14 Mayıs 2016 Cumartesi 10:10
7 yıl sonra raftan indi, projeler hayata geçiyor!
 Tarım sektörü yeni stratejiler ve projelerle yeni bir yön arayışına girdi. Bu arayış, Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in bu göreve gelmesinden sonra başladı. Dünya'dan Ali Ekber Yıldırım'ın haberine göre, hükümetin son 10 yıllık tarım politikasında bazı Radikal değişiklikler yapılarak tarımın geleceğine yön verecek projeler ve stratejiler gündeme alındı. Bu projeler arasında genç çiftçilerin tarıma kazandırılması, havza modelinin raftan indirilerek tartışılması ve uygulamaya konulması, seraların modernizasyonu, zeytin alanlarının rehabilitasyonu gibi ürün kalitesini ve verimliliği artıracak çalışmalar var.

Bu dönemde ayrıca tarım destekleri, piyasalara müdahale, hayvancılık ve dış ticaret politikasında da yeni stratejiler benimsendi. Bu yeni strateji ve projeler tarımsal destekler, hibe ve kredilerle destekleniyor.

DESTEKLEME POLİTİKASI DEĞİŞTİ

Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in bu göreve gelmesinden sonra çok sık dile getirdiği gibi tarım desteklerinde önemli değişiklikler yapıldı. Bu değişiklikler 5 Mayıs 2016 tarihli Resmi gazete’de yayınlanan 2016 Tarımsal Desteklemelere İlişkin Kararname’ye yansıdı. Bakanlar Kurulu’nun “2016 Yılında Yapılacak Tarımsal Desteklemelere İlişkin Karar’ına göre hem bitkisel üretim hem de hayvansal üretim yapan çiftçilere yönelik desteklerde önemli değişiklikler yapıldı. Alan bazlı desteklerde toprak analiz desteği tamamen kaldırılırken, gübre ve mazot desteği birleştirildi. Hayvancılıkta anaç hayvan desteği kaldırılarak, buzağı desteği temel destek olarak benimsendi. Sütte destekler sözleşme şartına bağlandı. Sözleşme yapmayan çiftçiye çiğ süt desteği verilmeyecek. Ayrıca süt tozunu Et ve Süt Kurumu’na satacak üreticilere ve hayvancılık alanında faaliyet gösteren birliklere destek bütçesinden yüzde 2 ile yüzde 3 oranında destek verilmesi kararlaştırıldı. Tarım danışmanlığının kapsamı daraltıldı.

PİYASALARA MÜDAHALE

Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın strateji değişikliğinde piyasalara daha çok müdahale edilmesi benimsendi. Kırmızı ette fiyatı düşürmek için tavan fiyat uygulaması istenilen düzeyde uygulanamadı. Fakat, Et ve Süt Kurumu aracılığıyla ilk kez çiğ süt piyasasına müdahale edildi. Üretici örgütleri aracılığıyla piyasadan arz fazlası süt toplanarak süt tozu yapılıyor. Bu süt tozunu Et ve Süt Kurumu alıyor. Fındıkta piyasaya müdahale için Tarım Kredi Kooperatiflerinin devreye girmesi ve piyasaya müdahale etmesi için çalışmalar sürdürülüyor.

HAVZA MODELİ 2017'DE

Yeni dönemde bir başka önemli uygulama ise Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli’nin 1 Ocak 2017 tarihi itibariyle uygulamaya konulması olacak. Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 2009 yılında açıklanan ancak bir anlamda rafa kaldırılan Tarım Havzaları Üretim ve Destekleme Modeli raftan indirilerek uygulanacak. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik’in verdiği bilgilere göre, havza modeli 1 Ocak 2017 itibariyle yürürlüğe konulacak. Bunun için gerekli çalışmalar yapılıyor. Bakan Çelik’in açıklamasına göre bu yaz boyunca havza modeli ve buna bağlı destekleme modeli tartışılacak. Eylül’de üretici tohumunu tarlaya atmadan destekleme konusunda bilgi verilecek. Nerelerde hangi ürünler ve hangi oranda destekleneceği açıklanacak. Çiftçi buna göre üretim kararı verecek. Çelik’in değerlendirmesi şöyle: “ Bundan sonra ‘Bu yıl bunu ektim, dolayısıyla iyi para yaptı, gelecek yıl da hep beraber bunu ekelim, hep beraber zarar edelim’ anlayışından tarım kesiminin çıkması gerekiyor. Daha bilinçli bir üretim, ihtiyaçlarımız ve taleplere cevap verecek bir üretim anlayışına ve üretim desenine geçmek için bu üç aylık bir dönemi çok verimli bir şekilde geçireceğiz.”

Bu modelin uygulanması ile tarım destekleri, üretim deseni başta olmak üzere birçok konuda önemli değişiklikler olacak. Türkiye’nin 30 havzaya bölündüğü bu modelin uygulanması ile hangi ürün hangi havzada daha verimli üretiliyorsa sadece o havzada desteklenecek. Bu yönüyle tarım desteklerinde gelecek yıl tekrar bir değişiklik olacak. Modelin uygulanması ile tarımsal üretimin ve verimliliğin artırılması hedefleniyor.

GENÇ ÇİFTÇİLERE HİBE DESTEĞİ

Sadece Türkiye’de değil, dünyanın da en önemli sorunlarından birisi kırsalda yaşayan, tarımsal üretimde çalışanların yaşlanması ve gençlerin tarımsal üretimden hızla uzaklaşmaları. Avrupa Birliği son yıllarda gençlerin tarımsal üretime katılması için önemli destekler sağlıyor. Türkiye’de de bu yıl ilk kez uygulamaya konulan Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi kapsamında genç çiftçilere 30 bin liraya kadar hibe desteği sağlanıyor. Hayvansal üretim, bitkisel üretim, yöresel ürünler ile tıbbi ve aromatik bitkilerin üretimi, işlenmesi ve paketlenmesi, örtüaltı üretim olmak üzere 4 temel konuda uygulanacak bu destekten hem kırsalda yaşayan hem de kentten kırsala dönmek isteyen gençlerin yararlanmak üzere başvurduğu biliniyor. Genç çiftçilere hibe desteği için 450 milyon liralık kaynak ayrıldı. Bu kaynak ile kredi için başvuran genç çiftçilerin ancak yüzde 20-30’u yararlanabilecek. Ancak, proje 3 yıl süresince uygulanacak. Dolayısıyla 2016-2017 ve 2018’de projeler için başvuru alınacak. Bu projenin başarıya ulaşması ile genç nüfusun tarımsal üretimde daha etkin yer almasını ve yaşlanan nüfus sorununa çözüm olabilir.

GELENEKSEL ZEYTİN ALANLARI YENİLENİYOR

Türkiye son 15 yılda zeytin ağaç sayısını yüzde 100 oranında artırdı. Daha önce tütün üretim merkezi olan Akhisar, zeytinciliğin merkezi oldu. Antakya, Adana, Mersin başta olmak üzere Ege ve Marmara Bölgesi’nde çok sayıda zeytin ağacı dikildi. Ağaç varlığı 90 milyondan 170 milyona ulaştı. Zeytin dikimi ile bir yanda genç bahçeler oluşurken, bir yanda geleneksel ağaçların gençleştirilmesi gündeme geldi. Bu amaçla 2016 Tarımsal Destekleme Kararnamesi ile zeytin alanlarının rehabilitasyonu için dekar başına 100 lira destek getirildi. Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı olan çiftçiler zeytinliklerinin rehabilitasyonu ve verimliliği artırmak amacıyla uygulayacakları proje kapsamında dekar başına 100 lira destek alacaklar.

SERALAR MODERNİZE OLUYOR

Türkiye’de 650 bin dekar sera varlığının yüzde 85’i plastik seralardan oluşuyor. Seraların yaklaşık yüzde 50’si 1-3 dekar arasında. Büyük ve modern sera olarak adlandırılan 10 dekar ve üzeri seraların toplam sera alanları içindeki payı sadece yüzde 2 oranında. Son yıllarda yaygınlaşan Jeotermal ısıtmalı seraların alanı ise yaklaşık 4 bin dekar. Türkiye, 650 bin dekar sera alanı ile dünyada 4. Avrupa’da ise İspanya’dan sonra 2. sırada. Ülke genelinde 51 ilde seracılık yapılıyor. Bu seralarda yüzde 95 oranında sebze, yüzde 4’ünde meyve, kalan yüzde 1’lik bölümde ise çiçek ve süs bitkileri üretiliyor. Yıllık ortalama 6.5 milyon ton üretim yapılan seraların büyük bölümü Antalya, Mersin ve İzmir’de. Seralarda kaliteli ve verimli üretimin sağlanması için düşük faizli kredi desteği ile modernizasyon çalışmaları başlatıldı. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifl eri aracılığıyla verilen kredinin üst limiti 100 bin lira. Yatırım kredilerinde yüzde 100, işletme kredilerinde ise yüzde 50 faiz indirimi uygulanıyor. Ayrı ayrı veya tek ünite olarak toplam 500 metrekare ve üzeri örtüaltı alanında bitkisel üretim yapan üreticiler, Örtüaltı Kayıt Sistemine kayıt olmaları durumunda düşük faizli yatırım ve işletme kredisinden yararlanabiliyor Mevcut sera işletmelerinin teknik altyapısının iyileştirilmesi amacıyla ayrı ayrı veya tek ünite olarak toplam 500 metrekare ve üzeri alanda Örtüaltı Kayıt Sistemi Yönetmeliğine uygun olarak örtüaltı yetiştiriciliği yaptığı Bakanlıkça tespit edilen ve Örtüaltı Kayıt Sisteminde (ÖKS) kayıt altına alınmış olan işletmeler tarafından hazırlanan ve Bakanlık il/ilçe müdürlüklerince onaylanan projeleri çerçevesindeki yatırım ve işletme kredisi talepleri, karar kapsamında değerlendirilerek kredi veriliyor.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.