26 Ocak 2017 Perşembe 17:28
Darbeci general Semih Terzi'nin eşi hakim karşısına çıktı

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz'daki darbe  girişimi sırasında Astsubay Ömer Halisdemir tarafından öldürülen darbeci  Tuğgeneral Semih Terzi'nin eşi Nazire Terzi hakkında, "anayasal düzeni ortadan  kaldırmaya teşebbüse yardım", "terör örgütü üyesi olmak" ve "suç örgütlerinin  isimlerini kullanarak tehditte bulunmak" suçlarından 52,5 yıla kadar hapis  talebiyle açılan davanın ilk duruşması görüldü.  Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanık Nazire  Terzi, onun gittiği noterde tehdit ettiği belirtilen noter katibi müşteki Kerem  Sağlıklı ve tarafların avukatları katıldı.

 Nazire Terzi, kimlik tespitinin ardından yaptığı savunmasında, 13  Temmuz'da kendisine eşi Semih Terzi'nin telefonundan "(Zekai Aksakallı'nın eşi)  Nursel Hanım'ı ara, annemin hasta olduğunu söyle ve Ankara'ya gelmemi iste.  Mesajı hemen sil." yazılı mesaj geldiğini anlattı. Eşinin Ankara'ya gelmek için kendisini aracı kılacağını  düşünmediğinden tereddüt ettiğini söyleyen Terzi, şunları kaydetti: "Yine de Nursel Aksakallı'yı aradım, kayınvalidesinin sağlık durumunu  sordum. 'Benim kayınvalidemin de şeker hastalığı var.' dedim. Üzülünce şekerinin  yükseldiğini söyledim ama Semih Terzi'nin Ankara'ya gelmesiyle ilgili bir ifade  kullanmadım. İzin mevzusunu konuşmadık. Daha sonra mesajı onun atıp atmadığını  anlamak için hemen eşimi aradım. Ona mesajdan hiç bahsetmedim. 'Nursel Hanım'ı  aradım, annemin hasta olduğunu söyledim.' dedim. O da bana 'Neden aradın Nursel  Hanım'ı? Annem hasta mı ki?' diye sordu.  Bunun üzerine mesajı onun yazmadığını anladım. Bir şekilde biri onun  adına yazmış ancak bunu konuşmadım çünkü 24 Temmuz'da Ankara'ya gelecekti, o  zaman konuşuruz diye düşündüm."

 Nazire Terzi, "Semih Terzi'nin o gün Ankara'ya geldiğini bile  bilmediğini" iddia ederek, "Kendisiyle hiçbir görüşmem yok. Sadece 00.30'da nasıl  olduğunu merak ettiğim için 'Nasılsın?' diye mesaj attım. O da bana 'Çocuklarla  birlikte karşı komşuda kalın.' dedi. Çocuklarla oraya gittim ve endişelenmesinler  diye televizyonu açmadım. Kız kardeşim mesaj atarak beni bilgilendirdi" diye  konuştu. Terzi, eşinin ölüm belgesinde ölüm saatinin 15 Temmuz 2016, saat 23.30  olarak göründüğünü ancak eşinin 16 Temmuz'da kendisine mesaj attığını, ölüm  tarihi ve saatinin ise televizyonlarda 02.30 olarak belirtildiğini anlattı. "Nasıl 15 Temmuz'da ölür, 16 Temmuz'da bana mesaj atar?" diye sorarak,  ölüm belgesinin sahteliğini düşündüğünü ifade eden Terzi, şunları anlattı:  "23 Temmuz 2016'da doktor arkadaşlarla daha rahat görüşmek için doktor  önlüğümü de giyerek GATA acile gittim. Raporu tanzim eden doktoru sordum. GATA'da  tanımadıklarını söylediler. Asıl amacım hem o doktorla görüşüp hem de ölüm  saatini öğrenmekti. Sorumlu doktor odasına gittim, Onkoloji Hastanesinde  çalıştığımı belirttim, burada çalışmayı düşündüğümü söyledim ama bakanlıktan  geldiğimi, burada görevlendirildiğimi falan söylemedim. 'Bu hassas günlerde  burada bulunmanız uygun değil.' denilince, teşekkür ederek, oradan ayrıldım."

 Daha sonra asistan doktorun yanına gittiğini, doktorla bilgisayarın  başına oturduklarını, "GATA'da kullanılan sistemi tanımak için" konuşmaya  başladıklarını söyleyen Terzi, Mahkeme Başkanı Zikrullah Özbağ'ın, "Sistemi  öğrenip ne yapacaktın?" sorusu üzerine, "Muhabbet ilerleyince asistan doktordan  eşimin ölüm saatini öğrenecektim. Başka bir kastım yoktu." dedi.

 Eve döndükten sonra GATA'nın santralini aradığını ve ölüm raporunu  tanzim eden doktoru öğrenmeye çalıştığını ifade eden Terzi ancak santralden,  "Böyle bir doktor yok." yanıtı aldığını ileri sürdü ve "GATA ve raporu  hazırlayanlar hakkında suç duyurusunda bulunduğunu" bildirdi.  Nazire Terzi, kocasının ölümünün ardından, 3 Ağustos 2016'da veraset  ilamı için notere gittiğini, veraset ilamı aldığını, bankaya giderek Semih  Terzi'nin 50 bin lira kredi borcu ile kocası adına kayıtlı olan, ikisini Semih  Terzi'nin, birini emir astsubayının, birini de kendisinin kullandığı cep telefonu  faturalarını ödediğini anlattı.  Genel vekaletname çıkarmak için 11 Ağustos'ta notere tekrar gittiğini  söyleyen Terzi, noter katibi müşteki Sağlıklı'nın bu sırada kendisine saldırgan  tavırlar sergilediğini öne sürdü.  Terzi, "Noter görevlisi, 'Semih Terzi'nin eşi misiniz? Çalışanlarımı  zor zapt ediyorum. Lütfen burayı terk edin.' dedi. Ben de 'İnşallah olaylar  düşündüğünüz gibi değildir ve bu tavrınızdan dolayı benden özür dilersiniz.'  dedim." ifadelerini kullandı.

  BEN CÖMERT BİRİYİM...

 Sağlıklı'nın hakarette bulunarak kendisini kovduğunu ileri süren  Terzi, FETÖ mensuplarına para transfer ettiği iddiasına ilişkin de tavsiye  üzerine kızını belirtilen okula yazdırdığını anlattı. Terzi, "İddianamede okulun ortaklarına para yatırdığım söyleniyor.  Hiçbir velinin okulun ortaklarını araştırdığını düşünmüyorum. Benim başka yerlere  de transferim var. Ben cömert biriyim. Param varsa ihtiyacı olana veririm." diye  konuştu.

   Cumhuriyet savcısının, "Sözde Yurtta Sulh Konseyi isimli yapılanmadan  haberiniz var mıydı?" sorusuna Terzi, "Hayır" karşılığını verdi.  Nazire Terzi, "Eşinizin sözde sıkıyönetim talimatında Özel Kuvvetler  Komutanı olarak atandığı söylenmiş. Bundan haberiniz var mıydı?" sorusunu ise  "Bundan haberim olması imkansız." diye yanıtladı.  Müşteki Sağlıklı ise davaya katılmasına karar verilmesinin ardından  alınan beyanında noterde katip olarak görev yaptığını söyledi.  Olay gününden önce Nazire Terzi için mirasçılık belgesi  düzenlediklerini, işlem tamaanınca onun Semih Terzi'nin eşi olduğunu  öğrendiğini ifade eden Sağlıklı, bunun üzerine Semih Terzi'nin mal varlığını  üçüncü şahıslara devredebileceğini düşünerek kendisi hakkında suç duyurusunda  bulunduğunu anlattı.

Sağlıklı, şöyle devam etti: "Nazire Hanım 11 Ağustos'ta tekrar notere geldi. İkinci sıradaki  arkadaşım işlemi yapıyordu, suç duyurusunda bulunduğumu bilen üçüncü sıradaki  arkadaşım, Nazire Terzi'nin genel vekaletname için geldiğini söyledi. Semih  Terzi'nin tüm mal varlığını devretmek istediğini düşündük. Emel Hanım ile Mehmet  Mercan'a bu işlemi yapmamamız gerektiğini söyledim. Mercan da noterin talimatı  olduğunu, kim olursa olsun işlemin yapılacağını söyledi. Ben de bu işlemde  şehitlerimizin hakkı olduğunu, yaptırmayacağını söyledim, 'Bu işlem bizim  noterimizden çıkmasın.' diye telkinde bulundum.

Nazire Hanım ile noterimizin odasına geçmişler. Mercan, 'Katiplerimizi  durduramıyorum, lütfen buradan gidin.' dedi. Nazire Hanım da 'Katibiniz kim  oluyor? Hepiniz bizden özür dileyeceksiniz, hepiniz göreceksiniz.' dedi. Noter  hanımın kapısına gittim, 'Çıkın, gidin buradan, defolun.' dedim. Bana çıkıştılar.  Bu sırada kendimi korumak için bulundurduğum bıçak yere düştü. Kimseye bıçak  çekmişliğim yoktur. 10 santim bile olmayacak bir bıçak. Sonra gittiler, ben de  Ostim Karakoluna giderek, şikayetçi oldum."

TANIKLAR DA DİNLENDİ...

 Duruşmada tanık olarak dinlenen noter katibi Emel Özlem de Terzi'nin  işlemini yapan arkadaşının fotoğrafı benzetemeyince kimliği kendisine  gösterdiğini, bunun üzerine kadının Semih Terzi'nin eşi Nazire Terzi olduğunu  öğrendiğini ve daha önceki işlemden dolayı Terzi'den şikayetçi olan çalışma  arkadaşı Kerem Sağlıklı'yı aradığını söyledi. Sağlıklı'nın, Terzi'nin işleminin yapılmaması için başkatip Mehmet  Mercan'a ricada bulunduğunu aktaran Özlem, Nazire Terzi ve yanındaki kişiyle  katibin odasına geçtiklerini anlattı. Emel Özlem, "Mehmet Mercan, çıkışta 'Bir de özür dileyecekmişiz.'  dedi. Biz de 'Hayırdır Mehmet, ne özrü?' diye sorduk. Mehmet Mercan, Terzi'nin  'Hepiniz bizden özür dileyeceksiniz.' dediğini söyledi." ifadelerini kullandı. Başkatip Mehmet Mercan ise Terzi'nin olay tarihinden 15-20 gün önce  mirasçılık belgesi için yine noterlerine geldiğini belirterek, şunları söyledi: "Noter Hanım'a sorduk, 'Verelim.' dedi. Biz de verdik. 11 Ağustos'ta  tekrar geldi. Kerem Sağlıklı, iç hattan beni aradı. 'O, değil mi?' diye sordu.  'Ağabey, Allah'ını seversen bu işi yapmayalım. Gönder gitsin.' dedi. 'Tamam, ne  yapacağımı düşüneyim.' dedim. Daha sonra 'Sen gönderemiyorsan, ben göndereyim.'  dedi. 'Kerem, sakin ol.' dedim. Ayağa kalkıp işlemi yapan arkadaşın masasına  gittim. Gayrimenkul, araç alıp satmak için genel vekaletname düzenleniyordu.  Tekrar yerime oturdum. Kerem beni yine aradı. 'Ne olur gönder, dayanamıyorum  artık.' dedi. Kerem'in yerinden kalkıp gittiğini gördüm. Arkadaşlar, 'Olaya  müdahale et. Sorun çıkacak.' dediler. Ben de Nazire Terzi'nin yanına gidip onu  Noter Hanım'ın yanına götürdüm.

'Semih Terzi'nin eşi misiniz?' dedim. 'Evet.' dedi. Bunun üzerine, 'Bu  işlemin yapılmasını istemiyorum. Personelimi tutamıyorum. Kendim de bu durumdan  çok rahatsızım. Bir an önce burayı terk et.' dedim. İtiraz edince, 'Hanımefendi  uzatmayın, bir an önce buradan gidin.' dedim. O da bana 'Bizden özür  dileyeceksiniz.' dedi. Nazire Terzi, kapıya doğru yöneldi. Kerem de 'Burayı terk  edin.' dedi. Kerem sinirlenince kollarından tuttum. Bir yandan kadına 'Gidin.',  bir yandan da Kerem'e 'Yapma.' diyordum. Bu sırada Kerem'in gömleğinin içinde  bıçak varmış, yere düştü."

 Notere gittiğinde Nazire Terzi'nin yanında bulunan akrabası İbrahim  Ünsal da ifadesinde, başkatibin kendilerini noterin odasına götürdüğünü ifade  ederek, "Odanın kapısı açıktı. Bizden noteri terk etmemizi istedi. Personelinin  bu konudan rahatsız olduğunu, olay çıkmasını istemediği için noterden ayrılmamızı  talep etti. Nazire Hanım'ın, 'Hata yapıyorsunuz. Gerçekler ortaya çıkacak.'  şeklinde bir ifadesi oldu. Noterden ayrılmak için odadan çıktık. Bu şahıs arka  odadan geldi, hakaret ve küfretmeye başladı." diye konuştu.

  GATA'da görevli Veli Düzkaya da nöbeti sırasında kapıda, üzerinde  doktor önlüğü olan bir kadın gördüğünü belirterek, "Bana morgdan hastaneye  geçilen ara kapının neden kilitli olduğunu sordu. O kapının güvenlik gerekçesiyle  kilitlendiğini söyledim. 'Arkadaşlar gelecek' dedi. 'Ana kapıdan gireceksiniz,  güvenlikten geçeceksiniz.' dedim. Daha sonra buradan ayrıldım." beyanında  bulundu.

  Düzkaya, Nazire Terzi'yi ilk kez bu olaydan birkaç gün önce eşinin  cesedini görmek için hastaneye geldiğinde gördüğünü, komutanların emri gereği  yasak olduğu için cesedi göstermediklerini söyledi.  Tanıkların beyanları konusunda bir diyeceği olup olmadığı sorulan  Nazire Terzi, noterde kimseye hakaret etmediğini, "Bizden özür dileyeceksiniz."  sözüyle kendisi ve ailesini kastettiğini savundu.

  GATA'daki amacının morg görevlisiyle görüşmek olduğunu dile getiren  Terzi, Veli Düzkaya'yı görünce bilgi alamayacağını düşünüp, "Arkadaşları görmeye  geldim." diyerek ayrıldığını anlattı. Nazire Terzi, "Çocuklarım var. Tutuksuz yargılanmak istiyorum." diye  konuştu. Terzi'nin avukatı da müvekkilinin tutuksuz yargılanmasını talep etti. Mahkeme heyeti, cumhuriyet savcısının da talebi doğrultusunda, bazı  delillerin henüz toplanmamış olması ve istenen ceza miktarı gibi gerekçeleri  dikkate alarak, Terzi'nin tutukluluğunun devamına karar vererek duruşmayı  erteledi.

KOMUTANIN EŞİNİ ARAYIP

 İddianamede Nazire Terzi ile darbeci eşi Semih Terzi'nin darbe  girişimini bir hafta kadar öncesinden bildikleri, darbenin başarıya ulaşması için  görev yeri Silopi'den Ankara'ya dikkati çekmeden ve sorunsuz gelmek isteyen Semih  Terzi'nin eşini 13 Temmuz'da aradığı, "Özel Kuvvetler Komutanı Zekai  Aksakallı'nın eşini ara, annemin çok hasta olduğunu ve beni çok sevdiğini söyle."  dediği, Nazire Terzi'nin de eşinin isteğini yerine getirdiği ve iki gün sonra  gerçekleştirilecek darbe içinde yer alacak eşinden şüphe edilmemesini sağlamaya  çalıştığı belirtilerek,"anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım"  etmekle suçlandı.

 Terzi'nin, doktor kıyafeti ile 23 Temmuz'da GATA acil servisine gidip,  "Asos" isimli program yüklü bilgisayarı kimseye haber vermeden izinsiz kullandığı  sırada görevli personelce fark edilip yakalandığı, kim olduğu sorulduğunda  Onkoloji Hastanesinde doktor olduğunu, GATA ile Sağlık Bakanlığı arasında  protokol bulunduğunu, bundan sonra GATA'da çalışacağını söylediği aktarılan  iddianamede, görevlilerin resmi yazı talep ettikleri Terzi'nin, böyle bir yazı  olmadığını söylediği kaydedildi. Nazire Terzi'nin buradan hastane morguna gittiği, görevlilere Semih  Terzi'nin eşi olduğunu, cenazeyi görmek istediğini söylediği, görevlilerin izin  vermediği ifade edilen iddianamede, görevli doktorların olayı tutanağa geçirdiği  bildirildi.  Terzi'nin 11 Ağustos'ta gittiği noterde de kendisine vekaletname  çıkarmayan noter görevlisini FETÖ adına tehdit ettiği belirtilen iddianamede,  şöyle denildi:  "Nazire Terzi'nin 15 Temmuz'dan önce eşinin izin alması için  tavassutta bulunması, 23 Temmuz'da GATA'ya giderek bilgisayarlarda sahte işlem  yapmaya çalışması, hastanede görevli olmadığı halde görevlendirilmiş gibi eşinin  öldürüldüğü saati değiştirmeye çalışarak örgüt adına faaliyet yürütmesi, darbeci  eşinden kalan mal varlığını tedbir konulmadan başkasına devredebilmek için  vekaletname çıkarmak için gittiği noterde aynı örgütün korkutucu gücünü  kullanarak 11 Ağustos'ta tehditte bulunması, süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk  gösteren fiillerinin bütün halinde Fetullahçı Terör Örgütü'nün üyesi olmak suçunu  da ayrıca oluşturduğu anlaşılmaktadır."

İddianamede, Nazire Terzi'nin "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya  teşebbüse yardım", "terör örgütü üyesi olmak" ve "suç örgütlerinin isimlerini  kullanarak tehditte bulunmak" suçlarından 52,5 yıla kadar hapsi isteniyor.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.