16 Aralık 2016 Cuma 22:03
Başbakan Yıldırım Meclis'te Halep'teki son rakamları açıkladı

Türkiye'nin kaynaklarını nasıl ve nerede kullanacağımızı konuşuyor, değerlendiriyor ve karara bağlıyoruz. Geleceği doğru planlamak insan hayatında olduğu gibi toplum ve devlet hayatında da önem taşır. AK Parti hükümeti olarak 2023'e giderken koyduğumuz bütün hedefleri gerçekleştirerek bugünlere gelmenin haklı mutluluğunu yaşıyoruz.

Birlik ruhu içerisinde ülkemizi demokrasiyle güçlendirmeye büyük çaba sarfediyoruz. Güçlü bir siyasi irade ile bir yandan istikrarı korumaya ve diğer yandan da Türkiye'yi dünyanın güçlü ekonomileri arasında tutmaya gayret ediyoruz. Her şey Türkiye için, her şey milletimiz için diye durmadan yorulmadan yola devam ediyoruz.

Sıkıntılarla geçen bir yılın sonuna yaklaştık. 2017 çok daha ferah ve aydınlık bir yol olacak. Zira 2016 hem dünya hem de Türkiye için kolay bir yıl olmadı. Vatan hainleri, eli kanlı bölücü terör örgütleri, kirli ve karanlık emellerini her fırsatta gösterdiler. Hayat hakkına, toplumsal huzura, kardeşliğimize kasteden hainler kanlı cinayetlerine yenilerini eklediler.

Bizi birbirimize düşüreceklerini zannettiler. Ancak başaramadılar, asla başaramayacaklar. Terör karşısında milletçe bir olduk, beraber olduk birlikte Türkiye olduk. 15 Temmuz'da bu Gazi meclisimiz dünyanın en alçak saldırısına uğradığında siz değerli milletvekillerimiz örnek bir birliktelik tablosu sergilediniz. Milletvekillerimiz ve vatandaşlarımız ile birlikte o alçak saldırı karşısında milli iradeye sahip çıktı. Milletin evini alçaklara hainlere teslim etmediniz.

Cumhurbaşkanımız asker elbisesi içerisindeki hainlerce teröristlerce hedef alındı, öldürülmek istendi. Güvenlik güçlerimizle demokrasiyi ve özgürlükleri savunmak için vatandaşlarımızın üzerine bombalar yağdı. İnsanımız canını vermekten asla gözünü kırpmadı. O karanlık geceyi başta millet olmak üzere, Cumhurbaşkanımız, hükümetimiz ve siyasi partilerimizin birlikte ortaya koyduğu demokrasideki kararlı duruşu aydınlattı.

O gün ortaya konan ortak dil, ortak tavır milli iradeyi bir kez daha tescil etti. Yeniden bir millet olduk, yeni bir milli mutabakatı ortaya koyduk. Yenikapı meydanında milyonlarca insan 81 ilin meydanlarında 30 milyonu aşkın insanımız bir ay boyunca sabaha kadar demokrasiye sahip çıktı, nöbet tuttu. Böylece terörün ve şiddetin hiçbir zaman hedefine ulaşamayacağını bütün dünyaya göstermiş olduk. Bugün de aynı birlik, beraberlik ve dayanışmayı gösteriyoruz. 10 Aralık'ta İstanbul'da yaşadığımız büyük acının karşısında da yine meclisimizde partilerimizle bir ve beraber olduk. Önceki gün ana muhalefet partisi sayın Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, MHP Genel Başkanı Bahçeli ile bir araya geldik.

Bütün dünya gördü ki terör hiçbir şekilde bu milleti ayrıştıramaz. İktidarıyla muhalefetiyle terör karşısında her zaman el ele omuz omuza birlikteyiz. Teröre, terörizme siyaset üstü bir bakış sergiliyoruz. Terör asla Türkiye'yi esir alamaz. Kin ve nefret tohumları eken şer odakları yok olmaya mahkum olacaklar. Bin yıllık kardeşlik hukukumuzu bozmak isteyenler hangi alçak yöntemlere başvururlarsa başarısızlığa mahkum olacaklardır. Terör karşısında Türkiye daha çok kenetlenerek sorunlarını çözmeye devam edecek.

Adı ne olursa olsun bütün terör örgütleri aynıdır. Hepsi insanlığın düşmanıdır. Hiçbirinin dini inancı, kutsalı yoktur. Kardeş dayanışmasıyla terörü dize getireceğiz. Terör örgütleri devlet ve toplum arasına asla giremeyecek. Bütün davamız 79 milyon vatandaşımızın, 81 vilayetimizin huzurudur, mutluluğudur, güvenidir.

12 Eylül vesayet anayasasından kurtulmak, bütün toplumun öncelikli talebidir. Bu tartışma 34 yılı aşan bir tartışmadır. Anayasa konusu yeterince tartışılmış ve artık olgunlaşmıştır. Siyaset kurumunun tamamı 12 Eylül darbesinin ürünü olan bu anayasanın rafa kalkması gerektiği konusunda hemfikirdir. Seçim meydanlarında vatandaşlarımıza siyasi partiler tarafından verilen sözlerin başında anayasa değişikliği olmuştur. Şimdi sıra millete verdiğimiz bu sözün gereğini yerine getirmek kalmıştır. Uzun bir süredir gündemi işgal eden anayasa ve yönetim sistemi tartışmalarını çözmek zamanı gelmiştir. Vesayet odakları her 10 yılda bir darbe yaparak veya darbeye yeltenerek milletimizi ekonomik, siyasi, sosyal istikrarsızlığa sürükleme gayreti içinde oldular.

Güçlü, istikrarlı bir Türkiye'yi hiçbir zaman istemediler. Milletten aldığımız güçle bu odaklara karşı amansız bir mücadele verdik. Bunu yaparken aynı zaman ülkemizin milletimizin yıllardır özlemini beklediği hizmetleri projeleri birer birer hayata geçirdik. İnsanımızın yüzünü güldürdük, hayatını kolaylaştırdık, yaşam kalitesini yükselttik. Karşımıza çıkartılan 367 icadı nedeniyle Cumhurbaşkanı'nı seçememiş, 2007'de referandum kararı almıştık. Bunun sonucunda sayın Recep Tayyip Erdoğan tarihte ilk kez milletin oylarıyla seçilmiş Cumhurbaşkanı olarak göreve başladı. Bununla uyumlu olmayan yönetim sistemimizdeki çelişkiler de daha fazla gün ışığına çıktı. Mevcut durumda anayasada ve yönetim sisteminde değişiklik öncelikli bir mesele haline gelmiştir.

AK Parti grubu olarak bu konuda üzerimize düşen neyse yerine getirmek üzere harekete geçtik. MHP, CHP, AK Parti asgari müştereklerde sınırlı bir değişiklik için bir araya geldi, uzmanlarımız bir çalışma yürüttü. Yönetim sistemi konusunda CHP'den farklı düşündüğümüz sır değildir. CHP demokrasi tarihimizin en eski partisidir. Her zaman demokrasiyi, özgürlükleri savunmuştur. Elbette bunlar önemlidir ama bütün bunlar sözde kalmamalıdır. Anayasa değişikliği için demokrasi arayışımız bizi bir noktaya getirmiştir. MHP'nin sayın lideri Bahçeli, Ekim ayı başlarında kamuoyu ile paylaştığı anayasa ve sistem sorunu ile ilgili çözümü içeren beyanatıyla bu konudaki talep, bu konudaki istek yeni bir boyut kazanmıştır.

O günden başlayan MHP-AK Parti uzmanlarının çalışarak ortaya koydukları sistemin değiştirilmesi, mevcut yapının anayasa ile uyumlu hale getirilmesindeki değişiklik teklifi çalışmaları uzlaşma neticesinde tamamlanmış ve geçtiğimiz günlerde AK Parti grubu olarak yüce meclise 316 vekilimizin imzasıyla teslim edilmiştir.

Bu anayasanın arkasında 316 imzası olan AK Parti grubu olacak. Bu anayasanın imzasında ülke sorunun çözmede siyaset üstü bir anlayış gösteren MHP olacaktır. Bu anayasanın arkasında eğer meclis onay verdiğinde milletin önüne giderse 79 milyon vatan evladı olacaktır. Bu kapı ana muhalefet partisine ardına kadar açıktır, bekliyoruz. Herkesin oy hakkı var. Sorunları geleceğe havale etmek, bir siyasi yöntem olamaz. AK Parti 14 yıllık iktidarında sorunları torunlara havale etmedi, çöze çöze bu günlere geldi.

Yüce Meclis enine boyuna görüşecek, değerlendirecek, onayını vermesi halinde kararı da yüce milletimiz verecektir. Değişiklik teklifinde sürecin başında 3 parti olarak yaptığımız çalışmaları içeren maddelerin büyük bir kısmı da yer almaktadır. Dolayısıyla değişiklik teklifinde CHP'nin de mutabık olduğu maddelerin olduğunu bu vesileyle ifade etmek isterim. Anayasa değişikliğinde ne var, ne yok, bunlar önümüzdeki günlerde konuşulacak. Ben madde madde bu konulara girecek değilim. Ama esas itibariyle bu teklifi hazırlayan AK Parti grubunun başkanı olarak birkaç hususu sizlerle yüce meclisimizde paylaşmak istiyorum.

Yeni getirilen yönetim sisteminde kuvvetler ayrılığı net bir şekilde ortaya konmuştur. Kanun teklif etme işi kanun yapma işi tamamen TBMM'nin yetkisine bırakılmıştır. Yasama ve yürütme halka karşı ayrı ayrı sorumlu olacaktır. Seçimler 5 yılda bir yapılacak. Milletvekili ve Cumhurbaşkanı seçimi aynı gün olacaktır. Böylece her seçim güçlü ve tek başına iktidar çıkacaktır. Bunun adı da sürekli istikrardır. Yürütme, karar süreçleri çok hızlanacaktır. Cumhurbaşkanı devletin başı olarak yürütme yetkisini kullanmış olacaktır. Cumhurbaşkanı sorumluluğunu da yerine getirecektir. Yasama ve yürütme meşruiyetini milletten aldığı için hesap sorulabilen sisteme dönüşmüştür.

Rejim değişikliği esasen eksen kayması tartışmaları boş ve anlamsız hale gelmiştir. Türkiye'nin ekseni bellidir, yolu bellidir. Türkiye'nin yolu muasır medeniyetler yoludur. Gazi Mustafa Kemal'in gösterdiği yoldur. Rejim tartışmaları 1923 yılında tamamen kapanmıştır, sona ermiştir. Meclisimizin ve halkımızın desteği ile ülkemizde siyasi istikrarı kalıcı kılan anayasa değişikliğini yüce meclis çıkarmaya muktedirdir. Ülkemize ve milletimize, cumhuriyetimize hayırlı olsun.

İstikrarı gözümüzün nuru gibi koruyacağız. Siyasetin kör noktalarına saplanıp kalmadan ülkemizin gelecek hedeflerinden asla vazgeçmeyeceğiz. Türkiye zayıf iktidarlardan, istikrarsızlıklardan çok şey kaybetti. Tek parti dönemini bir yana bırakırsak sonraki 60 yıl içinde 45 hükümet kurulmuş. Hükümet başına düşen süre 16 ay. Türkiye'nin normal bir demokratik çizgi olsaydı 60 yıl içinde 45 değil 15 hükümet kurması gerekirdi. Dışarıdan bakan kimse istikrarlı bir güven ilişkisi kuramaz. Dünyanın güçlü ülkelerinin en önemli özelliği ekonomik ve siyasi istikrardır. Bu milletin tek bir gününü bile kaybetmeye tahammülü yoktur.

'7 BİN 500 SİVİL KURTARILDI'
Suriye'de yıllardır bir acı yaşanıyor, insanlık suçu işleniyor. Son dönemde Halep'ten yükselen feryatlara, haber bültenlerindeki görüntülere kayıtsız kalamazdık. Sayın Cumhurbaşkanımız ve hükümetimizin girişimleriyle muhattaplarımızla yaptığımız görüşmeleri olumlu bir noktaya getirdik. Ve oradaki mazlum insanların tuzaktan kurtarılmasının yolunu açtık. Bugüne kadar 7 bin 500 sivil kurtarııldı. Rejim ve destekçilerinin saldırısı altında siviller savunmasız kaldı. Suriye'nin doğusunda 6km alanda adeta can pazarı yaşandı. Kaçan binlerce aile sokaklarda perişan.

Türkiye Cumhuriyeti olarak AFAD ve Kızılay marifetiyle 80 bin göçmen için hazırlıklarımızı başlatmış bulunuyoruz. 10 bin kişilik çadır kent, sağlık barınma gibi temel ihtiyaçlar karşılanacak.

Türkiye olarak dünya ülkeleriyle görüşmeden işbirliğinden yanayız. Temel felsefemiz düşmanlıkları azaltmak, dostlukları çoğaltmak. Rusya, İsrail'le ilişkilerimizi geliştirdik. Fırat Kalkanı Harekatı'nı başlattık. Başika'da, Musul'da etnik temizlik hareketini önlemek için tedbirlerimizi aldık

'SURİYE'DE REJİM DEVAM EDEMEZ'
Peşmerge güçlerine ve koalisyon güçleriyle birlikte harekatın içerisinde yer alıyoruz. Buradaki hassasiyetimiz gerek Musul'un gerek Telafer'in DEAŞ terör örgütlerinden temizlenmesiyle birlikte meydana gelebilecek bazı Şii milis gruplarca etnik katliama dönüşmesinin önüne geçmek. Bu konu bizim kırmızı çizgimizdir. Musul, Musulluların olmalıdır. Telafer'deki yapı değişmemelidir. Türkiye olarak Suriye'nin toprak bütünlüğü ile ilgili herhangi bir sorunumuz yoktur. Suriye'nin toprak bütünlüğü sağlanmalıdır. Suriye, Suriyelilerin olmalıdır. Yarım milyondan fazla korumasız insanın kanına giren rejimin hayatiyetini sürdürmesi mümkün değildir. Oluşacak yeni yönetimin Suriye'yi teşkil eden bütün etnik yapıları temsil etmelidir.

Anahtar Kelimeler:
TBMMYıldırımBinaliHalep
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.