15 Eylül 2015 Salı 12:42
Gül'ün Erdoğan'la yollarını ayırdığı gün...
 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın parti yönetiminin dışında kalmasının nedeni Gezi olayları!

"AK Parti'de ne oluyor?" başlıklı bugünkü yazısında Gülerce, "Gezi olaylarında hem Sayın Gül, hem de Sayın Arınç, Sayın Erdoğan'a bekledikleri desteği vermedi" diye yazdı.

Hüseyin Gülerce bugünkü yazısında şunları kaleme aldı:

"AK Parti 5. Olağan Kongresi'nde, Sayın Davutoğlu, geçerli oy kullanan 1353 delegenin tamamının desteğiyle yeniden genel başkan seçilirken, iki değişim oldu. Birincisi, 50 kişilik MKYK'da, 19 isim yerini korurken, 31 yeni isim görev aldı. Partinin en üst yönetim organı MYK'da da köklü değişiklik oldu.

Ortak kanaat bu değişime, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan'ın damgasını vurduğu yönünde.

Bunun ne gibi bir anlamı var?

Sayın Erdoğan, kimilerince beğenilmese de gerçek bir siyasî liderdir. Herkes lider olamaz. Parti genel başkanı olunabilir ama lider, öncelikle Allah vergisidir. Geldiği siyasi çizginin partilerinde gençlik kollarından başlayarak, il başkanlığına, sonra İstanbul Belediye Başkanlığına, oradan AK Parti'nin kuruluşu ve iktidar oluşunda ve 12 yıllık başbakanlığı döneminde bu liderlik pekişmiş, kuvvetlenmiştir. Halkın ilk turda seçtiği cumhurbaşkanı olarak tartışmasız hale gelmiştir.

Bu lider artık otoriterleşmeye, tek adamlığa mı gitmektedir? "Tarafsız Cumhurbaşkanı" olması gerekirken, hala AK Parti'nin yönetimi ile neden bu kadar yakından ilgilenmektedir? ( Hemen söyleyeyim, bugüne kadar tarafsız Cumhurbaşkanı hiç olmamıştır)

Cumhurbaşkanını 10 Ağustos 2014'te ilk defa halkın seçmiş olmasının, statükoyu nasıl ırgaladığını, yönetimde anayasal değişikliği nasıl zaruret haline getirdiğini kabullenmek zorundayız. Cumhurbaşkanını halkın seçtiği gerçeği, yeni anayasada devlet yönetimini ve kurumlar arası dengeleri/ilişkileri yeniden tanzimi zorunlu kılıyor.

ABDULLAH GÜL İLE YOLLARI...

Sayın Erdoğan, bunun başkanlık sistemi ile mümkün olabileceğini söylüyor. AK Parti'nin bu yönde Meclis'te sayısal bir çoğunluğa erişmesini arzu ediyor.

Sayın Abdullah Gül ile yolları, bu konuda farklı düşünmelerinden dolayı ayrıldı. Çankaya'da görevde iken Sayın Gül, başkanlık sistemine karşı çıktı. En yakın dava arkadaşı da olsa artık birlikte yürüyemezlerdi.

Sayın Bülent Arınç da, temel meselelerde Sayın Erdoğan ile ciddi görüş ayrılıkları sergiledi. Gezi olaylarında hem Sayın Gül, hem de Sayın Arınç, Sayın Erdoğan'a bekledikleri desteği vermedi.

EĞER MELİK GÖKÇEK OLMASAYDI...

Eğer Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Melih Gökçek, Başbakan Erdoğan'ı Esenboğa havaalanından Ankara'ya kadar heyecan dolu bir mobil mitingle karşılamasaydı, Erdoğan'a yönelik darbenin ağır atmosferi dağıtılamayacaktı...

Başkanlık yolunda kendisine gönülden destek verecek bir AK Parti yönetimi, Erdoğan için hayatî değer taşıyordu ve bu gerçekleşti. Meseleye parti açısından değil Türkiye'nin geleceği ve istikrar açısından bakmak gerekir. Ben de inanıyorum ki; Türkiye'nin istikrarı, AK Parti'nin istikrarına bağlıdır.

İkinci bir nokta, Sayın Erdoğan, Turgut Özal ve Süleyman Demirel örneklerini hiç unutmuyor. Her iki siyasi de Çankaya'ya çıktıklarında, partileri dağıldı gitti. Artık birer tabela partileridir. Erdoğan Cumhurbaşkanı seçildikten sonra, AK Parti'de bütünlüğün korunması adına yapılması gerekeni yaptı. Yalpalanmaya, partinin içine nifak sokulmasına fırsat vermedi.

Hariçten gazel okunması bu gerçeği değiştirmez...
Son Güncelleme: 15.09.2015 13:37
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
İsim 1 yıl önce

Yerine karizmatik birini bıraksaydı madem akp nin güçlü kalmasanı istediyse, tabela partisi olmasın dediyse...öncekileri iyi örnek almış.. Türkiye 90 ların Türkiyesi oldu .

Avatar
Ö.M.D 1 yıl önce

Ülke yönetmek "kahve köşelerinde yapboz gibi fikir üretenlerin anlayacakları anlamdan çıkmış esas yöneticilerin sahneye çıkmasıyla anlam kazanmıştır."Her ne kadar hükümet politikası gibi gösterilmeye çalışılsada bu bir DEVLET POLİTİKASI'dır ve politikacı devletini milletini seven,akllı,cesaretli,yiğit insanlardan çıkarak DEVLET ADAMLIĞI'na soyunmasıda başarı kaynağıdır.Halkımız artık hainlerin uşaklığını yaptığı gizli köleliğe karşı uyanmış ve dik durmuş dik duranlarıda şaha kaldırmıştır...Dediğiniz gibi Hariçten gazel okuyanların boş teneke sesinden başka bir şey olmadığı ( bu kadar tecrübeyle)seslerinde seslerinden anlaşılmaktadır..