız tedbir neyse Suriye’ye yönelik de alırız. Örgüt ya da IŞİD Türkiye’ye yönelik bir eyleme kalkışırlarsa, nasıl ki DEAŞ askerimizi şehit ettiğinde müdahalede bulunduk. Bu konuda herhangi bir tolerasyon göstermediğimiz gösterdik. PYD ve PKK’yı ayırt etmek 5-6 ay öncesinde belki bir anlam taşıyabilirdi ama bu ayrımın artık bir anlamı kalmamıştır.”

‘Yok ederiz’


“ABD nezdinde gerekli diplomatik girişimler yapılacak, bunu hiçbir şekilde kabul etmediğimiz kendilerine bildirilecek. Amerika, Musul’da Irak ordusuna en sofistike silahları verdi değil mi Irak ordusu çekildi, bu silahlar DEAŞ’a kaldı. Şu anda PYD’ye verilen yardımın PKK’ya gitmeyeceği konusunda hiç kimse bize inandırıcı bir gerekçe söyleyemez. Irak’ta kullanıldığı, Türkiye’de kullanıldığını tespit edersek, PKK’ya yaptığımız müdahaleyi yapar, bulunduğu yerde silahları yok ederiz. Bu silahlar Türkiye’ye sokulup askerimize polisimize zarar verir mahiyette olamaz. Bunu hem ABD’ye hem Rusya’ya ilettik. Yaklaşımımız 23 temmuz gecesi DEAŞ ve PKK mevzilerine yaptığımız operasyonlarda kendini göstermiştir.”

Son Güncelleme: 14.10.2015 09:42
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.