19 Aralık 2015 Cumartesi 10:20
(Özel Haber) Kimse ’Evlat Acısı’ Yaşamasın Diye Para Ödülünü Bağışlıyor
Ulusal yayın yapan bir televizyon kanalındaki bilgi yarışmasından toplam 60 Bin TL para ödülü kazanan Remzi Uzun, lösemi hastalığından kaybettiği oğlu gibi başka çocuklar ölmesin diye parayı Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV)’na bağışlayacağını açıkladı. Uzun’un bu kararının perde arkasındaki hayat hikayesi ise yürekleri dağladı.
İzmir’in Çeşme ilçesinde yaşayan 69 yaşındaki Remzi ve Yurdagül Uzun çifti, 22 Nisan 1965 yılında bir erkek çocuk dünyaya getirdi. Çift, hayata gözlerini açmasıyla kendilerine büyük bir sevinç katan oğullarının ismini ise Murat koydu. Anne ve babasının titizlikle üzerine titrediği Murat bebek, aradan bir müddet geçtikten sonra ateşli bir hastalığa yakalandı. 22 aylıkken esrarengiz bir hastalığa yakalanan ve hastane hastane dolaşan minik Murat, daha sonra ise ailesi tarafından akrabalarının önerdiği bir doktora götürüldü. Kapsamlı bir sağlık taramasından geçiren 22 aylık bebeğin lösemi olduğu ortaya çıkınca aile üzüntüden kahroldu. 10 ay boyunca tedavi gören Remzi ve Yurdagül çiftinin minik oğlu, yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Çift yaşanan olaylardan dolayı bir süre kendine gelemezken, bir müddet sonra ise çiftin iki oğlu bir kızı oldu.
YARIŞMAYA TORUNU BAŞVURDU
Aradan yıllarda geçse de Remzi ve Yurdagül Uzun çiftinin evlat acısı hep akıllarda kaldı. Şimdilerde oğlu Tolga Uzun’un açtığı restoranı işleten Remzi Uzun, ATV’de yayınlanan ve Selçuk Yöndem’in sunduğu Kim Milyoner Olmak İster? adlı yarışma programına torunu aracılığıyla başvuru yaptı. Aradan geçen zaman sonrasında ise kanal görevlileri, Uzun’a ulaşarak yarışmaya katılmaya hak kazandığını söyledi. Uzun yaşanan olayla ilgili, "Bu yıl Temmuz ayında, torunum Hollanda’dan geldi. Zamanımız olduğunda yarışma programını hep izliyorduk. Hep beraber olduğumuz bir anda, sorulara ben cevap verdikçe, torunum bir ara şöyle dedi; ’Dede, biz konuşmayalım. Soruları sen cevaplandır. Bakalım hepsini biliyor musun?’ Ben, soruları arka arkaya bilmeye başlayınca, ’Dede, ben seni programa kaydettireceğim. İnşallah çıkar’ dedi. Epey zaman geçti. Hiç beklemediğim bir anda beni aradılar. Ben de şaşırdım. Torunuma bildirdiğim zaman, ’İnanmıyorum, gerçekten aradılar mı dede? dedi.’ Bende ’Gerçekten aradılar’ dedim. ’O zaman mülakata ben de geliyorum. Senin yanında olmak istiyorum. Destek vereceğim sana’ dedi. İstanbul’da üniversite sınavlarına hazırlandığı için, orada yanıma geldi. Yarışma süreci içinde hep yanımda oldu" şeklinde konuştu.
YARIŞMADAN ÇEKİLDİ, 60 BİN TL KAZANDI
Remzi Uzun daha sonra ise İstanbul’un yolunu tutarak yarışmaya katıldı. Yarışma programında başarılı bir performans sergileyen Uzun, yarışmada 125 bin liralık 10. soruya kadar geldi. Uzun yarışma anını ise, "Selçuk Yöndem şıkları okuduğu zaman, hiçbir bilgim yoktu. İki şıkkı biliyordum; ama diğer iki şıkkı bilmiyordum. ’Basılan fişlerin bir arada olduğu zaman radyasyon yayması dolayısıyla buradaki bilim insanlarından hangisi kurşun kaplamayla radyasyondan korunmuştur?’ sorusuydu. Bu soruyu hiç bilmiyordum. Bilim insanlarından ikisini biliyordum. Edison’un ışığı bulduğunu, gramafonu bulduğunu biliyordum. Röntgen, zaten ismi üstünde. Ama diğerlerini hiç bilmediğim için herhangi bir cevap veremeyeceğimi söyledim. Yarışmadan çekildim. Yarışmadan sonra cevabımı tekrar sordular. Ben, ’Edison’ dedim. Madam Curie çıktı. Dolayısıyla, Selçuk Yöndem de, ’İyi yaptın çekilmekle. Güle güle harcarsın’ dedi. Yarışma böylece bitti" dedi.
KAYBETTİĞİ OĞLU İÇİN PARASINI LÖSEV’E BAĞIŞLAYACAK
10. soruda elenen Remzi Uzun, yarışmadan çekilmesiyle toplam 60 bin TL para ödülünün sahibi oldu. Ortaokulu okuyamadan bırakan 69 yaşındaki Remzi Uzun’un bu başarısı ise herkesin takdirini kazandı. Uzun, yarışmada kazandığı parayı ise kendileri gibi başka aileler üzülmesi diye Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV)’na bağışlayacağını açıkladı. Uzun oğlunu kaybedişini ve parayı bağışlama kararını şöyle anlattı:
"Bir oğlum oldu diye o kadar mutlu oldum ki, dünyalar benim oldu. Hiç unutmam, kayınbiraderimin evine gittiğim zaman, oğlum oldu diye takla bile attım. Çocuğumu çok iyi şartlar altında yetiştirdim. Bir yaşından sonra ateşlendi. Doktora götürdüm. Ateşli hastalık olduğunu söyledi. Yengem bir doktor önerdi. Alman Hastanesi’ne gitmemi söylediler. Eşim, ablası ile beraber çocuğu doktora götürdüler. Üzüntülü haberi almışlar. Lösemi olduğu söylenmiş. Akşam işten döndüğümde eşim anlattı. İnanamadım. Aynı hastaneye ben götürdüm. Doktor, ’Biz zaten bakmıştık, lösemi’ dedi. ’Nedir?’ diye sorduğumda, tedavisi mümkün olmayan bir hastalık olduğunu söyledi. Birkaç doktor daha gezdik. Yapılan kan tahlillerinde doğru olduğu ortaya çıktı. Sonuçta, Cerrahpaşa Hastanesi’nde o zaman Doçent olan Doktor Gündüz Gedikoğlu tedaviyi üstlendi. Hastalığın başından sonuna kadar yakından takip etti. Tedavi sürecinde şöyle bir söz sarfetti; ’ilk 6 ay içinde bir iyileşme sürecine girecek. Ama ikinci döneme geçtiği zaman atlatırsa hayatta kalacak. Yoksa kaybedeceğiz’ dedi. İyileşme sürecini yaşadık. Ama ekonomik açıdan o kadar daralmıştık ki ilaç paralarını ödeyemiyor, kan tedariki yapamıyorduk. Doktorumuz, döner sermayeden bütün masrafları karşıladı. Ama ikinci periyoda geçildiği zaman, maalesef 10 ay içerisinde oğlumu kaybettik. O zamanın şartlarında LÖSEV’e biz herhangi bir yardımda bulunamadık. Bir gün elime para geçerse, mutlaka yardım edeceğim diye içimde bir uhde vardı. Yarışma programı nasip oldu. Programda bunu dile getirdim. İnşallah paramızı aldığımız zaman, yardım olarak vaat ettiğim parayı, kendi ellerimle bağışlayacağım."
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.