15 Ağustos 2015 Cumartesi 16:32
Mustafa Balbay: "Bunun adı ara rejimdir"

Balbay programda şu noktaların altına çizdi:

MİLLİ İRADE GASPI: 7 Haziran seçimlerinde seçmen bir irade ortaya koydu. Bu irade Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığına yolun kapandığını, AKP’nin tek başına iktidarının sona erdiğini gösteriyordu. Ve halk çözümü parlamentoda bulun dedi. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan sergilediği tutumla milli iradeyi gasp etmiş, halkın iradesini hiçe saymıştır ve AKP’yi Cumhurbaşkanlığına ait bir alt organ gibi yönetmektedir diye konuştu.

ARA REJİM: Bugün gelinen noktanın adını net koymak gerekir. Bunun adı ara rejimdir. Neden ara rejim her şeyden önce Bakanlar Kurulunun 26 üyesi vardır, bunlardan 12’si Milletvekili değil yani parlamentonun dışından atanmış bir tablo ortaya çıktı.

Böylesi hükümetler Türkiye’nin yakın tarihinde zaman zaman olmuştur, o dönemlere biz ara rejim diyoruz. Bu anlamda şu anda Türkiye bir ara rejim süreciyle karşı karşıyadır. Ama bunun içine sanki demokratikmiş gibi görüntüsü verilmesinin anlamına da belki kara rejim demek daha uygun düşer diye konuştu.

DAVUTOĞLU’NUN SAMİMİYETİ SAHTE: Hükümet kurma çalışmaları sırasında Davutoğlu’nun belli bir temas eğiliminde olduğu CHP ile temasın ardından MHP ile de temas kuracağı açıklandı. Davutoğlu bunları kamuoyuyla da paylaştı. Ancak Davutoğlu’nun şu anda Cumhuriyet tarihinde ilk kez hükümet kurma emanetini alıp bunu neredeyse Bir aydan uzun süredir elinde tutması artık emaneti elinde tutmak diye nitelenemez, bunun adı emanet gaspıdır.

Bu anlamda Davutoğlu eğer samimiyse demokrasiye inanıyorsa bir Başbakan gibi davranmalı ve emaneti belli bir zaman dilimini içinde iade etmeli. Yakın tarihimizde rekor 15 günü geçmemiştir. Demireller, Ecevitler, Erbakanlar hükümet kurma görevini aldıklarında başarısız olduklarını anlayınca en kısa sürede Cumhurbaşkanına teslim etmiştir diye konuştu.

TERÖRİST İLE MÜCADELE: Ne yazık ki terör olayları konusunda yeniden 90’lı yılların başına döndük. Şu anda Türkiye’de son bir ay içinde neredeyse her gün bir Şehit haberi geldi. Buna karşılık güvenlik güçlerimizde elbette olabilecek en etkin şekilde mücadelesini sürdürüyor. Yapılan açıklamada 390 teröristin etkisiz hale getirildiği açıklandı. Burada sağduyulu düşünmek zorundayız.

Terörist ile mücadeleyle Terörle mücadeleyi ayrı değerlendirmek gerekir. Sadece Terörist ile mücadele ederek Terörist öldürerek bu olayın üstesinden gelemeyiz. Bu anlamda AKP’yi ciddi olmaya sorumluluk almaya ve geçmiş deneyimlerden ders almaya çağırıyoruz. diye konuştu.

EVE DÖNÜŞ YASALARI: Türkiye Terörün yükseldiği dönemlerden itibaren bunu aşmak içinde devletin bütün kurumları ciddi çabalar harcamıştır. Bu anlamda Türkiye’nin Terörle mücadele birikimi çok yüksektir. Dünyada bu konuda örnek ülkelerden biridir. Türkiye en büyük başarıyı Teröristle Halkı birbirinden ayırma çabasında göstermiştir. Bu konuda zaman zaman zaaf olsa da gelinen noktada Türkiye’nin bütünlüğünü koruması bu ayrımı olabildiğince iyi yapmasından gelmiştir.

Geçmişte Teröristlerle mücadelenin devamında bu olayın saf güvenlik yöntemleriyle bitmeyeceği anlaşılınca, kamuoyunda Eve Dönüş Yasası diye bilinen yasalar çıkarılmış dağdan evinize dönün doğal normal hayata dönün çağrısı yapılmıştır yasalarla yapılmıştır. Bu tür yasalar tam On kez çıktı en sonuncusu Temmuz 2014’te çıktı. Her birinde adı değişikti ama özü aynıydı. O zaman geçmişte yapılanlardan da ders alıp çok ciddi bir şekilde tabi ki kamu otoritesinden ödün vermemek ama halkı da terör örgütünün kucağına itmemek gerekiyor. diye konuştu.

ZEKERİYA ÖZ BATAKLIĞIN ÖZÜDÜR: Türkiye’de hukukun ne hale geldiğinin en somut fotoğrafı Zekeriya Öz ve Celal Kara’nın Türkiye Cumhuriyetinin Cumhuriyet Savcısı olarak yurtdışına kaçmalarıdır. Böyle bir şey tarihimizde hukuk insanlarının böylesine yurtdışına kaçmaları ilk kez oluyor düşünün ki iki Cumhuriyet Savcısı Türkiye’de ki hukuksuzluk bataklığından kurtulmak için yurtdışına kaçıyor. Burada şunu ayırmak gerekiyor.

Zekeriya Öz Ergenekon Balyoz gibi davalarda ki hukuksuzlukları nedeniyle değil, Son 17/25 Aralık Soruşturmalarında hükümete dokunan bir görev süreci içinde olduğu için şu anda kaçak durumundadır. Burada haklı taraf haksız taraf diye ayırmak gerçekten kamuoyu önünde zor gibi görünüyor, ama olayın özü şudur; Zekeriya Öz mesleği ile Yüz seksen derece ters orantılı hukuksuzluklara bulaşmıştır. AKP hukuku bir silah olarak kullanmıştır, Tetiği Zekeriya Öz’e çektirmiştir. Şimdi Zekeriya Öz o tetiği alıp hükümet tarafına çevirince de darbeci ilan edilmiştir. Türkiye’de darbeci ilan edilmek bu kadar kolay hale gelmiştir.

Zekeriya Öz’de biraz vicdan var ise kumpasın ortaklarını bu iddianameleri kimlerin yazdığını kamuoyuna açıklamalıdır. Kaderin cilvesine bakın ki bizler örneğin Mustafa Balbay 5 yıllık tutukluluk süresince sık sık her ay tutukluluk gözden geçiriliyordu ve reddediliyordu. Ve şu gerekçe yazılıyordu. Mustafa Ali Balbay’ın yurtdışına kaçma şüphesi bulunduğundan tutukluluğunun devamına imza Zekeriya Öz. Kaderin cilvesine bakın ki bugün onlar kendilerince hukuksuzlukla karşı karşıya kaldıklarını düşünün yurtdışına kaçtılar. Türkiye’yi bu AKP karanlığından hukukun silah haline getirildiği bu ortamdan kurtarmak hepimizin ortak sorumluluğudur. diye konuştu.

Son Güncelleme: 15.08.2015 16:36
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Vahdi Bingöl 1 yıl önce

Sayın balbay, ne ara rejimi resmen kara rejim.