11 Mayıs 2016 Çarşamba 11:02
Hacizli Çocuklara Çözüm Ortak Velayet
Boşanmaların artmasıyla birlikte, Türkiye, taraflardan birinin çocuğu diğerine göstermemesi durumunda, ‘hacizli çocuklar’ gerçeğini yaşıyor. Her yıl, binlerce anne ya da baba, çocuğunu görmek için onu bir eşya gibi haczetmek zorunda bırakılıyor ve milyonlarca TL ödeniyor.
Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi, hukuktaki velayetle ilgili karşılaşılan problemleri tartışmak için konunun uzmanlarının katılımıyla “Hukuksal Boyutuyla Velayet Sempozyumu” düzenledi. Sempozyumda, velayet problemlerinin çözümsüz bir sorun olmadığı, ABD, Almanya ve İsviçre gibi ülkelerde yıllardır uygulanan birlikte velayetin ülkemizde de uygulanması gerektiği anlatıldı.
Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Medeni Hukukun Güncel Sorunları konferanslarının üçüncüsünde, “Hukuksal Boyutuyla Velayet” başlığıyla Selçuk Yaşar Kampüsü Konferans Salonunda bir sempozyum düzenledi. Oturum Başkanlığını Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayşe Havutçu’nun yaptığı sempozyuma, konunun uzmanı hukukçular, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kurucu Dekanı Prof. Dr. Aydın Zevkliler, velayet kavramını ve hukuktaki yerini anlatarak, “Velayette yaşanan problemler, insanı üzen, uzun uzun düşündüren ve derinden etkileyen konular” dedi.
Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bilge Öztan, istatistiklere göre boşanan iki aileden birinin çocuklu olduğunu belirterek, “Bu nedenle önem giderek artıyor. Boşanma ile çocuklar büyük bir sıkıntı içine girebilir. Türk Medeni Kanununda, boşanmada, velayetin anne babadan birine verilmesi ilkesi var. Avrupa ülkelerinde benimsenen birlikte velayet ilkesine göre hareket edilmiyor. Bu ciddi bir eksiklik. İmzaladığımız İnsan Hakları Sözleşmesi gibi örnekler var. Bunlardan hareketle, birlikte velayete ilgili mutlaka yeni düzenleme yapılmalı. Medeni Kanunun ilgili maddesinin Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülüp değiştirilinceye kadar, mevcut yasalarla, birlikte velayete yaklaşacak şekilde, haftada daha sık görüşme gibi seçenekler uygulanabilir”
ANNE VE BABALIK BÖLÜNEMEZ
İzmir’de, ilk kez 2009 yılında 4. Aile Mahkemesindeki kendi boşanma davasında oğlu için ortak velayet kararı alınmasını sağlayan Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Beşir Acabey, “Annelik ve babalık bölünemez, çocuk ikisinden yalnız biriyle yetinmek zorunda bırakılamaz. Velayet problemleri, çözümsüz bir sorun değil. Birlikte velayet, bir an önce yasal düzenlemeye kavuşturulmalı. Yargıtay maalesef bu durumlarda çok katı." diye konuştu.
Çocuk Hakları ve İnsan Hakları sözleşmelerini imzaladığımızı hatırlatan Acabey, sözlerini şöyle sürdürdü: "Anayasa’nın 90. Maddesi, uluslararası sözleşmelerin kanunla çakışması halinde, ’kanunu değil uluslararası anlaşma hükmünü uygulamak zorundasın’ diyor. Belki doğrudan uygulanabilir nitelikte olmayabilir, ancak iç hukuk kurallarının yorumunda sözleşmeden yararlanılmalı, yorum ve boşluk doldurma yoluyla bunlar aşılabilir. Yasa değişene kadar hakimin elini kolunu bağlamamak lazım, çağdaş yorumla, birlikte velayetten istifade edilebilir. Hakimlerin çağdaş yorumu ele alan kararlarına ihtiyacımız var.”
ORTAK VELAYET ÇÖZÜM
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. İlknur Serdar ise birlikte velayetin dünyadaki uygulamaları konusunda bilgilendirme yaptı. Serdar, birlikte velayetin, İsviçre ile Almanya’da ve birçok ülkede uygulandığını belirterek şunları söyledi:
"İsviçre’de, birlikte velayet genel kural. Çocuğun yüksek yararı, birlikte velayetten yana, ancak aksi ispatlanırsa bunun tek kişiye bırakılması oluyor. Uygulanmasında yaşanacak sıkıntılara karşı da tarafların müşterek karar vermeleri gerektiğini belirtmişler. Almanya’da farklı, burada ‘eşlerin anlaşması mühimdir’ diyorlar. ‘Birisi hayır derse bu modele gidilmemeli’ diyerek ön şartları mevcut. İki sistem var, çocuğun bir ebeveynin yanında yaşaması ya da değişimli sistem modeli uygulanıyor. Kurallara uymayanlarla ilgili de yaptırım mevcut. Avrupa ve ABD, Kanada, Avustralya’da yapılan birçok araştırma; birlikte velayet hakkına sahip olan ebeveynlerin çocukla daha fazla görüştüğünü, ilişkilerinin çok daha iyi olduğunu, ebeveynler arasındaki çatışmanın azaldığını, çocuğun fiziki ve psikolojik gelişimine olumlu etkileri olduğunu ortaya koyuyor.”
BOŞANMA DAVASI KARAR VERDİĞİNİZDE BİTMİYOR
İzmir 1. Aile Mahkemesi Hakimi Huriye Kasap ise uygulamada yaşanan sıkıntıları anlattı. Hakim Kasap, boşanma davalarının karar verildiğinde hemen bitmediğini belirterek sözlerine şöyle devam etti:
"Kararın ardından nafaka, velayet gibi birçok dava geliyor. Bir dava, 5- 6 dava doğuruyor. Uygulamada çok sıkıntı yaşanıyor, özellikle velayet davalarında. Anne ya da babaların tek silahı çocuğu göstermemek haline gelebiliyor. Bazı ebeveynler, icra vasıtasıyla çocuklarını alabiliyor. Asgari ücretle geçiniyor veya ekonomik durum müsait değil, çocuğu da olumsuz etkiliyor. O nedenle icraya bırakmamak gerekir diye düşünüyorum. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vasıtasıyla, düzenleme yapılıp görüşme hususu daha rahat sağlanabilir. Sürekli olarak görüştürmez ise, bu durum tutanakla tespit edilip velayetin kendisinden alınması seçeneği değerlendirilebilir.”
RAKAMLARLA BOŞANMA
Avukat Arif İnönü de velayet davaları ve uygulamaları hakkında bilgi verdi.
2010 yılında boşanan çiftlerin sayısı 118 bin 568 iken bu rakam 2015’de 131 bin 830 oldu.
2010’dan 2015 sonuna kadar, 750 bin 58 kişi boşandı. 2015 yılında boşanmaların yüzde 39,3’ü evliliğin ilk 5 yılı içinde gerçekleşirken yüzde 21,5’i evliliğin 6-10 yılı içinde gerçekleşti.
2015’de, boşanmaların en yüksek olduğu bölge, binde 2,36 ile Ege Bölgesi oldu. En yüksek olduğu il binde 2,77 ile İzmir. Ege’de 2015 yılında 23 bin 784, İzmir’de 11 bin 481 kişi boşandı.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.