Kamu Spotu İstatistik okuyacaklarını sanan 3 ünlü isme trafik kazasında hayatını kaybeden 18 yaşındaki Gökhan Demir'in otopsi raporu ve fotoğrafı verildi. Sanatçıların o an yaşadıkları duygular, #cankaybediyoruz başlığıyla kamu spotu videosu oldu.
07 Nisan 2014 Pazartesi 22:50
’’Böyle Bir Özgürlük Hayvanlar Aleminde Bile Yok’’
Bülent Arınç, Gülen cemaatine ait okulların kapatılacağı yönündeki bir soruya sert cevap verdi. Arınç, “Ellerinden gelen bütün kötülükleri yapanlar sonra da bir soru sorup bize başka şeyleri tasdik ettirmeye çalışıyorlar. Önce iyi niyetli ve samimi olacaklar, yaptıklarından dolayı hadim olacaklar ve yanlışlıkları düzeltme imkanını kendilerine tanımamızı isteyecekler” dedi.

Bakanlar Kurulu Toplantısı’nın ardından gazetecilerin sorularını cevaplandıran Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Arınç, gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bir gazetecinin, paralel yapıyla ilgili mücadele konusunun Bakanlar Kurulu Toplantısı’nda görüşülüp görüşülmediğini sorması üzerine Arınç, “Bu yapıyla ilgili bugüne Bakanlar Kurulu’na ilaveten hiçbir konuşulmadı. Sayın Başbakanımızın bu konudaki sözleri çok açık ve net. Şüphesiz adli bakımdan, idari bakımdan bütün incelemeler yapılıyor. Zamanı geldiğinde açıkça suç işleyen, açık hükümete karşı gelen, açıkça görevine kötüye kullananlar hakkında idari ve adli bütün işlemler yapılacak. Bu konuyu tekrar tekrar gündeme getirmiyoruz. Adalet Bakanımız yapılan çalışmalarla ilgili kısa ve net bilgiler verdiler” dedi.

Dışişleri Bakanlığındaki dinlemelerle ilgili ise Arınç, soruşturmanın devam ettiğini söyledi.

“BÖYLE BİR ÖZGÜRLÜK HAYVANLAR ALEMİNDE BİLE YOK”
Başbakan bir gazetecinin, “Twitter sorusunu yanıtlarken bireyi koruyacak ilave tedbirler alabiliriz dediniz. Bu anlamda hükümetin bir açılması mı olacak? Bakanlar Kurulunda gündeme geldi mi?” diye sorması üzerine ise Arınç, şunları kaydetti:

“Mahkemeye gidiyor yargıdan karar alınıyor ama onu bir merkez icra etmiyor. İcra etmeyince de bizdeki idari bir organ elindeki yetkileri kullanıyor. Bu kullanmaya karşı da Anayasa Mahkemesi farklı bir karar veriyor. İşi özetlersek; bu kadar basit. Biz şimdi ferdin hukukundan vazgeçecek değiliz. Bireyin haklarından vazgeçecek değiliz. Düşünün; bir ev hanımı kendi adına sahte bir hesapla porno yayıncılık yapılıyorsa çocukları ve eşi karşısında bunun engellenmesini isterse kendisinin toplum içerisinde kötü bir şekilde tanınacağından şikayet ederse bir devlet bir yargı bir hükümet bu insanın haklı şikayetini görmezden gelebilir mi? Efendim sanal alemde isteyen insana hakaret eder, isteyen insanı şiddete teşvik eder, isteyen istediği şekilde her şeyi yapabilir. Böyle bir özgürlük hayvanlar aleminde bile yok. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde bütün sözleşmelerde tüm özgürlüklerin yine bir başkasının özgürlüğüyle sınırlı olduğunu ve bu özgürlüklerin de mutlaka birey karşısında bir şekilde korunması gerektiğini ifade ediyor. Biz de böyle sanal alemde ne yaparsanız serbest olsun şeklinde herkes herkese hakaret etsin kuyusunu kazsın, herkes silahlı isyana teşvik etsin, herkes bir yerde suç işlesin, herkes kendisini öldürsün, videolarını koysun Youtube’a veya başka yere, herkes annesini testere ile kessin, bunları tarif etsin, şöyle şöyle yapın desin, herkes hayvanlarla cinsel ilişkilerini bir şekilde yaysın, şöyle olsun böyle olsun. Yani böyle bir özgürlüğe birileri sahip olabilir. Ama biz böyle değiliz. Anayasanın bize verdiği görevler var. Bize verdiği yetkiler var. Onları sonuna kadar kullanırız. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın. Bireyin hakkı her şeyin üstündedir. Bireyin taleplerine karşı kul haklarını kısıtlayamaz, gözlerimizi kapatamayız. Kimse kusura bakmasın.

“KÜLLİYEN YALAN VE İFTİRADIR”
Seymour Hersh’in, Guta’daki kimyasal saldırının arkasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın ve hükümetinin olduğuna dair iddialarda bulunduğunun hatırlatılması üzerine ise Arınç, “Külliyen yalan ve iftiradır. Bu konuda Dışişleri Bakanlığımızın bize gönderdiği bir not var. Kesinlikle doğru değil. Amerika Birleşik Devletleri’nde de kendisine soru sorulan Beyaz Saray yetkilileri bu konuda kesinlikle yalan, spekülatif iddialar olduğunu bizzat kendileri açıklamış durumdalar. Amerikalı gazeteci Hersh’in makalesinde yer alan hususlarla ilgili olarak Beyaz Saray yetkililerine yapılan açıklamalarda isimsiz kaynaklar atfen yayınlanan iddialar kesin bir şekilde yalanlanmıştır. Kimyasal silah saldırılarının tek sorumlusunun Esed rejimi olduğu bir kez daha teyit edilmiştir diye uzun bir açıklama yapıyorlar. Hersh’in daha evvelki yazılarını da biliyoruz. Tamamen kendi kanaatleri ve isimlerini açıklayamadığı kişilerden aldığı bilgi ve duyumlar olarak bunların kesinlikle bir bilgi ve fikir birimi olmadığını herkes çok iyi biliyor. ABD’li yetkililer de doğrusu olayı çok güzel anlatmışlar ve bunu kesinlikle reddediyorlar” diye konuştu.

“PERİNÇEK’İN SÖZLERİNİ BANA YORUMLATMAYA KALKIYORSUNUZ, DOĞRUSU YAKIŞTIRAMADIM”
Samanyolu kanalının muhabirinin Doğu Perinçek’in ‘Paralel yapının bitirilmesinde Erdoğan’ın yanındayız’ açıklamasının sormasına sert tepki gösteren Arınç, konuşmasına şöyle devam etti;
“Doğu Perinçek’in sözlerini bana yorumlatmaya kalkıyorsunuz. Doğrusu yakıştıramadım. Ben Perinçek’in ne söylediğini ne anlamda söylediğini ciddiye alan bunun üzerine söz söyleyecek bir insan değilim. Henüz içeriden yeni çıktı ama bu yaşına kadar geldiği süre içerisinde Türkiye’de ne yaptığını neyle meşgul olduğunu çok iyi biliyorum. Onun sözü bizim için hiçbir zaman delil veya hüccet noktasında değildir. Bana bu soruyu keşke sormasaydınız.”

“BU MEALDE BİR AÇIKLAMA YOK”
Arınç, ABD elçisinin açıklamaları hatırlatılarak, Gülen’in iadesi yönünde hükümetin resmi talebinin olup olmadığının sorulması üzerine ise; “ABD elçisinin bugünkü röportajında bizden Gülen’in iadesini istediler şeklinde bir açıklaması mı var? Ben de okudum da sizin söylediğiniz gibi bir cümleye rastlayamadım. Bu mealde bir açıklama yok. Bir büyükelçi bunu da söylemez. ABD büyükelçisi çok akıllı bir insandır. Ülkesini de gayet iyi temsil ediyor. Bazı düşüncelerine katılmasak da nihayet bir büyükelçinin her konuda bildiği konuda bir şey söylediğini düşünebiliriz. Bugün Genel Başkan Yardımcımız Mehmet Ali Şahin beye bir Tv kanalında bu soru soruldu. O da çok güzel cevaplar verdi. O cevapları tekrarlamış olayım. Sayın Gülen’le ilgili olarak Türkiye’den hükümetin böyle bir talepte şu an için bulunmadığını, ben şahsen biliyorum. Ama ABD büyükelçisi bunu söylemişse bunu ayrıca inceleyeceğim. O çok uzun röportajında ben doğrusu böyle bir cümleye rastlamadım” dedi.

“YANLIŞLIKLARI DÜZELTME İMKANINI KENDİLERİNE TANIMAMIZI İSTEYECEKLER”
Başka bir gazetecinin, “Türk okullarının kapatılmasına yönelik hükümetin bir girişimi var mı, gerekçesi nedir? Sizin şahsi düşünceniz nedir? “diye sorması üzerine ise Arınç, “Kişisel olarak yorumumu söylemeyeceğim. Bunun cevabını vermeyeceğim. Çünkü iç tüzükte ‘İstişare amaçlı soru sorulmaz’ diyor. Benim bu konulardaki görüşümü çok iyi biliyorlar ama istismar ediyorlar. Bir hukuk varsa bu hukukun istismar edilmemesi lazım ama ellerinden gelen bütün kötülükleri yapanlar sonra da bir soru sorup bize başka şeyleri tasdik ettirmeye çalışıyorlar. Artık bu işleri birazcık öğrendik. Önce iyi niyetli ve samimi olacaklar. Yaptıklarından dolayı nadim olacaklar ve yanlışlıkları düzeltme imkanını kendilerine tanımamızı isteyecekler. Yoksa her gün ateşe benzin döker gibi bu işlerde hükümeti suçlamaya devam edenlerin ‘Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?’… Sevgili arkadaşlarım sorulmasa daha iyidir. Dışişleri Bakanımız, New York’taki BM toplantısında kendisine bu soruyu soranlara şunu söyledi. Okulların kapatılması konusunu sormadan önce şunu bana söyleyin; bir ülkede yaşayanlar kendi ülkelerini, kendi hükümetlerini mektup yazarak araya hatırlı insanları koyarak şikayet etme hakkı var mı? ‘Bu hükümet çok kötüdür, tam diktatör oldu, bunlar bizim kökümüzü kazımak istiyorlar, Türkiye ile ilişkilerinizi gözden geçirin, artık bundan sonra Türkiye güvenli bir ülke değildir’ böyle bir mektup yazma hakkını kim, nereden alıyor? Sayın Dışişleri Bakanımızın bu sorusuna cevap versinler, ondan sonra ben de bu soruya cevaplar vereyim” ifadelerini kullandı.

“YARGIYA BAŞVURSUNLAR”
“Sayın Başbakan Erdoğan Diyanet İşleri Başkanlığının Bediüzzaman Said Nursi’ye ait İşaretül İcaz eserini bastıracağını açıklamıştı. Ayrıca seçim sürecinde bazı mitinglerde bediüzzamana ait sözleri kullanmıştı. Ancak bugün yansıyan bir haber var. Kitabı basan yayınevleri risalelerin basımının fiilen durdurulduğunu, 15 gündür basım izni alamadıklarını açıklayarak, bandrol verilmemesi halinde ise bunun sansür ve yasaklama olacağını iddia ettiler. Bu konuda bizimle paylaşabileceğiniz bir bilgi var mı?” diye sorulması üzerine ise Arınç, “Konuyu bilmiyorum. Ama böyle bir sorun varsa Yargıya, bakanlığa başvursunlar. İşaretül İcaz kitabının basıldığını bir nüshasının bende olduğunu biliyorum. Kürtçe Türkçe sözlük 10 bin sayıyla ilk defa basıldı. Ne söylediysek yapıyoruz” dedi.

Son Güncelleme: 18.02.2015 23:00
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.