21 Ocak 2016 Perşembe 15:53
Avrupa İzmir Ve İstanbul Mültecilerle Dayanışmaya Çağırıyor

İstanbul ve İzmir’de, mülteciler ile insan hakları üzerine çalışma yapan dernekler, Ege denizinde yaşanan mülteci ölümlerinin ve Avrupa’daki mültecilere yönelik ırkçı saldırıların artması üzerine 23-24 Ocak tarihlerinde başta Yunanistan olmak üzere Avrupa’nın birçok kenti ile eş zamanlı olarak mültecilerle dayanışma çağrısında bulunacak. Açıklamalarda insan hakları savunucuları, denizlerdeki mülteci ölümlerinin son bulması için hükumetler ve Avrupa Birliği (AB)’den güvenli geçişin sağlanmasını isteyecek, halklara da mültecilerin düşman olmadığını dile getirecek. İzmir’deki basın açıklaması Cumartesi günü saat 16.00’da Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesinde olacak. İzmir’deki açıklamaya, Halkların Köprüsü Derneği, Mülteci-DER, Irkçılığa ve Milliyetçiliğe Dur De Girişimi, Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneği, Mazlum-DER İzmir Şubesi, Özgür Hukukçular Derneği (ÖHD) İzmir Şubesi, Barış İçin Kadın Girişimi-İzmir, Toplumcu Psikologlar imza verdi.

“MİSAFİR DEĞİL DOST”


Cumartesi günü yapılacak eylemi düzenleyen kurumların arasında bulunan Halkların Köprüsü Derneği’nin üyesi Gazeteci Metehan Ud, "Savaştan yüzlerce kilometre uzakta olan İzmir, savaşın en acı yüzüne yakından tanıklık etti. Hem kapı komşumuz mültecilerin yaşadığı zorluklar, hem de yaz boyu dolup boşalan Basmane’de yaşanan insanlık dramını dernek olarak gördük, yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz. Bu süreçte elimizden geleni yaptık, mültecilerin sorunlarını kamuoyuyla paylaşarak yetkilileri göreve çağırdık. Suriyeli mülteciler, misafir değil, bizim arkadaşımız, dostumuz, komşumuz oldu. Suriyeli mülteciler çeşitli sebeplerden dolayı kısıtlı haklara sağlıklı bir şekilde ulaşamıyor. Kentlerde patronlar, kırsalda ise dayıbaşları tarafından ucuz iş gücü olarak kullanılan mülteciler, kölece şartlarda Türkiyeli işçilere göre daha uzun ve daha ucuza çalışıyor. Bir insanın yaşamayacağı evlere yüksek kira vermek zorunda kalıyor. Okul yaşındaki mülteci çocuklar ağır işlerde yok pahasına çalışıyor ve kız çocukları erken yaşlarda evliliklere zorlanıyor. Suriyeli mültecilere verilecek çalışma izni ise AB yapılan anlaşmadan sonra ancak gündeme gelebildi. Bu iznin mültecilerin sorunlarını çözüm olmayacağını ise ileri ki günlerde göreceğiz. Bu anlaşmayla birlikte Türkiye Hükümeti mültecilerin Türkiye’deki hayata adapte olabilmeleri için çalışma başlattı ancak mültecilere, mülteci statüsü verilmediği için Türkiye mülteciler için güvenilir bir ülke değil"

“ÖLÜMLERİN DURMASI AB’NİN ELİNDE”


Sığınmacıların yaşanılan sıkıntı nedeniyle Türkiye’de kalmak istemediğini belirten Ud, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ya Suriye’deyken varlarını yoklarını satarak ellerindeki son paralarını ya da Türkiye’deyken çalışarak biriktirdikleri paraları insan kaçakçılarına vererek umut yolculuğuna çıkıyorlar ancak daha iyi bir yaşam ümidiyle başlayan bu yolculuk onlar için ölüm yolcuğuna dönüyor. Birleşmiş Milletler’in (BM) verilene göre sadece geçen sene 4 bin 500’e yakın mülteci Akdeniz’de yaşamını yitirdi. Bütün bu ölümlerin durması AB’nin elinde ancak AB bu ölümlerin durmasını sağlamak yerine sınır güvenliğini artırmak için milyar dolar harcıyor."

“BOMBALI SALDIRILARIN SEBEBİ MÜLTECİLER DEĞİL”


Avrupa’da mültecilere yönelik ırkçı saldırıların ve nefret söylemlerinin arttığını kaydeden Ud, “Avrupa’da yaşanan bombalı saldırıların sebebi mülteciler değil, devletlerin dış politikalarının bir sonucudur. Mültecilere yönelik ırkçı saldırılar ve nefret söylemleri devletlerin savaş politikalarını güçlendiriyor. Aynı şekilde Türkiye’de de insanlar artan işsizliğin, düşen maaşların ve yükselen ev kiralarının sebebini mültecilere bağlıyor ve beraberinde nefret söylemi üretiyor. Saldırılar ve nefret söylemi bu sorunu çözmez. Bu sorunu ancak dayanışma çözer. Bu dayanışmayı sağlamak için bütün İzmirlileri 23 Ocak günü yapacağımız eylemlere çağırıyoruz" ifadelerini kullandı. 
Son Güncelleme: 21.01.2016 15:55
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.