DEĞERLER EĞİTİMİNİN BİR PARÇASI OLAN SABRIN ANLAM VE ÖNEMİ


“Sabır önceleri insana zehir gibi görünür, fakat bunu huy edinirsen bal olur”

                                                                                                  (Şeyh Şadi Şirazi)


Kelime anlamı olarak sabır; acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan ve telaş göstermeden  olanların geçmesini bekleme erdemi şeklinde mütalaa edilirken bir başka bakış açısıyla sabır; herhangi bir sıkıntıda metanet, dirayet, azim ve cesaret gösterme diye ifade edilmektedir. Tasavvuf öğretisine göre ise sabır; acılara dayanmak, sıkıntılara sızlanmaktan kaçınmak ve acıyı yudum yudum sindirme sanatı olarak tanımlanmaktadır. Bir başka tanıma göre sabır; şikayeti terk etme ve nefsine hakim olabilme, kendi nefsini terbiye edebilme ve gerektiğinde nefsine “dur” diyebilmektir.

Ancak şunu ifade etmek gerekir ki, sabır insanın kendisini tanıması, kendisini kontrol edebilmesi ve hayatın acıları ile baş edebilmesi açısından çok önemlidir. Aynı zamanda sabır insanın hayatta karşılaştığı çeşitli sıkıntıları aşabilmesi için kendisine verilmiş olan bir nimettir. İşte bu nimet öylesine önemlidir ki,   insanı selamete kavuşturan gizemli bir özelliği olan bir durum arz etmektedir. Bu bakımdan konu ile ilgilenen kişiler tarafından sabır ile ilgili değişik yorumlar yapılmıştır.  Mesela Cüneyt Bağdadi’ye göre sabır;  “yüzünü ekşitmeden acıyı yudumlamaktır”. William Shakespeare gerçek yiğitliğin tanımını yaparken sabırdan yola çıkıp şöyle demektedir “Yiğitlik; acılar karşısında intikam almak değil sabretmeyi bilebilmektir. William Wymark Jacobs’a göre sevinç ve mutluluğun anahtarı sabırdır. Aristoteles’e göre sabır acıdır ama meyvesi tatlıdır. Hz. Ömer’e göre sabır boyun eğmek değil, mücadele etmektir. Nitekim Hz. Muhammed (s.a.v.) sabır ile ilgili şöyle buyurmuştur:  “sevmediklerinize sabretmedikçe, sevdiklerinize kavuşamazsınız”.  

Sabır insanı mutluluğa kavuşturan bir anahtar gibidir. Sabır insanı olgunlaştıran, hayatın acıları karşısında dik durabilmeyi ve yaşamını en iyi şekilde sürdürebilmeyi sağlayan bir araçtır. Sabır insana mutluluk ve başarının kapısını açtığı için insan yaşamı için çok önemlidir. Nitekim Kuranı Kerime baktığımızda kuranın birçok yerinde “sabır” kelimesinin geçtiğini görmekteyiz. Örneğin:  Müminler dualarında Allah’tan sabır yağmuru istemektedir; CALUT ordusunun karşısına çıkan Müslümanların duası: 2.250 - ... "Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, adımlarımızı sabit kıl (kaydırma) ve kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et." Müslüman olan sihirbazların firavun karşısındaki duaları: Araf 7.126 - "Oysa sen, yalnızca, bize geldiğinde Rabbimizin ayetlerine inanmamızdan başka bir nedenle bizden intikam almıyorsun. ""Rabbimiz, üstümüze sabır yağdır ve bizi müslüman olarak öldür." Bununla birlikte SABIR her zaman namaz ve dua birlikteliğinde Kuran'da yer bulmuştur. Kehf 18.28 – “Sen de sabah akşam O'nun rızasını isteyerek Rablerine dua edenlerle birlikte sabret. Dünya hayatının (aldatıcı) süsünü isteyerek gözlerini onlardan kaydırma...”

Toplumun temel yapı taşı olan aile kurumundaki çözülmenin en önemli sebeplerinden birisinin eşler arasındaki sabır ve tahammül gücündeki zayıflama olduğu yapılan araştırmalarda açıkça ortaya konulmuştur. Yine günümüzde artan cinayetlerin, haksızlıkların, hukuksuzların, mutsuzlukların temelinde yatan sebeplere bakıldığında da toplumu ayakta tutan değerlerdeki zayıflamadan kaynaklandığı açık ve net bir şekilde görülmektedir. Bu nedenle sağlıklı birey ve sağlıklı toplumların inşası için her ülke ulusal ve evrensel değerlerini ön plana çıkarma ve toplumu kemiren, çağın vebası haline gelen sabırsızlık, tahammülsüzlük, haksızlık, israf, şükürsüzlük, saldırganlık, asabilik, hoşgörüsüzlük v.b konularla mücadele noktasında ciddi gayretler sarf etmektedir. Ayrıca eklemek gerekir ki, günümüzde bütün dünyayı kasıp kavuran ekonomik krizlerin temelinde yatan sebeplere bakıldığında ekonomik kriz yaşayan ülkelerin değerlerinde yaşanan yozlaşma ve zaafın ekonomik krizde önemli bir rol oynadığı görülebilir.

Sabrın tersi yani zıttı; sabırsızlık, öfke, şiddet, acelecilik şeklinde kısaca açıklanabilir ki bunların hepsi insan hayatını zindana çeviren, sıkıntıya sokan ve de insanın insanlığını bitiren bir özellik ihtiva etmektedir. Sabırsızlık insanı başarısızlığa sevk etmektedir. Sabırsızlık insanın sağlığını ve vücut kimyasını bozmakla kalmamakta aynı zamanda insanın önündeki mutluluk kapılarının kapanmasına da neden olmaktadır. Bu bakımdan sabırlı hareket etmeyi hayatımızın önemli bir düsturu haline getirmeliyiz. Öfkeden uzak durmalıyız. “Öfke ile kalkan zarar ile oturur” atasözünü asla aklımızdan çıkarmamalıyız. Sabırlı insan mantıklı hareket eder. Sabırsız insan ise öfkeli olur. Öfkeli insan mantıklı hareket edemez. Öfke, insanın mantığının önünü kapatır ve insana sonradan pişmanlık duyacağı şeyler yaptırır.   

İşte bu nedenle yaşadığımız toplumda hayatımızı kolaylaştıran ve bizlere mutluluğun kapısını açan değerlerden biri olan sabır konusuna gerekli önemi vermemiz sabır gücümüzü ve bu konu ile ilgili yetilerimizi arttırmak için bu hususta sürekli eğitim almamız gerekir.

Şüphesiz ki, sabırlı insanın hayatı ile sabırsız insanın hayatı aynı değildir. Yapılan bilimsel araştırmalarda sabırlı hareket eden insanların hayatta daha mutlu ve başarılı oldukları tespit edilmiştir. Nitekim sabretme konusunda  Stanford Üniversitesince yapılan “Lokum Deneyi” sabırlı ve sabırsız hareket eden çocukların  ileriki yaşamlarında karşılaşabilecekleri hususlarla ilgili bize bir ipucu vermektedir. Lokum deneğinin hikayesi şöyledir: “Stanford Üniversitesinde, Walter Mischel adlı bir psikolog 1972 yılında 4-6 yaş arası çocuklarla ilginç bir deney yapıyor. Çocukların önüne bir Eti Pufa benzeyen bir tür lokum koyuyor. Her bir çocuğa diyor ki: “Eğer 5 dakika içinde bu lokumu yemezsen, sana ikinci bir lokum getireceğim.” Sonra odadan çıkıyor. Çocuk 5 dakika boyunca, önünde bir lokum, odada tek başına bekliyor. Çocukların bir kısmı, 5 dakika dolmadan lokumu yiyor. Bir kısmı, 5 dakika boyunca sabrediyor. Bundan yaklaşık 10-20 sene sonra, bu çocukları tekrar buluyorlar. Okuldaki başarılarına bakıyorlar. Çok çarpıcı bir sonuçla karşılaşıyorlar. 5 dakika boyunca sabretmeyi başaran çocuklar, hemen hemen tüm okul yetkinliklerinde daha başarılı çıkıyor. Amerika’da SAT adı verilen ÖSS türü bir sınav var. Sabretmeyi bilen çocuklar, diğer çocuklara göre ortalama 50 puan kadar daha fazla bu sınavda başarılı oluyor.”

Bu lokum deneyinden (Stanford Marshmallow Experiment olarak geçiyor literatürde) çıkartılan temel ders şudur: Sabretme yetkinliği gelişmiş çocukların hemen hemen her alanda (akademik, spor veya sanat gibi) yetkinlikleri daha iyi gelişiyor. Bunun nedenini şu şekilde açıklıyorlar: Çocuk sabretmeyi bildiğinden, yaptığı işe daha iyi konsantre olabiliyor. Dikkatini istediği alana daha kolaylıkla odaklayabiliyor. Bu da öğrenmesini geliştiriyor.   İrade gücüyle, sabretme gücü arasında çok yakın bir ilişki var gibi. İnsan bir zorluk yaşadığında veya karşılayamadığı bir isteğine karşılık sabretmeyi öğrendikçe, o deneyim içinde bir sürü yeni şey öğreniyor. Aklını ve duygularını daha iyi kontrol edebiliyor.

Görüldüğü üzere sabırlı davranan insan hedeflerine daha rahat ulaşabilmekte ve hayatta daha başarılı ve daha mutlu olabilmektedir.

Sabır denildiğinde Hz. Eyüp’den bahsetmemek olmaz. Hz. Eyyüp’ün yaşadığı acılar, sıkıntılar ile bu acı ve sıkıntılara karşı gösterdiği sabırlı davranışın sonunda elde ettiği mükafaat ile ilgili ayrıntıya bir sonraki yazımızda yer vereceğiz.   

Hayatınızda sabır hep var olsun, öfke sizlerden uzak dursun.

Bir sonraki yazımızda görüşmek dileği ile …

Sağlıkla kalın…

Dr. Mehmet Ali NOYAN

Elektronik Posta: alinoyan47@gmail.com


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.