07 Ekim 2014 Salı 14:50
Erdoğan:
Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonraki ilk yurtiçi gezisini Gaziantep'e yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriyeli sığınmacıların kaldığı kampta konuştu. Konuşmasına, "İnşallah bu bayram, evinizden ve yurdunuzdan ayrı geçirdiğiniz son bayram olur" diye başlayan Erdoğan, "Kim ne derse desin, sizler bize asla yük değilsiniz. Siz kendi arzunuzla topraklarınıza dönünceye kadar, biz sizi misafir etmeye devam edeceğiz" şeklinde konuştu.

Konuşmasında IŞİD terör örgütüne de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunlar İslam adına Allahuekber diyerek, Allahuekber diyenleri öldürüyorlar. Müslüman Müslümanı bu şekilde öldürebilir mi? Müslümanın Müslümana canı, kanı, malı, ırzı haramdır" dedi.

Kobani'de YPG ile çatışan IŞİD'in koalisyon güçlerince havadan vurulduğunu hatırlatan Erdoğan, "Havadan bombalayarak bu sorunlar çözülmez.


Meydanda toplanan sığınmacılar için Arapça'ya da çevrilen Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle;

İnşallah bu bayram, evinizden ve yurdunuzdan ayrı geçirdiğiniz son bayram olur. İnşallah Suriye'de şartlar düzelir ve hepiniz gönül huzuru içinde evlerinize kavuşursunuz. Bizler Türkiye olarak yaklaşık 4 yıldır sizleri burada misafir etmenin, memnuniyeti, sevinci ve haklı gururu içindeyiz. Sizler muhacir oldunuz, mecburiyet içerisinde yurdunuzu terkettiniz. Bizler de ensar olduk, sizin için tüm imkanlarımızı seferber ettik.

Kim ne derse desin, sizler bize asla yük değilsiniz. Bizim medeniyetimizde, kültürümüzde, geleneklerimizde misafir berekettir, şereftir. Siz hem bize ensar olma şerefini bahşettiniz, hem de evimizi bereketlendirdiniz, şenlendirdiniz. İsterdik ki sizleri çok daha iyi şartlarda misafir edelim. Ancak şu an itibariyle topraklarımızda misafir olan 1.5 milyon mülteci var.

Bildiğiniz gibi en son IŞİD'den kaçan yaklaşık 200 bin Suriyeli de topraklarımıza sığındı. Bu kadar büyük bir kitleyi arzu ettiğimiz şekilde ağırlamak, takdir edersiniz ki mümkün olmuyor. Elimizden geleni azami ölçüde yaptık, yapıyoruz ve yapacağız.

Batı ne yazık ki buna seyirci. BM bu işe seyirci. Sadece konuşuyorlar. İş üretmeye gelince netice yok. Şu ana kadar topraklarımızdaki misafirlerimiz için 4 milyar doları aşkın kaynak kullandık. Kaynaklarımızın dışında Suriye ve Irak'a gönderdiğimiz yardımlar 500 milyon doları aştı. Yardımlarımız etnik köken, din, mezhep ayrımı yapmadan ezilen her kesime ulaşıyor. Bizim dinimizde ayrım yok.

Dikkatinizi çekiyorum, Avrupa şu ana kadar sadece 130 bin Suriyeli mülteciyi kabul etti ve kapılarını kapattı. Ama biz 1.5 milyondan fazla mülteciyi misafir ediyoruz. Dünyadan bize gelen destek ne yazık ki 200 milyon doları bile bulmadı. Hemen hemen bütün yardımları sizler için kullanıyoruz.

Kardeşlerim, Suriye'de çatışmalar başlamadan önce Şam rejimine çok samimii olarak uyarılarımızı yaptık. Bağdat yönetimine de aynı şekilde uyarılarda bulunduk. Ne yazık ki ne Esed ne de Maliki bizim samimii uyarılarımızı dinlemediler. Şimdi soruyorum, 250 bin Suriyeli kardeşimizi katleden zalim Esed, bunun hesabını hem bu dünyada hem de ahirette nasıl verecek? Evlerinden, yurtlarından kovulmuş olan Suriyeli vatandaşların çektikleri çilenin hesabını acaba nasıl verecek? Ben inanıyorum ki sizin beddualarınız onun için bir felah olmayacaktır.

Şimdi batıya sesleniyorum. Havadan bombalayarak bu sorunlar çözülmez. İşte bir IŞİD terör örgütü çıktı. Suriye'de güç buldu. Bunlar İslam adına Allahuekber diyerek, Allahuekber diyenleri öldürüyorlar. Müslüman Müslümanı bu şekilde öldürebilir mi? Müslümanın Müslümana canı, kanı, malı, ırzı haramdır.

Kardeşlerim, şunu çok iyi bilmemiz lazım. Cardiff'te de bunu batılı dostlarıma söyledim. Sadece havadan bombalamak suretiyle bu sorunu çözemezsiniz. Bununla ilgili yerde mücadele eden yapılarla işbirliği kurulmadan netice alınamaz. İşte aylar geçti ve herhangi bir netice yok. Şu anda Kobani de düştü düşüyor.

3 şey istedik:

1 - Uçuşa yasak bölge ilan edilmeli

2 - O bölgeye paralel, güvenli bölge ilan edilmesi lazım

3 - Ve eğit, donat anlayışıyla Suriye'de ve Irak'taki ılımlı muhalif kesimin hem eğitilmesi hem de donatılması lazım.


Buradan tüm dünyaya bir kez daha duyurmak istiyorum. Türkiye'nin hiçbir ülkenin toprağında gözü yoktur. Türkiye kendisine yönelik her türlü tehdit karşısında hazırdır, donanımlıdır.

TBMM şu anda hükümetine ve silahlı kuvvetlerine gerekli olan yetkiyi 1 yıl süreyle vermiştir. Özellikle Süleyman Şah Saygı Karakolu'na yönelik bir tehdide anında karşılık vereceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın. Gelişmeleri çok yakındann takip ediyoruz. Kobani ve diğer Kürt kasaba ve şehirlerine yapılan saldırıları da dikkatle ve endişeyle takip ediyoruz. Şu anda ne yazık ki Kobani ile ilgili konuşanlar, bir yandan tezkereye karşı çıkıyor bir yandan da Kobani'yi çözüm sürecinin şantajı haline getirmeye çalışıyorlar. Şunu da söylemek istiyorum; Türkiye IŞİD terör örgütüne karşı olduğu kadar PKK terör örgütüne de karşıdır. Biz bu bölgede huzur istiyoruz.

Bu topraklar kardeşlerinizin toprağıdır. Bu topraklar ensar misali cömert insanların toprağıdır. Elbette 1.5 milyon insan içinde zaman zaman olumsuz işlerin içine girenler olabilir. Bunu tüm Suriyeli misafirlerimize mal etmek yanlıştır. Zaman zaman bazı haddini bilmeyenler, ensar ola ruhunu anlayamamaış olanlar olumsuz hareketlerde de bulunabilir. Bu da tüm milletimize mal edilmemelidir. Siz kendi arzunuzla topraklarınıza dönünceye kadar, biz sizi misafir etmeye devam edeceğiz. Özgür, bağımsız ve herkesin eşit temsil edildiği bir Suriye'nin kurulması için birlikte mücadele edeceğiz.

Rabbim sabrımızı arttırsın ve sabrımızı zaferle neticelendirsin. Allah yar ve yardımcımız olsun.
Son Güncelleme: 18.02.2015 22:59
Anahtar Kelimeler:
Kobani Düştü Düşecek!
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.