12 Şubat 2014 Çarşamba 17:31
Güler'den acı mektup
Türkiye bir yanda yeni gladyo Cemaat, öte yanda yolsuzluğa batmış İktidar arasında sıkışıp bunaldı. Bu sıkışmayı aşmanın yolu basit. Gericiliğin bu iki kanadına karşı CHP’nin altı okunu temel alarak ve belediyelere örgütün ortak iradesiyle temiz , dürüst ve halk önderi CHP’lileri aday göstererek bayrak açmak.
Ne var ki bu basit yol yerine, CHP’yi “kurucu temellerinden uzaklaşıyor” suçlamalarına maruz bırakan işler yapılıyor. Bu işler belediye başkan adayları tercihlerine de yansıdı.
Cumhuriyet’in kalesi demokrat İzmir’de, Atatürk rozetini türbanla eş tuttuğu için tepki duyulan bir kişi Konak Belediyesi’ne aday edildi. Üstelik bu adaylık, CHP tarafından belirlenmiş hiçbir adaylık kuralına uymadan; örgütün muhalefetine rağmen hepimize dayatıldı.
Öyle ki, Karşıyaka’da başarısı tartışılmaz bir belediye başkanımız varken; Karşıyaka’ya talip pırıl pırıl adaylar aylardır emek verirken, Karşıyaka’ya Konak için başvurmuş bir aday kaydırıldı. İsteği ve çalışmaları Konak için olan bir adayı Karşıyaka’ya aday etmek, hem o adaya hem Karşıyaka örgütüne dayatmadır. Ama en önemlisi CHP’nin en geniş nefes alanı olan Karşıyaka’ya yapılan büyük bir saygısızlıktır. Bu bir yıkımdır. Ve bu yıkım, iki-üç kişilik “etkili” bir grupçuğun işidir.
CHP’liler ve CHP’li olmayıp Cumhuriyet’in tek güçlü ve güvenilir temsilcisi olarak gördüğü için CHP’ye oy veren milyonlarca seçmen, şimdi bu en temel tercih bakımından kuşkuya düşürülmüştür.
Buna kimsenin hakkı yok.
Başarılarını kimsenin tartışmaya konu edemediği başkanların istifaları haklıdır. Konak’ta Belediye Başkanımız Hakan TARTAN’ın istifası bu büyük yanlışa karşı bir tepkidir. Menderes’te Belediye Başkanımız Ergün ÖZGÜN’ün istifası, yapılan yanlışlarla tümüyle haklı bir tepkidir.
CHP’nin kurucu ilkelerden uzaklaştığı kuşkusu yaratan tasarruflar üzücüdür. Bunların, örgüt ve yetkili kurullara rağmen yapılması ikinci büyük üzüntü kaynağıdır.
Dediğim şu: Parti Meclisi’ne gelen aday listelerinin Merkez Yönetim Kurulu (MYK) tarafından kararlaştırılan listeler olmamasını kastediyorum. MYK kararları, birkaç kişinin baskısına ve istifa şantajına boyun eğilerek değiştirilmiştir. Bu durum Parti Meclisi’nde açıkça dile getirilmiş, üzüntü verici biçimde yetkililerce de reddedilmedi.
MYK kararının ortadan kaldırıldığı, PM’nin dayatma ile karşı karşıya bırakıldığı bu durum bir sonuç oldu. Süreç “aleni adaylık sistemi” gibi çok iyi bir planlamayla başlamıştı. Ancak ne yazık ki bu karar, kısa bir süre içinde genel merkez tarafından delinip ortadan kaldırılmıştı. Ortaya çıkan sonuç, parti işleyişinde parti hukukunun ihlalinden başka bir şey değil.
Hem ilkelerimizin hem parti hukukunun ezilmesi ağır bir durum. Bu, ağır bir meşruiyet kaybı. Meşruiyet kaybı kendisini otoriterleşen yönetimler yaratarak gösterir.
CHP bu konuma sürüklenmemelidir.
CHP bir kitle partisidir. Yani üye + kadro + kurullar toplamı olarak Örgüt ve ideoloji + program demek olan İlke partisidir. Ama şimdi içinde bulunduğumuz durum, hem örgütün hem ilkelerin bir yana bırakılma durumudur ki, bunu hiçbirimiz kabul etmeyeceğiz.
Yanlışların düzelmesi gerekiyor. Parti hukukunun geri gelmesi gerekiyor. CHP’nin, ilk genel başkanına layık olduğunu bir kez daha göstermesi gerekiyor.
Çünkü seçimlerden başarıyla çıkmak zorundayız.
Çünkü Türkiye’yi gericiliğin pençelerinden çekip almak zorundayız.
Son Güncelleme: 18.02.2015 23:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.