08 Şubat 2015 Pazar 23:28
Ata'nın doğumuyla ilgili son noktayı koydu
Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Kemal Arı, Türkiye ziyaretinde Atatürk’ün doğduğu evin Langaza’da olduğunu ifade eden Selanik Belediye Başkanı Yiannis Boutaris’in açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını belirtti. Prof. Dr. Arı, “Atatürk’ün Langaza’da doğduğu savı, kocaman bir Yunan yalanıdır. Atatürk’ün doğduğu ev, Selanik’teki pembe boyalı evdir.” dedi.

İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş’ı ziyaretinde, Selanik’teki bilinen pembe boyalı evin Atatürk’ün büyüdüğü ev olduğunu belirten Yiannis Boutaris, Atatürk’ün doğduğu evin ise Selanik yakınlarındaki Langaza’da olduğunu dile getirmişti. Boutaris, Langaza Belediye Başkanı’nın da “ortaya çıkan bu yeni evi” tanıtmak istediğini belirterek, “TÜRSAB da destek verecek. Çünkü bizim paramız yok. Langaza Belediye Başkanı da Atatürk’ün doğduğu evi ortaya çıkarmak ve tanıtmak istiyor. Doğduğu ev ve büyüdüğü ev olarak bağlantı kurmak istiyoruz.” demişti.



Selanik Belediye Başkanı Yiannis Boutaris’in bu açıklamalarına, Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Kemal Arı tepki gösterdi. Boutaris’in sözlerinin ardından, bu haberi okuyucularına duyuran yazılı ve görsel medyanın hemen olayın üzerine atlayarak “Atatürk’ün doğduğu gerçek ev Langaza’da bulundu!” şeklinde manşetler attıklarını dile getiren Prof. Dr. Arı, “Sanki arşivler açılmış, yörede ciddi akademik incelemeler yapılmış; kimi somut verilere ulaşılmış; nüfus kayıtları incelenip ortaya dökülmüş gibi kimileri hemen bilginin doğru olduğuna inanıverdiler.” diye konuştu.

“TOPLUMLARIN BİLİNÇALTI BÖYLE BÖYLE İŞLENİYOR”
Daha önce de Atatürk ile ilgili çeşitli konularda bu tür asparagas haberlerin yapıldığını anımsatan Prof. Dr. Arı, “Bunlar şimdi, tarihin tozlu sayfalarında duruyor.” dedi. Atatürk’ün gerçek doğum yeri ile ilgili en son çıkan iddianın, “Atatürk’ün gerçek doğum yerinin Malatya olduğu” yönünde ortaya atıldığını da anlatan Arı, şöyle dedi:

“Biri çıksa da “Atatürk için Uydurulan Yalanlar” diye bir araştırma yapsa, eminim ki çok ilgi çeker. Atatürk’ün öz yaşamında gerçekle ilgisi olmayan sayısız abartılı bilgi yakın zamanlara dek ortalığa dökülüp saçıldı. Bu tür iddialar hep oldu, hep olacak. Söyleyen söyler de; ya her söylenene hemen gerçekmiş gibi atlayanlara ne demeli? Şimdi de söylenen şu, ‘Atatürk, Langaza’da doğmuş.’ Üstelik bunu söyleyen, Selanik Belediye Başkanı gibi önemli bir isim. Diyeceksiniz ki, ha Selanik olmuş, ha Langaza. Ne fark eder? Bunun üzerinde durmaya değer mi? Çok mu önemli? Evet çok önemli. Toplumların bilinçaltı böyle böyle işleniyor. Sonra da bir tarihi kişilik üzerinde küçük küçük kuşkular uyandırılıp, ardından da önemsizleştirilmeye çalışılıyor. Doğduğu ev doğru değil, doğum tarihi doğru değil, babasının Ali Rıza olduğu doğru değil; gittiği okullar doğru değil. Her şey, her şey yanlış! İyi de neredeyse her şeyi yanlış olan birine, niçin toplum onca değer versin? Konu bu.”

SÖYLENTİLERLE BAŞLAYAN BİR ŞEHİR EFSANESİ
Atatürk’ün Langaza’da doğduğu yönündeki iddianın daha önce de Yunanistan’daki bazı gazeteler tarafından öne sürüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Kemal Arı, şöyle devam etti: “Atatürk’ün doğduğu yerin, Langaza olduğuna hemen inanları çok üzeceğiz ama gerçeği de söylemek durumundayız. Atatürk’ün Langaza’da doğduğu iddiası doğru değil. Üstelik bu iddia yeni bir iddia da değil. Bu iddia bundan iki yıl önce basında yer aldı. İki yıl önceki haberden daha eskilere uzanan geçmişi de vardı, o ayrı konu. Bu kez haberin kaynağı Langaza Belediye Başkanı ve Yunanistan’da çıkan bir gazeteydi. Olayı haberleştiren bu gazetenin adı Proto Thema’ydı. Oysa bu gazeteden önce konu Sagalisa adlı başka bir gazetede yer almış ancak haber yeterince etki etmemişti ki; Proto Thema bu gazeteye atıfta bulunarak, konuyu güncellemişti. Güya bu bilgi, aylarca süren bir araştırmanın sonucuydu. Habere göre, Atatürk Langaza’ya yakın bir mübadil yerleşimi olan Sarıger’de doğmuştu. Atatürk’ün doğumuna bir ebe tanıklık etmişti, Fatma Hanım. Bu ebe 1911 yılında ölmüştü ve ölmeden önce bu köyde Mustafa Kemal adlı bir çocuğun doğumunu gerçekleştirmişti. Fatma Hanım’ın bundan söz ettiğini işitenler, kulaktan kulağa haberin bugünlere ulaşmasını sağlamışlardı. Alın, bir şehir efsanesi daha başlamış oldu böylece.”



“SELANİK’TEKİ EVİN TARİHÇESİ ORTAYA ÇIKARILDI”

Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Kemal Arı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Fatma Hanım’ın yaşadığı ne ölçüde doğru? Bir mezarı var mı? Mustafa Kemal, 1911’de çok bilinen biri değildi ki, bu teyze tutsun da uzun uzadıya ölümünden önce Mustafa Kemal’in doğumunu gerçekleştirdiğini desin! Anlattıysa eğer, 1911 yılında o bölgede yaşayan hiç bir Türk, 1923’ten sonra bölgede kalmadı ve Mübadele ile Türkiye’ye geldiler. Türklerin ayrıldıkları yerlere, yine aynı yıl Yunanistan’a gitmiş olan Anadolu Rumları yerleşti. Ve onlar bölgeye gittiğinde tek bir Türk kalmamıştı köyde. Ve bu göçmenler, nasıl oldu da Fatma Teyzemizin 1911’den önce anlattıkları bilgilere tanıklık ettiler ve günümüze kadar gelmesini sağladılar? Atatürk Serigia’da meğer ilkokula da gitmiş. Mustafa Kemal 8 yaşına kadar burada kalmış. Bu arada Zübeyde Hanım, ikinci evliliğini yapmış. Ve eşiyle birlikte, oğlunu da alıp Selanik’e gitmiş. Zaten Selanik’teki Atatürk’ün doğduğu bilinen ev de Ali Rıza’ya ait değil, Ragıp Bey’e aitmiş. Oysa bu da doğru değil. Selanik’teki evin tarihçesi ortaya çıkarıldı. Kim tarafından ilk olarak yapıldığından tutun da; kimlerle el değiştirildiği, Ali Rıza Efendi tarafından kiralandığı döneme ve sonrasına ait bilgiler mevcut. Daha da ötesi, Selanik’teki pembe boyalı ev, elbette Ali Rıza Efendi’nin değildi. Çünkü ticaretle uğraşan Ali Rıza Efendi, bu evi Atatürk doğmadan önce kiralamıştı.”

“BELEDİYE BAŞKANI TİCARİ BİR YÖNELİŞTE BULUNMAK İSTİYOR”
Selanik Belediye Başkanı Yiannis Boutaris’in ticari bir beklenti peşinde olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Arı, şu görüşlere yer verdi: “Bir başka şey daha iddia edilmişti o zamanlarda. Meğer, bunu -belki Atatürk de dahil olmak üzere- Türkler, örneğin Selanik’teki Türk Konsolosu biliyormuş. Ama bunu açıklamak istememişler. Niçin? Çünkü Atatürk gibi büyük bir adamın, bir köyde doğup büyüdüğü söylenirse, bu Atatürk’ün kişiliğini küçük düşürürmüş. Atatürk’ün gerçekte Langaza’da doğduğunu bilenler, Atatürk’ün bir köy çocuğu olduğunun bilinmesi onu küçük düşürür diye bunu saklamışlar. Bay Başkan, galiba Türkleri Yunanlılarla karıştırıyor. İşte söylüyorum, Atatürk yetim kalmış ve kökü köye dayanan bir Türk çocuğuydu. Ailesinin şeceresi incelendiğinde, başta Zübeyde Hanım’ın babası olmak üzere, Ali Rıza Efendi’nin atalarının da Balkanlar’da çiftçilikle uğraştıkları biliniyordu. Türklerde ise hiç bir zaman soyluluk, asillik ya da kentsoyluluk gibi bir zümre ortaya çıkmadı. Bu nedenle Atatürk, kendisine hangi soylu aileden geldiğini soran İsveç Kralı Gustov’a, “Bizde soyluluk/ aristokrasi yoktur. Ben soylu bir milletin, basit bir ferdi olmakla iftihar ediyorum” demişti. Hayatının her döneminde de bu mütevazılığı onda görmek olanaklıdır.

Selanik Belediye Başkanı, iyilik meleği sanki bizim için. Atatürk’e sahip çıkıyor; ancak sonra sözü dönüp dolaştırıp; para konusuna getiriyor. Selanik’teki evin çevresini düzenliyorlarmış. Langaza’daki Atatürk’ün gerçekte doğduğu evi de tanıtmak istiyorlarmış. Doğduğu ev ile büyüdüğü evin bağlantısını kurup, doğrunun ortaya çıkmasını istiyorlarmış. Bunu turizm için yapmıyorlarmış ancak bu işler için para da gerekliymiş. TÜRSAB bunun için destek verecekmiş. Bunun nedenini şöyle açıklıyor başkan: ‘Çünkü bizim paramız yok!’ Şimdi anlaşıldı. Ekonomik yönden zor durumda olan Yunanistan’ın Selanik Belediye Başkanı, başında bulunan kentin Atatürk’ün yaşamıyla özdeşleşen konumundan yararlanarak, bir ticari etkinlik ve yönelişte bulunmak istiyor.”

“ATATÜRK’ÜN DOĞUM YERİNİN LANGAZA OLDUĞU, KOSKOCA BİR YALANDIR”
Anlatılanların bir şehir efsanesi olduğunun, çünkü Atatürk’ün Langaza’da doğduğunu tespit ettiklerini söyleyen belediye başkanının hiç bir somut kanıt ortaya koymadığının da altını çizen Prof. Dr. Arı, şunları kaydetti:

“Yalnızca abartılı söylentilerden hareket ederek, Türklerin milli tarihlerinin çok önemli bir kişiliği ile bilinen şeyleri tahrif etmek pahasına, yeni bir tarih inşa ediyor. Oysa tarihi bir konuda söylentiler kimi işaretler ortaya koysa da çoğu kereler abartılı ve yanıltıcıdır. Çünkü Atatürk’ün hayatıyla ilgili geçmişten günümüze gelen hiç bir belgede, Atatürk’ün doğum yerinin Langaza olduğuna ilişkin bir kayıt yoktur. Kayıtların tamamı ondan “Selanikli Mustafa Kemal” diye söz eder. Denilebilir ki; Langaza da Selanik’e bağlı. Evet, bağlı; ancak bir nahiye olarak. Dolayısıyla bir nahiyenin, öyle ya da böyle kesin olarak belgelerde “Selanik-Langaza” diye geçmesi gerekiyordu. Ancak böyle bir kayıt, hiç bir yerde yok. Ayrıca Atatürk, daha sağlığında, ünlü gazeteci Ahmet Emin Yalman’a çocukluğuna ilişkin anılarını anlatmış ve uzun uzadıya, annesi ile babasının, kendisini verecekleri okul üzerine tartıştıklarından söz etmişti. Bu tartışmalarda eşini kırmak istemeyen Ali Rıza Bey’in önce mahalle mektebine gitmesine razı olduğunu, ardından da bir yolunu bulup, daha modern bir eğitim yapan Şemsi Efendi Mektebi’ne kayıt yaptırdığını anlatmıştı. Bu okulların, Atatürk’ün doğduğu yer olan Selanik’teki evin çok yakınında olduğunu biliyoruz. Kentin krokisinde pembe boyalı eve çok da yakın olduğunu tespit etmek hiç de zor değil. Atatürk’e inanmayacağız ve yaşayıp yaşamadığını bile bilmediğimiz Fatma Hanım teyzeye inanacağız öyle mi? Çelişkiye bakar mısınız? Hani Atatürk ilkokulu Langaza’da okumuştu? Bütün bildiklerimizi unutsak bile; Atatürk’ün Şemsi Efendi İlkokulu’na gittiği belli, okulun yeri belli; evine uzaklığı belli. Nasıl inanalım şimdi Langaza’da ilkokula gittiğine?

Peki Atatürk’ün hayatında Langaza’nın hiç mi yeri yok? Var. Eşi öldüğü zaman Zübeyde Hanım’ın yanına, Langaza’da bir çiftlikte kahyalık yapan kardeşi Hüseyin Efendi gelmiş ve kocasını yeni yitirmiş olan Zübeyde’ye, Selanik’te onu o halde bırakmaya içinin elvermediğini söyleyerek, üç çocuğuyla birlikte onu Langaza’daki çiftliğe götürmüştür. Atatürk yaklaşık bir yıl kadar orada kalmış ve bir ara bir ilkokula gönderilmesi bile gündeme gelmişti. Ancak O, okula bir kaç hafta gittikten sonra; “Ben o okula gitmem. Orada Hıristiyan çocuklar var. Öyleleri ayin yapıyorlar!” diyerek diretmiş ve ondan sonra çocuğunun eğitiminin aksayacağını düşünen Zübeyde Hanım, yeniden Selanik’e dönmüştü. Bu dönüşten sonra, Selanik’te Atatürk’ün doğduğu evin kirasının pahalı olduğunu düşünerek, daha küçük ve ucuz bir ev kiralamıştı. Yoksa Başkan, söyledikleriyle bu olayı mı karıştırıyor? Onu bilemem. Bildiğim, Atatürk’ün doğum yerinin Langaza olduğu, koskoca bir yalandır.”
Son Güncelleme: 08.02.2015 23:57
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.