24 Ekim 2016 Pazartesi 22:33
Ceza yasasında yeni düzenlemeler

Fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanan görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri veren, dağıtanlara 3 yıla kadar hapis cezası verilecek. Vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar,  tutuklama yasağı kapsamından çıkarılıyor. Böylece, 2 yıla kadar hapis cezası  öngörülen vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlarda da tutuklama  kararı verilebilecek.

Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik  Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Başkanlığı'na sunuldu.  Buna göre, asker kişiler hakkında yargı organlarınca Türk Ceza  Kanunu'nun (TCK) Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar, Anayasal Düzene ve Bu Düzenin  İşleyişine Karşı Suçlar, Milli Savunmaya Karşı Suçlar, Devlet Sırlarına Karşı  Suçlar ve Casusluk Suçları ile Terörle Mücadele Kanunu Kapsamına Giren Suçlar,  sebebiyle verilen tutuklama kararlarının, askeri tutukevleri dışındaki ceza infaz  kurumlarında yerine getirilmesi zorunlu hale getiriliyor.

 Asker kişiler hakkında diğer suçlardan verilen tutuklama kararları,  asker kişiler bu sıfatlarını korudukları sürece askeri tutukevinde yerine getirilecek. Sırf askeri suçlar ile hapis cezasının üst sınırı 3 ayı geçen askeri suçlar hakkında, ön ödeme hükümleri uygulanmayacak.İcra ve İflas Kanunu'nda yapılması planlanan değişiklikle, istinaf  yoluna başvurmak için alt sınır 10 bin TL, temyiz kanun yolu için öngörülen  miktarın alt sınırı 50 bin TL olarak belirleniyor. İş Mahkemeleri Kanunu'nda da  uyum amaçlı değişiklik yapılıyor.Asker kişilerin işlediği suçun, Türk Ceza Kanunu'nun "Devletin  Güvenliğine Karşı Suçlar, Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar,  Milli Savunmaya Karşı Suçlar, Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk suçları"  ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına girmesi durumunda, bu kişiler  yakalandıklarında adli kolluk görevlilerine teslim edilecek.Benzer düzenleme, uyum sağlamak amacıyla Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve  Yargılama Usulü Kanunu'nda da yapılıyor.

ALTERNATİF ÇÖZÜMLER DAİRE BAŞKANLIĞI KURULUYOR
  Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü görevleri arasına "Ceza  muhakemesinde alternatif uyuşmazlık çözüm usullerinin geliştirilmesi ve etkin  uygulanması amacıyla çalışmalar yapmak" maddesi de ekleniyor. Bunu yerine  getirmek için Genel Müdürlük bünyesinde Alternatif Çözümler Daire Başkanlığı  kurulacak. Başkanlığın görevleri şunlar olacak:"Ön ödeme, uzlaştırma ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi gibi  alternatif usullerin etkin şekilde uygulanmasını sağlamak.Görev alanıyla ilgili olarak uygulamayı takip etmek ve ortaya çıkan  sorunların nedenlerini araştırarak çözüm önerilerini Bakanlığa sunmak. Uzlaştırmacı temel eğitimine ilişkin usul ve esaslar ile eğitim  verecek kurum ve kuruluşların niteliklerini belirlemek ve bunlara izin  verilmesini Bakanlığın onayına sunmak, bu kurum ve kuruluşları listelemek ve  elektronik ortamda yayımlamak. Uzlaştırmacı eğitimi sonunda yapılacak sınavın usul ve esaslarını  belirlemek ve sınavları yapmak. uzlaştırmacı siciline kabule ilişkin usul ve esasları belirlemek,  uzlaştırmacıların sicile kabulüne ve sicilden çıkarılmasına karar vermek, sicile  kayıtlı uzlaştırmacıları, görev yapmak istedikleri Cumhuriyet Başsavcılıklarına  göre listelemek.Uzlaştırmacılara verilecek dosyaların tevzi esasları ile aylık  olarak verilebilecek azami dosya sayısını belirlemek. Uzlaştırmacıların denetimine ve performansına ilişkin usul ve  esasları belirlemek.Alternatif usuller konusunda kamuoyunu bilgilendirici çalışmalar  yapmak.Ulusal veya uluslararası düzeyde bilimsel toplantılar düzenlemek, bu  nitelikteki çalışmaları teşvik etmek ve desteklemek.Görev alanına giren istatistiklerin derlenmesi ve yayımı konusunda  Bakanlığın ilgili birimleriyle iş birliği halinde çalışmak.Görev alanıyla ilgili kamu ya da özel kurum veya kuruluşlarla iş  birliği yapmak.

 ÖN ÖDEME USULÜNDE DEĞİŞİKLİK
 Adalet Bakanlığı Eğitim Kurulu'nun üyeleri arasına Teftiş Kurulu  Başkanı ile Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü de dahil ediliyor.YÖK'ün hukuk fakültelerinin öğretim üyeleri arasından belirlediği bir  üyeye ilaveten, eğitim bilimleri, sosyoloji, psikoloji veya sosyal hizmetler  alanında görev yapan öğretim üyeleri arasından seçeceği bir üyenin de kurula  katılması öngörülüyor. Bununla birlikte, Yargıtay Birinci Başkanlık Kurulu ile  DanıştayBaşkanlık Kurulu, Eğitim Kurulu'na kendi üyeleri yerine Yargıtay ve  Danıştay üyeleri arasından birer üye seçecek.

Eşyanın üzerinde iyi niyetli üçüncü kişiler lehine tesis edilmiş  sınırlı ayni hakkın bulunması halinde müsadere kararı, bu hak saklı kalmak  şartıyla verilebilecek. Ön ödeme usulünün uygulanabileceği suçların belirlenmesinde dikkate  alınan 3 aylık sınır, 1 yıla çıkarılıyor.  Ayrıca, bu sınırlamadan bağımsız olarak, trafik güvenliğini tehlikeye  sokma suçu da ön ödemenin kapsamına alınıyor. Ön ödemeye tabi bir suçun 5 yıl  içinde tekrar işlenmesi durumunda ön ödeme miktarı yarısı kadar artırılacak.

CİNSEL İSTİSMARA YENİ DÜZENLEME
 TCK'nın "Çocukların cinsel istismarı" kenar başlıklı 103. maddesinin  Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen birinci ve ikinci fıkrası yeniden  düzenleniyor. Buna göre, çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi 8 yıldan 15 yıla  kadar hapis cezası ile cezalandırılacak. Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması halinde 3 yıldan 8  yıla kadar hapis cezası verilecek.
 Mağdurun 12 yaşını tamamlamamış olması halinde verilecek ceza,  istismar durumunda 10 yıldan, sarkıntılık durumunda 5 yıldan az olamayacak.Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle  gerçekleştirilmesi durumunda, 16 yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasına  hükmolunacak.Mağdurun 12 yaşını tamamlamamış olması halinde verilecek ceza 18  yıldan az olamayacak.

BANKA YA DA KREDİ KARTI DOLANDIRICILARINA 3 YIL HAPİS
Tasarıyla, bir kişiyi hileli davranışlarla aldatıp, onun veya  başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye  verilen cezanın alt sınırı 1 yıldan 2 yıla çıkarılıyor. Türk Ceza Kanunu'nda dolandırıcılık suçunun nitelikli hallerinin düzenlendiği maddeye, kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da  kredi kurumları çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili  olduğunu söylemesi de ekleniyor.

Dolandırıcılık suçlarındaki hapis cezasının alt sınırı da artırılıyor.  Buna göre, dolandırıcılık suçunun, dini inanç ve duyguların istismar edilmesi,  kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan, algılama  yeteneğinin zayıflığından yararlanılması, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu  meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç  olarak kullanılması, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olması, bilişim  sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması, basın ve  yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanılması, tacir veya şirket  yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri  sırasında, kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında olması,  serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine  duyulan güvenin kötüye kullanılması, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis  edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamaya yönelik olması ve sigorta  bedelini almak amacıyla işlenmesi halinde verilen hapis cezası 2 yıldan 3 yıla  çıkarılacak.

Ancak dolandırıcılığın, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olması,  bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması,  banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin  açılmasının sağlaması ve sigorta bedelini almak amacıyla olması halinde verilen  hapis cezasının alt sınırı da 3 yıldan 4 yıla yükseliyor.

 Tasarıyla, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el  değiştirmesinde uygulanan hapis cezalarında da artışa gidiliyor. Yetkili makamlardan gerekli izni almaksızın, patlayıcı, yakıcı,  aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa yol açıcı nükleer,  radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeyi imal, ithal veya ihraç eden, ülke içinde  bir yerden diğer bir yere nakleden, muhafaza eden, satan, satın alan veya işleyen  kişi, 3 yıl değil, 4 yıldan itibaren hapis cezasına çarptırılacak.

Tasarıyla patlayıcı madde yapımında kullanılan malzemelerin ihracına  ilave olarak ithali, satışı, başkalarına verilmesi, nakli, depolanması, satın  alınması, kabul edilmesi veya bulundurulması da aynı ceza kapsamına alınıyor.Bu fiillerin suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti  çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza da yarı oranında değil bir kat  olarak artırılacak.

TRAFİK TERÖRİSTİNE 2 YIL HAPİS
Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat,  sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare eden  kişi, 3 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacak.

SAĞLIK KURULUŞLARINA DA BAŞVURABİLECEK
Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında uyuşturucu veya  uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma  başlatılmadan önce resmi makamlara veya sağlık kuruluşlarına başvurarak tedavi  ettirilmesini isterse, ceza almayacak. Bu durumda kamu görevlileri ile sağlık  mesleği mensuplarının, suçu bildirme yükümlülüğü doğmayacak.

FUHUŞA ARACILIK EDENLERE 3 YILA KADAR HAPİS
Fuhşu kolaylaştırmak veya fuhşa aracılık etmek amacıyla hazırlanmış  görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri veren, dağıtan veya yayan kişi 1 yıldan  3 yıla kadar hapis ve 200 günden 2 bin güne kadar adli para cezası ile  cezalandırılacak.

Kumar oynanması için yer ve imkan sağlayana, 1 yıldan 3 yıla kadar  hapis ve 200 günden aşağı olmamak üzere ceza verilecek.

 CEZAEVLERİNE YASAK EŞYA SOKMAK
  Tasarı, TCK'nın, "İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak"  maddesini de yeniden düzenliyor. Buna göre, firarı kolaylaştırıcı her türlü alet ve malzemeyi, her  türlü saldırı ve savunma araçları ile yangın çıkarmaya yarayan malzemeyi, Alkol  içeren her türlü içeceği, kumar oynanmasına olanak sağlayan eşya ve malzemeyi,  kanunda tanımlanan suçlar saklı kalmak üzere, yeşil reçeteye tabi ilaçları, kurum  idaresince incelenmek üzere alınanlar hariç, mahkemelerce yasaklanmış veya suç  örgütlerini temsil eden yayın, afiş, pankart, resim, sembol, işaret, doküman ve  benzeri malzemeler ile örgütsel haberleşme araçlarını, yetkili makamlarca izin verilenler hariç, ses ve görüntü almaya yarayan araçları, ceza infaz kurumuna  veya tutukevine sokan, buralarda bulunduran veya kullanan kişi, 1 yıldan 3 yıla  kadar hapis cezası ile cezalandırılacak.

Bu suçları, hükümlü veya tutukluların muhafazasıyla görevli kişilerce  işlenirse ceza, bir kat artırılacak. Bu eşyaları yanında bulunduran veya kullanan  hükümlü, tutuklu, bunu kimden ve ne şekilde elde ettiğini söylerse ceza yarı  oranında indirilecek. Mahkeme, fiili sebepler veya güvenlik gerekçesiyle duruşmanın il  sınırları içinde başka bir yerde yapılmasına karar verebilecek. 
 
TEKME DÜZENLEMESİ
Tasarıyla, vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlar,  tutuklama yasağı kapsamından çıkarılıyor. Böylece, 2 yıla kadar hapis cezası  öngörülen vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen suçlarda da tutuklama  kararı verilebilecek.Yapılan istem üzerine, mercisi tarafından Cumhuriyet Savcısı, şüpheli,  sanık veya avukatın görüşü alındıktan sonra, 3 gün içinde istemin kabulüne,  reddine veya adli kontrol uygulanmasına karar verilecek.

Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre 15 gün olacak. Azami tutukluluk süresinin dolması nedeniyle tahliye edilen şüpheli veya sanıklar, adli kontrol tedbirlerine uymamaları halinde tutuklanabilecek.   Düzenleme hükmüne göre, el koyma ve kayyum atanmasına ağır ceza  mahkemesi yerine, ancak hakim karar verebilecek. Organ veya doku ticareti, nitelikli dolandırıcılık ve tefecilik  suçlarıyla daha etkin mücadele etmek amacıyla, katalog suçlar arasına da  ekleniyor.İletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması tedbirine, ağır ceza  mahkemesi yerine sulh ceza hakimi karar verecek.  Cumhuriyet Savcısı kararını 24 saat içinde hakimin onayına sunacak ve  hakim, kararını en geç 24 saat içinde verecek. Sürenin dolması veya hakim  tarafından aksine karar verilmesi halinde kayıtlar derhal imha edilecek.

Ceza davalarının ilk duruşmasında iddianamenin tamamının yerine, iddianame yerine geçen belgede yer  alan suçlamanın dayanağını oluşturan eylemler ve delillerle suçlamanın hukuki  nitelendirmesi anlatılabilecek. Böylece, terör ve örgütlü suçlar başta olmak  üzere kapsamlı dosyalarda aylar sürebilen iddianamenin tamamının okunması  zorunluluğu kaldırılarak, zaman maliyeti ve makul sürede yargılamanın bitmesinin  sağlanması hedefleniyor. Heyet halinde çalışan mahkemelerde, hükmün yazılacağı 15 günlük süre  içinde karşı oy gerekçesi de dava dosyasına konulacak.  Tek hakimli mahkemelerde hüküm sonucu tefhim edildikten sonra  gerekçeli karar imzalanmadan hakim ölür veya kararı imzalayamayacak hale düşerse,  yeni hakim, tefhim edilen hükme uygun olarak, gerekçeli kararı bizzat yazarak  imzalayacak.

KAÇAK SANIĞIN MALLARINA EL KONULACAK
 Ceza yargılamasında kovuşturma aşamasındaki kaçak kişilere yönelik  düzenleme ve yargılama usulü, soruşturma evresinde de uygulanacak. Hakkındaki  adli takibatı sonuçsuz bırakmak için kaçan veya saklanan şüpheliler bakımından  uygulama sahası genişletilerek, adli soruşturmaların akamete uğratılmaması ve  süratle sonuçlandırılması amaçlanıyor.

Kaçak sanığın Cumhuriyet Savcısı'na başvurmasını sağlamak amacıyla,  Türkiye'de bulunan mallarına, hak ve alacaklarına amaçla orantılı olarak sulh  ceza hakimliği kararıyla el konulabilecek ve gerektiğinde idaresi için kayyım  atanacak. Bu tedbirin uygulanacağı suçlar arasında anayasal düzene ve bu düzenin  işleyişine karşı suçlar da yer alacak.

UZLAŞMA YENİDEN DÜZENLENİYOR
Tasarıyla uzlaşma müessesesi yeniden düzenleniyor. Buna göre, uzlaştırma girişiminde bulunulacak suçlar arasına tehdit,  hırsızlık, dolandırıcılık da eklenecek. Etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar da düzenlemenin  yasalaşmasıyla uzlaştırma kapsamına girecek.  Cumhuriyet Savcıları ya da vereceği talimatla kolluk görevlileri  uzlaştırma teklifiyle görevli olmayacak. Bunun için uzlaştırmacılar  görevlendirilecek.

 Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya tabi olması ve kamu davası açılması  için yeterli şüphe bulunması halinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilecek.  Büro tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı şüpheliyle mağdur ya da suçtan zarar  görene uzlaşma teklifinde bulunacak.

Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi  olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı  geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar uzlaştırma kapsamına  alınacak.

 Her Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde  uzlaştırma  bürosu kurulacak  ve yeteri kadar Cumhuriyet Savcısı ile personel görevlendirilecek.  Uzlaştırmacılar, avukatların veya hukuk öğrenimi görmüş kişilerin yer aldığı,  Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden  görevlendirilecek. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları, uzlaştırma  bürosunda görevli Cumhuriyet Savcıları tarafından sonuçlandırılacak.

 TUTANAKLARA CEZAEVİ PERSONELİNİN ADI YAZILMAYACAK
Yüksek güvenlikli kapalı ceza infaz kurumları ile diğer kapalı ceza  infaz kurumlarının yüksek güvenlikli bölümlerinde kalan tutuklu ve hükümlülerle  ilgili olarak ceza infaz kurumlarında düzenlenen tutanaklara, ilgili görevlinin  açık kimliği yerine sadece sicil numarası  yazılacak.  Bu  kapsamdaki   kurum   görevlilerinin   ifadesine  başvurulması  halinde çıkarılan davetiye veya çağrı   kağıdı görevlinin  iş yeri adresine tebliğ edilecek. Bu kişilere ait ifade ve  duruşma tutanaklarında adres olarak sadece işyeri adresi gösterilecek.

  Akıl hastalığı nedeniyle hükmedilen güvenlik tedbirlerine ilişkin  kararlar adli sicil belgesine kaydedilecek. Kayıt, infazın tamamlanmasıyla  tamamen silinecek. Türk vatandaşları hakkında yabancı ülke mahkemeleri tarafından  verilerek kesinleşen ve Türk kanunlarına göre suç sayılan fiillerden dolayı ceza  veya güvenlik tedbirlerine ilişkin mahkumiyet kararları, adli sicilde bunlara  mahsus bir sisteme kaydedilecek. Bu mahkumiyet kararlarının adil sicile   kaydedilmesi  ve hak mahrumiyeti doğurması için Türk Ceza  Kanununun  17. maddesi   uyarınca  tanınması  gerekecek. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda istinaf kanun yolu için öngörülen  başvuru sınırı, 1500 liradan 5000 liraya çıkarılacak. Ancak, manevi   tazminat      davalarında    verilen kararlara   karşı,   miktar   veya     değere bakılmaksızın  istinaf yoluna başvurulabilecek.  Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda temyiz kanun yolu için öngörülen başvuru  sınırı, 25 bin liradan 50 bin liraya çıkarılacak.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.