Günün Videosu
13 Temmuz 2016 Çarşamba 16:27
Anayasa Mahkemesi'nden cinsel istismarda "15 yaş" kuralına iptal

Bafra'da yaşanan çocuğun cinsel istismarı iddiasıyla açılan davaya  bakan Bafra Ağır Ceza Mahkemesi, TCK'nın 103. maddesinin birinci fıkrasının  Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu.
 
İlçe mahkemesinin başvurusunda, "İtiraz konusu kuralın, farklı yaş  gruplarında tüm mağdurlara yönelik eylemler arasında ceza müeyyidesi bakımından  herhangi bir ayrım yapmadığı" öne sürüldü.
 
Dört yaşındaki bir mağdura yönelik cinsel istismar suçu ile 14  yaşındaki mağdura yönelik cinsel istismar suçunun ceza müeyyidesinin kademeli bir  ceza anlayışı içermeyerek aynı olduğu ifade edilen başvuruda, "Suça sürüklenen  çocuklar yönünden 12 ile 15 yaş arasında olup da kendisine yönelik eylemin anlam  ve mahiyetini algılama yeteneği olan mağdurun rızasına hukuki sonuç tanınmadığı,  bu mağdurların rızasıyla yaşadığı cinsel eylemler hakkında cezanın çok yüksek  olduğu, suçun en nitelikli hali için en düşük yaşın 15 şeklinde belirlenmesinin  suç ve cezada korunmak istenen hukuki yarar ile müeyyide arasındaki orantıyı  bozduğu." savunuldu.
 
Anayasa Mahkemesi iptal etti
 
Başvuruyu inceleyen Anayasa Mahkemesi, TCK'nın, çocuğun cinsel yönden  istismarını düzenleyen 103. maddesinin birinci fıkrasındaki "15 yaşını  tamamlamamış her çocuğa karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranışın cinsel  istismar sayılacağına" ilişkin hükmü, 6'ya karşı 7 üyenin oyu ile iptal etti.
 
Yüksek Mahkemenin gerekçesinde, itiraz konusu kuralla kanun koyucunun,  15 yaşını tamamlamamış çocukları cinsel yönden istismar edenler hakkında ceza  yaptırımı öngördüğü hatırlatıldı.
 
Kuralın, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm çocukların cinsel  dokunulmazlığı ile beden ve ruh bütünlüğünü etkin şekilde korumayı amaçladığı  aktarılan gerekçede, söz konusu suçların işlenmesini önleyici ve caydırıcı  nitelikte tedbirlerin alınmasının, devletin en önemli pozitif yükümlülüklerinden  biri olduğu belirtildi.
 
Kanun koyucunun, küçüklerin biyolojik ve psikolojik gelişimlerine  ilişkin bilimsel verilerle toplumda geçerli genel ahlak ve kültürel koşulları  gözeterek, cinsel istismar suçunu, suçun unsurlarını, işleniş biçimini, çocuğa ve  topluma verdiği zararı dikkate alarak bir yaptırım
belirlemesinin takdir yetkisi  kapsamında olduğu kaydedilen gerekçede, "Bununla birlikte suç ve suçluyla  mücadele ve ceza hukukunun temel ilkeleri gözetildiğinde, suç tipine göre fiil  ile öngörülen yaptırım arasında makul ve hakkaniyete uygun bir denge bulunmalı ve kanun koyucunun belirlediği yaptırım, cezalandırmada güdülen amaçla ölçülü  olmalıdır." denildi.
 
En az 16 yıl hapis cezası da iptal edilmişti
 
Anayasa Mahkemesinin daha önce açılan bir davada, çocuğa tecavüz  suçunda en az 16 yıl hapis cezası verilmesini düzenleyen TCK'nın 103/2. fıkrasını  iptal ettiği hatırlatılan gerekçede, iptal hükmünün bir yıl sonra yürürlüğe  girmesine karar verildiği, bu sürenin henüz dolmadığı kaydedildi.
 
Bu kararın gerekçesinde, "Olaya özgü takdir yetkisi kullanma imkanı  tanımayan ve onarıcı hukuk kurumları öngörmeyen kural, fiilin farklı yaşlarda  mağdurlara karşı işlendiği veya failin de küçük olduğu ya da fiilden sonra  mağdurun yaşının ikmali ile fiili birlikteliğin resmi evliliğe dönüşmesi gibi her  bir somut olayın özellikleri dikkate alınarak ceza tayin edilmesi veya onarıcı  adalet kurumlarının uygulanması imkanını ortadan kaldırmakta ve bazı durumlarda  somut olayın özellikleriyle bağdaşmayacak ve suçla yaptırım arasında bulunması gereken adil dengeyi ortadan kaldıracak ölçüde ağır cezaların verilmesi sonucunu  ortaya çıkarabilecek bir niteliğe sahip bulunmaktadır. Bu nedenle kuralda  belirlenen ceza miktarı, her somut olayda ceza ile ulaşılmak istenen amacı  gerçekleştirebilecek ölçü ve orantıda değildir." değerlendirmesinde bulunulduğu  anımsatıldı.
 
  İptali istenen bu kural ile 15 yaşını tamamlamamış çocuğu cinsel  yönden istismar eden kişi için 8 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası ve cinsel  istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması halinde 3 yıldan 8 yıla kadar hapis  cezasının öngörüldüğü belirtilen gerekçede, şu tespitler yapıldı:
 
 "Çocuğun cinsel yönden istismar edilmesinin ağır bir yaptırıma  bağlanmasının, çocuğun etkin bir şekilde korunması amacını gerçekleştirmeye  yönelik olduğuna şüphe yoktur ancak cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir  cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi eylemi hakkında Anayasa Mahkemesi  tarafından verilen iptal kararı gerekçelerinin itiraz konusu kural bakımından da  geçerli bulunması ve Anayasa'nın 41. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca mağdur  ya da fail sıfatıyla çocuğun korunmasının hedef alınması gerekliliği dikkate  alındığında, itiraz konusu kural da aynı şekilde bazı durumlarda somut olayın  özellikleriyle bağdaşmayacak ve suçla yaptırım arasında bulunması gereken adil  dengeyi ortadan kaldıracak ölçüde ağır cezaların verilmesi sonucunu ortaya  çıkarabilecek bir niteliğe sahiptir. Bu nedenle kural, ölçüsüz bir yaptırım  öngördüğünden hukuk devleti ilkesine aykırıdır."
 
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, 13 Ocak 2017'de yürürlüğe girecek.  Bu süreç içinde yasamanın, çocuğun cinsel istismarı suçlarıyla ilgili yeni bir  düzenleme yapması gerekiyor.
 
Karşı oy gerekçeleri
 
Anayasa Mahkemesinin 7 üyesinin bu kararına, 6 üye katılmadı.
 
Üyeler Emin Kuz, Engin Yıldırım ve Rıdvan Güleç, Anayasa Mahkemesinin  daha önce verdiği TCK'nın 103/2. maddesinin iptaline ilişkin kararına  katılmadıklarını, aynı gerekçelerle bu çoğunluk görüşüne de katılmadıklarını  belirtti.
 
Üye Osman Alifeyyaz Paksüt, karşı oy gerekçesinde, çoğunluğun  gerekçesinde, cinsel istismar suçuna verilecek cezaların gerek faillerin gerek  mağdurların yaşı yönünden bir farklılaşmaya tabi tutulması görüşünün  benimsendiğini belirtti. Bu benimsenmişse de salt iptal kararının, yaşı küçük  faillere yönelik genel ve hakkaniyete uygun bir çözüm getirilmesini sağlamadığını  savunan Paksüt, "İptal kararı, örneğin, 12-13 yaşındaki çocuğa yönelik 40-50  yaşlarındaki failin işleyebileceği bir cinsel istismar suçuna da 8 yıl hapsi çok  görmek suretiyle toplumda infial yaratacak sonuçların önünü açmaktadır. Anayasa  Mahkemesinin muradının bu olmadığına şüphe duymamaktayım. Nitekim bu tür  sakıncaların önlenmesi için iptal hükmünün 6 ay sonra yürürlüğe girmesi  öngörülmüştür." değerlendirmesini yaptı.
 
Cinsel suçlarda somut ve özel durumlara ilişkin yeni kurallar  konulması gerektiğine işaret eden Paksüt, ancak bu konunun iptal hükmü ile  sağlanamayacağını kaydetti.
 
Üyeler Alparslan Altan ve Erdal Tercan'ın ortak hazırladığı karşı oy  gerekçesinde de kanun koyucunun, 9 yıl önce bu düzenlemeyi yaparken, "bilinçli  olarak bu suçlar için öngörülen cezaların önemli ölçüde artırdığını belirttiği"  aktarıldı.
 
Altan ve Tercan'ın karşı oy gerekçesinde, kanun koyucunun bu  düzenlemelerle 15 yaş altındaki çocukları mutlak bir koruma altına aldığı,  kuralların, cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm çocukların cinsel dokunulmazlığı  ile beden ve ruh bütünlüğünün etkin şekilde korunmasını sağlamayı amaçladığı  vurgulanarak, şu görüşlere yer verildi:
 
"Kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında, fiilin yol açması muhtemel  zararları da göz önünde bulundurarak düzenlediği itiraz konusu kuralın, amaç ve  araç arasında makul ve uygun bir ilişki kurduğu ve düzenlemenin amacına ulaşmaya  elverişli ve orantılı olduğu anlaşıldığından kuralda hukuk devletine ilkesine  aykırı bir yön bulunmamaktadır. Çoğunluk gerekçesinde ifade edilen 'ceza ile  ulaşılmak istenen amacı her somut olayda gerçekleştirilebilecek orantıda ve  ölçüde' bir düzenlemenin nasıl yapılabileceği de ayrı bir tartışma konusudur.  Kanun koyucudan uygulamada ve somut olaylarda ortaya çıkması muhtemel tüm  olasılıklar için en ince ayrıntısına kadar düzenleme yapmasının istenmesi kanun  kavramına aykırı olacağı gibi insan davranışlarının öngörülmezliği dikkate  alındığında pek mümkün de değildir."
 

Son Güncelleme: 13.07.2016 17:43
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.