24 Temmuz 2015 Cuma 15:43
"Derin strateji değil derin kepazelik"

Türkiye'nin Ortadoğu'ya yönelik yürüttüğü süreç üzerinde yoğunlaşan Tekin bu sürecin sağlıklı ve barışçıl ilerlemesi için gereken ne varsa yapmaya hazır olduklarını ifade etti.

Basında sansürün kaldırılmasının yıl dönümüne dikkat çeken Tekin, "Bugün Lozan Antlaşmasının yıl dönümü ve aynı zamanda sansürün kaldırılışının yıl dönümü ancak buna rağmen, geçmişte olduğu gibi, Suruç dosyasına da sansür konuldu; yasak konuldu" dedi. Yapılacak olan güvenlik duvarının yararının olmayacağını söyleyen Tekin şöyle devam etti: "1 Mart tezkeresinden itibaren iktidarın ısrarla derin stratejik, bizim derin kepazelik dediğimiz politikanın getirdiği faturanın ne kadar ağır olduğunu görüyoruz. Bu güne kadar yaşanan olayların hiçbir tanesinden sonuç alınmadı. Sayın Bülent Arınç Bakanlar Kurulu toplantısından sonra adeta bizim aklımızla oynarcasına sınıra güvenlik duvarı örerek yeniden güvenlikli hale geleceğini ifade etmişti. Bana kalırsa öncelikle iktidar ile IŞİDin arasında duvar örülmesi gerektiğine inanıyorum. İktidar IŞİD ile kendi arasında bir duvar örmedikleri sürece bu güvenlik duvarlarının bir anlam ifade etmeyeceğini hepimizin bilmesi gerekiyor.

CHP olarak AKP medyasının yoğun saldırılarına rağmen Ortadoğu ziyaretlerimiz devam etti. Bizi sorunlu, kanamalı bir coğrafyanın bir parçası haline getirmeyin; en azından bize Türkiye'nin yararına mı değil mi bilgi verin dememize rağmen maalesef bunların hiçbiri yapılmadı."

"HESABI SORULMUYOR"

CHP olarak barışçıl politikadan yana olduklarını ifade eden Tekin, "Sayın Erdoğan 2010 da Antep'de yaptığı mitingde Antepli kardeşlerimiz elini kolunu sallayarak Şam'a gidecek, Şamlı kardeşlerimiz de elini kolunu sallayarak Antep'e gelecek demişti. Doğrusu bu hepimizi umutlandıran , sevindiren bir süreçti. CHP olarak uzun zaman özlem duyduğumuz bir barışçıl politikaydı. Ancak ansızın 8 ay sonra Sayın Erdoğan sabrım taştı dedi ve bu sorunlar parça parça başladı. Duyarlı ve barıştan yana olan herkesin uyarılarına, ikazlarına rağmen öngörüsüz dış politikanın devam etmesi Türkiye'ye ağır bedeller ödetti. Önümüzdeki günlerde ne kadar ağır bedeller ile karşılaşacağımızı hiçbirimiz bilmiyoruz. " dedi.

Terör örgütlerinin yaptığı saldırıların hesabının sorulmadığına dikkat çeken Tekin,"Reyhanlı patlamasından sonra televizyonlara çıkıp Esad güçlerinin ve birtakım sol örgütlerin patlamadan sorumlu olduklarını dile getirdiler. Birkaç saat geçtikten sonra patlamanın Rakka'dan El-kaide tarafından gerçekleştirilmiş olduğunu bütün dünya basını servis edince, bunu bir savaş sebebi sayarız diyenler cümlelerin içinde boğulup durdular. Bu güne kadar Reyhanlı'da 53 vatandaşımızın hesabı sorulabilmiş değil. Niğde'de bu kanlı örgüt 3 vatandaşımızı şehit etti bunun da hala gereği yapılabilmiş değil. 11 Haziran'da Musul Konsolosumuz ve çalışanlarımız bu örgütün elinde kaldı. 6 ocakta Sultanahmet'te, Türkiye'nin en önemli ilinin ortasında, bombalı saldırı oldu; hesabı sorulamadı. 23 Şubat'ta Süleyman Şah Türbesi ve karakol bir maskaralık içinde nasıl taşındığını bütün basın ve kamuoyu biliyor. Bu olayları takip eden saldırılara da baktığımız zaman, hani bir deyim vardır ya 'perşembenin geldiği çarşambadan belli'" şeklinde konuştu.

SAYIYI HÜKUMET DAHİ BİLMİYOR

Türkiye'de mülteci sayısını hükumetin dahi bilmediğini söyleyen Tekin,"Türkiye'de 2 milyon mülteci olduğunu söylediler. Hepimiz, tüm kamuoyu ve medya bu sayıyı baz almıştı. Ama seçimde en az 40 ili dolaşmış siyasetçi olarak İzmir'de en az 200-250 bin mültecinin olduğu yerel gazeteci ve siyasetçiler söylüyor. İstanbul'da Tarihi yarımada sadece bunlara bırakılmış. Türkiye'de ne kadar mültecinin olduğunu hükumet de bilmiyor. Bunların hiçbirisi kayıt altında değil. Daha kötüsü kamuoyuna yansıyan şekilde 7 bin 500 Türk kökenli gencin terör örgütüne katıldığı söyleniyor. Rize'den Adıyaman'a bir çok ilden anne ve babaların feryatlarına rağmen bu çocukların hiç biri geri getirilemedi. Şimdi görüyoruz bu gençler canlı bomba olarak bizim coğrafyalarımızda dolaşmaya başladırlar" dedi.

İktidarın politika değiştirmesi gerektiğini ifade eden Tekin şöyle devam etti: "Sayın Davutoğlu'nun ve hükumetin ivedilikle bu öngörüsüz dış politikadan vazgeçmesi lazım. Bu derin kepazeliktir. Aksi takdirde yaşanacakların hangi boyutta olacağını bizim bile tahmin edemeyeceğimiz bir ortamda yaşıyoruz. Türkiye'nin koalisyon güçleri ile imzaladığı 'eğit-donat' projesinin de Türkiye'nin yararına olmadığından barışçıl bir politikayla ilişkilerimizi yeniden sağlamalıyız. CHP olarak bu sürecin sağlıklı yürüyebilmesi için yapılması gereken ne varsa hazır olduğumuzu ifade etrmek istiyoruz."

"OPERASYONLAR DAHA ÖNCE YAPILSAYDI"

Sabahın ilk saatlerinde İstanbul merkezli terör örgütlerine yönelik yapılan operasyonlara yönelik düşüncelerini dile getiren Tekin, "Özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde ciddi bir örgütleşmenin olduğunu herkes biliyor. Bayram günü İstanbul'un göbeğinde cihat çağrısı yapanları bütün gazeteler görüyor da eğer bu ülkenin kurumları, istihbarat örgütleri görmüyorsa vay bizim halimize. Keşke bütün bu operasyonları bu meseleler yaşanmadan yapılabilseydi. 32 tane gencecik çocuğumuz onlarca ilde operasyonlarla aramalarla karşı karşıya kalırken, buradaki bu terör örgütü mensuplarının gözetim altında olmaması büyük bir zaafiyettir" dedi.

Koalisyon ihtimallerine yönelik soruları yanıtlayan Tekin, "Tabanından tavanına kadar tüm CHP son derece ilkesel 14 maddeyi kamuoyu ile paylaştı. Bu hepimizin ortak deklarasyonudur. Bu konuda örgütümüz Genel Başkanımıza yetki vermiştir. Biz süreci çok şeffaf götürmek istiyoruz. Sorun AKP'de. Tüm vatandaşlarımızın gözü önünde taleplerimizi ilettik. Bu talepler sadece CHP'nin talepleri değil, Türkiye'nin talepleridir. Biz Türkiye'nin bu durumunda erken seçim istemiyoruz ama diğer partiler ısrarla erken seçim isteseler o zaman hodri meydan. Yarın Türkiye'de ne olacağını kimse bilmiyor. Böyle bir ortamda seçim ne kadar sağlıklı olur, sizin takdirinize bırakıyorum" şeklinde konuştu.

CHP'nin Ortadoğu'ya yönelik hazırladığı raporların görmezden gelindiğini söyleyen Tekin konuşmasını şu şekilde sonlandırdı: "Biz CHP olarak Ortadoğu görüşmelerimizin tamamını rapor haline getirdik. 2013 yılında Sayın Davutoğlu Dışişleri Bakanı iken bu süreçlerin, bu sonuçlara gelebileceğini raporlarımızda ifade ederek göndermiştik. Keşke o raporlarımız incelenebilseydi bugün bu durum ile karşı karşıya kalmazdık. Umut ederim ki çağrımıza kulak verirler. Türkiye coğrafyasında 4 milyon mülteciyi daha ne kadar sürdürebilir politika haline getireceğiz."





Batyr Berdiyev

Son Güncelleme: 24.07.2015 15:58
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat!.. Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.