Günün Videosu
07 Eylül 2015 Pazartesi 12:11
Osman Özgüven'den kendi partilisi belediye başkanlarına sitem

 Dikili'nin eski Belediye Başkanı Osman Özgüven'in, belediye başkanlığı yaptığı dönemde ilçede 10 tona kadar su kullanandan ücret almadığı için hakkında soruşturma açılmıştı. Bu soruşturma kapsamında belediyede incelemeler yapan Sayıştay denetçilerinin hazırladıkları rapor ile kendisine 'görevi kötüye kullandığı' ve 'kamuyu zarara uğrattığı' gerekçesiyle 2008 yılında dava açılmıştı. Dikili Asliye Ceza Mahkemesi'nde açılan dava basında çokça yer almış, kamuoyu desteğini arkasına alan Özgüven 2010 yılında beraat etmişti. Özgüven beraat kararının verildiği 29 Mart 2010 tarihinde mahkeme önünde yaptığı açıklamada; "Bugün tarihi bir gündür. Benim beraat etmem elbette önemli, ancak suyun ticarileştirilmesi için çaba sarf edenlere karşı suyun bir hak olduğu, bir meta olmadığı bu kararla kanıtlandı. Mahkemenin bu kararı ile suyun kamusal bir hak olduğu ortaya çıktı." diye konuşmuştu.

"GENEL SEÇİMLERDE POLİTİKAMIZI BU DOĞRULTUDA BELİRLEMELİYİZ"

1 Kasım 2013 Genel seçimleri öncesi "Su hayattır, su yaşam hakkıdır talebini yükseltmenin zamanıdır" diyen Özgüven, "Belediyeler ticari kurum değil, kamusal kurumlardır. Genel seçimler öncesi politikalarımız bu doğrultuda belirlenmelidir." diye konuştu. Özgüven yaptığı yazılı açıklamada, bugünlerde belediyelerin yürüttüğü su politikalarını, ücretleri ve borç nedeniyle suların kesilmesini de eleştirdi. Özgüven açıklamasında; "Bugünlerde su meselemiz yine gündemde. Ödenemeyen yüksek su faturaları nedeniyle insanlarımızın suları kesiliyor. Bir çok il ve ilçede benzer durumlar yaşanmaktadır. Ağırlıklı olarak ekonomik nedenlerle ödenemeyen söz konusu faturalar bir anlamda, yaşam hakkının yok edilmesine neden oluyor." ifadelerine yer verdi.


‘’SU HAYATTIR…SU YAŞAM HAKKIDIR…’’ TALEBİNİ YÜKSELTMENİN ZAMANIDIR.

Bugünlerde su meselemiz yine gündemde. Ödenemeyen yüksek su faturaları nedeniyle insanlarımızın suları kesiliyor. Bir çok il ve ilçede benzer durumlar yaşanmaktadır. Ağırlıklı olarak ekonomik nedenlerle ödenemeyen söz konusu faturalar bir anlamda, yaşam hakkının yok edilmesine neden oluyor.

Peki bunun önlenmesi mümkün değil mi? Mümkündür. 20 yıl Belediye Başkanlığı görevlerini yürüttüğüm Dikili de bu hayata geçirilmişti. Ticari kullanımlar dışında 13 ton a kadar su kullanımı halkımıza ücretsiz olarak veriliyordu. Yargının da devreye sokulduğu hiçbir engel, bu uygulamayı sonlandıramamıştı.

Bu uygulamanın sonucunda su tasarrufu da sağlanmıştı.

Su hayattır, su yaşam hakkıdır doğrultusundaki uygulamalar mümkündür. Yeter ki yerel yönetimler "Sosyal Belediye" , "Sosyal Yerel Yönetim" anlayışlarını yaşama geçirebilsinler. Belediyelerimizin halka hizmet kurumları olduğu, ticaret kurumları olmadığı gerçeği kabul edilebilsin.

Üyesi olduğum Partimin bazı belediyeleri de içinde olmak üzere, Yerel Yönetimlerce bu değerler adeta unutuldu.

Bugün Dikili de yaşananlar kabul edilemezdir. Ödenemeyen su faturaları nedeniyle suların kesilmesi, yaşam hakkının gaspından başka bir anlam taşımıyor. Yetkinin Büyük Şehir belediyesine ait olması durumu değiştirmiyor.

Bugün su için mücadele, gelecek için mücadelenin de bir parçasıdır.

Öncelikli olarak Partimin belediye başkanlarına sesleniyorum. Soruna Parti programımızda da yer alan "Sosyal belediyecilik" anlayışı ile yaklaşmaya çalışın. Uygulamalarınızı bu doğrultuda yapın. Ayrıca seçim programımızda da ticari kullanımlar dışında su kullanımının anayasal bir hak olduğu yer almalıdır.




Son Güncelleme: 07.09.2015 12:15
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.