17 Mayıs 2016 Salı 16:29
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan önemli açıklamalar
 Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul'da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) 3. Su'dan Sorumlu Bakanlar Toplantısı'nın açılış töreninde konuştu. Erdoğan, "Biz kendi işimiz, kendimiz görmeye alışmış bir milletiz. DAEŞ'in de, bölücü terör örgütünün de üstesinden geleceğiz. İnsanlık vicdanında açılan yaraları sarmaya tek başına gücümüz yetmez. Batı ve bölgede güç yarışı içinde olan ülkeler bildiklerini okurlarsa tarihe notumuzu düşmüş oluruz" dedi.

Türkiye'nin su kullanımı ve suyun değerlendirilmesi yönetiminde önemli birikime sahip olduğunu belirten Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle:

2012 yılında yine İstanbul'da gerçekleştirdiğimiz bakanlar konferansında onaylanan su vergisini hayata geçirmeliyiz. Oturup, konuşup, dağılacaksak, bunu hayata geçirmeyeceksek bu toplantıların bereketi kaybolur. Netice almamız lazım. Bu toplantıda alınan kararlarla kurulması beklenen su konseyiyle refah ve işbirliğinin artmasını temenni ediyorum. Suriye'de 6 yıldır devam etmekte olan iç savaş milyonlarca Suriyeliyi evlerinden etti. Suriyeli kardeşlerimiz ulaşabildikleri her yere sığınmaya çalıştılar. Sığınan Suriyeli sayısı 5 milyonu geçti. Biz bunların 2 milyon 7 binine, Irak'tan da 300 bin kardeşimiz var. Şu anda 3 milyon mülteciye ev sahipliği yapıyoruz. 10 farklı ilde 26 barınma merkezinde yaşıyor.

HİÇ BİR FEDAKARLIKTAN KAÇINMADIK

Suriye içinde yerlerinden edilmiş kişilere sınırın 0 noktasında insani yardım çalışmaları yürütüyoruz. Ülke ve millet olarak vicdani sorumluluğumuzu yerine getirme konusunda hiçbir fedakarlıktan kaçınmadık, kaçınmayacağız. İmkanlarımızı sonuna kadar kullanıyoruz. Her konuda misafirlerimize destek veriyoruz. Bizim için çıkar veya diplomatik manevra konusu değildir. Kardeşin kardeşe zor günde destek olması olarak

AB'YE VİZE TEPKİSİ

Avrupa Birliği ile vize muafiyetinde pek çok şart getirdiler. Biri de Suriyeli kardeşlerimizin şartlarını iyileştirmek için ayrılan kaynaktı. AB'nin bize böyle bir destek vermesinden elbette memnun oluruz. Mesele öyle bir yere geldi, düğümlendi ki bize bağış yapılıyormuş gibi intiba ortaya çıktı. Bizden proje istiyorlar, ne projesi biz bu projeleri hayata geçirmişiz. Biz bu projelerin onayını Avrupa'dan almadık. Bu kardeşlerimiz sınırlarımıza dayandığında dikenli tellerle geri çevirmedik, kapılarımızı açtık. Bu bizim için vecibeydi, bunu yerine getirdik.

10 MİLYAR DOLAR HARCADIK

Kamplarda kalan Suriyeliler için harcadığımız meblağ 10 milyar doları aşmıştır. Bir o kadar da STK'lar ve belediyelerimiz yardımları, destekleri var. Söz verilen kaynak gelirse, misafirlerimizin durumlarını daha da iyileştirme şartlarına kavuşuruz. AB ülkelerinin ikircili ve samimiyetsiz tavrını bir kenara bırakıyorum. Asıl İslam ülkelerinin buna sahip çıkmasına ihtiyaç var.

BİZDEN ÖNCE YOKTU BİZ GETİRDİK

Türkiye'nin su kaynaklarını doğru yönetme ve kullanma tecrübesi vardır. Su alanındaki gücümüzün kaynağı, suyun doğru yönetilmesi konusunda bilgi birikimimizdir. Biz iktidara gelmeden önce sularımız derelerden akar, denizlere giderdi. Biz bu tecrübemizi tüm Müslüman ülkelerle paylaşmaya hazırız. Bizden önce recycle (geri dönüşüm) uygulaması yoktu, bunu biz getirdik. Atık suyu arındırmak suretiyle tasarruf etmiş olursunuz. 1990'lı yılların ortalarına gelinene kadar İstanbul da ciddi su sıkıntısıyla karşı karşıyaydı. Belediye başkanlığım döneminde kurduğumuz güzel bir ekiple kısa bir zamanda çözdük. Biz 'Su akar, Türk bakar' atasözünü, 'Su akar, Türk yapar' şeklinde değiştirdik. Birçok alanda su istasyonları kurulmuştu. Evlerdeki küvetler su depolamak için kullanılırdı. 1,5-2 yılda İstanbul'a suyu getirdik. Getirmekle kalmadık bütün şebekeleri yenilemek suretiyle su kaçaklarını ciddi manada önlemiş olduk. Bunlarla hamdolsun 2 yılda İstanbul artık geleceğe yönelik umutların arttığı bir şehir oldu. O zaman nüfusumuz 8 milyondu, bugün 15 milyon. Bugün artık su problemi olmadığı gibi 2071'e kadar planlamalar yapılmıştır.

Ülkemizden Kıbrıs adasına yaklaşık 550 milyon dolara mal olan bir hattı gerçekleştirdik. Bu birilerinin akıl veremediği bir konuydu. Olmaz dedikleri şey oldu, yapıldı. Şu anda Kuzey Kıbrıs bu suyu kullanıyor. Biz 'Güney Kıbrıs'a da su vermek suritiyle de bir barış projesini gerçekleştirebiliriz' dedik. Biz görevimizi yaptık. KKTC'nin 50 yıllık su ihtiyacını karşılamış bulunuyoruz.Projenin İslam ülkeleri arasında önemli bir örnek olduğuna inanıyorum. Bu işbirliğinin özellikle su alanında gerçekleştirilmesi en önemli konulardandır. Müslümanlar su ve elektrik konusunda işbirliği içinde olmalı. Enerji dedim niye? Bazı ülkelerimiz var ki sular boşuna akıp gidiyor. Bu su rezerv edilmiyor. Bu sular rezerv edilse, hidroelektrik santralları kurulsa enerji nimetini çok ciddi parasal kaynağa dönüştürme fırsatı yakalayacaklardır

DİYARBAKIR'DAKİ TERÖR KATLİAMI

Diyarbakır şehir merkezine 20 kilometre mesafade büyük bir patlama meydana geldi. Bu saldırıda kullanılan patlayıcı bölgede yol yapımı için kullanılmak üzere bulunan patlayıcı yüklü kamyonun PKK'lı teröristler tarafından çalınması sonrası gerçekleşmiştir. Normal şartlarda bir kamyon dolusu patlayıcıyı Diyarbakır şehir merkezinde kullanmayı hedefleyen bir örgütün bu eyleminin tüm dünyada çok ciddi yankı bulması ve şiddetle telin edilmesi lazımdır. Daha önce buna benzer birçok terör eylemi oldu ve dünya bunlara hep sessiz kaldı. Bölücü terör örgütünün çeşitli isimler altında rahatlıkla faaliyet gösterdiği hatta desteklendiği Batı ülkeleri başta olmak üzere kimseden bu elim hadiseye yönelik ciddi bir ses çıkmamıştır. Paris'te, Brüksel'de olunca çıkıyor ama Lahor'da, Ankara'da, İstanbul'da, Diyarbakır'da olunca çıkmıyor. İşte bizim içimiz bundan yanıyor. Bu ikircikli tavır nereye kadar? Siyasetin dünyada dürüst olmadığını görüyoruz.


"TERÖR ÖRGÜTÜNE VERDİĞİNİZ O SİLAHLAR YARIN SİZİ VURACAK"

Bugün dünyanın en büyük sorunu, terör örgütleri karşısında takınılan bu ikiyüzlü, riyakar, samimiyetsiz tutumdur. Terör örgütleri en büyük desteği bu tutumdan alıyor. Dünyada silah sektörünü elinde tutan ülkeler bu teröristlere bu silahları veriyor. Buna da hayır desinler. Bu terör örgütlerin silahlarını hangi ülkelerin verdiğini biliyoruz. Teklifimize kulak tıkayanlar şimdi mülteci dalgalarının önünü kesmek için her yolu dönüyor. Aynı şekilde terör örgütlerine silah ve mühimmat gönderen ülkeleri defalarca uyardık. Şimdi o silahlar bize yöneldi. Ancak yarın o silahlar o silahları veren ülkelere karşı kullanılacak. Terörün karakteri eninde sonunda akrek gibi kendisini tutan eli de sokar. Yarın kendi kucaklarında patlayacak bombaların müsebbibi olacaklarını iyi bilmeliler.

Kilis ilinde atılan roketler nedeniyle onlarca insanımız hayatını kaybetti. Kilis'in Avrupa şehirlerinden farkı yok. Şimdiden Kilis'in sıkıntılarını çözmek için çalışmalara başladık. Biz Kilisli esnafımızı, vatandaşlarımızı yalnız bırakmayacağız. Onların yanındayız, yanında olacağız. Aynı şekilde bölücü terör örgütü ve DAEŞ'le mücadelemizi yürütüyoruz. Türkiye sadece PKK ile sadece DAEŞ'le değil, PYD ile YPG ile bu mücadelesini devam ettiriyor. Görünenle değil, görünmeyenle mücadele işimizi zorlaştırıyor.
Suriye ve Irak'ta kurulan can pazarları yarın dünyada daha büyük sorunlara yol açıyor. Gelecekte dünya herkes için güvenli bir yer olmaktan çıkacaktır. Biz kendi işimiz, kendimiz görmeye alışmış bir milletiz. DAEŞ'in de, bölücü terör örgütünün de üstesinden geleceğiz. İnsanlık vicdanında açılan yaraları sarmaya tek başına gücümüz yetmez. Batı ve bölgede güç yarışı içinde olan ülkeler bildiklerini okurlarsa tarihe notumuzu düşmüş oluruz.
Dünya İnsani Zirvesi'ni İstanbul'da gerçekleştiriyoruz. Tüm ülkeleri küresel insani krizlerin çözümü için birlikte hareket etmeye davet ediyorum.

Son Güncelleme: 17.05.2016 23:53
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.