07 Kasım 2016 Pazartesi 15:36
İçişleri Bakanlığı'ndan 3 vekil hakkında suç duyurusu

İçişleri Bakanlığı yetkililerinden alınan bilgiye göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına bulunulan suç duyurusunda Demirtaş, Baluken, Tanrıkulu ile Gerez'in, Türk Ceza Kanunu'nun, "suç uydurma", "adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs", "yargı görevini yapanı etkilemeye teşebbüs", "halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama", "suç işlemeye tahrik", "kanunlara uymamaya tahrik" ile "Türk milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama" suçları ile Terörle Mücadele Kanununun ilgili maddeleri gereğince cezalandırılmaları istendi. 
Suç duyurusu dilekçelerinde, Külter'in kaçırılması olayının bir mizansen olduğu, hedefin Türkiye Cumhuriyetini zan altında bırakma, vatandaşlar arasında infial oluşturma amacı taşıdığının anlaşıldığı belirtilerek, devleti ve güvenlik birimlerini hedef alan bir kampanya yürütüldüğü kaydedildi. 

Partisinin 19 Haziran'daki grup toplantısında insanları bir gruba aidiyetleri üzerinden diğer sınıf veya gruplara karşı kışkırtacak türden söylemlerde bulunduğu belirtilen Demirtaş'ın sözlerinin, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmeyeceği ifade edildi. 

Bakanlıkça, asılsız ve dayanaksız iddialarla, bilinçli olarak kampanyayı başlatmakla suçlanan avukat Mesut Gerez hakkında Türkiye Barolar Birliği ve Şırnak Baro Başkanlığına da işlem başlatılması için şikayette bulunuldu.

Külter'le ilgili süreç 
DBP Şırnak il yöneticisi Hurşit Külter'in Şırnak'ta kaçırıldığı iddiaları 27 Mayıs 2016'da bazı sosyal paylaşım siteleri ve internet ortamında yer aldı. HDP yöneticileri, Külter'in Şırnak Gümüştepe Özel Harekat üssünde tutulduğu, işkence gördüğü, kayıp olduğu yönünde yoğun propaganda yaparak güvenlik birimlerine yönelik ağır ithamlarda bulundu. 

Külter'in avukatı Mesut Gerez'in başvurusu üzerine harekete geçen İçişleri Bakanlığı, iddiaları araştırması için 14 Haziran'da müfettiş görevlendirdi. Mülkiye başmüfettişi tarafından yerinde yapılan detaylı araştırma sonucunda hazırlanan rapor İçişleri Bakanlığına gönderildi. 

Raporda, Hurşit Külter'in vekilinin dile getirdiği iddiaların herhangi bir tanık anlatımı, delil veya somut belgeye dayanmayıp, tamamen muhtelif gazete ve sosyal medyada yer alan hesaplarından derlenen yazı ve yorumlardan oluştuğu belirtilerek, yapılan araştırmada, müşteki vekilinin beyanı ile sosyal medyada yer alan haber ve yorumların dışında, söz konusu iddiaları doğrulayacak herhangi bir bulgu, bilgi ya da belgeye ulaşılamadığı kaydedildi. İddiaya dayanak gösterilen "@tweet_Guneydogu" isimli/rumuzlu twitter hesabının kullanıcı ya da kullanıcılarının kim/kimler olduğunun teknik olarak tespit edilemediği belirtilerek, Şırnak'ta görevli güvenlik görevlileri hakkında yapılacak hukuki bir işlem bulunmadığı kanaati bildirildi. 

Külter ise kaybolduğu iddia edilen tarihten tam 133 gün sonra 7 Ekim'de Irak'ın Kerkük ilinde ortaya çıkarak uluslararası kanallara açıklama yaptı. 

Demirtaş'ın Külter hakkındaki açıklamaları 
Demirtaş, İçişleri Bakanlığının suç duyurusuna konu olan grup toplantısında şu ifadeleri kullanmıştı: 
"Kürtler direnişi yükseltmezse Hurşit Külter gibi bir bir kaybettirilecekler.", 

"24 günden bu yana DBP Şırnak il yöneticisi Hurşit Külter'den haber alınamıyor. Devletin Cizre, Silopi ve diğer yasaklı yerlerde zaten infazlar yaptığını biliyoruz. Söz konusu yerlerde sağ yakalandığı halde infaz edilen çok sayıda Kürt yurtseveri ve genci var. Bunların birçoğu da PKK kadrosu falan değil. Bu çok iyi biliniyor. Çoğu üniversite öğrencisi ve bunlar Cizre’de bodrumlarda yakıldı.", 

"Şimdi Şırnak'ta da sağ olarak gözaltına alındığına dair çok ciddi bilgilerin olduğu Hurşit Külter ile ilgili devletin bugüne kadar inkarcı bir tutum ortaya koyması, gözdağı ve infaz politikalarının bir devamıdır.", 

"Yani direnişe katılmayı, AKP faşizmine karşı direnmeyi düşünen Kürt gençlerine bir mesaj verilmek isteniyor; ‘Başınıza bunları getiririz ve hiçbir şey yapamazsınız, hiç kimse size sahip çıkamaz’ mesajı verilmek isteniyor." 

Tanrıkulu ve Baluken'in ifadeleri de suç duyurusunda yer aldı 
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Hurşit Külter'in kaybolduğu iddia edilen tarihten sonra yaptığı açıklamada, "Sadece bir siyasetçi olarak değil, bir insan hakları savunucusu olarak da Külter’in akıbetini sormak benim açımdan ahlaki bir sorumluluktu. Ancak hükümetten, Külter’in gözaltına alınıp alınmadığı dahil hiçbir bilgi alamadık. Külter İsviçre'de değil, sayısız faili meçhul cinayetin yaşandığı Türkiye'de kaybolmuştu. Ailesinin de insan hakları savunucularının da tedirgin olması son derece doğaldı. Üstelik de sokağa çıkma yasağının uygulandığı Şırnak'ta kaybolmuştu Külter." ifadelerini kullanmıştı. 

Tanrıkulu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı bir paylaşımda ise "Külter 27 Mayıs tarihinde kaybolduğunda Şırnak'taki sokağa çıkma yasağı başlayalı (14 Mart) 3 ay olmuştu. Bölgede yaşanan hak ihlalleri, yargısız infazlar, gözaltında işkence vakaları göz önüne alındığında, insan hakları savunucularının ve siyasetçilerin Külter’in kayboluşunu sorgulamaları kadar doğal bir refleks olamaz." mesajına yer vermişti. 

Suç duyurusunda HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken'in, Külter'in ortaya çıkmasının ardından yaptığı açıklamada kullandığı "Hurşit Külter yürütmüş olduğumuz kampanyaların neticesinde sağ kurtulmuştur. 13 gün boyunca orada bir çete yapılanması tarafından resmi kayıtlara geçmeyecek şekilde gözaltına alınmış, ağır işkencelere maruz kalmıştır. Hurşit Külter yürütülen kampanyalar neticesinde infaz edilememiştir." ifadelerinin de Külter'le ilgili iddiaların mizansen olduğunu ortaya koyduğu belirtildi. 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.